Y ine hurma zamanı geldi. Geçen yıl hurma kurutmayı tanıtmamızdan sonra bu yıl pek çok kişi hurma kurutma faaliyetine girişti. Çevremizden ya da köyden olanlar tadına bakma fırsatı bularak bu yıl hurmalarını kurutma kararı vermişti. Pek çok kişi de henüz tadına bakmadığı halde mantıklı bulduğu için hurma kurutuyor.

Çok güzel bir meyvenin sadece kısa bir dönem değerlendirilmesi yerine tüm yıl tüketilebilecek bir lezzet olarak yaygınlaşması sevindirici, keyif verici bir şey.

Hafta sonu yaklaşık 600 kadar hurmayı soyduk, saplarından dörderli beşerli iplere bağladık, kaynar suya batırıp çıkardık ve sundurmanın altında özel olarak hazırladığımız çıtalara bağladık.

Ağaçta hala bir bu kadar daha hurma var. Bir kısmını olgunlaşmaya bırakacağız. Kalanını da soyup kurutmaya devam edeceğiz. Olgunlaşmış hurmalar için de ayrıca başka bir muhafaza ve değerlendirme şeklimiz var. Tabii ki o da çok leziz. Ondan sonraki bir yazıda bahsederiz.

Bu yazıyı yazarken bir yandan da TV’deki GDO tartışmasını izliyorum. Sabancı Üniversitesinden bir genetikçi, bir de toksikoloji uzmanı biribiriyle paslaşarak GDO’lu ürünlerin ne kadar iyi, ne kadar sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.

Neymiş, mısıra Bacillus Thuringiensis geni koyulduğunda zehirsiz mısır üretilmesi mümkün oluyormuş, bu sebeple de çevreye ve sağlığa çok yararlıymış. Diyor ki sn.genetikçi prof, mısır da doğadan Bacillus Thuringiensis de doğadan, bundan daha doğal ne olabilir ki(ymiş). Toksikçi hemen atlıyor, GDO’lu ürünlerin sağlığa zararlı olduğuna dair bir kanıt da yokmuş zaten. Hem Bacillus Thuringiensis’i “organikçiler” kullanırmış (buradan GDO’ya bir pay biçiyor).

İkidebir de “bilimsel” lafını cümlelerinin arasına sokup söylediklerine saygınlık ve inanılırlık kazandırmaya çalışıyorlar. Açıkçası onlar adına utandım.

“Organikçi” olmaya çalışan bizler de Bacillus Thuringiensis bakterisi içeren, organik sertifikalı bir ürünü kelebek larvalarına karşı doğal düşman olarak gerektiğinde kullanıyoruz. Fakat, Bacillus Thuringiensis’in bir geninin mısırın DNA’sının içine konması, dolayısıyla da görünüşü mısıra benzeyen ama artık başka bir DNA’ya sahip bir bitkinin yaratılması başka bir şey. Genetik uzmanı bir profesöre GDO’yu böyle anlattıran nasıl bir motivasyon olabilir ki?

Mısır çok eski bir bitki. DNA’sında tırtıl öldüren bir gen olması gerekiyorduysa olurdu zaten. Mısırın DNA’sını değiştirerek çevreye yararlı olunacağı iddiası için ise ne diyeceğimi bilemedim artık.

Anladığım bunlara kısırlık geni de konmuyormuş. Yani çapraz tozlanma ile normal ırkları da kirletebilecek. ABD ve Kanada’da bu kirlenmenin oldukça yaygın olduğunu da biliyoruz.

Bitki DNA’larının değiştirilmesi, kimyasal gübre sanayileri ve binlerce değişik zehirden sonra tarımın bir sanayi şeklinde yürütülmesinin kaçınılmaz bir noktası. Çevre filan kimsenin umurunda değil. “Çevre”, fikri satmak için satır aralarında kullanılan bir malzemeden ibaret. “İnsan” ise cebinden parası alınması gereken tüketici. Maksat maliyetler düşsün, kar artsın, transgenik tohumlar vasıtasıyla insanın yiyeceğine de hakim olunsun.

