… bir gün baktım ki, hayatın tüm güzelliklerini gündelik telaşların
arasında ıskalayıp geçiyoruz, hiç zevk almadan yaşadığımızı sanıyoruz …
” diyor Mehmet bey. Nedense bize çok tanıdık geldi. Sözü fazla uzatmadan Mehmet beye veriyoruz.

Merhabalar,
Köy fırını yapmak için araştırmalar esnasında aramalarım sonucu meyvelitepe bloğuna rastladım. İyi ki de rastlamışım diyorum. Fırınımı yaparken tecrübelerinizden bolca faydalandım. Sizin deneyimlerinizin üzerine bende birazcık fikirler üretip ekleyerek basitçe fırınımı yaptım. Naçizane olarak bende deneyimlerimi paylaşarak fırın kardeşliğinize katılmak istiyorum.

Öncelikle kendimi tanıtarak başlamak istiyorum. İsmim Mehmet Kodaş, Kütahya ilinin Tavşanlı ilçesinde yaşıyorum. Esnaflık yapıyorum. Bir gün baktım ki, hayatın tüm güzelliklerini gündelik telaşların arasında ıskalayıp geçiyoruz, hiç zevk almadan yaşadığımızı sanıyoruz ve ömrümüzü hiçler uğruna heba edip gidiyoruz ve kararımı verdim.

Küçük bir arazi alıp orada doğayla baş başa kendi ürettiğimi tüketerek ve kendi kendine yetecek bir hayat yaşamak, bu konuda planımı oluşturuyorum. Bu düşünce yaklaşık olarak 5 yıl öncesine dayanan bir hayalimdi. Şimdilerde bu hayalimin % 70 ini başarabildim. Dubleks bir ev yaptım, su ihtiyacımız için kuyu açtırdım, bahçesini ekilebilir hale getirdim, her meyveden birer ikişer ağaç diktim, bilumum sebzelerin fidelerinin dikimini yaptım vs.

Sıra hep özlemini çektiğim köy fırınını yapıp mis gibi kokan ekmeğinden, pidesinden güvecinden simitinden yemekti. Onun için kollarımı sıvayıp işe koyuldum. İlk aşama bu işi nasıl yapacağımdı ve örnek projeler varmıydı?

Bu araştırmalarım sonucu meyvelitepe bloguyla tanıştım. Ben sürekli fotoğraf çeken birisi değilim, o sebepden aklıma geldikçe fotoğrafladım. Ekte size fotoğraflarımı da gönderiyorum, siz gerekli yerlere monte ederseniz sevinirim

Şimdi sırada fırın yapım aşamalarımız var:

İlk önce fırını yapacağımız yer tespitini yaptık. Topraktan, rutubetten etkilenmemesi için önce 100cm ye 125cm olan taban betonumuzu attık. Onun üzerine 3 sıra normal inşaat tuğlasını ördük. Yaklaşık 70cm yerden yüksekliği elde etmiş olduk. İçerisine taş toprak ne varsa doldurduk. Bize esas dolguyu yapacağımız 5 cm boşluk kaldı. Oraya da cam kırıkları ve üzerine 15 kg tuzumuzu serdik (bu arada fırınımızın yapım aşamasında taban betonu hariç tüm harcı sarı toprak ve saman karışımından yapılan mayalanmış çamurdan yapıyoruz ).

Fırınımızın tabanına gelecek olan 25*25 cm ateş tuğlalarını zeminimize döşüyoruz. Döşeme işleminde, tuz serdiğimiz kısımlara hiç çamur koymadan direk tuzun üzerine, diğer kısımları ise çamurumuzla yapıştırıyoruz.
Bu şekilde taban tuğlalarımızı terazisinde döşedikten sonra sıra fırınımızın kubbesini yapmaya geliyor. Bu işin en zor kısmı diye biliriz çünkü kubbe yaparken tuğlalarımızı içe doğru yatırarak kubbeyi tamamlamamız gerekiyor. Bu aşama bizi  biraz zorlayacak diye düşünürken, meyvelitepe fırınının yapım aşamasında rastladığımız strafordan yararlanmak aklımıza geldi. Bu fikri biraz daha geliştirerek strafordan kubbenin kalıbını hazırladık. Planlarımıza göre fırınımızın iç çapı 90cm, kubbe yüksekliği 45cm, fırın ağız genişliği 40cm, fırın ağız yüksekliği de 25cm olacaktı. Aldığımız 1 paket 2lik straforumuzu bu ölçülere göre portakal dilimleri şeklinde kesip, koli bandıyla yapıştırdık. Fırınımızın kubbe kalıbını tamamen oluşturduk. Bu işlem ileriki aşamada kubbe yaparken bizi hiç zorlamayacağı gibi nemli kum kullanmak zorunda da kalmayacaktık ve öylede oldu. Hazırladığımız kalıbımızı taban tuğlalarının üzerine koyduk. Çamurumuzla tuğlaları kalıbımıza dayaya, dayaya kubbeyi çevirdik, kalıp sayesinde hiç zorlanmadık.

