B ugün yormayacağım hiç kimseyi, ne iklimden ne de GDO’lardan dem vuracağım. Bugün hayalleri konuşacağım ve hayallere dalacağım, içimizi soğutup, zihnimizi yoran her şeyi bir kenara bırakacağım.

Yaz günleri boyunca La Fontaine‘in karıncaları misali çalışıp didindik; ektik, yetiştirdik, hasat ettik, taşıdık, dağıttık, değerlendirdik. Zaman zaman öylesine yorucuydu ki tüm bu işler, gücümün tükendiğini hissettiğim anlar oldu. Böyle anlarda ben de bir kaç dakikalığına gündüz düşleri kurdum:

Günler kısalmış, havalar soğumuş, güneş genellikle bulutlar ardında. Kış gelmiş kapıya dayanmış, bahçeye bembeyaz battaniyesini sermiş, çamlara kalın, beyaz paltolarını giydirmiş, incecik, morumsu çıplak dalları da ihmal etmemiş. Bahçede kardan adamdan başka yapacak hiç bir iş kalmamış. Sessizlik öylesine kesif ki sis gibi her yanı sarmış, yalnızca kendi müziğini dinletiyor. Arada sırada karlı dallara konan kuşların çıtırtısı duyuluyor ancak ve acele acele konup kalkışlarıyla karlar sessizce dökülüyor. Karlı duvarın üzerinde bir kızıl tilki havayı kokluyor. Ben tüm bahçeye tepeden bakan salonda, uzatıp ayaklarımı kanapeye oturmuşum. Dizlerimin üzerinde sıcak, renkli, yünlü bir battaniye. Şöminedeki ateşin çıtırtıları bile yetiyor içimi ısıtmaya. Şöminenin önünde, nar çiçeği örtünün üzerinde kıvrılmış, mışıl mışıl uyuyan sarı kuzum, köpeğim. Bir elimde kalın, sürükleyici, alıp götüren cinsten bir roman, fantastik olursa daha da iyi, bir elimde dumanı tüten, sıcak çikolata, değmeyin keyfime. İliğime kemiğime kadar ısınmışım, iliğime kemiğime kadar dinlenmişim. Hava soğuk, lakin içimi saran duygular sıcacık, şükran doluyum.

Kır evinde kış işte böyle bir şey. Yaz yoğunluğundan geriye kalan raflara dizili kavanozların içinde pembe domates sosları, güveyfenerli taze fasulyeler, rengarenk reçeller, kurutulmuş hurmalar, kırmızı biber kolyeleri, beyaz patiska torbalarda tarhana, erişte, nohut, mısır unu. Yeşili, siyahı, ezmesi her türlü zeytin, evin içinde mis gibi fırındaki ekmeğin kokusu. Elbet bu rafları doldurmak hiç kolay olmadı, ama bir kez başarınca verdiği his bambaşka. Sadece kendi bahçendeki ürünler, öyle güvenilir ki, hiç bir kuşku duymadan yiyebiliyor, yedirebiliyorsun. Verilen emek sanki tuzdan, şekerden bir şeymiş de her lokmanın lezzetini kat kat artırmış. Sanki dünya yansa yine de çocuğunu doyurabilecek kadar güvendesin. Bakkala, pazara, markete hiç bir yere gitmek istemiyorsun, elindekiler yetiyor, gitsen bile plastik bir dünyaya girmiş gibi oluyor, bir iki ihtiyacını görüp, kaçıyorsun hemen. Canın bisküvi istiyor, eskisi gibi üşenmiyor, en iyisi evde yapılan diyor, mis gibi tarçın kokutuyorsun her yanı, üstelik hazır alınanlara hiç benzemiyor tadı. Kırda bayırda yemyeşil otlarla beslenen komşu sütçünün inekleriyle selamın sabahın var zaten, sütü koyuyorsun tencereye mis gibi kokuyor kaynarken, canın çekiyor, sıcak, sıcak, lıkır, lıkır içiyorsun, sanki şeker katmışlar içine. Kahvaltında ömrünü kafeslerde geçirmek zorunda kalmamış, mutlu yaşayan tavukların yumurtaları var sadece, yiyorsun sen de mutlu oluyorsun. Tadı da, rengi de market yumurtalarından öyle farklı ki, hafiften pişman oluyorsun kaybettiğin zamanları düşününce.

