K ardeş bitkiler prensiplerini uygulamaya çalıştığımız sebze adalarının her durumda demirbaşının kadife çiçekleri olduğunu daha önce yazmıştık. Geçen gün Ağaçlar.net‘de de konu olunca bu yazıda kadife çiçekleri ile ilgili biraz daha detay vermeye çalışacağım.

Kadife çiçeklerinin en büyük yararı toprağın altında.

Amerikan Ulusal Sürdürülebilir Tarım Bilgi Servisinin Nematodlar: Alternatif Kontrol sayfasında, genellikle zararlı olup bitkilerde pek çok kök problemine yol açan, gözle görülmeyecek kadar küçük kurtçuklar olan nematodlar detaylı olarak tanıtılıyor. Sonra da nematodlarla alternatif yöntemlerle nasıl mücadele edilebileceği anlatılıyor.

Bu yöntemlerin en etkililerinden biri ise kadife çiçekleri.

“…
Kadife çiçekleri
polythienyl denilen foto-kimyasal salgılarıyla nematodları baskılama kaabiliyetleri için üzerlerinde en çok araştırma yapılmış bitkilerdendir. Araştırmalar aynı zamanda, kadife çiçeği köklerinin topraktaki kök bölgesi mikro organizmalarıyla iş birliği yaparak kök lezyonları ve diğer nematodları baskıladığını da göstermektedir. Nematodları kontrol etmedeki bu çoklu etki özelliği ile rotasyonla büyütülen kadife çiçekleri diğer bitkilere de yardımcı
olabilir.
… “

Bu yıl ilk kez denediğimiz sebze adalarında kadifeler adaların etraflarında çepeçevre. Özellikle kendi çimlendirdiğimiz tohumlardan olan kadifeler de diğer sebzeler gibi coştu.

Kadife çiçeklerinin her türü toprak nematodları için etkili değil. Sadece “French Marigold” ve “African Marigold” denen çeşitleri söz konusu salgıyı köklerinden salgılıyor. Bizimkiler en bildik çeşit olan french marigod çeşiti.

Florida Üniversitesi Entomoloji ve Nematoloji bölümünün bu yazısı, kadife çiçeklerinin pestisist olarak kullanımıyla ilgili çok detaylı bilgi veriyor. Hatta, hangi kadife çiçeği çeşitinin kök kanserlerine yol açan hangi nematodları durdurduğuna kadar detay vermiş. Dahası, kadife çiçeklerinin topraktaki faydalı mikro organizmalarla iş birliği yaparak onların da etkinliklerini arttırmalarına yardımcı oluyorlar.

Elbette, sebze bahçesine verdikleri güzellik de cabası olsa gerek.

Adaların içindeki toprakta, diğer sebzelerle birlikte kadifelerin kökleri de biribirine karıştı. Kardeş bitkiler prensiplerine bağlı kalarak seçtiğimiz bitkiler biribirlerine engel olmadılar. Kadife ve fesleğenlerin dışındakilerin biribirlerine nasıl bir faydası oldu bilemiyorum. Fakat, bunca yıl patlıcan yetiştirdiğim halde daha önce sırıklara bağlama ihtiyacım olmamıştı. Böylece, sırık patlıcanı diye yeni bir şey daha icad etmiş olduk.

Sebze adalarında Sunguard kaolin kili dışında herhangi bir zararlı mücadelesi yapmamıza gerek kalmadı. Bunda bir faktör, bitkilerin çok güçlü kök yapıları geliştirmiş olması, dolayısıyla da öz savunmalarının da güçlü olmasıydı. Bir diğer faktör de kadife çiçekleri ve fesleğenlerdi.

Bugün domates adalarındaki kafeslere yeni destekler yapmak zorunda kaldık. İki hafta önce de yapmıştık oysa. Bitkilerin gelişimi ilk tahminlerimizin çok ötesine geçti.

En son 952 gramlık pembeden sonra görünen en büyük pembe de olgunlaştı.

İlerleyen günlerde başka bir domates bunu geçmeye karar vermezse 1 Kilo 140 gram ile halihazırda sebze adalarında yetişen en büyük domates bu.

Tags: , , , ,

19 Responses to “Sebze Adaları – 5 (Kadifeler)” Subscribe

  1. Pinar 17/08/2009 at 23:22 #

    Kadifeler ne kadar guzel olmus! Salkim kadife ve feslegen gormemistim hic!:) Butun bitkiler cok mutlu gorunuyor. Ben de sizin gibi asil sebebi, sebze adasindaki topragin kalitesi yuzunden koklerin saglamligi olarak tahmin ediyorum. Acaba kaolin kili olmasaydi nasil olurdu!
    Bu arada bir sorum var; simdi kis sebzeleri ve guz domatesleri ekiliyor burada. Bu zamandaki dikimler icin kadife ve feslegen dikimi nasil olabilir, bir fikriniz var mi? Acaba su anda sebze bahcemizdeki kadife ciceklerinden bir sekilde kok alip diksem olur mu?
    Cok tesekkurler.

