Bir zamanlar soğuk kış günlerinde yapılan seyahatlerde, karlar arasında, yeşil yapraklarını atkı gibi başlarına sarmış, birlik düzeniyle sıralanmış karnabahar ve lahana tarlalarının yanından geçip giderken bu bitkilerin her biri soğuk havaya ve hatta kara meydan okuyan kahraman, yeşil askerler gibi görünürdü gözüme. Zaman geçti, artık o yol kenarlarındaki tarlalarda ne karnabaharlar ne de lahanalar kaldı, hatta kaderine terkedilmiş dönümlerce toprağı bir zamanlar ekip biçen o insanlar şimdi nerede bilemiyorum.

Bu yıl biz de askeri düzende ya da bir birlik kadar çok olmasa da kendi kışlık sebzelerimizi yetiştirelim dedik. Geçen yıl da bir şeyler ekmiştik ama aklımda nedense yalnızca ıspanak, pırasa ve kırmızı lahana kalmış. Tohumlardan kendi fidelerimizi yetiştirmemize neden olan yaz sebzeleri düşkünlüğümüz ve pembe domates sarhoşluğu içinde geçen aylar, kış sebzelerinin fidelerinin yaz aylarında hazırlanması gerektiğini unutturunca kış sebzeleri için ıspanak hariç, pazardan aldığımız fideleri kullanmış, sebze adaları henüz boşalmadığından doğrudan bahçeye ekmiştik. Önce ıspanaklar olmuş, ancak kökleriyle söküldükleri için daha kışı görmeden bitmişlerdi. Havaların soğumasıyla mevsimin ilk zeytinyağlı pırasası için kolları sıvadığımızda, ne kadar pişerse pişsin yumuşamayan bu sebze yaz sonrası ilk düş kırıklığı olmuştu. Bundan dert yanarken halam, babaannemin pırasaların don görmeden pişmeyeceğini söylediğini hatırladı. Gerçekten de geceleri soğuyan hava zamanla pırasaları kıvamına getirdi. Lahana zaten üç beş taneydi, biz bir tanesini aldık geri kalanlar yardımcımız İsmail beyin kendi bahçesinde beslediği tavşanlara yar oldu. Kerevizlerin köklerinin olmasını beklerken yapraklarından epey yararlandık, belki de bu yüzden kökler pek büyüyemedi, bir kerecik ağız tadıyla bir portakallı kereviz yiyebildik. Brokoli ve karnabaharlara gelince işte onlar, gelecek yıl en baştan başlayarak pür dikkat yetiştirmeye çalışacağımız kış sebzelerinin tohumlarını şimdiden hazırlamamıza neden olan “yeni takıntının” müsebbibi oldular.

Başlangıçta her şey yolunda görünüyordu. Karnabaharlar çiçekli taçlarını oluşturmaya   başlamış, brokoliler de körpe tutamlar halinde baş vermişti. Bu tazecikleri haşlayıp bol hardallı salata sosuyla yemeyi keşfedeli beri pek bir mutluyduk. Kızımız valizine doldurup götürdüğü karnabahar ve brokolilerin körpeliğinden hoşnut sevinçle “ben de pişirdim, enfes oldular” diyordu. Ancak bu mutluluğumuz fazla uzun sürmedi, bir istila hayatımızı kararttı. Bizim körpeleri keşfeden yaprak bitleri bu sebzelere “fuzuli işgal” diyebileceğimiz yöntemlerle yerleşmiş ve çoktan keyif çatmaya başlamışlardı. Çiçeklerin kıvrımları arasına yerleşip, sıkı sıkı yapışan  işgalciler ne yıkamakla ne haşlamakla ne de ayıklamakla temizleniyordu. Bunları temizlemenin kolay bir yöntemi olup olmadığını araştırırken, bu dertten tek muzdarip olanın biz olmadığını da anladık. İnternette organik sebzeler tüketen ve aynı sorunu yaşayan pek çok kişi aynı soruyu sormuştu: “Bunları temizlemenin bir kolayı var mı?

Toplum Destekli Tarım Modeli (CSA) yöntemine destek veren bir blogcunun organik gıda güncesini de bu aramalar esnasında keşfettik. Kısaca sosyo-ekonomik bir tarım ve gıda dağıtım biçimi olarak özetleyebileceğimiz toplum destekli tarım modeli sistemine katılan tüketiciler, genellikle organik tarım ürünleri karşılığında çiftçinin riskini ve masrafını paylaşarak yerel üretime destek oluyorlar. Aylık veya yıllık belirli bir ödeme yaparak her hafta çiftlikte yetişmiş sezon ürünlerini içeren bir kutu ya da paket alan tüketicilerden biri olan blogcumuz da her hafta aldığı kutunun sürpriz içeriğini paylaşmak istemiş ve sözünü ettiğim günceyi hazırlamış. Gelen kutulardan birinden karnabahar çıkınca pek sevinmiş ve aile mirası tarifi uygulamaya koyulmuş. Ancak, kısa süre sonra işgalcilerin farkına  varınca, organik sebzenin cilvesi diyerek kendini avutmuş ve işgalcileri ayıklamaya çalışmış. Başarılı olamayınca, o da yukarıdaki soruyu sormuş. Karnabaharları gönderen çiftçi daha sonra organik karnabaharda bit sorununa karşı uyguladıkları takip yönteminde gözden kaçanlar olabildiğini ve bu işin hiç kolay olmadığını anlatarak bu sorundan ötürü özür dilemiş, lakin blogcumuzun derdine deva olamamış.