Kış ya, işleri bitmiş komşuların uğruyor arada bir, hiç eli boş gelmiyorlar. Bir bakıyorsun ne varsa artık sende olmayıp da onlarda olan kapıp gelmişler. Kimi zaman bir kap kendi kovanlarının kestane balı olur, kimi zaman henüz tavukların altından alınmış sıcacık yumurtadır gelen ya da fırından yeni çıkmış mısır ekmeğidir, bazen de şerbeti henüz dökülmüş baklavadır. Buyur edersin, illaki hazırda ikramlık bir şeylerin olur, evin hep tarçın kokar.

Kırda köyde yaşamamış olanlar bana kır hayatını soruyorlar. Şehrin hareketli temposundan çıkıp, bir kır evinde yaşamaya kalkarsak sıkılırmıyız diyorlar. Ne beklediğini bilirse insan mutsuz olmaz diyorum. Kır evinde, yazın değil sıkılmaya, dinlenmeye bile zaman olmuyor. Bu yüzden yaz insanı da olsan kışı iple çekiyor, birazcık dinlenebilmek için hayaller kuruyorsun. Bedensel yorgunluk çabucak geçiyor, zihinsel olan zor. Kırda insanın hem bedeni hem de zihni yavaş yavaş doğanın akışına katılıyor, hızına alışıyor, ancak o zaman asıl öncekinin yanlış olduğunu farkediyor insan. Dudaklarında büyük bir sırra erenlerin gülümsemesi, huzur varmış da doğru yerde aramamışız bunca zaman diyorsun kendi kendine, herkesin bu sırra ermesini umut ederek.

“Hayal gücü her şeydir. Hayal gücü yaşamın gelecek güzelliklerinin öngösterimidir” diyor Einstein. Ondan iyi bilecek değiliz ya. Hazırlayın en çok sevdiğiniz, tazecik evde yapılmış içeceğinizi, varsa kardan adam delisi küçük çocuklar, onları da alın yanınıza, 26 dakika her şeyi unutun. Raymond Briggs’in “The Snowman” (Kardan Adam) kitabından uyarlanmış bir film, David Bowie’nin giriş cümleleri ve muhteşem müzik eşliğinde gündüz düşlerine davet ediyorum sizi bugün. Tasalanmayacak kadar kutsandığımız bir dünya, bir yaşam için.

 

Güncelleme: “The Snowman” Videosu

 

Tags: , , , , ,

24 Responses to “Kır Evinde Kış” Subscribe

  1. Mustafa Akdemir 25/12/2009 at 00:23 #

    Meyvelitepe ağzınıza sağlık diyorum. Öyle tahrik edici ifadelerle aktarmışsınız ki, bu haz ve duyguları soluklamaya hasret bizim gibi pasif doğa düşkünlerini, şehir miskinliğine ve maduriyetine yeter artık diyerek kabuklarını kıracak ve harekete geçirecek öncü deprem sarsıntıları gibi…
    Sizi okurken sanki o duyguları aynı anda sizinle birlikte yaşıyor gibi oldum. Böyle olmamak ve zevk almamak mümkün değil. Tek farkı, benim elimde dumanı tüten, sıcak çikolata değil, ince belli küçük bardakta demli bir çay olmalıydı.
    Sıcak çikolatanız da, bisküviniz de afiyet olsun. Şifa olsun. Siz ailecek fazlasıyla bunları hakettiniz. Allah nazardan korusun. Koruyacağına da inanıyorum, çünkü siz paylaşıyorsunuz.
    Saygı ve sevgilerimle….
    Ebruland.com

  2. Ayhan Dükel 25/12/2009 at 00:32 #

    Bu duyguları yaşadıgım için sizi cok iyi anlıyorum
    ne kadar güzel yazmışsınız teşekkür ederim