    • yılmaz umar 22/10/2015 at 15:03 #

      Kadife çiçekleri köy yaşantılarına devam eden yerlerde saksılarda yetiştiriliyor. Bir kez bir kök aldığınızda gelecek sene bahçenizin birçok yerinde kendince yetişiyor.
      Biz kendimizce ‘köy çiçeği’ olarak adlandırdık.
      İlaveten horoz ibiği de sebzelerin etrafında mücadele amacıyla yetiştirilebilir. Saygılarımla. yılmaz umar

      • Meyvelitepe 22/10/2015 at 16:26 #

        Yılmaz bey, yorum bıraktığınız için teşekkürler. Horoz ibiğinin mücadele bakımından yararı hakkında bilgi sahibi değiliz. Sizde bilgi varsa ve iletirseniz seviniriz.

        Öte yandan horoz ibiği ve genel olarak amaranthus ailesinin etrafa çok fazla tohum saçtığını ve işgalci olduğunu da biliyoruz. Bu yüzden dikkatli davranmakta fayda var.

  2. Kalifornia 19/08/2009 at 01:40 #

    Merhaba,
    daha once basettigim sebze bahcesi hareketi icin bazi sehirlerde internet sitesi bile kurulmus..ilginizi ceker diye gonderiyorum…
    http://www.culturechange.org/food_not_lawns.html

  3. Meyvelitepe 19/08/2009 at 15:39 #

    Verdiğiniz linkten takiben hayretle okumaya başladım. Bu işin boyutu tahminimin çok ötesine geçmiş. Bu güne kadar yazıp çizdiklerimizle bu kadar paralellik göstermesi de çok ilginç. Bu hareket tüm dünyayı etkileyecek yeni bir yaşam biçiminin bir parçası gibi görünüyor.
    Çok teşekkürler.

  4. Meyvelitepe 19/08/2009 at 19:20 #

    Bizim de bahçeye şimdilik pırasa, lahana ve kereviz dikildi, hatta pırasalar taze soğan gibi yenebilir durumda. Henüz sebze adalarında kış dönemine geçmedik, yalnız taze fasulye ve salatalık fideleri yenilendi. Böylece bir dönem daha taze fasulye ve salatalık devam edebilecekmiş. Öte yandan güz domatesini hiç duymadım, belki orada domatesler erken ürün vermeye başladığı için ikinci bir ekim daha yapılıyor olabilir. Marmara’da zaten geç olgunlaşan domatesler henüz ürün vermeye devam ediyor.
    Kadife çiçeklerine gelince, onların bir kısmını fidelikte tohumdan yetiştirip yerlerine taşımıştık. Gözlemlerimize göre şu aralar kuruyan çiçek başlarından dökülen tohumlar sağda solda kendiliğinden yetişip çiçek açmaya başladı. Sanırım bu durum şu günlerde tohumların doğrudan yerine ekebilir veya hala fideliklere ekilip yerlerine taşınabilir olduğunu gösteriyor. Kadifelerin bir bölümü gibi fesleğenlerin tamamını tohumdan kendimiz yetiştirmeyip fide olarak almış ve yerlerine dikmiştik. Ancak geçen yıl “basil” türü iri yapraklı fesleğenleri tohumdan ekmiştik, kendi kendilerine tohum döküp az bir kısmı bu yıl yeniden filizlenmişti. Geçenlerde de köküyle satılan kekikleri alıp ektik, çıplak kökle gelen bu bitkilerin sadece bir kaçı tutabildi.
    Bu durumda öyle görünüyor ki şu sezon için en kestirme yol hazır fide veya büyümüş bitkileri tüpüyle alıp serin bir havada ekmek. Şimdiden kolay gelsin.
    Sevgiler…