 Tabii bu noktada diğer bir soru akla geliyor, nasıl oluyor da pazardan aldığımız karnabaharlar, brokoliler pırıl pırıl ve böceksiz olabiliyor. Sanırım bu sorunun yanıtı: “zirai zehirler sayesinde” olmalı. Peki bu sebzeleri yıkadığımızda zehir kalıntılarının ne kadarını bu bol kıvrımlı sebzelerden temizleyebilmiş oluyoruz, doğrusu bilemiyorum. Bu noktada alınacak  ders organik olmayan karnabahar ve brokolilerin defalarca yıkanıp, en az yarım saat sirkeli suda bekletilmeden tüketilmemesinin gerekliliği olsa gerek.

Tekrar ilk soruya dönecek olursak, araştırmalar sonucu ortaya çıkan yanıtlara bakınca, nispeten en etkili ve kolay yöntemi bizzat keşfetmiş olduğumu farkettim. Bitli karnabaharları basınçlı suyla yıkadıktan sonra sirkeli suda bekletiyor, sonra da bir kaç aşamada suyunu değiştirerek bit kalmayıncaya kadar defalarca 5’er dakika haşlıyordum. Gözle görülür bir şey kalmayınca da kendime Barbara Kingsolver’in “Hayvan, Sebze, Mucize” kitabında okuduğum bir kaç satırı hatırlatıyordum. Her zaman vejeteryan bir diyetle beslenen Hintliler, İngiltere’ye göç ettikten kısa bir süre sonra kansızlık çekmeye başlıyormuş. Araştırmalar göstermiş ki piyasaya sunulan baklagil ve tahıllardaki böceklenmeye karşı çok katı kurallar uygulayan İngilizler, farkında olmadan Hintlilerin en önemli protein kaynağını ortadan kaldırıyor, bu proteinlerden mahrum kalan Hintli vejeteryanlar ağır kansızlık belirtileri göstermeye başlıyormuş. Bu mantıkla, görünmeyen küçük yeşil işgalciler, birer protein kaynağı olarak düşünülüp değerlendirilebilirdi. Fakat, bu tesellinin etkisi umduğumuzdan kısa sürdüğü için işgalcilere teslim olup, havlu atmaktan başka bir çare kalmadı. Artık işgalciler yeni kıvrımlı yuvalarında, güven içinde hayatlarını sürdürebilirlerdi.

Bu defa yaprak bitlerine teslim olduk olmasına, ancak tamamen pes etmeden önce Ralph Waldo Emerson’un ” İnsan, yenilgilerin zaferler için hazırlık olduğunu farkettiği zaman başarıya ulaşır” sözünü hatırlayıp şiar edindik. Kafaya taktık, araştırdık, soruşturduk.

Sonuç karnabaharın makûs talihini yenmek için meraklısına “organik karnabahar nasıl yetiştirilir?” sorusunun ayrıntılı yanıtı oldu:

MERAKLISINA: “ORGANİK KARNABAHAR NASIL YETİŞTİRİLİR?”

Karnabahar Turpgiller (Brassicaceae) ailesinin üyelerinden biri. Bu aile lahanagiller veya hardal ailesi olarak da biliniyor, ama botanikçiler tarafından tek bir isim altında toparlanmaları uygun görülmüş. Karnabaharın bizde bilinen en yakın akrabaları lahana, brüksel lahanası, kara lahana ve brokoli. Günümüzde farklı renkleri ve cinsleri de yetiştiriliyor; artık ülkemizde de rastladığımız turuncu, mor ve yeşil karnabaharlar sanılanın aksine yeni türemiş türler olmayıp bir çoğunun kökeni 16 ila 18. yüzyıllara dayanıyor ve çoğu evladiyelik dediğimiz “heirloom” tohumlarla üretiliyor.

Organik karnabahar yetiştirmenin ilk kuralı iyi bir hazırlık. Bitkiyi değil, toprağı hazırlamak gerekiyor, çünkü tohumlar gerçekten zengin, canlı ve derin toprakları tercih ediyor. Doğru toprak seçimi ve hazırlığı, dikkatli ekim ve düzenli sulama deneyimli bahçıvanlar tarafından altı çizilerek tekrar tekrar vurgulanan ve karnabahar yetiştirmenin olmazsa olmazları olarak kabul edilen ana ilkeler. Bu aşamalardan herhangi birinin aksaması karnabaharda taç oluşumu yerine, düğme düğme uzamış çiçeklenme ve boşa harcanmış çaba ile sonuçlanabiliyor.

