B u yaz denemesini yaptığımız ve sonucundan çok memnun kaldığımız sebze adaları deneyimimizi bir adım daha ileri götürmeye karar verdik. Daha doğrusu sebze adalarından sonra atılacak adımlar kaçınılmaz olarak kendiliğinden geldi.

Sebze adaları bizim için bir tür laboratuar işlevi gördü. Pek çok farklı kavramı bir araya getirerek kendi içinde tutarlı bir ekosistem yaratmış olduk.

Her ada kendi içinde toprağı, mikroflorası, bitkileri ve diğer canlılarıyla doğanın yıllar alacak bir süreçte kendi kendine meydana getirebileceği bir ekolojik sistem oluşturdu. Ortamı bir kez hazırladıktan sonra neler olduğunu ve tüm gelişmeyi adım adım izleme imkanımız oldu.

Sürdürülebilir Doğal Tarımın tanımlarından biri olan “food forest” (besin ormanı) tanımına ne kadar yakın bilmiyorum ama en azından bir yorumu dersek çok da hata yapmış olmayız diye düşünüyorum.

Sebze adalarının başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Yükseltilmiş yastıklar:

İnsanlar için uygun boyutları sebebiyle bitkilerin içine girmeden, toprağı ayaklarımızla çiğnemeden, etrafında dolaşarak ve kollarımızın uzanma mesafesinde her şeyi elimizin altında tutabileceğimiz bir ortamı sağladılar. Yükseltilmiş olması ise, içindeki toprağı en uygun şekilde hazırlama imkanı verdi.

Toprak:

Bitki ile kaplı ve çok uzun yıllar hiç el, ayak değmemiş bir toprağın tüm özelliklerini taşıyan karışımı bizim hızlı bir şekilde hazırlayabilmemizi sağlıyor. Yastıkların, içindeki toprağı hazırlamak bakımından da gücümüzün, kuvvetimizin yetebileceği boyutta olması en büyük avantaj. %100 organik malzemeden oluşan ve yeterli derinlikteki toprağın karışımı size kalmış. Elde etmek istediğiniz yiyecek gruplarına göre farklı özelliklerde hazırlamak mümkün. Aslında bu da başka bir önemli avantaj.

Söz gelimi, kil, tın miktarları, gevşeklik ve su tutma kaabiliyetleri de yine planlabilir. Biz bu açıdan ilk yılda adalar arasında çok farklılık yaratmadık. Karışım çok özetle organik dolgu maddesi olarak coco-peat (ki, başka alternatifleri de var), bol fermente edilmiş çiftlik gübresi, humik ve fulvik asitlerce zengin leonardit, normal killi bahçe toprağı ve yine çok bol bahçe artıkları ve kırpılmış çimlerden yapmış olduğumuz komposttan oluşuyordu. Bu malzemelerden sadece leonardit ve coco-peat taşınarak az ya da çok uzaktan getirilen malzemelerdendi.

Coco-peat’in epey uzaklardan geliyor olması ilk bakışta kulağa çok iyi gelmese de, ömrünün çok uzun olması, hiç bir şekilde ziyan olmaması, dahası içinde bulunduğu ekosistem sebebiyle gitgide zenginleşmesi belki bu ilk taşımayı affettirebilir. Zaten, bir sezonun sonunda ortaya çıkan toprak artık coco-peat’den çok başka bir şey. Bizim için bir kolaylıktı. Daha çok kompostumuz olsaydı muhtemelen gerek kalmayacaktı.

Karışımla elde edilen bu toprağın niteliği elbette çok önemli çünkü her şeyi yapan bu karışım. Burada, toprağı bir takım malzemelerin kimyasal karışımı gibi görmek büyük hata olur. Yapılan şeyi, yaşayacak canlı bir organizma için uygun şartların hazırlanması şeklinde görmek gerekir. Yani bir bakıma kendi kendine yaşayacak canlı bir toprağı hazırlıyoruz. Gücümüz yettiğince toprağa can veriyoruz ki, toprak bitkilere, bitkiler de ürünleri vasıtasıyla bizlere can versin. Canlı olmayan bir toprak ile zincir kırılır.