  5. Kalifornia 19/08/2009 at 20:57 #

    Merhaba,
    Bir de bu linke bakin:
    http://well.blogs.nytimes.com/2009/01/23/growing-food-on-the-white-house-lawn/
    Bahcede sebze yetistirme hareketi aslinda ikinci dunya savasina kadar uzaniyor..Elenor Rooseveltin 1929 kriz yillarinda aclik sinirinda gezen issizlere ornek olsun diye beyaz sarayin bahcesinde sebze, meyve yetistirdigi biliniyor..california gibi kurak yerlerde golf sahalarina bile tepki buyuyor..cok su harcadiklari icin..
    sadece sebze meyve degil sehirde tavuk yetistirenler de giderek artiyor :))
    http://home.centurytel.net/thecitychicken/
    bahcesi olmayanlar icin de:
    http://www.msnbc.msn.com/id/32388472/ns/business-reinventing_america/
    sizin bahsettiginiz heirloom domastesleri pazarda gordum ama alamadim :)) bir dahaki sefer gorunce alicam..tohumlarini nasil kurutmam lazim? bir de ne zaman ekmeliyim? kisin evde buyuk eksem cikar mi? ne kadar surer?
    Selamlar,

  6. Meyvelitepe 20/08/2009 at 13:35 #

    Yenebilir olgunluktaki domatesi ortadan enlemesine ikiye kesin, tüm çekirdek yuvaları görünsün. Bir çay kaşığı yardımıyla çekirdekleri bir tel süzgece boşaltın. Akan suyun altında elinizle ovuşturarak çekirdeklerin etrafındaki tabakayı tohumları zedelemeden olabildiğince temizleyin. Tel süzgeçte, çekirdekler mümkün olduğunca biribirine yapışık olmayacak şekilde kurumaya bırakın. Bir kaç gün sonra, iyice kuruyunca süzgeçteki çekirdekleri kağıttan bir zarfa alın. Zarfın üzerine, domatesin cinsini, alınma tarihi vb. yazarak serin (buzdolabı değil), kuru, doğrudan güneş almayan bir yerde muhafaza edin.
    Çekirdekleri Şubat sonu, Mart başı gibi viyollere veya fideliklere ekerek fide yapabilirsiniz.

  7. Yeşim Güriş 20/08/2009 at 13:48 #

    Merhabalar,
    Sorgulayan ve hep ileri atan metodlarınızı keyifle izliyorum,yepyeni bilgiler ediniyorum sayenizde.Ellerinize sağlık.Kaolin favorim!
    GDO’suz 30 gün orucunu Slow Food FSD olarak başlattık.Siz de buyurmaz mıydınız?
    Bir ay boyunca GDO’lu hiçbir şey yemeyeceğiz.Her lokmayı sorgulayacağız.En zoru çukulata olacak galiba :)))
    http://yesim-pembedomatesistanbulpda.blogspot.com/2009/08/gdo-orucu.html
    Sevgiyle kalın
    Yeşim Güriş

  8. Başak 21/08/2009 at 16:22 #

    Sevgili Meyvelitepe bahçeniz iyiden iyiye coşmuş,siz de artık bu işte tam anlamıyla ustalaşmışsınız. Ne güzel, umarım bir gün biz de bu kıvama geliriz.

  9. tijen 23/08/2009 at 22:05 #

    Tam coşmuş bahçe gerçekten!
    Ben bu sefer salçayı çok kolay bir yöntemle yaptım, tavsiye ederim:
    Biber ve domatesleri irice doğradım (tabii biberlerin çekirdeklerini ayıklayıp), koca bir tencereye koyup pişirdim. El blenderiyle püre haline getirdim, tuzunu koydum ve güneşe yaydım. Arada gidip gelip karıştırıyorum, üzeri kabuk bağlıyor çünkü. Çok da lezzetli oldu. Benim kavruk bahçeye bakınca sizinki ne kadar güzel ve düzenli geliyor. Şu anda beni heyecanlandıran bir tek yeni tohumunu serptiğimiz İtalyan rokaları var. İki günde baş verdiler. Minicik şeyler. Onları susuz bırakmamaya çalışıyorum. Bir yandan kuruyan üzümler, bir yandan tarhana, salçalar derken bir de roka pışpışlıyorum ama 50×50 cmlik bir alanda, önemli bir büyüklük değil yani!

  10. Meyvelitepe 24/08/2009 at 14:18 #

    Bahçe için cesaret verici sözleriniz ve salça tarifi için teşekkürler, biberlisini ve güneşte bırakmayı denememiştim, ilk fırsatta deneyeceğim. Bahçemize her türlü iltifat, yorgunluğumuza şifa gibi geliyor:) Bahçe varsın karmakarışık olsun, insanın kendi yetiştirdiği bitkilerin kıymeti bir başka oluyor. Sizin İtalyan rokaları merak ettim şimdi, biz de bu yıl yabani roka diye bir tür ekmiş benzer bir heyecanla beklemiştik, inşallah en kısa zamanda salata tabaklarınızda arz-ı endam ettiklerini görürüz.
    Sevgiler…

  11. Meyvelitepe 24/08/2009 at 14:24 #

    Teşekkürler, henüz usta olmuş sayılmayız, çocuk gibi gönlümüzce deneme yanılma yapıyoruz. Lakin bu deneme başarılı oldu, bu coşkunun sırrı sanırım sebze adalarında gizli.
    Sevgiler…

