B aş döndürücü teknolojik ve endüstriyel sıçrama insanoğlunu daha önce yabancısı olduğu pek çok sorunla karşı karşıya bırakınca bambaşka arayışlar içine girdik. Başarı sarhoşluğumuzdan yavaş yavaş uyanırken, ardımızda bıraktığımız ayak izlerimizi yeniden bulmaya çalışıyoruz. Bilim ufkumuzu açtı açmasına ama öte yandan da günün ölçüleriyle bilimsel olmayan her şeyi kuşkuyla karşılar olduk, hatta gözümüze batan gerçekleri bile yok sayma gibi kötü bir alışkanlığın esiri haline geldik. Oysa zaman, bilmediklerimizin yanında, bildiklerimizin ne kadar da az olduğuna ısrarla işaret edip dururken, bizleri insanoğlunun kadim bilgi dağarcığına yeniden başvurmaya zorluyor. Bu dağarcıkta çağdaş yaklaşımlarla “bilimsel” sayılmasa da gözlemlere, deneyimlere, analiz ve sentezlere dayanarak elde edilmiş ve iyice süzgeçten geçirilmiş nice bilgi mevcut. Toprağımızda endüstriyel tarım anlayışından uzak, doğa ve gezegenimizle barışık bir ortam yaratarak ekinlerimizi yetiştirmeye çalışırken ister istemez bir dizi sorunla karşılaşıyoruz. Yan etkilerini topluca yaşamakta olduğumuz endüstri tarafından hizmetimize sunulmuş hazır hapları yutmak yerine, elimizden geldiğince insanlığın bilgi dağarcığına başvuruyoruz. “Kardeş Bitkiler”de çoğunlukla “bilimsel açıklamalara” dayanmayan, ancak söz konusu birikimde önemli yeri olan bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Bahçelerinde zehirsiz tarım yapmaya çalışan bir çok insanın imdadına koşacak gibi görünen ve İngilizce’de “companion planting” sözcükleriyle ifade edilen bu kavramı, “kardeş” sözcüğüyle sınırlandırmak pek doğru olmayabilir. Deneyimler bitkiler arasında kardeş ya da aynı ailenin bireyleri olmalarına rağmen pek iyi geçinemeyenlerin de az olmadığını gösteriyor. Kimi bitkiler bir araya geldiklerinde “aşıklar” gibi davranırken, kimileri ahbap çavuşlar gibi “ortaklıklar” kuruyor, bazen bir ilişki yıkıcı olabilirken, bazen son derece yapıcı olabiliyor. Bitkiler arasında da herkesin komşu olmaya can attığı popüler türlerin yanı sıra varlığına katlanılamayan türler de mevcut.  Uzun lafın kısası:  “kardeş bitkilerin” fantastik dünyasına hoş geldiniz.

Kardeş bitkilerle ilgili ilk yazılı kayıtlar için milattan önce 300 yıllarına kadar iz sürmek gerekiyor.  Bilindiği kadarıyla araştırmacı ruhlu Theophrastus tarihte bu konudaki gözlemleriyle ilgili günce tutan ya da ardında yazılı belge bırakan ilk kişi olmuş. Çağımızda ise  ancak1970’lerde Peter Atsatt ve Dennis O’Dowd, yaptıkları deney ve gözlemler sonucu bitkilerin sağlam ve dirençli bir toplum yaratmak için fiziksel, kimyasal ve biyolojik mekanizmalar kullandığına işaret eden “Bitki Savunma Loncası” deyimini ilk kez ortaya atan iki çevrebilimci. Onlara göre, komşu türler arasındaki dayanışma bahçe sınırlarının çok ötesine ulaşmakta ve toprağın hem altında hem de üzerinde devam etmektedir. Dirençli ve sağlıklı bir sistemdeki çeşitlilik, böceklerin koku alma, görme ve dokunma duyularını allak bullak ederek zararlıların istilasını azaltmaktadır. Yine bir başka çalışmaya göre salatalıklar monokültür halde yani tek çeşit olarak ekildiklerinde, dereotu gibi iyi dostlarla bir arada ekilen salatalıklara oranla, hastalık taşıyan salatalık zararlısı böcekleri on ila otuz misli daha fazla cezbetmektedir. Dereotu tohumdan turşu kavanozuna yolculuğunda salatalığın en yakın dostlarından biridir, çünkü yaprak bitleri ve kırmızı örümcekler üzerinde doğrudan itici ve caydırıcı bir etki yaratırken, zararlıları bulaştırdıkları parazitlerle yok eden yabanarıları ve zarkanatlıları davet etmektedir. Bunlarla yetinmeyip salatalıkların olgunlaşırken daha lezzetli olmasına yol açtığını ve turşuyken bile uyumu bozmamasını da hesaba katılınca,  insan “dereotu gibi dostun olsun” demekten kendini alamıyor.

