F ırın kardeşliğimiz git gide genişliyor. Daha önce bizimle hiç irtibat kurmamış, dolayısıyla da önceden hiç haberimiz olmayan bir arkadaşımız Meyvelitepe fırınından yararlanarak kendi fırınını yapmış ve çok güzel bir yazı ile hikayesini bize gönderdi.

Kardeşliğimize her yeni katılım ile tekrar heyecan duyuyoruz. Kardeşliğimize katılan fırınların ortak özelliği, yapanların belki de yıllardır bir fırın yapma tutkularını gerçekleştirmek için nasıl bıkmadan, usanmadan, belki de aylarca, kendi elleriyle, bazen ailelerinin de katılımıyla çalışıp yapmaları oldu.

Fırın kardeşliğini kurarken, bahçede yapılan odun ateşiyle yanan bir fırının kültürel bir olgu olmasının yanısıra, içgüdüsel bir tutku olduğunu biliyorduk. Fırınımızın bildiğimiz ve henüz haberdar olmadığımız başka pek çok kardeşi olduğunu biliyoruz.

Site istatistiklerinden gördüğümüz kadarıyla fırın yapımını anlatan sayfalarımızın okunma oranı %50’nin altına hiç düşmedi. Bu da fırınımızın başka pek çok kardeşi olacağını gösteriyor.

Kardeşliğimizin yeni üyesi Malatya’dan. Fırını yapan İbrahim beyin kendi sözleriyle okuyalım hikayesini.

“Merhaba tüm fırın kardeşlerine,

Ben İbrahim SİZER. Malatya’da görev yapan ve Malatyalı olan bir askerim. 8 yıldır Malatya da görev yapıyorum.
Kendime ait 30 dönüm bir arazim var. 2003 yılında araziye kayısı diktim ve
biraz da diğer meyve çeşitlerinden diktim. Kayısıcılık çok meşakkatli bir iş. Arazide
su olmadığından ekstra yatırım yaparak su getirdim. Bugüne kadar çok masrafım
ve çok uğraşım oldu.

Bahçe ile eniştemle birlikte ilgileniyorum. Tabii ben ancak izinlerde ve hafta sonları tatil günleri
ilgilenebiliyorum.

Aslen Sivaslıyım. Sivas kültüründe fırın her köyün ortak değeridir. Köylerde kolektif kullanılan
fırınlar mevcuttur. Fırın mahallenin ortak malıdır. Fırın yakıldığı zaman tüm mahalleye haber verilir ve imece usulü 3-5 evin 10 günlük ekmeği yapılır. Şu anda Sivasın Hafik ilçesinin Ekingölü Köyünde fırında ortaklaşa ekmek yapımı devam etmektedir. Ben de köye gittiğimde yapılan ekmeklerin kokusuna bayılırdım. Sivasın fırın kültürüne karşılık Malatya’nın tandır kültürü vardır. Tandırda ekmek ve bilik (bir çeşit yumurtalı yağlı ekmek) çok güzel olur. Yapılan tandır ekmeği kuru olarak muhafaza edildiğinden 6 ay rahatlıkla saklanabilmektedir. Kuru yendiğinde mide öz suyunu çektiğinden çok rahatlatıcı bir ekmektir.

Geçen yıllarda bahçeye evimin yanına bir fırın yapmayı düşündüm. İnternette ‘’Taş Fırın Ve Kara Fırın’’diye arama yaptım ancak birkaç resim dışında bir şey bulamadım. Bu yüzden bir süre bu fikrimden vazgeçtim.

Bu yaz eniştem gel buraya bir fırın yapalım dedi. Ben de benimde aklımda öyle bir şey var ama nasıl yapabileceğimi bilmiyorum dedim. O da fırıncılara sorarız öğreniriz dedi. Bu arada internette tekrar fırın olarak arama yaptım ve sizin ‘’Meyveli Tepe ‘’ile karşılaştım. Bu kadar ayrıntılı bir fırın yapımı olunca bizde de cesaret oluştu ve yapmaya karar verdik.