Profesörler hala konuşuyor. Karşı tezi savunan sağlıkçı profesöre her yönden saldırıyorlar. Bu arada Koruma Kontrol Müdürü de telefon ile katıldı. Özrü kabahatinden büyük bir açıklamayı kamu oyuna sunmakla meşgul. Diyor ki, etiketlere GDO yoktur ibaresinin yazılması yasakmış, haksız rekabet olurmuş, zaten %09’a kadar GDO’lu katkı GDO’suz sayılırmış. Olmayan bir şeyin de yazılmasına gerek yokmuş. Bir takım bilim kurulları sağlığa zararlı olmadığı şeklinde rapor verirlerse sorun yokmuş vs. Ne yazık. İster istemez çernobil olayından sonra ilgili bakanın ekranlarda çay içmesini hatırladım. Burada tek söz konusu edilmeyen “insanlar”. Birileri onların adına karar veriyor zaten. “Ben binde bir bile içinde GDO’lu bir şey olan istemiyorum” deme hakkımız yok anlaşılan.

Konuşmalar devam ediyor. GDO’nun ne olduğu çok konuşuldu, yazıldı çizildi. Fakat görünen o ki bundan sonra yapılabilir olanları hep birlikte çok tartışacağız.

Hurmalara dönersek, nasılsa satmıyoruz, etiketimiz de yok. Göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz, bunlarda GDO yok, binde bir bile yok. Kurutuldukları için kışın da yenirler, yazın da. Üstelik bu hurmaları yaz aylarında yemenin de hiç bir mahzuru yok 🙂

Tam da GDO tartışmalarının üzerine geldi. Kurutulmuş hurma çok iyi bir çikolata alternatifi. Şimdi tam hurma zamanı. Herkese hurma kurutmayı tavsiye ediyoruz. Manavdaki karpitlenmiş hurmalar kurutmak için işe yaramaz. Büyük şehirlerde yaşayanlar, bu hafta sonu şehir dışına çıkın. Bir hurma ağacı bulun, sahibiyle konuşup meyvelerini satın alın. Pişman olmazsınız.

Bize yakın hurma bahçesi olan bir dostumuz bu hafta sonu hurmalarını toplayıp İstanbula götürdü. Kurutacak olanlara verecek. İlgilenen olursa bize mesaj yazın irtibat sağlayalım.

Güncelleme: Hurmanın kurutulması ile ilgili ayrıntılı tarifi bir kez daha vermek herkesin işini kolaylaştıracak gibi görünüyor. Aldığınız turunculaşmış, ancak henüz hiç yumuşamamış hurmaları (çikolatalı ya da diğeri farketmiyor) elma gibi soyduktan sonra sapından, sapı yoksa paket gibi, pamuk ip veya çok ince olmayan sağlam bir iplikle bağlayın. İpten tutarak kaynamakta olan suya daldırın ve içinizden 10’a kadar sayıp, hurmayı çekin. Kaynar suya girip çıkmış hurmaları hemen veya bir tepside biriktirdikten sonra hazırladığınız bir çıtaya birbirlerine değmeyecek şekilde, yağmur almayacak, havadar bir yere asın. Güneş görmeleri şart değil, rüzgar alırlarsa daha çabuk kuruyorlar. Asılan hurmalar bir süre sonra suyunu kaybettiğinden biraz kararıp küçülecektir. Bir süre sonra hurmaların renkleri günkurusu kayısıdan daha koyu kahve olacaktır. Bu esnada üstlerinde beyaz, pudra şekerine benzer tozumsu bir madde oluşmaya başlayabilir, aslında böyleleri daha makbul, ama hepsinde olmayabiliyor. Kuruma süresi hava şartlarına bağlı olarak bir ila iki ay sürebiliyor. Lakin ikinci haftadan sonra tadına bakmaya başlayabilirsiniz. İyice kuruyan hurmalar kuru ve havadar bir ortamda, örneğin bir sepette muhafaza edilebiliyor. Yılbaşından sonra ise hediyelik poşetlere koyup sevdiklerinize götürebilir (tabii yeterince yapmışsanız), evde de jelatin poşetlerde saklayabilirsiniz. Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun.

Tags: , ,

39 Responses to “Hurmalar” Subscribe

  1. evren 10/11/2009 at 01:02 #

    Marketlerdeki hurmalarda karpitlemeden bahsetmissiniz ya, ne oldugunu biraz daha acar misiniz Meyvelitepe? Burada aldiklarimizda bir numara oldugunu seziyordum ne zamandir. Benim cocuklugumdan hatirladiklarimi yiyebilmek icin iyice olgunlasmasini beklemek gerekirdi. Bunlar öyle degil, sertken de yenebiliyor. Karpitleme buna yönelik bir islem mi?