Kimya, tamamen olmasa da, bitki türleri arasındaki karşılıklı tutkunun bir bölümünü açıklayabilmektedir. Örneğin bazı bitkiler zararlı saldırısına uğradıklarında, diğer bitkileri yapraklarındaki toksin seviyesini artırmaya teşvik eden, kimyasal “uyarılar” göndermektedir. Görüldüğü gibi, bahçe bitkileri komşularının sağlığıyla gayet yakından ilgilenmekte ve bu işte hepsi birlikte, ekip olarak hareket etmektedir. Bazen yalnızca normal yoğunluktaki toksinler bile zararlıları önleyici etki yaratabilmektedir. Domates yapraklarında bulunan “solanin” adlı bileşenin kendisine komşu lahanagilleri belalı tırtılların saldırısından koruyabildiği belirtilmektedir. Öte yandan nane hem domates hem de lahanalar için belli ölçülerde de olsa koruyucu olabilmektedir. Zira zararlı böcekleri defeden nane, yararlı böcekler için hoş bir pastane görevi üstlenmektedir. Gözlemlere göre diğer zararlılarla protein ziyafeti çeken faydalı böcekler yemeklerini genellikle nane nektarıyla noktalamayı tercih etmektedir.

 Kardeş bitkilerin birbirlerine etkilerini ya da diğer bir deyişle dost veya düşman olup olmadıklarını önceden kestirmek ne yazık ki pek kolay değil. Bu nedenle gözlem ve deneyimlerin not edilmesi büyük önem taşıyor ve ancak bunlarla bir yerlere varılabileceği belirtiliyor. Gözlem, inceleme, araştırma ve kayıt düşmeye devam edecek olsak da Ehrenfreid Pfeiffer‘in ilginç araştırmasına değinmeden geçmemiz mümkün değil. Ehrenfreid Pfeiffer bir kristalizasyon yöntemi geliştirerek bitkilerin dost olup olmayacaklarını önceden kestirmeye çalışmış. Deneyleri sırasında, Pfeiffer bitkiden alınan bir parçayı ufalayarak kimyasal bir solüsyona karıştırmış. Bu solüsyon kuruduktan sonra geriye kristalize bir patern /motif kaldığını görmüş. Her bitki türünün kendine özgü bir kristalize paterne/motife sahip olduğunu gözlemleyen Pfeiffer bu defa iki farklı bitki ile ayrı ayrı hazırlanan solüsyonları karıştırdıktan sonra kurutmayı denemiş. Karışım kurutulduğu zaman bazen ayrı ayrı motiflerin büyüdüğü, bazen küçüldüğü, bazen de aynı büy
üklükte kaldığını gözlemlemiş. Bazı karışımlarda her iki motif de büyümekte ya da her iki motif de negatif tepki verip küçülmektedir. Öte yandan bazen motiflerden biri büyürken diğeri  bozulmaktadır; bu da tek taraflı bir avantaja işaret etmektedir. Farklı iki bitkinin motiflerinin  hiç etkilenmeden, aynı formda kalması ise herhangi bir kardeşlik avantajı veya dezavantajı olmadığını göstermektedir. Bir diğer olasılık ise bazı bitkilerin solüsyon karışımlarından geriye kalan motiflerden birinin bozulurken diğerinin hiç değişmeden kalmasıdır ki, bu durumda diğeri için olumsuz etki yaratan komşu, olaydan hiç etkilenmeden çıkabilmektedir. Ayrıca bitkilerin birbirlerine oranları da etkiyi değiştirebilmektedir: örneğin buğday tarlasında 100’de 1 oranında yetişen papatya buğdaylar üzerinde olumlu etki yaratmaktadır.

