İlk havadisimiz hurma kurutma deneyine ilişkin. Sonuca bakılırsa Japonlar ağzının tadını  biliyormuş, zira kuruyan hurmalar görünüşleri çok cazip olmasa da alışkanlık yapacak kadar leziz oldu. Hatta jölemsi yapısından dolayı yüzünü buruşturup “ben bundan yiyemem” diyen kızımız, kuru hurmanın muhteşem tadına inanamadı, giderken “anne, çantama kuru hurma koymayı unutma” der oldu. Zira tadı normal olgunlaşmış hurmadan çok daha tatlı, ama iç bayıcı değil. Bu arada mini bir de keşif yaptık; ani çikolata krizlerinde kesinlikle işe yarıyor, çikolata yeme arzusunu bastırmakla kalmayıp, yedikten sonra uzun süre de acıktırmıyor. Sırf bu yüzden seneye tüm meyveleri soymayı göze alıp kurutmayı düşünüyoruz.


İkinci havadis, öğrenmenin sonu yok. Köyde sohbet sırasında bir yanık ilacı öğrendik. Hikayeyi anlatan kişinin bizzat başından geçmiş. Annesinin ayağına kaynamakta olan tencere devrilmiş, sonuçta feci bir yanık oluşmuş. Komşuların önerisiyle yapılan müdahaleler yarayı daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramamış taa ki biri çıkıp “kireç kaymağı, balmumu ve zeytinyağı” karışımını getirinceye kadar. Ondan sonra yaranın bir iki gün içinde tamamen iyileştiğini ve eser bile kalmadığını nasıl hayretle gördüklerini söyledi. Karışımın ölçülerini bilmiyorum, umarım kimsenin ihtiyacı olmaz ama aklımızın bir kenarında bulunsun dedim.

Sonuncu havadis, köyün tarihiyle ilgili. Komşu ziyareti sırasında anlatılan bu öyküye göre, mübadele sırasında yuvalarını, bahçelerini bırakıp giden insanların ardından yakın köylerden gelen insanlar burada taş üstünde taş bırakmamış. Hatta bunlara tanık olan bir çocuğun yaşlı bir kadın olarak köyün yeni yerlilerine anlattığına göre, annesi ve diğer komşularıyla birlikte köye gelmişler. Köyde terkedilen evlerden birinde bembeyaz kuş tüyü yataklar varmış. Annesi ve diğer kadınlar değerli bir şey gizlenmiş olabilir umuduyla bu yatakları parçalamışlar. Kuş tüyleri kendi deyimiyle “köyün üzerinde bir bulut gibi”  her bir yana uçuşmuşlar. Üstelik hazineyi de bulamamışlar!!! Anladığım kadarıyla köydeki evlerin ateşe verilip yakılması sonucunda ise adeta bir uygarlığın külleri havaya savrulmuş. Onlar “değerli” bir şey bulamadıklarını düşünmüşler, ama belki de ellerindeki değerin farkına varamamışlar. Eski fotoğraflarda bembeyaz badanalı dağ konakları gibi görünen o evler yakılmasaydı, belki bugün hala gözler için olağanüstü bir şölen, yaşayan ve heyecan verici bir tarih olabilirlerdi. Çok yazık olmuş. İnsanlarımız en azından bahçeleri yakmamışlar da canım zeytin ağaçları bugünlere kadar gelebilmiş. Son yıllarda köyün eski yerlilerinden biri, kurulan iletişim sayesinde, Yunanistan’dan kalkıp buraya ziyarete gelmiş. Köyün bugünkü halini görünce eskisiyle karşılaştırarak çok üzülmüş olmalı. Ama söylediği bir şey var ki çok anlamlı. “Şimdiye kadar sizin atlarınızın nalları bile altından olmalıydı” diyen yaşlı adam gerçek hazinenin bu çok verimli topraklarda saklı olduğunu ne güzel anlatmış. Gerçekten de köydekiler varolan topraklarının ancak bir bölümüne bakabiliyorlar, emekliler toprakla uğraşıyor, gücü kuvveti yerinde olan gençler ise ekmeklerini başka yerde arıyor. Bu gerçekten çok ironik, biz toprakla içiçe bir hayat için neredeyse bir ömür çalıştık ve ancak ondan sonra hayalimizi gerçekleştirebilmek için bir avuç toprak alabildik, onlar ise… Ne yazık.