Fırınımızın ağzı için tenekeden kesip kıvırmak suretiyle 5cm eninde 90cm uzunluğunda parçamızı elde ettikten sonra onu fırının ağzına yerleştirdik. Bunu yapmak bizi kubbenin ağız kısmını dönerken faydalı olduğu gibi fırını kullanma aşamasında fırın küreğinin kenarlara çarpmasına karşıda koruyacak, ağzımızın çabuk deforme olmasını geciktirecekti.

 

Kubbemizi bitirdikten sonra üzerini güzelce çamurumuzla sıvadık. Sıra bacamızı çıkmaya gelmişti. Fırın ağzımızın dış kenarlarında uzunluğu 50cm, eni 25cm olacak şekilde tuğlalarımızdan ağız yüksekliğini geçecek şekilde bacamızı ördükten sonra elimizde fazla bulunan hazır baca tuğlalarından faydalanalım diye bacamızı onlarla yükselttik. Birkaç gün kurumaya bıraktıktan sonra fırınımızı deneyip eksik ve hatalarımızı görelim diye yakıp denemelik pide ve ekmeğimizi pişirelim dedik.

Öncelikle fırınımızın içinde kalan strafordan kubbe kalıbımızı kırarak çıkarmaya çalıştık. Erişemediğimiz yerlerde kalanları da kâğıt, karton parçası, çalı, çırpı gibi yakabileceğimiz kalorisi az yakacaklarımızı yakarken yanıp gitti zaten. İlk gün bu şekilde basitçe yaktık. Hem kalıbımızı çıkarmış, fırınımızın iç kısmını da ilk defa görmüş olduk. İç kısmı çok güzel olmuştu.  Hiç hatayla da karşılaşmadık. Ertesi gün fırınımızı tekrar yaktık. Bu sefer ekmek ve pide pişirerek denemek için ve baya sağlam yaktık. Benim tahminimden fazla odun yakıldı ama fırınımız artık tamamen kurudu diyebilirim. Önce pidelerimizi pişirdik, sonra denemelik ekmeklerimizi pişirdik. Fırınımızın ilk pişirdiği pide ve ekmekler olmasına rağmen süper olmuşlar, çok ta lezzetliler. Çektiğimiz emeğe değdiğini düşünüyorum.

Niyetimiz ilk fırına başlarken öylesine alelusul bir fırın yapıp, çok özen göstermeden, fazla maliyete kaçmadan işimizi görmekti. Fırına baca koymayı, üzerine çatı yapmayı falan düşünmüyordum. Ama yaptığımız fırın öyle güzel oldu ki, baca yapmayı ve çatı yaparak muhafaza etmeyi hak ediyor. Önümüzdeki günlerin yaz olmasından dolayı şimdilik çatısız idare edeceğiz, ama mutlaka çatı yapmam gerekiyor.

 


Pişirme işleminden sonraki gözlemlerimiz:

 

Bu şiddetli yakma esnasında kubbenin sıvasında küçük birkaç çatlak oluştu. Onları tekrar kalın bir sıvayla kapatacağım. Niyetimiz kubbeyi izocamla yalıtım yaparak tekrar sıvamaktı. Kubbenin tabandan önce kızmasından dolayı bu fikirden vazgeçip, sadece kalınca çamurla sıvayarak taban ve tavanın eşit zamanda kızmasını sağlamayı düşünüyorum. Bacamız biraz kısa geldi. Çekiyor ,fakat biraz daha yükseltsem daha iyi olur düşüncesindeyim. Baca tuğlalarıyla yükseltme artık risk taşıyacağı için, eski soba borularıyla seyyar olarak yükseltip çıkarmak daha mantıklı geldi. Fırın ile deneyimlerim şimdilik bu kadar.

 


Hoşça kalın,
Selamlar.

Tags: , , , ,

One Response to “Fırın Kardeşliği – Mehmet beyin fırını” Subscribe

  1. [email protected] 09/06/2009 at 12:36 #

    Hocam bir sey sormak istiyorum..
    Cam kiriklari ve tuzun ustune duzmussunuz taban tuglalarini.. Merak ettigim oynama yapmiyormu yada zamanla zemine cokme yukselme falan olur mu ? Cunki tabana bir sekilde yapisik degil bagimsiz alttaki de erime yada ne biliyim sismeye meyillli bir yapi gosterecek olan cam ve tuz.. Nasil olucak aydinlatirmisiniz ileriki zamanlarda

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]