 Sonuç olarak belli ki bitkilerin fantastik dünyası iyi, kötü, aşk, nefret, dostluk, düşmanlık, dayanışma, kardeşlik, ortaklık gibi pek çok kavramı içinde barındırıyor. Bitkilerin lisanını söküp sökemeyeceğimizi bilemiyoruz, ama en azından deneyebiliriz. Biz bu kadim ve karmaşık lisanı anlamaya çalışırken bir yandan öğrendiklerimizi paylaşmak, bir yandan da deneyimlerimizin bir güncesini tutmak istiyoruz. Bu yüzden bu uzun soluklu araştırma ve gözlemde, sık sık arkası yarın deyip yavaş yavaş ilerleyeceğiz.

1. BÖLÜM

DOMATES VE DOSTLARI

Başlıktan da anladığınız gibi, sebzelerimiz ve meyvelerimiz için kardeş bitkileri ararken, önceliği eski göz ağrımız domatese vermeye karar verdik. Geçen yıl Meyvelitepe’de sebze adalarında uyguladığımız biyoçeşitlilik ortamında kadife çiçekleri ve fesleğenlerin tüm komşu bitkiler tarafından coşku ve memnuniyetle karşılandıklarına bizzat şahit olmuştuk. Özellikle fesleğenlerin üzerinde bırakın zararlıları, sineklerin dahi uçmaktan kaçındıklarını hayretle izlemiştik. Araştırdığımız kaynaklarda da fesleğenlerin komşu oldukları bitkileri coşturdukları sıklıkla belirtiliyor. Kadifeler ise bütün yaz yalnızca komşularının içini değil, canlı renkleriyle bizim içimizi de mutlulukla doldurmuşlardı. O nedenle bu yıl da mis kokulu fesleğenleri ve çılgın kadifeleri bolca kullanmayı düşünüyoruz. Domates adalarımızda, kaynaklar tarafından pek tavsiye edilmese de, patlıcanlar bulunuyordu. Yazıları takip edenlerin hatırlayacağı gibi ziyadesiyle verimli olan patlıcanları bayram hediyesi yaparak bir ilki de gerçekleştirmiştik. Ancak aynı adalardaki biberlerin verimi “şöyle bir doyasıya biber yiyemedik” biçiminde açıklanabilir.

 Kaynaklara göre kadife çiçekleri herkesle dost, herkesle arkadaş olduklarını bahçıvanlara uzun zaman önce kanıtlamış, ayrıca Fransız kadife çiçekleri domatesleri zararlı nematodlardan korumak için olmazsa olmazlardan. Kadifeler dışında kaynakların çoğunun hemfikir olduğu ve domatesleri mutlu ederek iyi büyümelerini sağlayan iyi komşular listesinde maydanoz, fesleğen, frenk soğanı (chives), havuç, sap kereviz (celery) ve kuşkonmaz (asparagus) yer alıyor.

Kimileri naneyi de bu gruba dahil ediyor, ancak maydanoz ve nanenin bir arada olamayacağı gerçeği mutlaka hesaba katılmalı. Ayrıca naneler çok yayılıcı olduklarından yerleştikleri yeri istila etmeye de epey meyilli. O yüzden biz naneleri sebze adalarına ekmek yerine saksılarla sağa sola serpiştirmeyi düşünüyoruz.

Domateslerin, komşuluğundan hazzetmedikleri bitkiler arasında biberiye, patates, yer lahanası (kohlrabi) ve rezene bulunuyor.

Deneyimli bir bahçıvan yazara göre domates, biber ve patlıcanların yanına fesleğen, kosmos, örümcek çiçeği (cleome), maydanoz, yabani havuç (Daucus carota/Queen-Anne’s lace), uzun aster cinsleri ekilebiliyor. Ayrıca sezon başında kıvırcık, ıspanak gibi yeşillikler sebze adasının kenarlarına ekilebilir ve domatesler büyümeden önce hasat edilebilirler.

Bazıları domateslerin lahanagiller ailesinin tüm üyelerinden uzak tutulmasını önerirken, bazıları da domatesin lahanagilleri zararlılardan, özellikle beyaz lahana kelebeğinden koruyabildiği için birlikte büyütülmelerini tavsiye ediyor. Ancak bize, henüz domateslerin hasat zamanı bitmeden yanında giderek irileşen bir brokoli veya brüksel lahanası pek o kadar da iyi bir fikirmiş gibi görünmüyor.

