F ırın kardeşliğimizin yeni üyesi Kaptanın Fırını. Fırını yaparak yapım aşamalarını bize gönderen Naci bey şöyle diyor;

Değerli Meyvelitepe sakinleri,

Sitenizde detay ve resimlerini gördüğüm fırın bana yol gösterici oldu ve tek başına çalışarak yaptığı ve her aşamasını tek tek yazıp resimlediğim fırın yapım dosyasını size gönderiyorum. Umarım sitenizde yer verebilirsiniz.Yazı ve siteniz için çok teşekkür ederim.İyi ve sağlıklı günler dilerimSaygılarımla

Naci Yılmaz

Bir Anadolu çocuğu ve uzun yıllar turizm sektöründe görev yaptığım için  yurdumuzun her köşesine gitme imkanı buldum. Gezilerim sırasında gezdiğim şehir ve köylerde, evlerin bahçesinde ki fırınları gördüm. bu fırınlarda pişen ekmeklerin  kokusuna denk geldiğim zamanlarda o dayanılmaz kokuya doğru giderek  köylü teyzelerimden bir parça ekmek  vermelerini istedim. İstedim çünkü ben o ekmek kokusuna dayanamıyorum. Uygun ortamım olsa idi bende Fırın yapmayı çok istedim. İstanbul gibi büyük şehirde apartman dairesinde yaşayan insanların bunu yapması mümkün değildi.

Emekli olduktan sonra imkanlarımı zorlayarak aldığım arsada İlk yıl  değişik türde bodur meyve ağaçlarının dikim ve bakımı ile uğraştığım için başka bir iş ile ilgilenemedim. Ama fırın yapımından da vazgeçmedim.

Bu yaz  fırın yapımına sıra geldi. Öncelikle yaptığım iş fırın modelleri ve  yapımı konusunda bilgi edinmek için internette araştırma yaptım.  Ancak ülkemizde bölgelerine göre değişen tandır ve fırın yapımı konusunda bir iki web adresinden başka bir şey yok. Bu arada Meyvelitepe adında bir sitede kubbeli  tarzda bir fırının inşaatı konusunda resim ve detaylı yapım bilgileri olduğunu gördüm. Meyvelitepe web sitesinden aldığım Forno Bravo isimli bir siteye girdiğimde  ücretsiz fırın planı bulunduğunu gördüm. Planları indirdim. Malum bende ilk defa fırın yapacağım nasıl yapıldığını öğrenmem gerekiyordu.

İnşaat Planı ve malzeme temini.

Okuduğum ve gördüklerimden sonra fırın inşaatını yardımsız olarak yapıp yapamayacağıma karar verdim. Fırını planda verilen ölçülere göre kağıt üzerine de  çizdim ve gerekli malzemelerin tahminen ne kadara  mal olacağının  hesaplarını yaptım. Malzeme  ve fiyat araştırmasına geçtim.    En uygun fiyatları Koçtaş marketlerinde buldum. Ateş tuğlalarını ve Şamot’u Koçtaş tan satın aldım. Koçtaş yüz TL üzerinde ki alışverişler için 5 taksit uyguluyor olması da  bütçemi daha az zorlayacağı için daha çok tercih nedenim oldu.

Önemli Not: Fırın yapımı ile ilgili malzemeler her yerde bulunabilen inşaat malzemelerinden olmadığı için bulduğunuz satıcılarda da çok farklı fiyatlar ile karşılaşmanız mümkün. Bu nedenle almadan önce kesinlikle birkaç satıcıdan fiyat alın ve ona göre malzeme alımı yapınız. İstanbul- Eminönü’ nde bulunan soba malzemesi satıcıları 1 torba 25 kg ŞAMOT’un  fabrika satış fiyatı 10.00 TL iken 25.00 TL ile 40.00 TL arasında değişen fiyatlar istemeleri   fahiş fiyat konusunda  rekor kırarak Alışveriş yapılmayacaklar listesinin başında yer aldığını bilmenizi isterim, Eminönü’nden  uzak durun.

En yüksek malzeme maliyetleri de tuğla ve şamot bedeli idi. Çevremde ki bazı inşaat malzemesi satıcılarının fiyatları ise aşağıda ki tabloda.


Plan ve ölçüler

 

Forno Bravo ya ait  planlarında birkaç değişik fırın ölçüleri bulunmakta ancak ben onların içinden ihtiyaçlarıma  göre en uygun ölçüye karar verdim.

Yeni soru: Fırını  bahçenin neresine inşa edeceğim? Fırın nerede olursa  en iyi yanma ve baca çekişi sağlar hakim rüzgar yönü gibi  sorulara cevap vererek en fonksiyonel kullanımı nasıl elde edebileceğimi epeyce düşündüm.  Sonunda bahçede hakim rüzgarın esiş yönüne de dikkat ederek fırın yerini belirledim.