  12. Meyvelitepe 24/08/2009 at 14:32 #

    Güzel sözler için çok teşekkürler Yeşim hanım. Verdiğiniz link ve oradan gidilen diğer linkler ile epey bir dolaştım. Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların çağımızın kabusu haline geleceğinden korkuyorum, umarım ileride bu deneyin bedelini gelecek nesiller ödemek zorunda kalmaz. GDO içerdiği kesin olan ürünlerden bence herkes özellikle de çocuklar, ömür boyu korunmalı diye düşünüyorum.
    Sevgiler…

  13. MEHMET 09/09/2009 at 15:18 #

    sevgili meyveli tepe sorumun bölümü burasımı bilmiyorum ama kafam çok karıştıgı için size direk sorma ihtiyacı hissettim 2 gündür bıkmadan usanmadan agaçlar net teki b5a ile ilgili 30 sayfalık bölümü usanmadan bıkmadan okudum ama kafam çok karıştı olayı çözemedim o yüzden sizden b5a mı em aktifmi kullanılmalı konusunda tercihinizi sormak luzumu hissettim siz hangisini tercih ediyorsunuz bilgilendiriseniz sevinirim saygılar

  14. Meyvelitepe 09/09/2009 at 15:55 #

    Mehmet bey,
    Biz B5A hiç kullanmadık. Kullanmama sebebimiz, ürünün mikrobiyal gübre olarak sunuluyor olmasına karşın tescilinin mikrobiyal olmaması ve içeriğindeki mikroorganizmaların bilinmemesidir. Öte yandan B5A kullanıp memnuniyetini ifade eden ve samimiyetine güvendiğim kişiler de var.
    EM (Etkin Mikroorganizmalar) bu yaz başından itibaren kullanıyorum. EM, Türkiyeye mahsus bir ürün değil. Bir Japon tarımcısının yıllar süren deney ve deneyimlerinden doğan, yaklaşık 100 ülkede üretilen, hakkında ciddi literatür oluşturulmuş bir ürün.
    EM kullanarak çok belirgin sonuçlar elde ettik. Sağlıklı bir toprakta bulunması gereken faydalı mikroorganizmaları takviye ederek bitki kökleri ve beslenme kaabiliyeti üzerinde çok olumlu etkiler yapıyor. Birkaç gün içinde yayınlayacağımız bir yazıda küçük bir deneyimizden de söz edeceğiz. Bu yüzden EM kullanımını kesinlikle tavsiye ederiz.
    Öteyandan, EM’yi bir gübre olarak görmemeliyiz. Yani EM, tek başına toprağa bitkiler için gerekli besini sağlamaz. Fakat, topraktaki besinin bitkiler tarafından kullanılmasını sağlar. Bu anlamda EM’nin yanısıra toprakta ihtiyaç duyulan besini ayrıca sağlamalısınız. Bu konuda B5A hakkında söylenenler çelişkili. Kah başka besin gerekmez dediler, kah gerekir dediler. Kullanmamış olduğum için bir deneyimim yoktur.
    Saygılar

  15. şenol aksoy 09/04/2013 at 13:48 #

    sevgili meyvelitepe
    bende 5yıldır bitkilerde hormonsuz yetiştirmek için çaba
    harcadım.sizle çok ilginç bir şey paylaşmak istiyorum.bakliyatlarda vesebzelerde karbon kömürü ile
    yetiştirdim.(yanmamış odun kömürü) çok güzel sonuçlar
    aldık.bitkiler topraktan yanlızca karbon kullanır.neden dediğinde inka toplumunu incelemeniz gerekir.verim ve tat
    süper.bu konuyu diskovery bilim kanalında görmüştüm.
    tabiki hemen uygulamaya koyulduk eşimle birlikte çok
    ilginç sonuçlar aldık.uygulamadan sonra 3yıl ayni verim alınabiliyor.
    selamlar.

    • guven 23/01/2015 at 23:46 #

      şenol bey nerden aldınız odun kömürünü? bende euarbon adında ilaç var o olmaz mı? nasıl ve ne zaman uygulamalıyım? ben saksı ve tahta kasa kullanabilicem bahce yok bu yıl

  16. guven 23/01/2015 at 23:44 #

    Merhaba

    bende eucarbon marka odun kömürü var, tablet halinde tıbbı bir ürün tabi

    ilaç yanı
    fakat içerik odun kömürü ıtır eseansı vs kötü birşey ya da kimyasal yok

    bunu kullanabilir miyim? siyah tabletler halindeler

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]