Karnabahar sıkı, verimli ve canlı bir toprak istiyor, gevşek ve verimsiz toprak bu sebzeyi bozabiliyor ve başarısızlığın en önemli nedeni olarak kabul ediliyor. Ekim için orta derecede ağır (nemli/killi) ve verimli bir toprağa ilaveten mümkün olduğunca güneş alan bir bölge bahçede karnabaharlara en uygun ortamı oluşturuyor.

Ancak toprak fakir ise yine de ön hazırlık ile istenen koşulları sağlamak mümkün. İyice çürümüş ya da yanmış bitkisel ve hayvansal organik gübreyi sonbaharın hemen başında belirlenen bölgeye ilave ederek toprağı altüst etmek gerekiyor. Böylece toprağa kendini bulması için yeterince zaman da verilmiş oluyor. Bunun yanı sıra bu süre içinde toprak gerekli sıkılığa da ulaşma olanağına kavuşuyor.

Kısacası organik bahçıvanlığın altın kuralı “bitkiyi değil, toprağı besle” burada da geçerli. Sonuçta avuçlara alınan toprak, yağmur sonrası orman gibi kokmalı ve canlılık gözle görülür olmalı.

Asitli topraklar karnabahar ve ailesine en çok sorun çıkaran hastalıklardan biri olan kök uruna (Plasmodiophora brassicae) davetiye çıkarıyor. Bahçıvanların kabusu olan bu dertten korunmak için toprağın pH’ının 6.5 ila 7.0 arası olması gerekiyor. Asitli toprakları kireç ilavesiyle karnabahar ekiminden önce nötralize etmek gerekiyor. Bu çok da zor değil, ama tahminlere güvenmek istemeyenler ya bir pH metre edinerek ya da toprağı tahlil ettirerek bu sorunu garantili olarak çözebilirler.

Sonbaharın başında yukarıdaki tarife uygun olarak hazırlanan toprağa, fidelerin yerine taşınmasına iki, üç hafta kala, yani ilkbaharda biraz daha organik gübre takviyesi yapmakta yarar var. Ancak toprağın sıkılığını kaybetmemesi açısından bu aşamada çapalanmaması gerekiyor, gübreyi dağıtmak için sadece tırmıklamak yeterli.

Karnabahar tohumları genellikle kalıcı tarhlarına taşınmadan önce açık havada bu işe ayrılmış bir tohum çimlendirme tarhına ekilmelidir. İyi bir başlangıç için çok verimli toprak şarttır. İlkbaharın hemen başında tohumların ekileceği alan tırmıkla düzeltilir. Tohumluk tarhın boyutları ekilecek tohum miktarına göre ayarlanmalıdır. Tohum tarhı elenmiş kompost ile kaplanır ve toprağın sıkılaşması için üzerinde dolaşarak çiğnenir. Bu işlem toprak botlara yapışmayacak kadar
kuru olduğunda yapılmalıdır. Bu işlemden sonra tarhın yüzeyi hafifçe tırmıklanır. Tarhın bir ucundan diğerine gerilen ip ile düz bir çizgi olacak şekilde ilk sıra belirlenir. İp boyunca 13 milimetrelik sığ delikler açılır. Bu deliklere bırakılan tohumların üzerleri ince bir toprak tabakasıyla örtülür ve hafifçe bastırmak suretiyle sıkıştırılır.
Diğer sıra en az 15 cm ara ile ekilmelidir. Sıranın iki ucu işaretlenir, farklı türler ekiliyorsa her sıraya ekilen tür ve ekim tarihini gösteren işaret çubukları dikilir. Tohum yatağı çimlenmenin gerçekleşmesi için bir sprey yardımıyla daima nemli tutulmalıdır. Karnabahar tohumları çimlendikten sonra, 2.5 santimetre boya ulaştıklarında fideler arasında 7.5 cm. aralıklar kalacak şekilde seyreltme yapılır, böylece fidelerin kalabalık nedeniyle zayıf, uzun ve sağlıksız bitkilere dönüşmeleri önlenir. Fideler 10 ila 15 cm. kadar boy attıklarında veya 5 ila 6 yaprak çıkardıklarında bir gün önce sulanarak ekime hazırlanan kalıcı tarhlarına taşınır.

Genellikle kış aylarında yapılan tohum seçimi sonrasında yapılması gereken uygulamalar seçilen tohum türlerine göre bazı farklılıklar gösterir. Örneğin Haziran, Temmuz aylarında hasat edilebilecek yazlık, erkenci karnabahar türlerinin tohumları Ocak ayı ortalarında sera veya camlı çimlendirme kutularına  ekilmeli ve fideler Mart ayında kalıcı yerlerine taşınmalıdır. Ya da Nisan ayında doğrudan bahçeye ekilen erkenci tür tohumlar Haziranda kalıcı yerlerine taşınır. Hasat Ağustos, Eylül aylarında yapılabilir. Sonbaharda ürün veren türlerin tohumları Nisan, Mayıs ortalarında açık havadaki çimlendirme tarhlarına ekilir ve fideler Haziran sonunda kalıcı yerlerine nakledilir. Kışın ürün veren türde karnabaharların tohum ekimi Mayısta yapılmalı ve fideler Temmuz sonunda kalıcı yerlerine taşınmalıdır.