Eski bilgilere dayanan bir kaynak domatesleri tırtıllardan korumak için bitkinin etrafındaki toprağa demir çiviler saplamanın işe yarayacağını belirtiyor, zor bir iş değil, denenebilir. Küfe karşı ise domatesler ısırganların korumasına emanet ediliyor, tabii bu durumda bizden de korunmuş olacakları için yemelik değil ancak seyirlik olabilirler.

Virüs saldırısına uğrayan bir domatese sprey yardımıyla süt banyosu yaptırılmalıymış (insanın aklına ister istemez süt banyosunun mucidi Kleopatra geliyor).

Domatesler yakınlarında bulundukları güveyfenerlerini (yer kirazı) böcek saldırısından koruyabilirken, köklerinden çıkan maddeden ötürü kayısı ağaçlarına zarar veriyormuş.

Bitkilerin de çay saati var:
Domates yapraklarında bulunan ve nikotinden daha aktif olduğu belirtilen maddeden yararlanmak için bir avuç domates yaprağı bir gün boyunca hava ısısındaki suya bastırılarak demlendirilir. Daha sonra süzülen domates çayı meyve ağaçları ve gülllere püskürtülerek yaprak bitlerine ve hatta tırtıllara karşı kullanılabilir.

Kaynaklar:
Companion Planting – Brenda Little, Ken Gilroy
The Zen of Gardening in the High and Arid West: Tips, Tools, and Techniques –  David Wann
The organic gardener’s handbook of natural insect and disease control – Barbara W. Ellis
The Michigan Gardening Guide – Jerry Minnich
How to grow more vegetables: and fruits, nuts, berries and grains – John Jeavons
Great Garden Companions: A Companion – Plant​ing System for a Beautiful, Chemical-Free Vegetable Garden – Sally Jean Cunningham

Tags: , , , , ,

23 Responses to “Bitkilerin Fantastik Dünyası” Subscribe

  1. Çağatay YÜCEL 08/04/2010 at 11:15 #

    çok güzel bir yazı olmuş

  2. cemo 08/04/2010 at 11:30 #

    Sebze adalarımın cevresini yaptım. Sabırsızlıkla sizi takipteyim. Emeğinize sağlık.

  3. Kayhan Yalçı 08/04/2010 at 15:57 #

    Doğada neden bu kadar çok tür olduğunu umarım sizin bu güzel yazınızı okuyanlar anlayabilirler. Her türün diğer türlerle iyi ya da kötü geçinmesinin mutlaka bir nedeni var. Bize düşen sadece doğayı daha iyi anlayabilmek! Onu değiştirmek değil! Saygılar ve bu güzel yazı için teşekkürler.

  4. gökhan YILMAZ 09/04/2010 at 08:18 #

    Sayın meyvelitepe , kuşkonmaz bitkisini o kadar çok övdüki bulmak için elimizden gelen bütün çabayı göstememize rağmen hiçbir yerde bulamadık. Karacabeyde sadece bir kişinin yaptığını öğrenince ziyaret amaçlı o bahçeye gittik. Fakat o amcanın bize söylediğine göre bu sebze dikitikten 3 yıl sonra mahsül vermeye başlıyormuş.O yüzden evde saksıda yetiştirme fikrimizden vazgeçmiştik.Siz geçen sene diktiğiniz ürünlerden verim alabildiniz mi ?

  5. evren 09/04/2010 at 15:50 #

    Annemlere okutmak için başta domates-kadife çiçeği olmak üzere bitki kardeşlikleri üzerine bir yazı arıyordum. Ne kadar zamanında geldi bu yazı 🙂 Teşekkürler…

  6. ayhandukel 10/04/2010 at 00:53 #

    selamlar
    Cok güzel hazırlanmış, akıcı bir yazı olmuş, devamını merakla bekliyorum.Teşekkürler
    Ayhan dukel

  7. meyvelitepe 10/04/2010 at 18:06 #

    Bol verimli bir yıl diliyoruz, umarız bilgiler işe yarar.

  8. meyvelitepe 10/04/2010 at 18:07 #

    Teşekkürler.

  9. meyvelitepe 10/04/2010 at 18:10 #

    Öyle çok öğreneceğimiz şey var ki, denizden bir damlacık alabilsek keşke. Yorumunuz için çok teşekkürler.