İnşaat başlangıcı :

1) Önce inşa alanını ölçülere göre kazık ve ip ile sabitledim. Toprağın üstünde ki  yumuşak toprağı  kaldırdım. Önce ki tarihlerde su kanalı yapmak için aldığım ama kullanmadığım beton blokları planda ki ölçülere göre aralıklı olarak dizerek boşluklara demir donatı yaptım. kalıp çaktım ve  beton atarak sabitledim. Bütün inşaat  bittikten sonra  kalıp çakarak çevresini de 25 cm eninde beton ile  kapatacağım.

 

2) Zemin betonun kurumasından sonra 13.5’luk tuğla ile terazisine çok dikkat ederek 3 sıra tuğla ile duvar ördüm. Fırının alt kısmında oluşacak kapalı alanın  odun ve malzeme koymak için çok uygun olduğunu düşündüğüm için 50 cm kapı boşluğu bıraktım. Kapı üstüne gelecek betona destek olması için de 6 mmx5cm x 70 cm ebatlarında ki lama demirini koydum. Bu demir betona bağlanarak kalacak. O bölgenin zayıf kalmasına engel olacaktır.

 

Duvar örme işleminden sonra iç tarafta kalan kısmın yani odunluğun iç sıvasını yapmam gerekiyordu. Ben ise bu işi ne yazık ki biraz acele  ve unutkanlık ve acemilikten sıvayı  yapmadan fırın tezgah betonu için kalıp tahtalarını çaktım. Betonu dökmeden fark etsem de geri kalıbı sökemedim.

3) Beton kalıbını çakarken özellikle terazisinde olmasına dikkat ettim. Daha önce kalıp yapmadığım için karşılıklı olarak terazisinde ve eşit yükseklikte  ayarlamak epey zamanımı aldı.  Ama resimde görüldüğü gibi yaptım ve sabitledim.



4) Kalıp üzerine önce gazete kağıdı  örttüm ve 8 mm demirden 20 c
m aralıklar ile demir hasır donatı  döşedim ve  yaklaşık 10 cm, kalınlığında beton  döktüm.

 

5) Beton kuruduktan sonra çevresine iki sıra harman tuğla ördüm.

 

Ancak iki sıra tuğla ördüğümde ortaya çıkan  havuzun derinliği  yaklaşık 15 cm oldu. 140x120x15 ebatlarında ki havuza gereken cam ve tuzu temin etmenin zorluğunu ve maliyetlerini düşündüm. Bu nedenle ikinci sıra harman tuğlasını  söktüm. Doğru mu yaptım bilmiyorum ama sonucunu fırın yandığı zaman  göreceğiz. İnşallah sorun olmaz..

6) Beton tezgah üzerine fırının iç genişliğinde bir çember çizdim çembere teğet olacak şekilde 4x10x20 ebatlarında ki ateş  tuğlalarını  dizdim. Fırının iç büyüklüğü ve şekli kabaca ortaya çıktığında  çok hoşuma gitti.

7) Bu işlemeden sonra fırının giriş kapısı kemerini  ördüğüm sırada bana destek olacak bir kalıp hazırlamam gerektiğini düşündüm. Boş bir zamanımda tuğla ve kapı ölçülerini dikkate alarak iki adet kapı kemeri kalıp tahtası yaptım.

 

Kapı kalıplarını tezgah üzerine götürerek tuğlalar ile deneme yaptım. İç kapı ebatları ve görüntüsü son derece güzel görünüyordu. Dış kapıyı iç kapıdan yaklaşık 5 cm daha  büyük yapmanın daha uygun olacağını düşündüm.

 

8) Kubbe kalıbı:

Fırın kubbesinin eğimli tuğlalarını örmeye başladığım zaman mastar ve dayanak olarak yerçekimi nedeni ile tuğlaların düşmesine engel olacak bir kalıp yapmaya karar verdim.  Bu iş için  büyük marketlerde ki paletlerin altına konan kartonlardan 3 tane buldum. Neden palet altı kartonu derseniz. diğer oluklu  kartonlara göre çok daha kalın ve sert bir yapısı olmasından dolayı onları seçtim.

Kartonlara fırının iç yarı çapına  göre ve ilk sıra ateş tuğlasının  dik olarak konulacağını da düşünerek 20 cm yüksekliği kubbe gibi  eğimli olmayacağı için o kısmı  90 C. geri kalan kısmını  kubbe çemberi eğiminde ve 1. ve 2. şekilde ki  çizimler de olduğu gibi çizdim ve kestim.

 

 

Kestiğim 10, 15 adet çeyrek daire kartonu 5 cm çapında pimaş boru üzerine önce bir + şeklinde sonra karşılıklı olarak aralarına gelecek şekilde tek tek yapıştırdım.