Fide hazırlığı sırasında hazır alınmış çimlendirme tepsileri kullananlar, ilk iki yaprak çıktıktan sonra fideleri kompost karışımıyla doldurulmuş ve sağlıklı kök oluşumu için hafifçe sıkıştırılmış 7.5 cm.lik saksılara ekmelidir.

Diğer turpgillerden farklı olarak karnabaharların saksılara veya kalıcı yerlerine aktarımı sırasında dikkat edilmesi gereken en hayati ayrıntı fidelerin çimlendirme tepsisinde veya tarhında hangi derinlikteyse kalıcı yerlerinde de aynı derinliğe ekilmeleri koşuludur. Tohumun toprakta bulunduğu derinlik ASLA değiştirilmemelidir.

Karnabaharlar için bir önceki sonbaharda yukarıda tarif edildiği şekilde hazırlanan kalıcı tarhlar veya sebze adaları ne kadar güneşli bir noktada bulunursa o kadar iyi olacaktır. Fidelerin taşınma stresini azaltmak ve hızla toparlanmalarını sağlamak için aktarma işlemini akşam yapmak ve kökleri mümkün olduğu kadar topraklarıyla birlikte taşımak oldukça önemlidir.
Taşımadan önce aralarına ip gerilmiş iki işaret çubuğu yardımıyla, düzgün bir sıra yeri belirlenebilir. Bu sıraya küçük bir bahçe küreğiyle kök topağını alacak büyüklükte çukurlar açılır. Bu aşamada çukurların fidelerin çıktığı derinlikten daha derin olmaması gerektiği hatırlanmalıdır. Fideler kalıcı yerlerine ekildikten sonra, her bir fidenin etrafındaki toprak el ile sıkıştırılmalıdır. Doğru ve sağlam ekilen karnabahar fidesi sıkı ve sağlıklı bir taç oluşturacaktır.

Karnabahar yetiştirmenin püf noktalarından biri fidelerin taşınmalarının gerekliliğidir. Tohum tarhlarından veya saksılarından kalıcı yerlerine taşınan fideler daha güçlü kökler geliştirir.

Farklı karnabahar türleri ekildiğinde, fide türleri arasında yazlık cinslerde 60 cm., kışlıklarda ise 75 cm. mesafe bulunmalıdır. Her zaman olduğu gibi fidelerin taşınıp kalıcı mekanlarına ekilmesinden sonra iyice sulanmaları gerekir.

Kalıcı yerlerine yerleşme stresini atlatan fidelerin toprağı yabani otlardan temizlenirken derin çapalamadan kaçınılmalıdır. Karnabahar bitkileri asla susuz bırakılmamalıdır, özellikle genç bitkiler, aksi halde sıkı bir taç yerine, düğme başlı, uzun saplı çiçeklenme oluşacaktır. Genç bitkiler kuşları cezbedeceğinden, bu konuda önlemler almak da yerinde olur.

Yaz aylarında yapraktan gübre uygulaması karnabaharları mutlu eden bir uygulamadır, böylece köklerinden alabileceklerinden daha fazla besin alabilirler. Karnabahar taç yapmaya  başladıktan sonra sebzeleri yazın aşırı güneşten, kışın da kar ve dondan korumak için taçın etrafındaki bir kaç yaprak hafifçe kırılarak çiçeğin üzerine örtülebilir.

Kök uru ve kuşlardan başka karnabaharların başına gelebilecek diğer felaketler ise tırtıllar, bit, böcek ve sineklerdir. Bunlar kısa zamanda yalnızca karnabaharların değil bizim de sorunumuz haline geldiğinden özel önlem ve uygulamalar gerektirir.

Zararlılar sorununu en aza indirerek karnabahar yetiştirmenin ilk koşullarından biri bitkileri dönüşümlü olarak ekmektir. Aynı aileye ait bitkileri her yıl bahçenin aynı bölümüne ekmek topraktaki zararlıların çoğalmasına zemin hazırlar. Dolayısıyla karnabahar fideleri bir önceki dönemde karnabahar, brokoli, lahana, şalgam, turp, brüksel lahanası ekilen yerlere ekilmemelidir.

Yetişmekte olan karnabaharlarda sorun yaratan zararlılar, hastalıklar ve alınabilecek önlemler:

 Lahana sineği (Delia radicum / cabbage root fly) yumurtalarını büyümekte olan lahanagil bitkilerinin dibine bırakır ve larvalar köklerle beslenir. Yumurtlamayı önlemek için en kolay yöntem bitkinin dibini örtmektir. Örtü olarak eski halıfleks parçaları, ziftli kağıt, büyük boy pet şişe tabanı gibi geçirgen olmayan, sert malzemeler kullanılabilir, farklı çözümler yaratmak eldeki malzeme ve hayal gücüyle sınırlıdır. Ayrıca tarım telası da bahçıvanların en iyi dostlarından biridir, yağmur ve ışık geçiren bu örtü bitkileri dondan ve zararlılardan korur.

