F ırın kardeşliğimizin yeni bir üyesi var. Bu kez Aydın Germencikten. Sözü Halil beye bırakıyorum.

“Merhaba, ben Aydından Halil Erol.
Aydın İli Germencik İlçesi Mursallı Kasabasında Sağlık Memuru olarak çalışmaktayım. Aslen Konya /Beyşehir/Üzümlü kasabasındanım. Çalışmakta olduğum Mursallı Kasabası halkı Selanikli ve Arnavut göçmenlerden oluşmaktadır. Kasabadaki bir çok evde fırın bulunmakta, fırınlarda çok lezzetli börekler, ekmekler ve yemekler pişirilmektedir. Asker olan babam emekli olduktan sonra İzmir’e yerleşti. Buca ilçesine bağlı Demirci köyde 10 dönüm zeytinlik aldık, içine evimizi yaptık.

Yaz tatillerinde babam ve annem bahçede oturduklarından fırsatım olduğunda hafta sonlarında ziyaretlerine gidiyorum. Bahçemize bir fırın yapmaya karar verdik. Fakat nasıl yapılacağı konusunda fikir sahibi değildik. İnternette sizin sitenizi gördüm ve inceledim. Artık fırın yapabileceğimiz kanaatine varınca hazırlıklara başladık.

Bahçemizde yeteri miktarda harman dolgu tuğla vardı. Cam kırıkları biriktirmeye, aramaya başladım, Birkaç gün içinde 2 koli dolusu cam kırığı topladım. İzmir de bulunan kardeşim 25 kg. Kaya tuzu temin etti. Babam da bahçeye 2 torba çimento hazırladı. Ayrıca 12 teneke perlit aldık. Bu arada ben bulunduğum köyden eski evlerden kerpiç kalıpları ve bir miktar tuğla ve cam kırıklarını alarak İzmir’e gittim.

20 Haziran 2009 günü fırın yapımına başladık. 150×160 cm. temelinden işe başladık dış duvarlarını dolgu tuğlayla 80 cm. yükseltip içini bahçeden topladığımız taşlarla doldurduk. Taşların üzerine ilk tesviyeyi çakıl ile yaptık sonra 2 sıra tuğla tekrar ördük birinci tuğlanın hizasına kadar cam kırıklarını döşeyip üzerine kaya tuzunu döküp tekrar tesviye yaptık. Ateş tuğlası almadığımızdan dolgu tuğlanın düzgünlerini seçip beton bir duvara sürterek tırtıklı yüzeylerini düzleştirdik ve tabana döşedik. İlk aşamayı tamamlamış olduk.

Şapkalı babam Emekli Asker, kareli gömlekli Kardeşim serbest Avukat, açık renk gömlekli olan ben.

Kartondan 1 metre çapında bir daire çizip fırın tabanına yerleştirdik. Etrafına kapı yeri haricinde tuğlaları dik olarak yerleştirdik. Dik tuğlaların arkasına yatık tuğlaları döşeyerek aynı yüksekliğe ulaştık. Tuğlaları perlit ve çimento karışımından elde ettiğimiz harç ile ördük. Bu arada eski soba kovalarından iki tanesini açıp, kesip  30 cm. eninde saç elde ettik ve iki saçı 120×30 cm. olacak şekilde üst üste koyup muhtelif yerlerinden delerek çivi yardımı ile birbirine perçinleyip giriş kapısının üstüne koymak için saçımızı hazırladık ve giriş kapısına yerleştirdik. Bu arada 21 haziran akşam üstü oldu ve benim hafta sonu tatilim bitti.

Artık Aydın a gitme vakti gelmişti. Ve işin kalanı babama kaldı. Kardeşimde hafta içinde çalıştığından fırını babam tamamlayacak veya hafta sonuna kadar bekleyecekti. Allah razı olsun babam fırını tamamlamış. Anlattığına göre aynı seviyeye gelen kubbe duvarına tuğlaları içe bakacak şekilde ve arka tarafına yükselterek dolanıp kubbeyi tamamlamaya başlamış  kubbe yüksekliği 40 cm. yi geçtikten sonra iki ucu  yan duvarlara basacak şekilde bir demiri fırının içine yerleştirmiş, daha sonra oraya bir şeyler asarak pişirmek için ve kubbeyi tamamlamış en üst birkaç tuğlayı destek olsun diye çuvala kuru ot doldurup fırının içine koymuş ve kubbeyi tamamlamış.