Tags: , ,

9 Responses to “Son Havadisler” Subscribe

  1. Asortik Krep 09/01/2008 at 22:33 #

    Son yazınız blog yazısı gibi değilde hayat yazısı gibi olmuş 🙂
    Sönmüş kireç ve zeytinyağıyla bizde öyle bir karışımı kardeşimin çaydan yanan sırt derisinde denemiştik.Yanmış alandan eser kalmadı ve yanık deri kendini zamanla temizledi.Karışımın oranını hatırlamıyorum ama (çocuktum çünkü) sönmüş kirecin üstünde toplanan su ile zeytinyağı karışımını iyi hatırlıyorum.Yine de yazdığınız gibi oranına dikkat etmek gerekli.

  2. denizakvaryumu 13/01/2008 at 00:46 #

    Merhabalar
    Bu kurutulmuş hurmayı sanırım Türkiye’de ilk siz denediniz ve sonuç çok iyi olduğuna göre artık denemek isteyenlerin sayısı çoğalacaktır 🙂
    Acaba kaç günde oldu?
    Sanırım doğrudan güneş almayan bir yerde kuruttunuz ?
    Kabuklarını soymak derken neyi kastettiniz?
    Sağlıcakla

  3. Meyvelitepe 13/01/2008 at 13:27 #

    Teşekkürler Asortik Krep, demek bu yanık tedavisi tarifini siz de biliyordunuz. Bu yazıları okuyup da ölçüleri bilen biri bizi bilgilendirse ne iyi olurdu.
    Sayın Denizakvaryumu, biz de burada hurmayı kurutmayı ilk deneyenler olduğumuzu sanıyorduk, ama Karadeniz’in bazı bölgelerinde zaten yapılan bir uygulama olduğunu daha sonra öğrendik.
    Kurutulacak olan hurmaların kesinlikle henüz olgunlaşmamış olması gerekiyor. Hurmayı yıkayıp elma gibi soyuyorsunuz, sadece sapın bulunduğu yeşil kısmı birakıyorsunuz. Sapına, asmak için kullanacağınız ipi bağladıktan sonra ipinden sarkıttığınız hurmayı kaynamakta olan suya yaklaşık on saniye kadar daldırıp çıkarıyorsunuz (suya daldırmadan da oluyor, ama daldırılanlar daha çabuk oluyormuş gibi geldi bana). Askıdaki hurmaları birbirine değmeyecek şekilde yerleştirmeye dikkat etmeniz gerekiyor. Ben güneye bakan bir pencereye astım, kış günlerinde çok fazla olmasa da güneş gördüler. Ne kadar zamanda olduklarına tam olarak dikkat etmedim ama 3-4 hafta sürdü sanırım. Zamanla turuncu renk giderek çikolata rengini alıyor ve meyve küçülmeye başlıyor. İlk yediklerimizin içi hala biraz turuncuydu, fakat tadı gayet iyiydi. Şimdi artık içleri de karardı ve hatta dış yüzeyinde pudra şekerimsi beyaz bir tabaka oluşmaya başladı, okuduklarımdan öğrendiğime göre bu da normalmiş. Denemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum, yapmak hiç zor değil ve çok leziz oluyorlar.
    Sevgiler…

  4. mjora insanı 13/12/2008 at 22:20 #

    karadenizli annem yaptığında yedim.. ama o güneşe değil de soba kenarına üzerine tülbent kapatarak yapıyordu..