Tırtıllar, eğer ortaya çıkışları gözlenmezse karnabahar yapraklarını harap ederler. Genellikle yaprakların altında beslenirler, bulundukları yerde derhal ezilmeleri gerekir. Ancak bu işe zamanı olmayanlar veya ezmeyi midesi kaldırmayanlar için tarım telası, gece basınçlı başlıkla sulama, çiftleşmeyi önleyici feromon tuzakları ve biber, sarımsak ve bitkisel böcek ilaçları kullanmak mümkündür. Ayrıca “neem” içerikli organik ilaçlar veya “Delfin” de tırtıllara karşı önerilmektedir.

Kök uru (clubroot) tüm lahanagillere musallat olan ve bazı küf mantarlarının (Plasmodiophora brassicae) neden olduğu bir kök hastalığıdır. Köklerin güdük ve şişkin kalmasına yol açar, yapraklar sarı ve solgundur, bu da bitkinin büyümesini ciddi biçimde önler. Köklerin şişmesiyle bitkinin besinlere erişimi azalır. Bu mantar sporlarla üreyip yayılır ve yaklaşık beş yıl kadar toprakta canlı kalabilir. Kök urunu önlemek için dönüşümlü ekim yapmak ve özellikle dışarıdan tohum veya fide alırken çok dikkatli olmak gereklidir. Zira mantar sporların  bulaştığı tohum veya fidelerle toprağa bulaşır. En garantili yöntem sağlıklı tohumlar kullanarak fideleri temiz bir ortamda bizzat yetiştirmektir.

Hastalık bulaşmış bir bitki saptandığında hiç zaman kaybetmeden bitki kökü etrafını saran toprağıyla birlikte sökülmelidir. Ancak kökteki yumruları ve etrafındaki toprağı dağıtmamaya özellikle dikkat edilmelidir, aksi halde binlerce mantar sporu etrafa yayılabilir. Sökülen hastalıklı bitki derhal imha edilmeli, kesinlikle kompost yığınına karıştırılmamalıdır.

Bitki patalojisti Paul Williams yaptığı araştırmada bahar başında ekilen kışlık çavdarın çimlendikten sonraki 2-3 hafta içinde sürülerek toprağa karıştırılması halinde canlı mantarların büyük ölçüde azaldığını göstermiştir.

Kök uru mantarları nemli, serin ve asitli ortamda ürediklerinden, sonbaharda söndürülmüş kireç ilavesiyle bahçe toprağının pH seviyesinin 7.2’ye yükseltilmesi ve bol organik malzeme ilavesiyle su geçirgenliğinin artırılması gereklidir. pH’ın sık sık kontrolü ihmal edilmemelidir.

Bir diğer önlem ise solarizasyon tekniğinin uygulanmasıdır. Toprağa şeffaf naylon bir örtü örtülerek bu şekilde 4 ila 6 hafta bırakılır. Güneş ışınlarını geçiren örtü topraktaki mantarların fazla ısıya maruz kalarak pişmesini sağlayacaktır, ancak bu işlem sırasında toprağın canlılığını tamamen kaybedeceği unutulmamalıdır. Sıcak ve güneşli aylarda uygulanan bu yöntemin ardından ekilebilir hale gelmesi için toprağın organik ve biyolojik katkılarla yeniden hayat bulmasını sağlamak gerekecektir.

Yaprak Bitleri (Brevicoryne brassicae / cabbage aphid) lahanagilleri zayıf düşürdüğü ve bazen de virüs taşıdıkları için ciddi bir tehdit unsurudur. Mevsim ve hava şartları uygunsa kadife çiçekleri bitler açısından oldukça itici olacaktır. Basınçlı, püskürtme sulama uygulaması da bitleri bitkilerden bir ölçüde temizleyebilmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalar karnabahar (ve diğer lahanagiller) bitkilerinin arasında canlı malç olarak yonca kullanılmasının yaprak bitlerinin azalmasında etkili olduğunu göstermiştir. (Costello and Altieri, 1994; Theunissen et al., 1995) Yonca, bitkilerin daha az gelişmesine neden olmuşsa da daha sağlıklı ürün alınmasını sağlamaktadır. Yaprak bitleriyle savaşta kullanılan diğer kardeş ya da tuzak bitkiler hardal veya kara lahanadır. Bu bitkiler yaprak bitlerine daha cazip geldiğinden tuzak olarak karnabaharların aralarına veya çevresine bordür olarak ekilebilirler.