Öncelikle fırının yeri hakkında karar verdik. Evin arkasında köşe olan bir yer fırın için çok uygundu. Evin duvarlarını sıva yaptırdığım zaman bu belirlediğim yeri sıva yaptırmadım. Duvarını tuğla ile ördüm üzerine de kalıp atarak inşaat demiri ile döşedikten sonra beton attık. Demirler kapanana kadar harç atıp düzelttik ve bir fotoğrafçının tavan değişiminde çıkan cam elyaflı izolasyon malzemesini döşedik daha sonra yaklaşık 10 cm gelecek şekilde betonu attık.

Resimde görüldüğü gibi fırının yeri hazırdı. Şimdi esas mesele fırının nasıl yapılacağı idi. Malatya’da fırın için gerekli olan malzeme sordum ve çok pahalı olduğunu gördüm. 1 torba şamot 25 ytl, 5×20 tuğla 2 ytl. Tam bu sırada bana Ankara’da görevimle ilgili kurs çıktı ve Ankara’ya gittim. Burada yapı marketleri dolaştım. Sadece KOÇTAŞ’ta ateş tuğlası ve şamot vardı ve fiyatı çok uygundu ancak kalmamıştı. Oradan İstanbul’a geçtim. Dayım 7 yıldır felçli bir ziyaret edeyim dedim. Onu ziyaretten sonra kayınbiraderlerde kaldım ona fırın fikrimizi anlattım. Onunda Karamürsel Hersekte 4 dönüm kadar yeri var kendisinin de bir fırın yapacağını çıkma tuğla biriktirdiğini söyledi. Şu anda da kendisinde bir miktar tuğla olduğunu ve alabileceğimi söyledi. Tuğlalara baktım 20-30 tane kadar ve ikiye bölünmüştü. Tabi bu kadarı yetmezdi ama olsun genede iyidir dedim. Ertesi gün gideceğimden kayınbiradere bir KOÇTAŞ yapı markete gidelim de tuğla alayım dedim. O da olur dedi. Sabah oldu kayınbiraderim cep telefonu ile konuşurken bana oğlunun bir cam atölyesinde arızalı araç için gittiğini orda fırın değiştirildiğini kaç tane tuğla lazım
olduğunu sordu. Bende uykulu uykulu ne kadar varsa getirsin dedim. Gelen miktar 53 tane idi tuğlalarda çok iyi durumda idi daha fazla yokmuydu diye birde
sitemde bulundum ancak oğlu tuğlaların olduğu yerde çamur olduğunu almakta zorlandığını söyledi ve olanları paket yaparak otobüs terminaline geldik. Tüm
tuğlalar 200-250 kg. dı taşımak dahi çok zordu. Otobüse verirken baya zorlandık. Almak istemediler. 40 ytl ücret vererek kabul ettirdik.

İstanbul’dan gelen tuğlaların yetmeyeceği endişesi ile 25 adet tuğlada Malatya’da aldım tabii şamotu da buradan aldım. Yeni tuğlaları tabana döşedik. Sizin vermiş olduğunuz ölçülere riayet ederek harcı hazırladık. Taban tuğlasını döşemeden tabana cam ve kaya tuzu
yerleştirerek 5 cm. daha beton attım. Fayansçı olan bir arkadaşımı getirerek terazili bir şekilde taban tuğlalarını döşedik Taban tuğlası döşemek yarım günümüzü aldı.

Taban tuğlalarını döşedikten sonra 1 hafta sonra fırının duvarlarına başladık.Yaptığımız hesaplara göre tuğlaların yetmeyeceğine karar verdik ve 3 sıra tuğlayı harman tuğla ile örmeye karar verdik. Duvar ustalığını ben yaptım eniştemde hem danışmanlık hem de
harcın hazırlanması görevini aldı.

Fırının yapımında tamamen sizin
fırını örnek aldık. Çapını 1 m yaptık. Bir çiviye ip taktık.1/2 m ölçerek fırının merkezinden ucunda odun
kömürü ile daire çizdik. Bu çizgi üzerinden duvarları örmeye başladık.

