B u kış son yıllarda hiç görmediğim kadar yağmur yağdı. Üstelik de şiddetli değil, ama sürekli ve ince ince. Bu yüzden erozyona sebep olmadığını düşünüyorum. Toprak kana kana suya doydu. Umarım yer altı su depoları da tamamen dolmuştur.

Yağan yağmurdan bahçe çok çamur. Bize yapacak pek fazla bir şey bırakmıyor. Fidanların önemlice bir bölümünü budamıştık. Sadece naşiler kaldı. İlk fırsatta onlarda da bir budama yapacağız. Öyle çok fazla değil. Sadece biraz şekil budaması ve uç alma, hepsi o kadar.

Öte yandan hazırlıklarımız son hızla devam ediyor. Naşileri diktiğimiz bölüm önceki yıl fazla alt üst olmuş, alltaki ham toprak üste çıkmıştı. Bu yüzden toprağa verimli özellikleri kazandırmak için epey çaba sarfediyoruz. Hem geçen yıl, hem de bu yıl bolca yanmış çiftlik gübresi vermiştik. Yeşil gübre olarak geçen yıl bakla ekmiştik, bu yıl da yonca ekili. Yoncalar çimleneli epey oldu. Boylanmak için havanın ısınmasını bekler durumdalar.

Bunlara ilave, toprağın organik maddece zenginleştirilmesi için bir arayış içindeydik. Epey bir araştırmadan sonra leonardit kullanmaya karar verdik. İçinde %75 Humik ve fulvik asit, %85 organik madde ve çeşitli iz elementler olan tescilli malzememiz geldi. Leonardit, bir gübre değil, organik bir toprak düzenleyici. Toprağı bitkilere yarayışlı hale getiriyor. Toprak tavlandığında tüm fidanlarımızın kök çevresini olabildiğince açıp bu malzemeyi tatbik edeğiz.

Bu kadar zahmete girmişken aynı anda bir kaç şeyi birlikte yapalım dedik. Tüm meyve fidanlarımızda ve sebze ektiğimiz bölümlere geçen yıl damlama sulama sistemi kurmuştuk. Ancak yaz sıcaklarında haftada bir iki sulama bile toprağın bir kuruması, bir ıslanmasına yol açarak bitkileri strese sokabiliyor. Oysa, topraktaki nem oranını sabit tutabilmek ideal olurdu. Bu yüzden su tutucu malzeme kullanmaya karar vedik. Yine epey bir araştırmadan sonra Ekosorb kullanmaya karar verdik. Duran bey bahçedeki tüm ağaçlar, hatta sebzelere yetecek kadar ürünü hızlı bir servisle gönderdi.

Bununla da yetinmedik, çeşitli mantarlara karşı organik mikrobiyal tescili olan Bionem isimli üründen sipariş ettik ve geldi. Bu ürün, içerdiği organizma ve çeşitli bitkisel yağlar ile hem zararlı bazı mantarları baskılayıp topraktaki faydalı biyolojik faaliyeti destekliyor, hem de kök gelişimine katkıları var. Bu şekilde bordo bulamacı uygulamasını kaldırmayı ümit ediyoruz.

Sekoya çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir ağaç. Kanada’dan kızıl sahil sekoyası ve dev sekoya tohumlarından getirterek hemen soğuk katlamaya aldık. Fakat kızıl sahil sekoyasının tohumdan çimlenme oranının sadece %5, dev sekoyanın ise %40 olduğunu öğrenmek epey umut kırıcı. Neyseki, kızıl sahil sekoyası cinsindeki anaç sekoya ağacımız bir sürü sürgün vermiş. Düzgün şekilli 30-40 kadar çelik aldık.

Budadığım alev ağaçlarından da bir sürü çelik yaptım. Yıllardır ortancaya para vermiyorum. 20 yıl önce aldığım 3-5 ortancadan o kadar çok çelik köklendirdim ki, sayısını bilmiyorum. Bu yıl yine 30-40 kadar çelik yaptım. Çoğu köklenir. Sardunyaları elden geçirdim. Onlardan da bir o kadar çelik çıktı. Yaz kış çiçek açan güllerden gözüme kestirmiştim onlardan da biraz çelik yaptım. Bu kadar çelik için yer ve toprak hazırlamak, dikmek, üzerlerini streç film ile kaplayıp içerde sıcak bir yer aramak epey yorucu oldu.

Çeliklerin bir kısmı

Tüm tohumları elden geçirdim. Hem sebze hem çiçek, epey tohumumuz var. Ayrıca soğuk katlamada biraz üvez, kısmet ağacı, pavlonya tohumlarımız Mart ortalarını bekliyor. Elde ettiğimiz kurutulmuş goji berry meyvelerinden aldığımız tohumlarının çimlenme özelliklerini kontrol ettim. Mükemmel çimleniyorlar. Henüz erken olmasına rağmen bir kaç kapta ektim. Amacım çimlendikten sonra sağlıklı gelişimleriyle ilgili bir kaç test yapmak. En uygun ortamı bulduğumda yüzlerce goji berry fidanı yapmak gibi bir isteğim var.

Bu yıl sebze bahçesi için çok değişik düşüncelerimiz var. Hayal ettiğimiz gibi olursa daha önce benzeri yapılmamış bir şey yapmış olacağız, sanıyorum çok da keyifli olacak. İlerleyen günlerde bu projeden haberler vereceğiz.

Mart ayına geldik. Akşamları tatlı niyetine bir kaç hurma yemeden edemiyoruz. Tam kıvamına geldiler. Japonların yazdığı gibi, meyvenin şekeri dış yüzeyde pudra şekerine benzer bir beyazlık yaptı. Uzak doğuda kurutulmuş hurmaya (Korogaki) neden çok değer verildiğini ve çok kıymetli sayıldığını şimdi daha iyi anlıyoruz.

Tags: , ,

4 Responses to “Bahar geliyor -1” Subscribe

  1. Magissa 02/03/2009 at 12:25 #

    Hurmalardan bahsetmeyi unutmusum gecen yaziniza yorum yazarken – gercekten benzersiz birsey olmus, tazesinden daha lezzetli geldi bana. Cikolata gibi.

  2. ece 04/03/2009 at 15:09 #

    Ben hurmalara bu kadar zarif davranamadım doğrusu. Sapından tuttuğum gibi….:))
    Tütün çiçeği tohumlarımı ekmek için ne zamanı seçmeliyim? 12 Mart diye not almıştım ajandama ama, geç midir?
    Kolaylıklar diliyorum,izlemedeyim,
    Sevgiyle

  3. Canan-ORGUKNIT 29/03/2009 at 14:08 #

    Merhaba arkadaşım
    Hergün bloglara yolculuk etkinliğim var.Bu vesileyle 5 blog tanıtıyorum.Bugün ki tanıtıımda sen de varsın.Sevgilerimi yolluyorum.

  4. zirai haber 18/08/2009 at 16:21 #

    Çok güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık…

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]