  2. Başak 10/11/2009 at 09:26 #

    yakında yemeği tümden kesip, rahat etmeyi düşünüyorum:) Devletin bu işlere aracı olması ayrıca üzücü. Ama tabii herkese en az 3 çocuk tavsie edilince, bunların nasıl besleneceğini de düşünmek gerekiyor, bizimkilerin bulduğu çare bu.

  3. iffet 10/11/2009 at 09:45 #

    merhaba,hurmalar güney illerinde gördüğüm yeşilken yenen cins mi,yoksa olgunlaşınca yenebilen hurma mı.kuruyunca çok hoş bir lezzet olduğunu okumuştum nette..selamlar..

  4. kalifornia 10/11/2009 at 10:41 #

    merhaba,
    Dogrusu bugune kadar hic hurmanin nasil kurutuldugunu gormemistim..aslinda hurma agaci da hic gormedim..onun da fotograflarini koyar misiniz?
    kurutulmadan da yeniyor mu hurma? hic tazesini gormedim..
    icinde histamine olan meyvelerin neler oldugunu biliyor musunuz? alerjiye karsi bir arastirma yapiyorum ama pek birsey bulamadim..organik olan yetistirilen meyevelerde de var mi acaba?
    Selamlar,
    Kalifornia
    p.s. tohumlari size gondermenin yolunu arastiriyorum..posta ile tohum gondermek pek olanakli gozukmuyor..baska bir fikriniz var mi?

  5. Narince 10/11/2009 at 10:55 #

    Hurmanın kurutulduğunu hiç duymamıştım. Ben pek sevmesem de ailenin diğer üyeleri çok seviyorlar, tam zamanıyekn bolca da yiyorlar.
    GDO’yu savunan adamın hali içler acısıydı. Utanmazlıkta sınır tanımıyordu.

  6. duran bozkurt 10/11/2009 at 13:04 #

    Zaten günde dört beş saat uyuyorum,03,22 de aldım yazınızı,tamamen uykum kaçtı.Memlekette sizin anlattığınız türden insanlar,hatta bilim insanları ve isimlerinin biryerlerinde de ünvanları yazılı, yazık insanların olması şaşırtıcı değil.Bizler uyudukça daha çok ensemizde boza pişirirler.İyiki siz marmara da ben egede uyanığız.Teşekkürler artık tiryakisi oldum yazılarınızın,eskileri de okuyorum size yazılanları ve sizin yazdıklarınızı.Bende eşimde çok severek yeriz hurmaları kurusunuda sayenizde öğrendik,mustafanın bahçesinde var hemde onlara söyleriz.Aklına yüreğine sağlık.

  7. nalan cantav 10/11/2009 at 15:27 #

    bu hurma ve alıç denen meyve aynı şey mi?
    benim gözlerim iyice şeşi beş görmeye başladı, pek anlayamadım özür 🙂
    bu arada en iyi motivasyon aracının PARA olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum. her türlü titresi bulunan adamı içinde bir yerde zaaf virüsü varsa eğer ikna eder !!!

  8. Meyvelitepe 10/11/2009 at 18:00 #

    Duran bey teşekkür ederiz.
    İnanıyorum ki, unvanı ne olursa olsun GDO’lu tohum ve ürünleri övenlere hiç kimse inanmadı. Evlerindeki eşleri ve çocukları da inanmamıştır.
    Toplum olarak bizlerin sorunu bundan sonra ne yapacağımız, nasıl davranıp alışkanlıklarımızı nasıl değiştireceğimizle ilgili diye düşünüyorum.

  9. Meyvelitepe 10/11/2009 at 18:03 #

    Bir önceki yazımızın hemen başında hurma ağacımızın bir resmi var. Hurmalar dallarda.
    Kurutulmadan da yenir tabii. Bir türü sertken yenebilir. Klasik olan, sertken yenmez, iyice olgunlaşıp yumuşaması beklenir. Bu çeşit, sertken insanın ağzını burar. Olgunlaşınca da bal gibi olur.
    Tohumları bir zarfa koyup posta ile gönderebilirsiniz.