Şekilde görüldüğü gibi 20 cm  kısmı 90 derece dik açılı kalanı da çeyrek daire şeklinde olan parçalar birleştiğinde oluşan yarım küre şeklinin ortaya çıkması ve destek oluşturması için üzerine koli bantı ile hepsini üstlerinden bantlayarak sabitledim. Kubbeyi öreceğim zaman tuğlaların yerinde durması ve bana da bir kalıp  olması açısından çok dikkat ettiğim bir çalışma oldu.  Resimlerde de göreceğiniz kubbe önceden hazırdı.

 

Kubbe kalıbı ortaya çıktı. Tabii bende bir merak acaba tezgah üzerinde nasıl duracak. Diyerek hemen kalıbı  alıp  bahçeye gittim. Sizde merak etti iseniz fotoğrafı aşağıda.

 

9) Taban taşları :
Bu gün 25.07.2009 artık taban zemini ve taban tuğ
lalarını yerleştirmenin zamanı geldi.. Bu zamana kadar uğraştığımız basit inşaat işleri olmasına rağmen artık ciddi ciddi fırın işçiliğine başlıyorum. Umarım ki bir aksilik olmadan bu işi  yapabilirim.

Duygu :  Bu işi yaparken hissettiğim bir duygu yaşıyorum. Sanırım bir çok kişide de vardır.  O da şu, bu noktaya kadar geldiğim halde işi bitirebilecek ve başarılı olabilecek miyim ve güzel olacak mı? Şeklinde heyecan duymaktayım. Ama bence ilk defa yaptığım bir iş olmasının verdiği  heyecan ve meraktan kaynaklanıyor.


Daha önce çeşitli yerlerden temin ettiğim kırık camları bir kutu içinde iyice küçük parçalar olana kadar kırdım ve  beton üzerine serdim. her bölgede yerde  aynı yükseltide olması açısından tesfiye ettim. Üzerine kaya tuzu olarak satılan tuzları döktüm yine  mastar olarak kullandığım tahta  ile iyice düz bir zemin elde edene kadar tefsiye ettim. Daha önce  terazisine çok önem vererek  döktüğüm beton burada işime yaradı diyebilirim.


Taban taşlarının döşenmesi

Koçtaş tan aldığım  taban tuğlalarını  terazi ve takoz yardımı ile aralarında aralık ve yükselti bırakmamaya özen göstererek  döşedim. Tabanın kaymasını ve kalkmasını önlemek fırın tabanı olan bölgeye ve son kenar sırasında ki taşları Şamot harcı kullanarak sabitledim. Diğerlerinin altında tuz ve cam var. Tüm tabanı iyice lastik tokmak ile dövdüm ki yerlerine yerleşsin.  Elimden geldiği kadar düz bir satıh elde ettim.

Derz Şapı :
Şamot harç malzemesini aynı ölçülerde kum ve su koymadan   kuru bir karışım yaptım sonra içine azar azar su katarak macundan az sulu  kıvamına getirdim. Taban taşlarının tüm derzlerini ıspatula yardımı ile dikkatlice doldurdum. Çünkü şerbet tuğlanın her yerine bulaşıyordu.  Bende leke kalmasın diye  ıslak süngerle sildim ve kurumaya bıraktım. Yağmur yağabileceğini de düşünerek üstünü naylon ile örttüm.

 

Taban yerleşimi ve kapı

Taban üzerine çivi ve ip kullanarak  fırın çemberini iç ve dış çap ölçülerinde daireler çizerek belirledim. Ayrıca iç ebatlarda bir mastar ve tabana dökülecek olan harçtan taban taşlarını koruyucu  yaptım.

10) Fırın kubbesine başlangıç
Şamot Harcı yapımı :

1 Ölçü Şamot
1 Ölçü Çimento
1 Ölçü Kireç
3 Ölçü ince (dere)kumu.

Kendinize belirleyeceğiniz bir kutu, kova vs. gibi bir kabı ölçü olarak aldığınızda yukarıda yazılı miktarlarda ki malzemeleri  leğen gibi bir  kabın içine veya yere  döküp kuru olarak iyice karıştırınız. Karışım iyi yapmışsanız kabın içindeki kuru harç tek renk gibi gözükmelidir. Bu sırada ortasını havuz gibi açıp içine su koyunuz. Yavaş yavaş karıştırarak  suyu harca yedirmeye bakınız, kuru olduğunu düşünürseniz azar azar su koyarak karıştırmaya devam ediniz topaklar kalmamasına ve homojen bir macun gibi olana kadar karıştırınız. istediğiniz kıvama  gelince birkaç dakika dinlendirirseniz daha iyi bir harç  olduğunu ve yapıştığını göreceksiniz..