Yaprak bitlerine uygulanabilecek organik böcek ilaçlarından biri ev yapımı sabunlu su karışımıdır. Suyun sertliği bu karışımın etkisini azaltabileceğinden deneme için bir kavanoza konulacak su ve sabun karışımını 20 dakika kadar bekletip tortu oluşumu gözlenmelidir. Sabunlu böcek ilacı yapmak için bir çay fincanı bitkisel sıvı yağın içine bir çorba kaşığı kadar mümkünse kokusuz, sıvı sabun veya sıvı bulaşık deterjanı eklenip iyice çalkalanır. Bir çay fincanı suya, iki çay kaşığı sabunlu-yağlı karışım ölçüsüyle hazırlanan sıvı yapraklara püskürtülür. Bu karışıma acı biber ve sarımsak da eklenebilir. Yaprak bitleri, maytlar, küçük boy çekirgeler ve kirpikkanatlı böcekler (thrips) gibi kın kanatlı olmayan zararlılar bu karışımın etkisiyle su kaybından ölmekte, buna karşılık diğer canlılar zarar görmemektedir. Püskürtme işlemi güneş altında yapılmamalıdır, aksi halde yaprak yanıkları oluşabilir.

 Kınkanatlı Böcekler (Chrysomelidae Ailesi / Flea Beetles) Bu minik, pire gibi zıplayan böcekler patlıcangiller ailesinin yanı sıra lahanagiller ailesine de düşkünlükleriyle  tanınmaktadır. Yetişkinleri minik lokmalarla delik deşik ettikleri yapraklarda büyük sorunlar yaratırken, larvaları da köklere ve tohumlara musallat olmaktadır. En fazla zararı tohumdan yeni çıkmış iki yapraklı taze fide, yeşil saplar ve yapraklar görmektedir. “Chrysomelidae” ailesi başedilmesi en zor, en ısrarcı zararlılar grubunu oluşturur.

Bu aşırı hareketli böcekleri durdurmak pek kolay değildir, ancak araştırmalar canlı malç ve çoklu tarım (birden fazla çeşit ekilmesi) uygulamasının zararı azalttığını göstermektedir. Bitki çıplak toprakta sap gibi tek başına kaldığında bu böceklerin dikkatini çekmesi ve bir av haline gelmesi daha kolay olmaktadır.

http://www.tandmpics.com/240/2/kww2007.jpg

Bu zararlılara karşı kullanılan organik savaş yöntemlerinden biri tarım telası uygulamasıdır. Telayla örtülen bitkilerin bu ısrarcı böceklerin zararından korunabilmesi için telanın çok iyi sabitlenmesi gerekmektedir, çünkü en küçük bir aralık bile bu zararlının örtü altına sızması için yeterli olmaktadır. Bu yüzden telanın altına geçip geçmedikleri sık sık kontrol edilmelidir.

Diğer bir yöntem ise kardeş ya da tuzak bitkilerden yararlanmaktır, özellikle Çin kökenli dev  yapraklı kızıl hardal (Giant Red Mustard / Brassica juncea var. crispifolia) bu zararlıların ve yaprak bitlerinin en bayıldığı bitkilerden biridir. Ayrıca bazı bayır turpu türlerini de (Chinese Daikon ve Snow Belle gibi) diğer bitkilere tercih ettikleri bilinmektedir. En başarılısı dev yapraklı kızıl hardal olmakla birlikte, sayılan diğer bitkiler lahanagillerin bulunduğu tarhın çevresine, özellikle 90 cm. aralıkla, barikat gibi ekildiğinde çok etkili olabildikleri gözlenmiştir. Bayır turpları ise brokolinin korunmasında en başarılı tuzak bitkiler olmuştur. Tuzak bitkilerin diğerlerinden biraz daha erken ekilmesi (yaklaşık 7-14 gün önce) gereklidir, çünkü bu zararlılar halihazırda bulunan en uzun ve  erkenci ekinleri tercih etmektedir.

Bazı yetiştiriciler tarhların çevresine beyaz ve sarı renkli yapışkanlı tuzakları 45 ila 90 cm. aralıkla yerleştirmektedir. Zıplayan veya uçan böcekler bunlara yapışıp kalmaktadır.

Böcekler patlıcangillerde zarara yol açmışlarsa, sonbaharda yabani otlarla birlikte bu bitkilerin kök ve artıkları da sürme veya çapalama yoluyla temizlenmelidir. Her ne kadar bu yöntem iyi tarım uygulamalarıyla çelişse de geçici bir önlem olarak uygulanmaktadır.

Gün ortasında bu zararlıların en aktif olduğu ancak güneşin çok yakıcı olmadığı saatlerde hortumla su püskürtmek, ıslak ortamdan hoşlanmamaları nedeniyle yararlı olabilecek bir diğer yöntemdir.

Ayrıca sabunlu böcek ilacı, sarımsak/acıbiber spreyi, neem içerikli ilaçlar ve kaolin kili de bu böceklere karşı kullanılmaktadır. Ancak en etkili biyolojik mücadele yöntemlerinden birinin böcekler larva dönemindeyken toprağa karıştırılacak faydalı nematodlar yardımıyla imha edilmeleri olduğu belirtilmektedir. Ayrıca toprağın düzenli olarak tırmıklanması larvaların düşmanlarına açık hale getirilmesini sağladığından tavsiye edilmektedir.