  10. Meyvelitepe 10/11/2009 at 18:08 #

    Evren, bu hurmaların iki çeşiti var. Hep bildiğimiz gibi, klasik olanı taze yemek için olgunlaşmasını beklemek gerek. Olgunlaşmadan tadı çok buruk olur. Bir de “çikolatalı” denilen bir çeşit var. Bu çeşitin olgunlaşmamış hali buruk olmaz. Öyle elma gibi yenebilir. Orada aldıklarınız büyük ihtimal bu çeşit ve karpitlenmemiştir.
    Karpitlemeyi (limon, muz, bazı armutlarda olduğu gibi), ağaçtan sert olarak toplanan meyvelerin hızlı olgunlaşıp yenebilir hale gelmesi için yapıyorlar.

  11. Meyvelitepe 10/11/2009 at 18:58 #

    Histamine içeren meyvelerle ilgili bir link http://www.nutritionlondon.net/phdi/p1.nsf/supppages/1012?opendocument&part=4
    Buradan gidilen başka ilginç linkler de var, artık hazır yemeklere de paydos diyeceğiz galiba. Umarım işinize yarar.
    Sevgiler…
    Jale

  12. Meyvelitepe 10/11/2009 at 19:01 #

    İffet hanım yeşilken yenen cinsi bilmiyorum, ama burada olgunlaşmadan, sertken yenilebilen cinse çikolatalı hurma diyorlar. Koyu turuncu ve içinde ve kabuğunda yer yer koyu kahve lekeler var ve tadı da buruk değil, hafif tatlı.
    Kurusunu yapmak çok kolay ve şiddetle tavsiye ediyoruz. Biz de ilk denememizi balkonumuzda yapmıştık.

  13. Meyvelitepe 10/11/2009 at 19:05 #

    Başak, ben de bu 3 çocuk işine güveniyordum, ne de olsa neslin devamı için GDO’ları kontrollü değil, hiç almamak lazım memlekete:)
    Öte yandan zaten yiyeceğimiz kadar yemişiz bugüne kadar, şimdi ortaya çıkınca en azından kaçınmaya çalışacağız. Çok ilginç şeyler öğreniyorum bu konuyla ilgili, umarım bir zaman bulup yazabilirim özetini.
    Sevgiler…
    Jale

  14. Meyvelitepe 10/11/2009 at 19:06 #

    Narince, kurutursanız bu güzel meyveyi yıl boyunca yiyebiliyorsunuz:)

  15. Meyvelitepe 10/11/2009 at 19:17 #

    Nalan hanım alıç (English Hawthorne) ile Cennet elması ( Persimmons) diye de bilinen hurma tamamen farklı.
    Alıç için http://agaclar.net/galeri/showimage.php?i=13964&c=542 ,
    hurma için ise http://agaclar.net/galeri/showimage.php?i=9530&c= linklerine bakınız.
    Bizimkiler askıda oldukları için küçük görünüyorlar fotoğrafta, oysa her biri iri bir şeftali büyüklüğünde.
    Sevgiler…
    Jale

  16. tijen 11/11/2009 at 15:43 #

    Ne kadar lezzetliydi kuru hurmalarınız. Ellerinize sağlık (Michael Pollan’ın Etobur Otobur İkilemi adlı kitabını okudunuz mu? Tavsiye ederim.)

  17. Yasemin 11/11/2009 at 17:23 #

    Merhaba
    Yazilarinizi ilgi ile takip ediyorum, hatta daha sik yazsaniz cok daha sevinecegim. Hurmalari kuruturken sert mi olmasi lazim? Bir de nasil soyuyorsunuz, kolay bir yonemi var mi? (Mesela domates soyarken sicak suda biraz tutunca kabugu hemen soyulur?) Yoksa bicak ya da soyucuyla elma gibi mi soyuyorsunuz?
    Tesekkurler

  18. Pinar 11/11/2009 at 20:37 #

    Bir batinda 1200’den fazla meyve veren bu guzel agaca kocaman sarilmak lazim!:)
    Benim Migros’tan aldigim hurmalar sertti ve sanirim bu yuzden normalinden ucuzdu. Tadi buruktu. O yuzden bu karpitleme olayinin olmadigini umuyorum.
    Ah simdi Istanbul’da olmak vardi!;) Istanbul’daki sevdiklerime hemen haber verecegim.
    GDO konusuna ise girmeyecegim, cok doluyum ve baslarsam iyi olmayacak.