  3. Nesrin 25/12/2009 at 08:57 #

    İşte özlenen hayat..
    Yazdıklarınız da film de çok güzel. Yüreğinize, kaleminize sağlık.. Bize hayallerin peşinde koşma adına cesaret veriyorsunuz…Teşekkürler

  4. Basak 25/12/2009 at 09:10 #

    Bu yazınız ile güne harika bir şekilde başlıyorum. Kış dinlenmelerinizin keyfini daha daha arttıracak yeni yeni emekler diliyorum. Meyvelitepe’de keşif ve yenilik bitmez ne de olsa… Ellerinize ve ağzınıza sağlık.

  5. Levent 25/12/2009 at 09:48 #

    İmrenerek, ama mutluluğunuza uzaktan da olsa ortak olmanın keyfi ile okuyorum; hayal kuruyorum.
    Bir sabaha daha coşkun başlamama katkıda bulundunuz.
    Sağlıkla, mutlulukla, huzurla…
    Levent

  6. Magissa 25/12/2009 at 10:04 #

    Yazinizi bu sabah kalkar kalkmaz okudum. Azicik agladim ama kabahat hormonlar. Hayal muhtesemdi, yalniz sari kuzum yok. Kara faremle (o battaniyenin uzerinde olur, pek mindere yuz vermez) sari kuzuyu yer degistirdim hayalimde. Minder bos kaldi, rengini henuz bilmedigim bir kuzu yerlestirdim oraya da.
    En cok da kar ozledim, belki Pazar gunu gorebilirim 😉
    Ben de diger okuyucular gibi “masallah” diyorum her okudugumda. Bu yasami kiymetini bilmeyenler surdugunde ne kadar icim cizliyorsa, sizin doya doya keyfini surmeniz, hakkini vermeniz de beni kendim yasiyormusum gibi keyiflendirip mutlu ediyor. Koskocaman bir MASALLAH o yuzden.

  7. Magissa 25/12/2009 at 10:39 #

    Kardanadam’in muziklerine bayildim. Cizgilerine de.

  8. Sadık Yalabık 25/12/2009 at 12:57 #

    Meyvelitepe elinize ve ağzınıza sağlık. Bizi yine aldınız biryerlere götürdünüz.Artık bende alışkanlık oldu. Sizin siteye hergün bakmadan duramıyorum.Yeni bir yazı varmı diye.Siz bizim özlemlerimizi yaşıyorsunuz.İnşaallah bir gün bizde sizin gibi kır evinde yaz kış yaşarız.Hafta sonu kaçamakları yetmiyor artık. Şehir hayatından kaçabilirsek.
    yazdıklarınız için teşekkür ediyorum. Dediğim gibi iyiki yazıyorsunuz. selamlar.

  9. duran bozkurt 25/12/2009 at 14:52 #

    Teşekkürler İsmail bey,gerçekten çok keyif alarak okuyorum yazdıklarınızı.Başka insanlara sizi anlatıyorum,onlarda bana teşekküre geliyorlar ellerinde bir tutam hayalle.İlkbahardan beri sizi izliyorum arada konuşuyoruz da bu hayali siz zaten hayata geçirdiniz daha fazlasını ,fazlasıyle hakediyorsunuz.İyi dinlenceler db

  10. malla 25/12/2009 at 15:41 #

    ne güzel anlatmışsınız masal gibi…

  11. tijen 25/12/2009 at 15:50 #

    Toprağınızın da, mutfağınızın da bereketi hiç bitmesin!