Tüm bu tehditleri  başarıyla atlatıp karnabaharları sağlıklı olarak büyütmeyi başaranlar hasat işlemine bazı taçlar henüz küçükken başlamalıdır. Hepsinin olgunlaşmasını beklemek tüketilemeyecek kadar fazla karnabahar yığınına neden olabilir. Taçdaki çiçeklerin birbirlerinden ayrılıp, tek tek uzamaya başlamaları hasat için geç kalındığına işarettir. Karnabaharların toplandıktan sonra iki ila üç hafta kadar dayanması isteniyorsa, bitki kökünden sökülerek toprağı silkelendikten sonra serin bir yerde başaşağı asılmalıdır. Bu şekilde bekletilen bitkilerin düzenli olarak bir sprey yardımıyla nemlendirilmeleri gerekecektir.

Not: Burada anlatılanlar derlenmiş bilgiler olup,  Meyvelitepenin uygulaması değildir, ancak kendi uygulamalarımızı ve keşfedeceğimizi umduğumuz yöntemleri gelecek yıl deneme-başarma/yanılma biçiminde göreceğiz.

Kaynaklar:

Clubroot

Flea beetles ATTRA  & University of Vermont

Biointensive Integrated Pest Management (IPM)

Cole Crops and Other Brassicas: Organic Production

How to Manage Pests in Natural Environments

How To Grow Cauliflower

Gardening patch

Tags: , , , , , , , , , , ,

18 Responses to “Karnabaharın Makûs Talihi” Subscribe

  1. O. Karaaslan 05/02/2010 at 10:36 #

    Çok ayrıntılı ve özenli bir çalışma olmuş. Ellerinize sağlık.

  2. Pinar 05/02/2010 at 12:10 #

    Biz de karnabaharda tirtil ve yaprak biti problemi yasadik. Yaprak bitlerinden yikayarak, tirtillardan da ne yazik ki ezerek kurtulduk. Makalede onerilen kardes bitkiler caydirirak/hedef sasirtarak basetme acisindan cok degerli bilgiler.
    Tohumlari viyollere ekmeden ve bir kac kere yer degistirmeden direk yerlerine dikmek cok daha az is. Ancak o zaman da yeri sinirli olanlar icin, daha o anki sebzelerin hasadi suruyorken bunlarin tohumunu ekmenin problem olacaginin farkindayim. Bunu bir sekilde cozebilsek, en guzel tembel isi o olurdu iste!:)

  3. Meyvelitepe 05/02/2010 at 13:12 #

    Teşekkürler sayın Karaaslan.

  4. Meyvelitepe 05/02/2010 at 13:41 #

    Sevgili Pınar,
    Okuduğum kaynaklar yer değiştirmenin bitkinin daha iyi gelişmesine katkısı olduğunu belirtiyor, o yüzden illa ki bir taşınma yaşamaları gerekiyor sanırım. Yine de canlı malç içinde bir kaç tohumla denemeliyiz, bakarsın doğanın sürprizleri bizi şaşırtır. Bu arada “canlı malç-ekin-zararlı kontrolü ilişkisi ile ilgili bir araştırma aşağıdaki adreste, pratik sonuçlar sf 22’de, ilgini çekebilir: http://orgprints.org/6762/1/using_weeds_to_reduce_pest_numbers_in_organic_vegetable_crops_-_a_desk_study_of0329.pdf

  5. beste 05/02/2010 at 14:10 #

    ne emek ne emek okuyunca biraz gozum yildi, ne kadar zor gozukuyor! Martta tasininca benimde kucuk bir bahcem olacak, hem sizi hem baska kaynaklari okudukca bilgileniyorum ama hic bilgilenmesem mi dedigim de oluyor hani:) Cok ozenli ve kapsamli bir derleme cok da isime yarayacak. Top top lahana tarlalarini ilk defa burda gordum, cok hosuma gitti. Sevgiler

  6. Mustafa Solmaz 05/02/2010 at 15:47 #

    Ellerinize sağlık öncelikle. Ben geçen sene limon ve bodur nar ağaçlarımdaki yaprak bitleriyle savaşmıştım. Sizin aktardığınız sabunlu su çözümünü denedim. Ne yazık ki tam bir başarısızlık yaşadım. Yaprakların büyük bir kısmını bir süre sonra kaybettim. Sanırım yaprakların üzerinde saydam bir tabaka kaldı ve bu tabaka güneşin onları kurutmasına, nefes alamamalarına sebebiyet verdi. Oysa büyük bir titizlikle hazırlamıştım karışımı. O nedenle bu yöntemi uygulayacakların çok dikkatli olmaları konusunda bir uyarıda bulunmak istedim. Ürününüzün hepsini riske atmayın ve solüsyonu kesinlikle tavsiye edildiği gibi kullanın. Ne yazık ki bilimsel sonuçlar ya da örneklemeler sunamıyorum; sadece deneyimimi aktarmak istedim. Sağlıcakla kalın.

