Hasat

B ir yandan inşaat işleri devam ededursun, diğer yandan da hayat devam ediyor. Bahardan önce temizlenip, sürülen bahçede ağaçların ilk bakımları da yapılmıştı. Bahar ve yaz ayları boyunca yağmur azlığı nedeniyle birkaç kez sulanan zeytin ağaçlarının meyveleri olgunlaşıyor artık yavaş yavaş.
Bu arada bahçedeki boş alanlar yeni dikilecek meyve fidanları için hazırlanıyor. Toprak otlardan temizlendi, ilk sürülüşten sonra havalanması ve en azından bir kez yağmur yemesi için bırakıldı. Beklenen yağmur nihayet Eylül başlarında geldi, sürülmüş topraktaki iri topaklar yagmuru yiyince kendiliğinden ufalandı. Üstüne bir daha sürülüp, çapalandı. Artık fidanlar için yapılması gereken gübre atılıp, planlamanın yapılması ve fidan çukurlarının açılması. Ve tabii bu aşamada ekilecek meyve çeşitlerine karar verilmesi gerekiyor. Gidip görüştüğümüz fidanlık (İrgeler) bu konuda danışmanlık hizmeti de verdi. İstediklerimizi anlatınca bize yaz boyunca her hafta meyve alabileceğimiz şekilde fidan çeşitlerini ayarlayabileceklerini söylediler. Örneğin kirazın bir çeşidinin haziran başında meyve verirken, diğer çeşitlerinin de bir iki hafta arayla olgunlaştığını, böylece kiraz zamanı hiç kirazsız kalmayacağımızı müjdelediler. Müjde diyorum, çünkü kiraz aşkını sevenler bilir. Diğer meyve çeşitleri için de aynı şeyler geçerliymiş.

Fidan hazırlıkları devam ederken, bahçede varolan zeytin dışındaki ağaçlara getirelim sözü. Bahçenin sınırlarında genellikle kestane ağaçları, bir kaç ceviz ve tanımadığımız bir ağaç daha bulunuyordu. Kestaneler bu yıl aşılandığı için ne zaman aşılı ürün verebilecekler bilemiyorum, ama cevizler Ağustos sonu itibarıyla toplanabilecek duruma geldiler. Ucunda meyve koparma ve toplamayı sağlayabilen bir kesesi bulunan ve uzayabilen sopa sayesinde hem bahçenin hem de sezonun ilk hasadını kendi ellerimizle yapabildik. Bu iş sandığımızdan çok daha zevkli ve keyifli geldi bize, tabii ham vücutlarımızın bu işlere zamanla alışabileceğini varsayıyoruz. Her neyse, bu arada elimizdeki araçla ancak uzanabildiğimiz kadarını toplayabildik haliyle. Diğerlerinin ise “çırpıcı” tarafından toplanabileceğini öğrendik. Çırpıcıyı bir alet sanmayın, çırpıcılık daha önce aşina olmadığımız bir meslek. Ceviz zamanı çırpıcı geliyor ve (sanırım bir sopa ve merdiven yardımıyla) meyveleri çırparak düşürüyor. İlk topladığımız cevizleri eve getirdiğimizde yeşil kabukların çıkarılmasının pek de kolay olmadığını gördük. Önce çekiçle kırarak çıkarmayı denedik, çıkmasına çıkıyor ama ezilen yeşil kabuklardan fışkıran su beklediğimizden daha ötelere gidiyor, bu uğurda bir iki tişört ve bir çarşaf feda ettikten sonra, küçük bir bıçak yardımıyla kesilen kabukların ortalığı fazla kirletmeden daha kolay çıkarılabildiğini keşfettik. Ellerin ise eldiven dahi giyilse kapkara olması kaçınılmaz görünüyor.

Sonuçta ilk cevizlerimizi yedik, yakınlarımızı ve komşularımızı da bu zevke ortak ettik. Darısı bunu kendileri de yaşamak isteyenlerin başına. Derken çırpıcı marifetiyle toplanan cevizler de geldi, köyde bu işten anlayanlardan öğrendiğimize göre, cevizleri yeşil kabukluyken çuvalda bir hafta kadar bekletmeliymiş, böylece elle ufalandığında yeşil kabuklar kolayca çıkabilirmiş. Bu pratik bilgi sayesinde iki çuval cevizi tek tek bıçakla ayıklamaktan kurtulmuş olduk. Yeşil kabukları ayıklandıktan sonra elleri boyamaması için cevizler yıkanıp kurutulmalıymış. Hoş ellerimiz için artık çok geçti ama en azından hediye ettiğimiz kişilerin elleri boyanmasın diye bahçeye serdiğimiz cevizleri basınçlı suyla yıkayıp kuruttuk. İşte ilk hasadımızın hikayesi böyle, şimdi sıra Tanrı’nın lütfedip bize verdiklerini, şirin paketlere koyup sevdiklerimizle paylaşmaya geldi. Yukarıda sözünü ettiğim ne olduğunu anlamadığımız ağaç ise ayrı bir yazı konusu olacak.

No comments yet.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]