  19. beste 11/11/2009 at 21:05 #

    hic yemedim ama cok iyi fikir oldugunu dusunuyorum zaten tatlidir, tadi nasil artar kimbilir. Burda egzotik meyve statusunde kendileri taneyle aliyoruz oda rastlarsak degerini bilmek lazim. Gdo cok fena basini aldi gidiyor camambert yapan uretici kadin ineklere yuzde 10 kanola yagi verdigini itiraf etti bu demektir ki sut ve ondan yapilan peynirler Gdo’lu.Ciftlik tavukhalbuki Fransizlar ne kadar direnmisti GDO’ya…

  20. Meyvelitepe 11/11/2009 at 21:39 #

    Pınar bence ucuzsa daha garantili, çünkü çiftçiler para getirmeyeceğini düşündükleri bitki veya ağaçlara ne ilaç ne de besin veriyor. Hele karpite hiç para harcamamıslardır bu kosullarda. Yardımcımız hurmadan söz ederken “köydekiler bundan para kazanacaklarını bilseler erkenden toplayıp karpitleyip bir güzel sarartırlardı” demişti. Ona istinaden bu tahminde bulunuyorum.
    Tadı buruk olanlar kurutmada daha da iyi sonuç verip, beyaz pudra şekeri gibi tozla kaplanıyorlar. Siz de gecikmeden hemen bir tane ekin bahçeye, çok güzel bir ağaç, şu ara yaprakları kıpkırmızı olma yolunda, harika görünüyor.

  21. Meyvelitepe 11/11/2009 at 21:44 #

    Yasemin hanım ilginize çok teşekkürler. Biz elma gibi tek tek, bıçakla soyuyoruz (patates soyma bıçağıyla da kolayca soyuluyormuş), domates yöntemini denemek aklımıza gelmedi doğrusu. Evet elma gibi sert olmaları gerekiyor, aksi halde zaten soyulmuyor ve tatlanmış oluyorlar. Bizim önerimiz bu işi yaparken bir kaç kişi toplanıp, öyküler anlatarak soymak, o zaman sohbetle vaktin nasıl geçtiği anlaşılmıyor:)

  22. Meyvelitepe 11/11/2009 at 21:51 #

    Tijen hanım afiyet olsun. Kitap tavsiyesi için teşekkürler, bu kitap okunacaklar listemizde. Bu arada blogunuzda tavsiyeniz üzerine Hayvan, Sebze, Mucize’yi okudum, çok şey öğrendim.
    “Meyve Ağacından Hikayeler” de bahçemize meyve olduğunu hiç bilmediğimiz bir çeşiti ekleyecek. Şimdiden akdiken meyvelerini biriktirdim, ilk fırsatta ekeceğim:)

  23. Meyvelitepe 11/11/2009 at 21:57 #

    Buralara gelirseniz bir haber uçurun, tadına bakmanız için bir yol buluruz:)
    GDO konusunda burada kimse mangalda kül bırakmıyor ama okuduklarımdan Avrupa’nın da bu sorunla başedemediğini görüyorum. “Yaratık” gibi biz bilmeden yaşamlarımıza sızmış. Ürkütücü.

  24. Pinar 12/11/2009 at 16:48 #

    Bizim hurmalar bugun farkettik, kuflenmis!:( Icerdeydi, ve bir kac gundur yagmur var, sanirim nem sebep oldu. Disarda olsa belki olmazdi ama ustu kapali mekan olmayinca mecbur icerde tutmustum.
    Acaba, ustunden incecik kessem kurtarir miyim?

  25. Meyvelitepe 12/11/2009 at 17:16 #

    Büyük ihtimal kurtulur. Havadar bir yerde tutarsanız problem olmaz.

  26. Sonja 13/11/2009 at 16:18 #

    Tai biber tohumlarimiz bugün elimize gecti, gönderen isim ve adres olmamasina karsin sizden geldigini tahmin ediyorum. Cok tesekkür ediyorum,
    Ayrica hurmalarinizin tadina bakmak icin ileri bir tarihte insallah ugrama imkanimiz olur.
    Meyvelitepeye bol meyveli, sebzeli, huzur dolu bir dönem diliyoruz.