Not: Harcı ne çok kuru  nede çok sulu yapmayın. Kuru olursa tuğla anında suyu çekiyor ve yerine   oturtmak istediğiniz anda kuruyor tık tık vurarak yerine oturtmak istediğinizde harç kuruduğundan zorlanıyorsunuz. Sulu olursa tuğla üzerine koyduğunuz harç, tuğlayı yerine götürürken üzerinden akıyor.

Fırın ateş tuğlası ilk sıra.

4x10x20 cm lik  ateş  tuğlasını daha önce tabana çizdiğim çizgilerden iç çembere teğet olacak şekilde  kapı açıklığında ki tuğlaları  birbirine paralel ve fırının ön yüzüne dik açıyla bakacak şekilde olmak üzere ve şamot harcı kullanarak ve aralarında hiç boşluk ve derz kalmayacak şekilde  örmeye başladım.

Not: Açık söylemek gerekirse,  bu ilk sıradaki çok düzgün kesimli ve gönyeli ateş tuğlaları ile kolay yapabileceğim derken bu iş beni epeyce zorladı. Bir kaç kez, harçla ördüğüm tuğlaları söktüm ve yeniden  başladım..

İlk sıra da neden zorlandın derseniz.
Tabana çizdiğim daire çizgileri arasına harç koyduktan sonra
a) Tuğlanın ince kenarını o çizgiye değecek şekilde ayarlamak,
b) Tuğlanın dikine  ve tabana yatay terazisini ayarlamak.
c) Yanındaki tuğlaya da aralıksız ve dengeli yanaşmasını ayarlamak
istediğinizde ki bu süre uzarsa harç hemen kuruyor, tuğlaya olan yapışkanlığı azalıyor ve tutmaz hale geliyor.
O zaman ne yapıyorsunuz,  tuğlayı alıp kuruyan harcı da kaldırıp yenilemeniz gerekiyor. Bu şekilde ki mücadele ile  52 adet tuğlayı örmek için yarım gün uğraştım.

İşte o tuğlalar..

 

O gün sadece ilk sıra tuğlayı ördüm ve paydos ettim.. Üstüne naylon ile örterek 2 gün kurumaya  bıraktım.  Günde iki kez hızlı kuruyup çatlamasın diye suladım ve tuğla ve harç  suyu anında çekti.

Bu iş bittikten sonra kubbeyi düşünmeye başladım. Ben bir sıra 4x10x20 cm kalınlığında ateş tuğlası döşedikten sonra onun üzerine kubbeyi oluşturacak tuğlaları yarıdan  ikiye kesilmiş harman t
uğlası ve şamot harcı  kullanarak yapmayı düşündüm.  Neden derseniz  Eğer fırının tamamını ateş tuğlası ile yapmak istersem, fırın için ayırdığım bütçeyi  epeyce bir miktar aşacağını ve ateş tuğlasının kesilmesinin zorluğunu da düşündüğümden bir miktar tasarruf yapmak istedim. Bu fikrimin olabilirliğini anlamak için  konuştuğum birkaç şömine ustası kubbe yapımında eğer şamot kullanırsan ayrıca ateş tuğlasına gerek yok, tam dolu  harman tuğlası ile yapabilirsin, bir sorun olmaz dediler.

Bunun üzerine kubbe için ateş tuğlası yerine harman tuğlasını ikiye keserek ½  harman tuğlası ile örmeye başladım. Bu sırada  daha önce hazırladığım kubbe kalıbını da yerine yerleştirdim.  Şamot harcını yaparken çok dikkat ettiğimden. Biraz daha sulu yaptım. Çok da iyi yapmışım. Harman tuğla ve daha önceki sıvalı yüzeye gelen harç anında kuruyor. Bu nedenle çok hızlı olmanız ve tuğlayı sabitlemeniz gerekiyor. 

işte o 2. sıra kubbe tuğla sırası aşağıda

 

 

Ateş tuğlası ile ördüğüm 1. sıradan sonra kubbe örmenin sabır ve çok  dikkat isteyen bir iş olduğu düşündüğümden acele etmeden ama temiz ve düzgün olmasını istiyorum. 3. sıraya geldiğimde tuğlaların birbirine kilit olmadığını fark ettim. Bir tuğlayı hemen söktüm ve yarım tuğla ile başlayarak kilit olmasını sağladım ve devam ettim.

 

 

Üçüncü sıra tuğlayı ördüğüm sırada fırın kapısının kemerini de örmem gerektiğini düşündüm. Kapı kemeri için daha öncede gördüğünüz kemer iskelesini yerine kapı bölümüne kurdum. Önce  harç kullanmadan aralarına taşlar koymak süreti ile iskele üzerinde denedim.  Deneme de merkeze koyduğum bir tuğlanın sağ ve sol yanına eşit sayıda tuğla gelmesine dikkat ettim. Bu kontrolden sonra 4x10x20 cm ateş tuğlasını 4x10x10 olacak şekilde ikiye kestim.