Sizin fırına strafordan kalıp yapmıştınız biz
yapmadık çünkü ben biraz kendime güveniyordum hem de İstanbul’dan getirdiğim tuğlaların büyük bir kısmı kubbe tuğlası idi. Fırının ağız kısmında kullandığım tuğlalardan belli olmaktadır. Tuğlaları ördükçe fırın oluşmaya başladı. Belli bir yükseklikten sonra içine kum doldurma gereği duyduk.

Fırının içine bir torba perlit koyduk. Taşıması ve çuval içerisinde boşaltılması kolay olduğundan iyi bir dolgu malzemesi oldu.
Onun üzerine de ince kum doldurarak kubbenin şeklini verdik. Örmeye devam ettik
.

Fırının giriş kısmını yapmak oldukça kolay oldu. Çünkü tuğlalar kubbe tuğlası olduğundan şekli kendisi alıyor. Ben sadece destek yaparak aralarını harçla doldurdum.


Bu şekilde içi dolu iken kubbeyi oluşturduk.
Ateş tuğlası yetmediğinden kubbeye de harman tuğla kullandık. Evin duvarı ile
fırın arasına izolasyon malzemesi koyduk. Bundan sonra fırının dışı ile ilgili işlerle uğraştık.

Fırının dış duvarını örerek
fırını kapatmaya başladık. Fırının üstüne izolasyon malzemesi koyduk ve çakıl taşıyarak duvarı ördükçe içini doldurduk. Bu     şekilde fırının dış duvarını ördük fırını tamamen kapattık.

Sizin gibi fırının bacası için köşebentten baca tuğla hamili yani taşıyıcısı yaptırdım. Baca tuğlalarını bu demirin üstüne oturttum. Fırının önüne barbüke yerini de aynı ölçülerle yaptık.
Barbüke yerinin tuğla kalıbını mdf den yaptırdım. Baca demirinin olduğu yere siz ince ateş tuğlası kullanmışsınız ben çıkma mermer kullandım. Oradaki ölçülere göre kestim ve yerleştirdim. Bilmiyorum nasıl oldu.

Bu arada hava bozmaya başladı ve yağmur yağıyor sadece hafta sonumuz olduğu için ve önümüzde kış olduğundan bir
an önce fırını bitirmeyi istiyorduk Hatta hedefimiz kurban bayramı tatilinde
burada ekmek yapacaktık. Fırının önünü de ördükten sonra sadece barbüke yerinin
tabanı kaldı.

Kurban bayramı öncesi hafta sonu
bahçeye gelerek barbüke yerinin kalıbını çıkardık. Eniştem ben ve yeğenim yaptığımız işin heyecanı ile kağıt ayarlayarak fırını yaktık.Bahçeye gelirken elektrikli fırında pişirmek üzere balık almıştık. Evde elektriklerin kesik olduğunu gördük biz de fırının önce kağıt sonra çırpı daha sonrada odun yakılması sırasına aldırmadan balığı fırında yapma kararı aldık ve yavaş yavaş  ateşin şiddetini arttırdık. Ateşi yaktıkça heyecanımız artıyor yaptığımız işten gurur duyuyorduk.

 

Fırınımız tamamlanmış ve içinde balık bile
pişirmiştik. Balık piştikten sonra semaverde de çay demledik 1-1,5 aydan beri yaptığımız işin tatlı yorgunluğu ile  yemeğimizi afiyetle yedik.



Bayramdan sonraki cumartesi günü
akrabamız olan köy fırınından iyi anlayan

Zeynep Ablayı bahçeye götürerek bize cevizli kömbe yapmasını istedik. Oda kabul etti eniştede ayrıca ablama hamur yaptırarak ekmek yapmayı deneyeceğiz. Birde fırın küreği aldık. Fırının ağzına kapak yaptırdım. Sadece barbüke yerinin tabanı kaldı. Onu da Belki bahara yaparım. Bir kısmını 2 x20 lik ateş tuğlası ve mermer kullanmayı düşünüyorum.