  7. Meyvelitepe 05/02/2010 at 16:22 #

    Sevgili Beste, gözün yılmasın, burada mümkün olduğunca detaylı bilgiyi bir araya toplamaya çalıştım ama uygulamada bahçede işler birebir kitabına göre gitmiyor. Neticede karnabahar ticareti yapacak değiliz, denemekten zarar gelmez.
    Sevgiler

  8. Meyvelitepe 05/02/2010 at 16:27 #

    Mustafa bey, birinci elden deneyim paylaşımı bu konuyla ilgilenen herkes için çok önemli, bu nedenle katkınız için çok teşekkürler.
    Sabunlu karışımda ne tür yağ ve sabun kullanmıştınız? Karışımı ne kadar sulandırmıştınız? Yanma güneşli saatlerde uygulanmadığı halde mi gerçekleşti? Paylaşabilirseniz deneyiminizden ders almak ister, çok seviniriz.

  9. alis 05/02/2010 at 20:07 #

    Çoğunluğunu ayıklayıp bir noktadan sonra “Amaaaan” diyerek hapır küpür yediğim karnabahar börtü böceğinin büyütülmüş resmini koymak şart mıydı?

  10. Meyvelitepe 06/02/2010 at 00:14 #

    Yavrucuğum onlar senin yediklerinin resmi değil, ötekilerin fotoğrafını fazla itici oldukları için zaten koyamamıştım.

  11. alis 06/02/2010 at 16:15 #

    Ne diyeyim? Allah razı olsun!

  12. denizakvaryumu 07/02/2010 at 02:23 #

    sürdürülebilir tarım da,
    bitler;
    bırakınız geçsinler, bırakınız yesinler…

  13. Meyvelitepe 07/02/2010 at 03:04 #

    Sayın denizakvaryumu, biz bitleri daha mutlu edecek bir bitki verip karşılığında karnabaharları istiyoruz. Zaten adı üstünde “sürdürülebilir tarım”, “serbest tarım” değil!

  14. Murat 07/02/2010 at 14:20 #

    Merhaba,
    Kereviz’in kökünün büyümemesi cinsindendir diye düşünüyorum. Sap kereviz (celery) ve kök kereviz (celeriac) kardeş sayılır ama birinin sap ve yaprağı diğerinin kökü gelişir. Sanırım siz sap kereviz ekmişsiniz.
    Kolay gelsin.

  15. Meyvelitepe 07/02/2010 at 14:36 #

    Murat bey, bizimki %100 kök kereviz, nitekim büyüdüler ama biraz geç oldu. Ayrıca sap kerevizi yetiştirmek hiç kolay değil, bu yüzden sap kereviz olmayınca da kök kerevizin yapraklarını azalttık:)

  16. nejla 01/02/2011 at 10:21 #

    Sevgili meyvelitepe, karadeniz bölgesinde oldukça sevilen kara lahanada da yaprak bitlerine karşı kayınvalidem üzerlerine odun küllerini serper.Buralarda çok bilinen bir uygulama. Karnıbahar sebzesi de bu gruptan olsa gerek.Belki bu şekilde karnıbaharlarınızın makus talihini değitirebilirsiniz. Zira aynı yöntemi biz arka bahçemize ektiğimiz birkaç patlıcan, bibere fidesine de uygulamıştık . Oldukça etkili olmuştu. Doğal, kolay ve ekonomik . Nacizhane paylaşmak istedim…

  17. meryem 28/06/2012 at 11:56 #

    Allah razı olsun tam aradığım şekilde bilgiler yazmışsınız.boşuna site site gezip ne yapacağım demişim. sonunda aradığımı buldum.
    ben busene köydeki küçük bahçemde sebze ve meyve yetiştirmeye başladım.yediğimiz tüm ürünler sağlığımıza zararlı olmaya başladı.bunun için güvenli organik besinlerimizi kendim üretmek istiyorum.fakat hiç bir bilgim yok.neyapacağımı bilmiyorum.köydeki teyzeler herbiri ayrı şeyler söylüyor.internetten araştırmaya çalışırken sizi buldum.çok etkilendim.başarılar dilerim.çok ama çok güzel bir örneksiniz.
    burada yazmış olduğunuz bilgler çok güzel.detaylı olması benim için çok iyi çünkü yüzeysel anlatım olunca anlayamıyorum.
    benimde marul ve rokalarıma çengelli bir böcek dadandı adını bilmiyorum.rokaları delik deşik yaptı.neyapabilirim.
    ayrıcamarullarım ve rokalar hemen kartlaştı bunların sebepleri neler olabilir yazarsanız çok mutlu olurum.
    teşekkür ederim

Trackbacks/Pingbacks

  1. Sepetim kolumda, bahçe yolunda | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 12/12/2012

    […] Yaz sebzeleri biterken kışlıklar gelmeye başladı bile. İşte yokluğumuzdan istifade büyüyüp hasat edilmeye hazır hale gelmiş bir karnabahar, üstelik bitsiz. […]

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]