Not: Bu taşları kesmek son derece zor olan bir iş, taşlar çok ama çok sert olduğundan özel üretim elmas disk satın aldım. İnanın ki 10 adet kesene kadar diskin elması eridi. 

Kestiğim taşları yine sağdan ve soldan olmak üzere merkeze doğru ördüm. 1.ve 2. sıra tuğlalara sıkıca oturmasını sağladım. Merkeze geldiğimde son kilit taşını da koydum ve oynama olmaması ve donması  için paydos ettim. İşte o  kapı ve kemeri aşağıda..

 

Yalnız bu fotoğrafı incelemeye başladığım zaman fark ettiğim bir hata var. Sizde bakın belki görebilirsiniz.. Uğraşmayın ben yazayım.. kapının sol tarafının eğimi sağ taraftaki tuğladan aşağıda olmuş. Bunun sebebi de kalıp iskelesinde yaptığım hatadan kaynaklanıyor. Bunu neden mi anlattım. Ben fırın yapımı konusunda ki deneyimlerimi burada sizinle paylaşıyorum. Bir amatörüm ve kompleksim yok. İnanır mısınız? Bilmem ama hayatımda ilk defa ciddi ciddi elimde mala duvar örüyorum. Tabi ören kişileri gördüm ve seyir ettim. Hepsi bu.
Fırın yapımı diye bir uğraşı ile zaman geçirmek, bir şeyler ortaya çıkarmak  ve bu işlerden keyif almak ana amaç olduğundan acelem yok. 

Desem de bir baktım ki tuğla sıraları ilerlemiş benim kubbe nerdeyse kapanmak üzere ama işte bu sırada çektiğim bir fotoğrafta baktım ki görüntü hiç hoş değil. Kubbe eğimi yerine sivri bir görünüm aldı. Bazı tuğlalar kubbe formundan farklı bir çıkıntı oluşturdu. Neden mi? Kubbe sıraları çok iyi ve hızlı giderken tuğlaları koymaya çalıştığımda çok farklı bir eğim ve açılar veriyordu. Bunun için tuğlaları kesmek ile de  çözüm bulamadım. Bu nedenle koyduğum tuğlalar böyle çıkıntı yaptı. Belki sökeceğim beklide onarları nasıl uygun yükseltiye getireceğime bakacağım..

 

İşte o çıkıntılı tuğlalar sağ üstte duruyor. Kubbenin son taşları  beni yordu dersem yalan olmaz ama elimden de kurtulamaz..

Bu sırada ben kubbe için hazırladığım karton  kalıbını  söktüm çıkardım.

Kubbe içten bakıldığında işte böyle gözüküyor..

 

Çok ustaca olmasa bence çok da kötü sayılmaz. Asıl amaç yanması ve sonuca gidebilmek olduğuna göre bu yolda pes etmek yok devam dimi??.

Ön kapı ve Baca :
Epeyce bir uğraşıdan sonra sıra ön kapı tüneli ve baca çıkışının yapılmasına geldi. Bunun için ön hazırlık  çalışması yaptım.

 

Tuğlaları dizdim ve iç kapı üzerine baca tuğlasının yerleşimine baktım. Sonra harman tuğlaları kapı yanlarına karşılıklı teraziye alarak  ördüm.

Tuğla örme işleminden sonra yaklaşık 40 cm uzunluğunda kemerli bir tünel ve baca çıkışı yapmamın işimi kolaylaştıracağını, sağlam ve düzgün bir kemer içinde fotoğraftaki  tünel kalıbını  yaptım.

 

Dikkat etti iseniz yan duvarların en üstünde kalan tuğlaları kemer taşlarının eğiminde kestim. Ve ona göre yerleştirdim.böylece taşlar aynı eğimde konacak ve düzgün görünecek.

İlk ateş :
Kubbe kapandıktan sonra epeyce zaman fırının  kurumasını bekledim ama bu gün işim bitince nasıl yandığını merak ettim. Birkaç  kağıt ve çırayı içine koydum ve yaktım. Dışarıda çok rüzgar olmasına rağmen içinde yanan kağıtlar çok rahat ve düzgün bir duman çıkışı sağlıyordu. Çok az ateş yanmasına rağmen tabanın ısındığını gördüm..

 

 

Kapı tüneli yandan görünüş

Bu aşamadan sonra tüm ateş tuğlalarını harç olmadan kalıba dizdim ve yerlerini belirleyip numaraladım.

 

Bu kalıbın düzgün olmadığını düşündüm ve  yeni bir kalıp yaptım.

 

Yeni kalıbın üzerine ateş tuğlalarını dizmeden önce hepsinin yan kenarlarına çentikler açtım ki daha iyi tutunabilsin. Çünkü taşlar çok pürüzsüz imal edilmiş.

Bu tünelin üstünde baca çıkış yerini fotoğrafta görüldüğü gibi ayarladım.