  12. beste 25/12/2009 at 19:22 #

    Hayaller bazen gercegin kendisinden daha anlamlidir:) Fotograf, yaziniz, eklediginiz video bana yasadigim ve sahip olduklarim icin bir kere daha minnet duydurdu. Tesekkurler bereketli nice guzel yillara. Sevgiler

  13. Sonja 26/12/2009 at 08:38 #

    Sehir ve kir yasamini bir arada yasayan, hatta ülkesinden cok uzakta yasadigi halde, bu hayati yasamaya calisan biri olarak, yazinizi okurken hayallere daldim gittim. Insallah yakin bir gelecekte sizin gibi bir yasama merhaba diyecegiz. Tüm sizin gibi düsünenlerin de hayallerinin gercek olmasini diliyorum, yeni yilinizi en iyi dileklerimle kutluyorum…

  14. Bilgi 26/12/2009 at 12:44 #

    Meyvelitepe, size keyifli, sıcacık, huzur dolu bir kış ve gönlünüzce bir yeni yıl diliyorum.
    Sevgiyle, Bilgi

  15. Meyvelitepe 27/12/2009 at 23:01 #

    Sayfamıza uğrayıp, hayallerimizi paylaşarak bize iyi dileklerini ileten herkese çok teşekkür ediyor, tüm güzel hayallerin gerçekleştiği olağanüstü bir yıl diliyoruz.
    Sevgi ve selamlarımızla
    Jale-İsmail

  16. Merkal 04/01/2010 at 10:04 #

    İsmail bey, Sizin ve ailenizin yeni yılını kutlar, sağlıklı ve mutlu yıllar dilerim. Meyvelitepede başarılı uygulamalarınızı takip ediyorum.
    M.Erkal

  17. Oguz Kaan Senol 05/01/2010 at 18:35 #

    Harika bir yazı ve harika bir film. Kızıl tilkinin de fotografina bayildim.Ancak, ormanin kıyısında oturmanın verebilecegi bir odül bu..
    Bizim evi de arada sirada kirpiler ziyaret ediyor..Uzakdan baykus ve atmaca sesleri duyuluyor.Arada bir atmacalar karsidaki ormandan gelip evimizin uzerinde tur atıyor..
    Yaşamak güzel ..

  18. Şefika 07/01/2010 at 09:46 #

    Bu kardan adamı oğullarımla birlikte çok severdik. Onların okul öncesi döneminde resimlerine bakar hikaye kurardık.
    Çocuklar okuldan geldiğinde, bakın burada tanıdık biri var diyeceğim. Onlar da çok mutlu olacaklar eminim.
    Bu güzel sürpriz için teşekkürler.
    Meyvelitepe ailesine mutlu, bereketli bir yıl diliyorum.
    Şefika

  19. selver üçbilek 11/07/2010 at 13:59 #

    merhaba,sizin sayfanızı sakin bir pazar ögle sonrasında,tesadüfen keşfetmiş bulunuyorum.Öncelikle sizi kutlarım ki…; verilen emek çok büyük ve büyüleyici, bütün bu emek sonrasında heyecanla okunan bir roman gibi olmussunuz ve hiç bir zaman tanıyamayacagım bu romanın kahramanı gibisiniz.Eşinize ve size sevimli masal evinizde mutluluklar dilerim.
    doğa ve bitki aşığı..

  20. Meyvelitepe 13/07/2010 at 11:10 #

    Çok teşekkürler.

  21. zennur pakcan 15/10/2011 at 11:46 #

    merhaba,gercekten gec kesfedılmıs bır blog benım ıcın :((uzuldum… her yazı okyanusa atılmıs bır sıse asırlarda kumsalda oynayan cocuklarmıs..bugun ben buldum degerli blogu…ama köyünüz neresı merak ettım ..evın ıcındekı yasamı merak ettım var ama belkıde heyecanla ben bulamadım..oyle mı?

  22. feyzagul 15/03/2013 at 09:03 #

    Çok güzel….

Trackbacks/Pingbacks

  1. İlk Kar | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 10/12/2012

    […] şim “Kır Evinde Kış” yazısını yazdığında pek çok okuyucumuz yazıyı yazdığımız günlerde olanları […]

  2. Kır Evinde Gerçekten Kış | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 11/12/2012

    […] am bir ay önce, 24 Aralıkta eşim Kır Evinde Kış yazısını yazmış. O zaman kar filan yoktu. İşler bitince huzurlu bir dinlenme döneminin […]

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]