Toprağın canlılığından maksadımız, toprağı oluşturan organik malzemeler ve bitki köklerinin yanısıra topraktaki diğer canlılar ve mikroorganizmalardır. Bu organizmaların bir kısmı fermente edilmiş çiftlik gübresinden (ki fermente edilmiş olması zararlıların elimine edilmiş olması anlamına da gelir), organik malzemelerden yapılmış komposttan ve killi bahçe toprağından gelir. Mikroflora, bu toprağa ekilen bitkilerin köklerince de geliştirilir. Elbette, mikroflorayı daha da zenginleştirmenin yolları var. Mikoriza mantarları ve diğer yararlı bakterilerin çeşitliliği toprağınızın tek bir ekosistem gibi davranmasında yararlı olacaktır.

Uzun sözün kısası adalardaki toprağınız tamamen organik maddelerden oluşan, her türlü besin elementlerini, bu besinleri bitkiler için yarayışlı hale getiren bakteri ve mantarları ve toprak solucanları gibi yararlıları içeren bir sistemin oluşmasına ve sürekliliğine uygun olmalıdır.

Bitkiler:

Sebze adalarına ekilecek dikilecek bitkiler, bunların dikilme şekilleri, biribirlerine göre olan durumları işin bir diğer çok önemli ve nihai sonucu belirleyen yönüdür. Bunun için kendinizce farklı düzenler düşünebilirsiniz. Temel prensip aynı ada içinde bulunan bitkiler biribirini seven, çeşitli şekillerde biribirlerini destekleyen ve yardımcı olan türler olmalıdır.

Bizim uyguladığımız mantık, her adada bir sarmaşık sebze belirleyip, sonra da bu sebzenin etrafını o sebze ile uyum içinde gelişebilen başka sebzelerle desteklemek buna ilave olarak gerek toprak içinde kökleriyle gerek toprak üstünde çiçekleri ve kokularıyla sebzelerin daha iyi ve güzel ürün vermesine yardımcı olacak, zararlıları sistemden uzak tutacak, faydalıları ise sisteme davet eden çiçek ve otları belirleyip ona göre ekmek ve dikmekti.

Bu mantık, bitkileri geleneksel tarımda yapılamıyacak kadar biribirine yakın yakın dikme imkanı verdi. Elbette bitkilerin ada içindeki pozisyonları da çok önemli idi. Uzun güneşlenme süresi seven sebzeler için bu imkanı vermek, sarmaşık özelliğindekiler için kafes yerlerine dikkat etmek, gölge sevenleri buna göre konumlandırmak gibi oldukça karmaşık sayılabilecek noktalara dikkat etmemiz gerekti. Çok özetle, yapmaya çalıştığımız doğanın kendine ait düzeninin ve uyumunun sebze adalarında varlığını sağlamaktan ibaretti.

Su ve sulama:

Sebze adalarının su kullanma mantığı da geleneksel sebzeciliğe göre tamamen farklı. Adaların bulunduğu yerde damlama sulama tesisatımız olduğu için damlama borularımız orada zaten vardı. Fakat biz damlama sulama sistemini hiç kullanmadık. Hem gerek olmadı hem de bu sistemin sulama ihtiyacının farklılığından kaynaklandı. Sulamayı hortumla ve sadece su istiyen bitkilerin sulanması şeklinde yaptık. Sulama aralığını uzatmak ve kullanılan su miktarını epey azaltmak mümkün oldu. Adalarda haftada iki kez ve toplam 9 ada için 10 dakikayı geçmeyen sulama yapmak gayet yeterli oldu.

Toprak uygun ise ve bitkiler gerçekten doğanın doğal düzenine uyumlu olarak konumlandırılmış ise sebze adasını oluşturan ekosistem kendi içindeki su regülasyonunu mükemmel bir şekilde kendi kendine yapabiliyor.

Tags: , , ,

21 Responses to “Sebze Parkı – 1 – Giriş” Subscribe

  1. Pinar 22/11/2009 at 23:31 #

    Sebze adalari gercekten de cok buyuk farklilik yaratiyor. Hele de sizinki gibi uzun uzun dusunulerek tasarlanmissa.
    Adalarinizda uyumlu oldugunu gordugunuz iyi komsu bitkileri/sebzeleri paylasir misiniz?