 

Bu açıklık için baca veya kolon tuğlası da denen tuğlanın ebatlarını esas aldım ve ona göre ayarlayıp teraziye getirdim. Bu işlerden sonra tam 2 gün harcın iyice sertleşmesi  için 2 gün bekledim.

Kalıbı sökmeden önce baca tuğlasını da yerine oturttum.

 

Tunel ve bacanın yandan görünüşü  bu şekilde oldu.
Bu aşamadan sonra  fırını bir çatı ile kapatmayı ve küçük bir ev gibi yapmayı planladığım için yan tarafına duvar örerek kapatmaya başladım.

 


Yan duvarları  3 sıra ördüm.

Çatı yapılması  :

Çatı için 3 adet Mertek ve OSB yonga plakanın  yeterli olacağını düşündüm ama asıl sorun baca etrafını  nasıl sabitleyeceğim sorunu vardı kafamda onu da ön ve orta merteklere yaptığım destek tahtaları ile  tahtaları ile
çözdüm.

 

Mertekleri nasıl yaptım:
5×10 kalasları aldım ve duvar üzerine götürüp koydum tepe yüksekliğine karar verince duvarın orta noktasını çizdim ve bir mastar tahtasını geçici olarak  terazisinde  duvara  monte ettim. 5×10 tahtaları  koydum ve çizdim. Çizdiğim yerden kestim yaklaşık 30 c  açı olduğunu gördüm. Diğer tarafını da aynı şekilde kestim. Tabii bir tarafını 30 c kesince tahtanın diğer tarafını da 30 derece kesiyorsunuz. Sonuç yere dik açıyla bakan yan kenarlar çıkıyor. Mertek köşelerine paraçol çakarak sabitledim. Arasına da kayıt tahtası çaktım mertekler böylece  hazırlandı.
Mertekleri  monte etmeden önce fırının üst kısmına İzocam cam yünü kapladım ve mertekleri  birbirlerine  bir tahta ile çaktım ve tel ile sağlam tuğlalara bağladım. 

Mertekler de bitince  osb den parçaları 5×10 ların yarısına denk gelecek şekilde çaktım.

 


Mertekleri çakarken aklıma  bu fırının bir masallarda  çizilen evler gibi olmasının güzel olacağını düşündüm ve tekrar tahta aldım ve resimde görülen saçakları kesip yaptım. Planlamadığım içinde o bölgeye osb yetmedi ama bende elimde kalan lambiri tahtalarından kesip çaktım.

Çatıyı sıva yapmadan önce kapattım. Çünkü her an yağmur yağabilir bu durumda  izocam ve fırın tabanı ıslanabilirdi. Islanma içeride bir nem oluşturup sorun yaratabileceğini düşündüm.

 

Akabinde Çatının kapanmasının  hemen shngle  ile çatıyı kapattım. Yine sorun baca etrafıydı. Havanın rüzgarından pürmüz shingle ısıtmıyordu. Orda bıraktım.

 

Her gün çıkan ufak tefek tahtalar ile fırını yakıyorum. Baca da çok iyi çekiyor. Şimdi sıra fırını yakmak ve bir şeyler pişirebilmek..

 

SON OLARAK SIVA YAPTIM.  AMA SIVANIN KURUMASINDAN SONRA   FIRININ DIŞ GÖRÜNTÜSÜNÜ GÜZELLEŞTİRMEYE ÇALIŞACAĞIM. BU AMACA UYGUN PİYASADA O KADAR GÜZEL MALZEMELER VAR Kİ.  BOYA VE GÜZELLEŞTİRMEDEN SONRAKİ FIRIN RESİMLERİNİ TEKRAR GÖNDERİRİM.

FIRIN KARDEŞLİĞİNE GÖNÜL VEREN HER KESE ELİMDEN GELEN HER DESTEĞİ VERCEĞİMİ BİLMENİZİ İSTERİM..

SAYGILARIMLA
NACİ YILMAZ

Naci bey ellerinize sağlık. Mükemmel bir titizlikle çalışmışsınız. Resimler ve anlatımınız da harika. Fırınınızı ailenizle birlikte mutlu mesut kullanmanızı dilerim.

Tags: , , ,

16 Responses to “Fırın Kardeşliği – Kaptanın Fırını” Subscribe

  1. yaşar uğur 12/09/2009 at 12:20 #

    fırınınız çok güzel olmuş,yapım aşamalarını da sizin heyecanınızı paylaşrak okudum, elinize sağlık,bereketli olsun…

  2. mirsat 28/09/2009 at 12:27 #

    Bende tam bugün fırın nasıl yapabilirim diye araştıracaktım. Ağaçlar netten başka şeyler bakarken gözüme çarptı süper oldu. Ana fikir tamam. Elinize sağlık.