  27. banu 13/11/2009 at 20:47 #

    Annemin en sevdiği meyvedir bu hurma… kurutulabileceği hiç aklıma gelmemişti. Karpitlenmemiş hurma bulmak için biraz uğraşacağım ama Ankara’da yağmurlarda kurutabilmek pek mümkün olmayacaktır diye düşünüyorum. Fırında kurutabilirmiyiz, ne dersin meyvelibahçe?

  28. Meyvelitepe 13/11/2009 at 23:11 #

    Banu hanım, fırında kurutmayı denemiştik, ancak tadı açık havada kuruyana hiç benzemedi, daha ziyade pişmiş hurma gibi oldu. Bizim burada da havalar serin ve yağışlı ama üstü kapalı sundurmada soğuk rüzgarın da yardımıyla kuruyor. Ankara’nın havası buraya göre daha nemsiz olacağından belki daha çabuk kuruyabilir. Annenize de size de şimdiden afiyet olsun.

  29. Meyvelitepe 13/11/2009 at 23:13 #

    Teşekkür ederiz. Tohumlarla bereketli biberler yetiştirmenizi dileriz. Yolunuz düşerse bekleriz.

  30. Hülya 20/11/2009 at 01:32 #

    Selamlar
    Etrafıma sizden bahsederken ‘pirim’ diyoki diye söze başlıyorum.
    Çünki birçok kişi gibi bende sizin denemelerinizi, gözlenlerinizi özenle okuyup,uygulayıp hızlı yol almaya çalışıyorum.
    Hurma kurutma işini iki kez denedim ancak 2 ay alacağı kısmını atlamışım(galiba ben biraz fazla heycanlıyım)
    Bu hafta tekrar deneyecek ve uslu uslu kurumalarını bekleyeceğim.
    Çünki bu çikolata krizlerime bir çözüm bulmam şart
    Herşey için teşekkürler
    Hülya

  31. Meyvelitepe 20/11/2009 at 11:21 #

    Hülya hanım, “pir” olmak için belki ömrümüz yetmez ama bildiğimiz bir şey varsa o da kuru hurmaların çikolata krizlerinde gerçekten işe yaradığı:)
    Kolay gelsin, afiyet olsun
    Sevgiler…

  32. Nazlı 23/11/2009 at 09:30 #

    merhaba. blogunuza sinek sekizden ulaştım. şimdi gezinmeye başlarken bu yazınızı okudum. bende organikçi olmak istiyorum ancak elimde bol organik gübreden başka bişey yok. eşim hayvancılık yapıyor, bende ekiyorum ama ürünlerim organik değil. gerçek organik tohumlara ulaşıp onları artırarak yetiştirmek istiyorum. Şimdilik kendi bahçem yok ama annemin bahçesinde bunu gerçekleştirebilirim. gerçek organik tohumları nereden elde edebilriim?
    blogunuuzu hayranlıkla gezinmeye devam ediyorum….

  33. Meyvelitepe 23/11/2009 at 11:00 #

    Nazlı hanım,
    Emanetçiler sitesindeki şu http://www.emanetciler.org/projeler.php?d=3242&e=3267 linkten balkon bahçeleri projesinden veya iletişim bilgilerinden yararlanarak tohum edinme bilgilerine ulaşabilirsiniz. Olmazsa bazı yurt dışı organik tohum satışı yapan siteleri de araştırabilirsiniz.
    Sevgiler…

  34. yaşar 11/12/2009 at 09:49 #

    Bir kaç hurmayı kurusun diye balkona astım,malum bizim bu taraflarda incir çoktur,dedem de kuru inciri kışa hazırlarken bandıracağı suya biraz tuz atardı,ben de hurmayı bandıracağım kaynar suya aynı düşünceyle bir tutam tuz ilave ettim,hurmalar tam kurumadı ama bir iki tanesinin tadına baktık,eşim”sen bunlardan biraz daha satın al yetmez bunlar ” dedi.Taze halinden daha lezzetli olduğu kesin.Kurban bayramında büyüklerimizi ziyarete giderken Salihli çevresinde bu meyve ağaçlarından çokca dikilmiş olduğunu görmek beni sevindirdi,kayınvalideme de bu myvelerden bahsettim “ben cennet elması fidanı diktim bu sene” dedi,Şimdi sıra bende, şubat ayında zeytin fidanlarımı dikerken kenarlara bir iki tane cennet elması da dikeceğim.
    Sayenizde bu meyveyi etraflıca tanıma fırsatı buldum.Aydın pazarında kendi yetiştirdiği meyveyi satmağa gelen üreticilere de bu meyveyi kurutmalarını önerdiğimde gözlerini kocaman kocaman açıp inanmaz gözlerle bakıyorlar,tabii benim gibi zamanla onlar da öğrenecekler 🙂 ,saygılar