  5. Pinar 14/12/2008 at 18:28 #

    Tam detaylarini hatirlayamiyorum ama bir sure once cay bahcesinde yan masada oturan komsularimizin anlattigi bir hikayeye kulak misafiri olduk. Balikesir (sanirim) taraflarinda mubadele sonucu eski Rum koylerine yerlestirilenler, zeytin meyvesini tanimadiklari icin, “aci erik” sanip agaclari kesmisler. Ne kadar dogrudur bilemem ama dinlerken cok uzulmustuk.

  6. elif 30/10/2013 at 22:53 #

    merhaba,
    biz (esim&ben)de sizin sitenizde ballandira ballandira anlattiginiz kuru hurma tarifini bu sene uygulamaya karar verdik ve 19 Ekim’de henuz olgunlasmamis cennet hurmalarini halen yesilken dallarindan topladik. Kabuklari soyulan metodu da harfi harfine uyguladik. Evimizin cati kati, hem havadar hem ilik oldugu icin de 1-1 hepsini (topu topu 77 hurma) teker teker astik. Lakin zamanla dis yuzeyleri nokta nokta kuflendi ve etrafinda minik sinekler ucusmaya basladi :/
    Burada su gunlerde hava sicakligi sabah 18-20, aksam 12 °C civarlarinda. Aksamustleri hava nemleniyor. Acaba cennet hurmalarimiz neden kuflenmis olabilir? Yesil ve sari renkte toplamistik dallarindan, kurutmak icin turuncu mu olmaliydilar? Yoksa geceleri olusan nemden dolayi mi hurmalarimiz boylesine hasta oldu? cok uzuldum, sonucun boyle olmasina, bu kis yiyecegimiz kuru hurmalarin hayalini kurarken hepsi heba oldu…
    Yanitiniz icin simdiden tesekkurler. Italya’dan sevgiler.

    • meyvelitepe 01/11/2013 at 00:08 #

      Merhaba, biz kurutacağımız hurmaları tamamen portakal rengini aldıktan sonra,ancak yumuşamadan hemen önce topluyoruz, yeşil dediğinize göre belki erken toplamış olabilirsiniz. Tecrübelerimize göre kurutmada en başarılı sonuç rüzgarlı ve serin havada alınıyor. Hurmalarda sirke sineği problemi yaşamadık, sineklenme ekşidiklerine işaret olsa gerek. Yaşadığınız yerin havası nemli gelmiş olabilir, genelde küflenme sorunu nemli ortamlarda yaşanıyor. Emekleriniz ve hurmalar için üzüldük, yazık olmuş. Selamlar, sevgiler…

      • elif 01/11/2013 at 00:28 #

        evet belki de erken topladik. Hurmalar dallarindayken turuncu gorunuyorlardi lakin koparip sepete koyarken ust kisimlari hep yemyesildi. Evet burdaki hava tipik dag havasi, aksam nemlenmeye basliyor, sabahlari sehir sisten gorulmuyor, sonra dagiliyor ve kendine geliyor her sey. Belki de simdi zamani hurmalari toplayip kurutmanin, daha turuncu gorunuyorlar ama gercekten “ya yine sineklenirlerse, kuflenirlerse” diye dusunmeden edemiyorum. Burada bahcesi olan herkesin hurma agaci var ve tum hurmalar olgunlasip yerlere dusuyor. Tipki narlar gibi. Nedense en saglikli olan seylere kimse dokunmuyor bu alemde, anlam vermek mumkun degil… Yanitiniz icin tesekkurler, sevgiler.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Hurma Zamanı | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 13/12/2012

    […] kurutulmuş hurmayı öğrenince çok hayıflanmış ve elimizde kalanlarla hemen denenmiştik. Sonucu görünce o kadar hurmayı nasıl sattık diye epey dövünmüş, sonra da kaderimize küsüp bu mevsimi […]

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]