  3. naci yılmaz 02/10/2009 at 23:00 #

    Yaşar arkadaşıma yorum ve düşünceleri için çok teşekkür ederim. Bu güzel sözleriniz yorgunluklarım kadar büyük ve etkileyici, sağ olun var olun.
    Naci Yılmaz

  4. [email protected] 05/10/2009 at 13:24 #

    Hocam oncelikle cok guzel bir calisma ve sonuc harika bence..
    yalniz bir sey sormak istiyorum..
    Ilk sira tuglalari doserken , kast ettigim dikine siralanan tuglalar. Aralarina harc koyup tutturmussunuz .,. Ya Alt tarafina harc koydunuz mu ?
    Koymamissinizdir diye dusunuyorum ama o zamanda isi kaybina neden olmaz mi koymamak. Koymamanizi dusunduren sey ise dengenin zaten bu tuglalarda olmasindan dolayi egimli olmalarini engellemek icin konmamistir gibi geliyor bence.//
    Birde sormak istedigim siz ve sizin gibi firin severlere..
    Zemin tuglalarini yani pisirme yapilacak tuglalarini yere sabitlemeden once tuz ve cam kiriklari,, Yapmasak acaba isi cabuk mu kaybolur.. Cok etkisi var midir..
    Tesekkurler..
    Saygilar

  5. naci yılmaz 09/10/2009 at 23:32 #

    Öncelikle düşünceleriniz ve yorumunuz için çok teşekkürler. sorularınıza gelince
    1)İlk sıra tuğlaları döşerken altına harç tabii ki koydum. Başka türlü onların taşıyıcı özelliklerinden yararlanamayız. kubbe yukarı çıktıkça yük o tuğlalra binecek buda sağlıksız bir durum. Ayrıca Şamot ilavesi ile yapılan harç ince ve boşluksuz olduğu için ısı kaybı olmayacak.
    2) Değerli arkadaşım. Taban tuğlalarının altına cam ve tuz konulmasının sebebi Cam çabuk ısınan ancak geç soğuyan bir malzeme olduğu için konuluyor. Tuz ise pişirme esnasında yaydığı buhar ile fırında pişen ekmek ve yemeklere ayrı bir lezzet vermesi düşünüldüğü için konulmaktadır. Her konuda bana yazabilirsiniz. Elimden geldiğince cevaplayacağıma emin olabilirsiniz.
    İyi günler dileklerimle

  6. naci yılmaz 09/10/2009 at 23:33 #

    selam Mirsat,
    Öncelikle yorumun için çok teşekkür ederim. çok sağol, hoşça kal..

  7. kadir 29/10/2009 at 12:50 #

    öncelikle ellerinize sağlık fırını özenerek iyi bir işçilik ortaya koyarak yapmışsınız merak ettiğim bazı şeyler var fırının altını boş bıraktınız ateş tuğlalarının alt malzemesinin camın tuzun masraflı olacağı düşüncesiyle az kullan mışsınız eğer bu fırında ekmek pişircekseniz fırının taban sıcaklığını koruması lazım ki ekmek taban yapsın altı pişsin bi ekmeğin en az 25 30 dkka pişmesi gerektiğini düşünürsek bu taban yetersiz ve ısı kaybı çok fazla olacak ekmek pişmiycektir. kubbe çok yüksek buhar tutmıcaktır ve ekmek büyüme yapmıcaktır baca kapağı yok ısı burdanda gidecektir . eğer siz ekmek fırındayken fırında odun yakçam diyosanız ekmek his kokçak ve ısı yüksek gelcek haşlancaktır. kadir (fırını başka amaçla kullancaksanız bilmem ve fırını kullandım memnunum diyosanız çok iyi saygılar)

  8. naci yılmaz 01/11/2009 at 12:56 #

    Değerli arkadaşım yorum ve düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkürler.
    a) cam ve tuz konusunda masraftan kaçmayı hiç düşünmedim.Çünkü kırık cam için camcılara ücret ödemem gerekmiyordu. Tuz içinse turşuluk tuz değil de rafine edilmemiş tuz gerekiyordu ama ben bulamadım.
    b)Bu fırında ekmek pişirdim ama resimlerini çekmedim. Çünkü acemilikten hamuru fırına düzgün atamadım. Kemal Sunal ın bir filminde ki altınlı ekmekler gibi eciş bücüş oldu. Çok güldük.. Ama pişme konusunda sorun olmadı. altıda üstüde 25 dk.da çok güzel pişti ve nar gibi oldu. İs falan da kokmuyordu.
    c) Kubbe taban ve tavan yüksekliği en yüksek noktada 42 cm. Ben fırına bir şey atmadan alışması için önce az miktarda tahta parçasını yaktım. onlar korlaşınca ise meşe odunlarını attım. meşeler de yanıp is çıkması durunca ekmekleri attım. ve 25 dk sonra pişmişlerdi. yani ön ısıtma yaptım. sonra yüksek ısıya çıkardım.
    İlk yaktığımda tahta parçaları çabucak eriyor ve hamuru attığımda dediğiniz gibi pişmiyordu.
    d) Yazdıklarınızdan bu işte epey tecrübeli olduğunuzu anlıyorum ve bu yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Evet baca kapağı bu resimlerde ve yazılarımda yok. Ama şu anda var. Baca çıkışını kontrol edebileceğim bir aparatım var. Aparat ile baca çıkışını %50 ve %75 kapalı konuma getirebiliyorum. ve çok da yararlı oluyor.
    EVET ÇOK YORULDUM AMA PİŞİRDİĞİM EKMEĞİ VE YEMEKLERİ ÇOK BEĞENİYORUM. BEKLERİM EFENDİM..
    saygılar