  2. Nihal 23/11/2009 at 20:35 #

    Ben de Pınar’ın ricasını tekrarlıyayım, biz şehirdekilere bir referans noktası olması açısından hangi bitkileri eşleştirerek diktiniz paylaşırsanız sevinirim..

  3. Meyvelitepe 24/11/2009 at 11:03 #

    Adım adım ilerliyoruz. Oraya da geleceğiz 🙂

  4. Tugrul 25/11/2009 at 19:13 #

    Sebze adalarinin yapilisi A’dan Z’ye permakultur ile uyumlu olmus, neredeyse kitaptan cikma gibi. Zaten alinan sonuclar da ortada. Toprak zengin icerigi sayesinde ek gubrelemeye ihtiyac duymuyor, bu zenginligi ile cok daha sık dikimi kaldirabiliyor, boylece verimlilik arttigi gibi su kaybi ve istenmeyen otlar tarafindan istila engelleniyor, yararli bocekler cekiliyor, zararlilar uzaklastiriliyor. Guzelligi de cabasi, tebrikler.

  5. Faik Murat 25/11/2009 at 20:21 #

    Çok fazla soru sordum kusura bakmayın. Heyecanıma ve ilgime verin.
    Sebze adalarındaki yazlık bitkileri henüz sökmediğinizi görüyorum, doğru mu?
    Önümüzdeki yaz sebze adalarının hazırlığını nasıl yapmayı planlıyorsunuz?
    Sebze adalarında yeni bitkiler için çapalama, karıştırma gibi bir hazırlığa gerek olacak mı dersiniz?
    Sebze adalarındaki bitkilerin kökleri sebze adalarının derinliğinden daha aşağıya inerek zemindeki toprağa kadar ulaştılar değil mi?
    Sağlıcakla Kalın.

  6. Meyvelitepe 26/11/2009 at 22:44 #

    Sebze adalarındaki yazlıkların çoğunu geçen hafta itibarıyla söktük. Söktük derken kökleri toprakta bıraktık, sadece gövdeleri toprak hizasından kesip aldık. Bazı bitkiler hala duruyor. Kalan biberleri de bitkileriyle birlikte alacağız.
    Bitkilerini kestiğimiz adalarda sık şekilde bakla ektik. Hatta ıspanak ekili birinde ıspanak yapraklarının aralarına bakla tohumlarını sokuşturduk.
    Sebze adalarını bir kere kurup topraklarını da hazırladıktan sonra çapa, kürek gibi şeylere hiç ihtiyacımız olmuyor. Parmaklarımız fazlasıyla yeterli.
    Köklerin çoğu alttaki zemine inmiş olmalı. Domateslerin indiğinden eminiz çünkü dikerken neredeyse zemine dikmiştik zaten.
    Prensip olarak bir mevsimden diğerine geçerken sebze adalarının toprağını karıştırmaya, çapalamaya ihtiyaç olmayacak. Tam tembel işi yani 🙂

  7. Meyvelitepe 26/11/2009 at 22:46 #

    Tuğrul,
    Bizimkisi biraz değişik bir yorum oluyor galiba. Sebze parkında doğanın düzeni ile insanın düzenini buluşturmaya çalışıyoruz. Bakalım nasıl olacak 🙂

  8. Kayhan Yalçı 01/12/2009 at 12:29 #

    Şu tümceleriniz herşeyi ne güzel anlatıyor:
    “Yani bir bakıma kendi kendine yaşayacak canlı bir toprağı hazırlıyoruz. Gücümüz yettiğince toprağa can veriyoruz ki, toprak bitkilere, bitkiler de ürünleri vasıtasıyla bizlere can versin. Canlı olmayan bir toprak ile zincir kırılır.”
    Toprağı kimyasal maddelerle öldürenler, aslında kendilerini yavaş yavaş öldürdüklerini bir anlasalar! Güzel yazılarınızı zevkle okumaya devam ediyoruz. Çalışmalarınızda kolaylık diliyorum.