Bu satırları yazdıktan sonraki gün bahçeye gittik. Fotoğraf makinesini de götürdük. Fırını yaktık. Ablam ve Zeynep Abla evde cevizli kömbeyi hazırladılar bu arada ablam evden hamur hazırlayıp getirmiş. Kömbeden önce ekmek pişirdik. Resim çekmek istedik ancak fotoğraf makinesinin bataryasının bitik olduğunu fark ettik.Herhalde küçük oğlum akşam fotoğraf makinesi ile oynamış bende kontrol etmeden yola çıktım. Fırının yanma görüntüleri ekmek ve cevizli kömbe  görüntülerini alamadık diye çok üzüldük. Ancak köyde 30 yılını geçiren Zeynep Abladan baya püf noktası öğrendik. Mesela ekmek yapmak için fırın yakıldığında içindeki ateş fırının değişik yerlerine gezdirilmeli imiş.Çünkü tek yerde yakıldığı takdirde ekmeğin altı tam olarak pişmiyor.Bazı yerler güzel pişerken bazı yerlerde ekmeğin altının çevirmek  zorunda kaldık.Fırın yandığı zaman kubbesi bembeyaz oldu.Bunu zevkle seyrettik. Hatta enişte yanarken sürekli fırının içine bakıp duruyor. Ben de ne bakıyorsun bir hata mı var dedim. O da yav o kadar güzel olduki bakmaya ateşin yanmasına ve kubbede ateşin dağılması görüntüsüne doyamıyorum dedi.Yalnız bu şekilde yandığı takdirde 100 ekmek yapabileceğimiz kanısına vardık.Bir daha fırını yakarsak 2-3 akrabaya haber verip hamur yapmalarını isteyeceğiz.Çünkü yandıktan sonra fazla odun gitmemektedir.

Eve gelir gelmez hemen fotoğraf makinesinin bataryasını değiştirdim ve ekmek ve kömbelerin fotoğrafını çektim.

Köy ekmeği

Cevizli Kömbe

Bir dahaki sefere fırının ayrıntılı resimlerini göndereceğim.

KULLANDIĞIMIZ MALZEME  LİSTESİ

25 Adet Yeni Ateş Tuğlası    50 YTL

65 Adet Ateş Tuğlası             40 YTL

2 Torba Çimento                   13 YTL

1 Torba Kireç 5 YTL

1 Torba Şamot                       20 YTL

300 Adet Harman Tuğla         30 YTL

Nakliyat                                  30 YTL

21 Adet İnce Ateş Tuğlası      25 YTL

Toplam  208 YTL

Bu arada birkaç dosttan sipariş fırın aldık bizim bahçemize de yapın diye. Vaktimiz müsait olursa yapmaya çalışacağız.Bu işte usta olduk nasıl olsa.

Tüm fırın kardeşlerini Malatya’ya bekliyorum. Fırında daha güzel şeyler yaparız Afiyetle yeriz.”

İbrahim bey, Kayısılı Tepe fırını çok güzel. Köy ekmeği ve cevizli kömbeye bakılırsa çok da iyi çalışıyor. Fırını yapan sizin ve eniştenizin, ekmekleri ve kömbeyi pişiren ablanız ve Zeynep hanımın ellerine sağlık.

İnşallah uzun yıllar sağlıkla ve huzurla Kayısılı Tepe fırınını kullanırsınız. Kimbilir, belki çevrenizde başka fırın yapmak isteyenlere de yardım edersiniz. İnşallah biz de yolumuz düşerse uğrarız, bize de kömbe yaparsınız…

Tags: , , , , ,

9 Responses to “Fırın Kardeşliği – Kayısılı Tepe Fırını” Subscribe

  1. perili köşk 27/12/2008 at 17:09 #

    nasıl bir keyifle okudum,özendim,hatta biraz kıskandım :=),girişimci ruhlarınıza hayran oldum….
    evet Meyveli Tepe de Kayısılı Tepeye güzel bir fırın kardeşliği olmuş 🙂
    belki bir gün ben de ,uzak bir hayal ama ,kimbilir….