  9. kadir 02/11/2009 at 12:15 #

    teşekkürler ve küçük bi tavsiye bilmem bilirmisiniz ekmeğin buhar yapması için ve daha iyi canlı renk alması için bulamaç yapılr bir su bardağı una bir su bardağı su ilave edilrek kaynatır sanız hamurun üzerine soğuduktan sonra sürdüğünüzde ekmeğin buharla daha iyi büyüdüğünü göreceksiniz ve hamurunuzu kıl tüy yapmıcak bi bezin içinde kabartın bide fırınlarda ekmeğe bıçak atılır buda daha iyi büyümesi içindir.

    • ipek 21/12/2016 at 20:38 #

      Üzerinden çok zaman geçmiş olmasına rağmen belki sorumu görür, cevap yazarsınız Kadir Bey.
      Ekmeğin üzerine su ve undan oluşan bir bulamaç yapılıp sürüldüğünü anneannemin Azeri yardımcısından görmüştüm. O zaman çok ilgilenmemiştim çünkü ekmeklerimi makinede yapıyordum. Fakat son bir senedir ekşi mayalı ekmek tutku oldu bende. Elektrikli fırında pişiriyorum ve fırının içine kase ile su bıraksam da, kabuk yine de sert olabiliyor. Ara ara aklıma gelen bu bulamaç uygulamasını, emin olamadığım için denemedim. Azeri hanım -dediğiniz gibi fakat pişirmeden- bulamaç yapıp, fırına vermeden ekmeğin yüzeyine sürüyordu; yanılmıyorsam kabuğun sert olmaması ve renk için demişti. Siz pişirip soğuttuktan sonra sürülür demişsiniz; doğru mu anladım? Ayrıca hemen pişirmeden önce mi sürmek gerekir yoksa son mayalamadan önce mi?

      Sayın Meyvelitepe, sizin bilginiz var mı bu konuda?

      Ve ayrıca;

      Başlattığınız fırın kardeşliği ve bir dizi yazıyla -ki arkası yarın tadında, bitmesin diye okudum hepsini- bilgilerinizi paylaştığınız için yürekten teşekkürler.Tek başıma böyle bir fırını yapamam ama destek verecek kişileri bulur bulmaz kolları sıvayacağm. Sevgiler…

  10. Abidin Rejat ENİCE 05/12/2009 at 12:15 #

    Degerli Arkadasim;
    Cok ilginc bir calisma yaparak kir bahcesinde olmazsa olmazlardan bir calisma yapmissiniz Degerli Ustat arkadasim Sami ENICE’ye bu calismalarinizdan bahsettim oldukca ilgisini cekti bu konu icin tesekkur ederim. iyi calismalar dilerim. Sağ olun var olun.

  11. Osman BLENGABS 11/02/2011 at 19:47 #



  12. şener 04/10/2011 at 17:51 #

    hocam eline sağlık.10 numara çalışma olmuş.yanlız bir sorum var.fırın ateşlenip ısıtıldak sonra içinden ateş alınıp kapağı kapatılarakmı kullanılıyor yoksa ateş sürekli yanıp fırının ağzıda sürekli açıkmı duruyor.2.sorumda bu ateş tuğlası ile harman tuğla arasında fiyat ve kalite farkı nedir.
    teşekkürler.

  13. HARUN 28/07/2017 at 13:22 #

    naci bey iletişim kurabilirmiyiz acaba?

  14. HARUN 28/07/2017 at 13:22 #

    5426371229

  15. Nuray Tüfekçi 08/08/2017 at 13:55 #

    Elinize, emeğinize sağlık. Tek tek detaylı anlatımınız sayesinde çok şey öğrendim. Bende köy evim de fırın hazırlıklarına başladım. Köy de kim yapar diye aranıyordumki internet aklıma geldi. Çok ciddi bilgiler edindim sayenizde de. İleri aşamalarda ihtiyaç olursa sizi rahatsız ederim artık. İyi günler diliyorum

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]