  9. Meyvelitepe 04/12/2009 at 14:17 #

    Kayhan bey teşekkür ederim. Zor bir paradoks. Bir yandan bu gibi uygulamalar bir yandan “biz de GDO’lu tohum isteriz” diyen çiftçi birlikleri. Bakalım ne olacak? Bence nihai belirleyici tüketici olacak.

  10. Güliz 22/05/2015 at 21:07 #

    Sayın meyveli tepe…
    Geçen hafta sebze adasına dikimi yaptım..
    Toprağı da bana göre çok güzel olmuştu ama…
    Nedense ektiğim fidanlar sürekli sararmakta..
    birde akşamları azar azar sulama yapmaktayım…
    Acaba nerede yanlış yapıyorum…Yardımcı olursanız sevinirim….Azar azar yaptığım enzimden versem olurmu acaba saygılar…

    • meyvelitepe 23/05/2015 at 00:15 #

      Forumda yazıp resim de koyarsanız daha iyi torum yapma imkanı olur belki.

  11. Güliz 25/05/2015 at 21:30 #

    Sayın meyveli tepe maalesef foruma fotoğraf yüklemeye beceremedim..
    Bugün enzimden sulandırıp biraz biraz verdim…Ama her geçen gün hevesim sönmekte..Sanırsam ben bu işi beceremeyeceğim…İrfan çayı yapmıştım cumartesi günü..bugün gittim ki içindeki havalandırma cihazı bozulmuş :((( su resmen kokmuş….Enzim verdiğim adaya acaba yarın su vereyim mi yoksa bir kaç gün bekleyeyim mi…Birde bir dahaki sulamada tekrar enzim vereyimmi…Neyseki enzimim olmuş…Nereden anladınız derseniz…Aynen turşu gibi kokmakta…Yardımlarınız için ayrıca çok ama çok teşekkür ederim…Saygılar….

    • meyvelitepe 26/05/2015 at 00:10 #

      İki günde bir enzimli su ile sulayın. Resim olmayınca başkaca bir yorum yapamıyorum maalesef.

  12. Güliz 02/06/2015 at 20:58 #

    sevgili meyvelitepe zorda olsa foruma fotoğraf yüklemeyi başardım…yardımcı olursanız sevinirim..Saygılar

  13. ata 29/10/2015 at 16:43 #

    Coco peat yerine ne kullanılabilir.

    • Meyvelitepe 29/10/2015 at 18:22 #

      Ormandan meşe, kestane yaprak çürüntüleri kullanabilirsiniz.

      • ata 29/10/2015 at 18:39 #

        Cevabınız için teşekkür ederim peki kompost kullanılabilir mi?

        • Meyvelitepe 29/10/2015 at 18:52 #

          Yeterince olgunlaşmış ise kullanabilirsiniz tabii.

          • ata 30/10/2015 at 12:21 #

            Bir sorum daha var. eğer sizin için sorun olmazsa domates için oluşturduğunuz sebze adasındaki bitki çeşitleri dikim sıklığını ve bunların hangi yöne baktığını(kuzey güney gibi) paylaşırmısınız. İnternette sebze adası başına 3 adet domates içeren planlar var 2 adet sebze adası yapacağım için bir ailenin ihtiyacını karşılar mı?

          • Meyvelitepe 30/10/2015 at 12:42 #

            Bir sebze adasına kaç domates dikebileceğiniz sebze adasının büyüklüğüne bağlı. İki domates arasında en az 60 cm mesafe olmalıdır. Bir adadaki bitkilerin hepsinin güneş alabilmesi çok önemlidir. İki sebze adasından alacağınız sebzelerin bir aileye yetip yetmemesi de çok göreceli bir durum.

  14. Lebowski 23/11/2015 at 09:33 #

    Emekleriniz ve paylaşımlarınız için teşekkürler.
    Bahçemde bol miktarda kuruyarak dökülmüş olan çam ağacı iğnesi var. Sebze adası oluştururken kullanımı konusunda ne dersiniz? Yanlış hatırlamıyorsam çam iğnelerinin asidik özellikli olduğunu okumuştum.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]