Fırın ön kapısını sağ ve soluna iki uç uca tuğla örüp fırın ağız yüksekliği seviyesine ulaştıktan sonra duvarın üzerine 2 tane demir koyarak fırın ağzından çıkan dumanın çıkması için bacayı örmeye başlamış ve bacayı da bitirmiş. En üste 2 tane kiremit i karşılıklı çatarak bacayı tamamlamış. Daha sonra fırın ön duvarını ve fırın kaidesini perlitli ve çimentolu harç ile sıvamış. Kubbeyi benim Aydından getirdiğim kerpiçleri eritmiş ve karşı ormandan getirdiği beyaz pekmez toprağı ile karıştırıp elde ettiği çamur ile 3 kez sıvamış. Ve fırın ağzına saç kapak hazırlayarak fırın yapımını bitirmiş. Ellerine sağlık çok da güzel olmuş.

3 Temmuz günü hafta sonu için İzmir’e bahçeye gittik. Fırını bu arada babam iki kez çalı ile hafif yakmış. Ertesi günü fırını iyice yaktık, tahminen 2 saat. Ateş tamamen köz olduktan sonra fazla közleri aldım. Kalan közleri fırının iki yanına yanaştırdım. Babam 3 tane tavşan kesip hazırlamış. Sos ile tavşanları yağlayıp kanca yardımı ile fırın içindeki demire astık,  Kasaptan keçi eti aldık kasabın önerisi üzerine keçi etini az haşladık. Haşlama suyuna Sulu şekilde pilav hazırladık ve bir tepsiye döktük. Haşlanmış etleri pilavın üstüne döşedik. Fırının taban ısısı yüksek olduğundan pilav kurumasın diye tabana üç ayaklı demir yerleştirip etli pilavı üzerine koyduk. Bu arada annem ve eşim bir tepsiye ekmeklik hamur mayalayıp hazırlamışlardı. Onu da fırın kapısının hemen önüne koyup fırın kapağını kapattık ara sıra ekmek tepsisini çevirdik. 30 ila 45 dakika içinde tüm gıdalarımız pişti.

Artık her şey hazırdı, sadece yemek kalıyordu. Annem, babam, eşim, öğretmen olan kızım, üniversitede okuyan oğlum ve o an ziyaretimize gelen amca oğullarım ve çocuklarıyla beraber yedik ve herkes çok beğendi. Fırınımızın yapımında sizlerin sitelerinden faydalandık teşekkürler. En büyük emek babamın onun ellerine sağlık
Allah razı olsun ve başımızdan eksik etmesin. Ertesi gün fırın kubbesinde yanma sonucu meydana gelen çatlakları tekrar çamur ile sıvadık. Fırınımız çok ekonomik oldu. Dolgu tuğlalara para vermedik zaten yeterli vardı. 2 torba çimento 12 TL. 12 teneke perlit: 12 TL. 25 Kğ. Tuz 6 TL. 24 baca için ince blok tuğla 6 TL. başka para ile bir şey almadık . Şimdi fırının içinde yanan közleri küremek için bir demir yaptıracağım. Birde fırıncı küreği temin edeceğim. Ayrıca yağmurlar başlamadan fırını üstünü çatı ile kapatıp ön duvarını seramik ile kaplayabilirsek çok uzun ömürlü olacağı kanaatindeyim.

Bu siteye mesaj gönderen herkese selamlar.
halilerolersus@hotmail.com ”

Fırın tutkusu tuhaf bir şey. Neredeyse insanoğlunun, adı konmamış, tuhaf bir içgüdüsü diyeceğim. Meyvelitepe’ye ulaşım istatistiklerinin hala yarıdan fazlası köy fırın yapımını araştıranlara ait. Kardeşliğimizin pek çok üyesi oldu. Bunlar, fırınlarını yapıp bizle ve okuyanlarla paylaşmak isteyenler sadece. Bir de bize zaman zaman sordukları sorulardan yapıldığını bildiklerimiz var. Elbette, çok daha fazlası bilmediklerimiz de var 🙂

Hali beyin fırını daha çok babasının elinden çıkmış gibi. Halil bey daha çok malzeme temini ve planlama tarafında kalmış. Tabii, halil beyin eşini ve kardeşini anmadan olmaz. Yaparken de, yakıp yemekler pişirirken de, mutluluk ve keyifle pişenleri yerken de tam bir ekip çalışması olmuş. Fırın başında yiyecekler pişirip, hemen oracıkta, hep birlikte yemenin tek başına bir mutluluk kaynağı olduğuna inanıyorum.

Halil bey, başta fırını kendi elleriyle yaparak, her tuğlasını, harcını koyan babanız olmak üzere, size ve ailenize uzun ömürler, fırın başındaki mutluluğunuzun daim olmasını diliyoruz.

Tags: , , , ,

One Response to “Fırın Kardeşliği – Halil beyin fırını” Subscribe

  1. ziza 18/08/2009 at 16:26 #

    Ağzımın suyu aktı yazıyı okurken!
    Hele o tavşanlar, etli pilavlar, mmmm…

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]