  35. Meyvelitepe 12/12/2009 at 20:37 #

    Yaşar bey,
    Eşiniz doğru söylemiş. Hurutulmuş hurma başka bir şeye benzemiyor 🙂
    Bu meyvenin şimdiye kadar hep ziyan olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple de ağaç sahipleri ellerinden çıkarmak üzere çok ucuza satarlar. Biz bahçemizi alınca koca bie hurma ağacı ile karşılaşınca ne yapacağımızı düşündük. Ben de eşim de olgun hurmayı pek yiyemiyoruz. Yesek de o kadar hurmayı kısa bir sürede tüketmek imkansız. Biraz araştırınca kurutmayı bulduk. Sonucu ise piyango gibi oldu.
    İstiyoruz ki, bu güzel meyve memleketin her yerinde ziyan olmadan değerlendirilebilsin.

  36. Hamide Erdem 25/12/2009 at 12:57 #

    Bir arkadaşımın tavsiyesi ile sitenizi keşfettim.. Okumaya doyamıyorum.. Bursa’da yaşıyorum ama bir doğa-toprak aşığı olarak İznik gölüne yakın bir de bahçemiz,evimiz var.. Sık sık meyvelerimizle, sebzelerimizle, zeytinlerimizle ilgilenmek için gidiyoruz.. Bahçede 2 hurma ağacımız var, en sevdiğim kış meyvesidir.. Sürekli olarak “O ne öyle, domates mi” diye soranlara bilgi veririm; “yedim ama hiç sevmedim, yenmez o meyve” diyenlere de olgunlaşmasını beklemeden yanlış zamanda yemiş olduğunu anlatmaya çalışırım.. Ama kurutulabileceğinden benim de haberim yoktu açıkçası.. Sayenizde keşfetmekten çok memnun oldum.. Hatta haftasonu ağaçtan toplamayi bekleyemeyerek , hemen manavdan sert hurmaları aldım, soydum, kaynar suya batırdım, astım bile.. Merakla sonucu bekliyoruz.. Kuru kayısı gibi olur herhalde diyoruz, daha büyük olacağı için dilim dilim keseriz, üstüne ceviz ya da fıstık koyarız; kahvenin yanında servis yaparız, vs hayallerimiz var:) Bu arada fırın kardeşliğine talibim, yapım aşaması fotoğraflarım olamayacak, 5-6 yıl önce yapmıştık çünkü.. Ama gürül gürül yanarken fotoğraflarım ben de dedim.. İlk fırsatta göndereceğim.. İyi günler, iyi keyifler diliyorum; selamlar..
    Hamide Erdem
    http://bursadahayat.blogcu.com

  37. Aytaç 19/11/2011 at 15:45 #

    Ben bu meyveden hiç yemedim sanırım.
    Kurutma amacı yine aynı şekilde yenerek tüketmek mi ?
    Yoksa bazı meyveler gibi kurutup komposto filan mı yapıyorsunuz ?
    Tadını çok merak ettim doğrusu bu kadar da bilen ve ilgilenen varmış…

    • meyvelitepe 19/11/2011 at 17:43 #

      Bu meyveyi kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Kurusu tıpkı kayısı ya da incir gibi yiyerek tüketilebiliyor, kompostosunu denemedik ama herhalde komposto yapmaya kıyamayız. Tadı ise, nasıl anlatsak bilmem ki, taze haliyle hiç ilgisi yok, çikolataya alternatif diyebiliriz ancak.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Sepetim kolumda, bahçe yolunda | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 12/12/2012

    […] yokluğumuzda boş durmayıp hurmaları asmaya başlamış bile. (Kurutma tarifi için “Hurmalar” yazısı sonundaki “güncelleme”ye bakınız […]

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]