  2. alis 29/12/2008 at 10:33 #

    Kardeş fırınların öykülerini okurken uzun uğraşların yorgunluğunu harlı ateşi izleyerek ve ekmek kokusunu içine çekerek atan fırın sahiplerinin coşkusunu hissedebiliyorum. Tebrikler Kayısılı Tepe 🙂
    Bu arada kardeş fırıncılarımız pişirdikleri spesiyallerinin (Şefin Fırını’nın lahmacunu, Kayısılı Tepe’nin cevizli kömbesi gibi) tariflerini de hikayelerine iliştirseler çok hoşuma gider doğrusu 🙂 Hiç duymamıştım cevizli kömbeyi, kulağa nefis geliyor biraz araştırayım bakalım.

  3. Meyvelitepe 29/12/2008 at 17:06 #

    Perili Köşk, teşekkür ederiz. Neden olmasın, siz isteyin mutlaka olur. Sizin fırınınızı da keyifle kabul ederiz fırın kardeşliğine.
    Alis,
    Buradan İbrahim beye duyuruyoruz. İbrahim bey, cevizli kömbenin tarifini istiyoruz. Siz bilmiyorsanız Zeynep hanım söylesin, siz yazın.

  4. ibrahim sizer 31/12/2008 at 19:13 #

    Site sahiplerine teşekkür ederim
    sitenizde kayıslı tepe fırınını yayınladığınız için.yeni fotoğraflarıda yayınlarsanız sevinirim
    yeni yılınız kutlu olsun nice fırın kardeşliğine ve fırınlarda ekmek börek güveç .vs. yapmaya.
    tüm fırın kültürünü ve bu değeri yaşatanların yeni yılını kutluyorum.

  5. ibrahim sizer 31/12/2008 at 19:15 #

    Cevizli kömbe tarifini mutlaka yazacağım.yorumlarınıza teşekkür ederim.

  6. Almanyali 15/01/2009 at 02:50 #

    Elinize emeginize saglik. Bende sizin meyvelitepe firiniza benzer bi tane bahceme yapmak istiyorum. Ilk betonu sonbaharda dökmüstüm.1.5m x 1.5m olarak devaminida sogklar gectikten sonra yapacagim. Nasip kismet bakalim nasil olacak? Almanyanin aachen sehrine yapacagim. yardimlarin icin simdiden tesekürler. fotolari cekip bende firinlarin kardesligine göndermek istiyorum. Almanyadan selamlar…

  7. senol 17/09/2009 at 15:42 #

    valla kardes eline saglik cok guzel olmus yalniz baca isini tam anlayamadim onu nasil monta ediyorsun yemaklere soyleyecek bisey yok tekkelime muhtesem
    saygilar

  8. ibrahim 28/12/2009 at 23:27 #

    Şenol Kardeş,
    iltifatlarınız için teşekkür ederim.Ben de şu an fırınımdan uzaktyım görevim gereği Tuncelideyim Meyveli tepe sağolsun sayesinde yaptığımız işe bende bu siteden bakarak hasret gideriyoruz.Bacayı sormuşsunuz,şöyle yaptık fırının ağzındaki yan duvarı ördükten sonra ağız yüksekliğinden 10 cm üzerine her iki yan duvardan destek alacak şekilde ve baca tuğlası eninde köşebent demir koyduk.iki adet baca tuğlası yanyana gelecek şekilde yukarıya doğru ördük.Ancak fırının ilk ateşinde dumanın hepsini çekmediğini gördük. Harman tuğla ile baca ören arkadaşların daha fonksinel olduğunu görüyoruz.Tabii siz bilrsiniz kolay gelsin

  9. zeki yalçındağ 03/11/2014 at 15:07 #

    Değerli hemşerim, bende Sivaslıyım ve Mersine yerleştim ve bahçe yaptım şimdi içine küçük bir ev ve yanına sizin gibi bir Ocak, fırın yapmak istiyorum. Kemer şeklini ve kubbeyi nasıl yaptınız biraz açıklarsanız sevinirim.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]