  10. meyvelitepe 10/04/2010 at 18:15 #

    Gökhan bey, biz kuşkonmaz ekmedik daha önce, bu yıl tohumdan denemeyi arzu ediyoruz. Geç verim verdiğini okumuştuk, ama bir kez yerini sevdiği zaman da her yıl baharın ilk ürünü oluyormuş. Aslında kalıcı bir bitki olduğu için domateslerin yanına kuşkonmazı değil, belki zaman zaman kuşkonmazın yanına domates ekmeliyiz, tabii yetiştirmeyi başarabilirsek.

  11. meyvelitepe 10/04/2010 at 18:19 #

    Sevindim Evren. Arayınca karşımıza çıkıveriyor, değil mi? Neredeyse aramızda telepatik bir bağlantı olduğunu düşüneceğim. Sevgiler…J.

  12. meyvelitepe 10/04/2010 at 18:21 #

    Selamlar Ayhan bey, devamı için araştırmalar sürüyor, yorumunuz için biz teşekkür ederiz.

  13. tijen 11/04/2010 at 16:24 #

    Bir kaynak bilgisi de benden:
    Louise Riotte adlı tatlı büyükannenin kitapları:
    Roses Love Garlic
    Carrots Love Tomatoes
    Bundan tam 13 yıl önce okuduğum kitaplar bitkiler dünyasındaki aşk-nefret ilişkileriyle tanışmamı sağlamıştı.
    Ve size çok çok teşekkür ederim sevgili Meyvelitepe halkı. Çok faydalı bir yazı bu. Dilerim bahçesinde bir şeyler yetiştirmek isteyen herkese kaynak olur.

  14. Pinar 12/04/2010 at 10:37 #

    Ne guzel bilgiler! Sagolun. Yalniz bu kardes bitkiler (biz bir ara “iyi komsular” daha mi guzel bir terim olur mu acaba diye dusunmustuk) konusunda beni bazen ekim zamanlari daraltiyor. Bir cok sebzenin ekim zamanlarini yeni yeni ogreniyorum ama mesela havuclarin burada hasat edilmelerine cok kalmadi, domates fideleri ise yeni yeni buyuyor. Ya da lahanagiller ve domates de sizin dediginiz gibi ayni zamanlarda bir arada olabilen sebzeler degil. Onlarinki daha cok devre mulk gibi bir komsuluk!:) Sonucta bu is, hele de Bostancik ahalisi gibi acemi yetistiriciler icin epey gozlem, ve deneme yanilma gerektiriyor herhalde!
    Kolay gelsin.

  15. Meyvelitepe 13/04/2010 at 18:04 #

    Kaynak ve teşvik edici yorumlarınız için çok teşekkürler Tijen Hanım.

  16. Meyvelitepe 13/04/2010 at 18:21 #

    Artık kardeş bitkiler diye terminolojiye yerleşmiş bir kere…
    Bizim için de kolay değil Pınar, hep birlikte öğreneceğiz, bu işi bu kadar zevkli yapan da bilmece çözer gibi uğraşmak galiba:) Siz de farketmişsiniz belli ki, bu konuda kesin kurallar yok, çelişkili olan bilgi de fazla. Elbet kendi iklimimize ve bahçemize uygun doğruları buluruz.
    Size de kolay gelsin.

  17. kalifornia 13/04/2010 at 22:28 #

    merhaba,
    bu bitki ilginizi cekebilir..bulgura benziyor (gorunusu ve tadi) ama yemesi daha hafif..protein orani oldukca yuksek..burda supermarketlere satiliyor..turkiyede boyle bir bitki var mi duymadim ama belki siz biliyorsunuzdur..yetistirmesi de oldukca kolaymis..
    http://www.quinoa.net/106.html

  18. Tulin 06/06/2010 at 15:04 #

    Yaziniza; salataliklarimin yapraklarinda olusan sararma ve kuruluk icin arastirma yaparken rastladim, benim de ufacik bahcemde yetistirmeye calistigim domateslerim, biberlerim, salatalik ve patlicanlarim var. Tesaduf bu ya domateslerin yaninda da yer kirazi ekili uzerinde epey meyvesi var. Bahce cevresinde kadife ciceklerini ve feslegenleri konuslandirmis durumdayim ise yaradigini soyleyebilirim (domatesler icin) ama salataliklar pek fena durumda hala arastirma icindeyim. Bir kosede ise bal kabagi ve kavun ekili cok sagliklilar simdilik. Bu ugraslar cok zevkli ve her an yeni birseyler ogrenmek insana sevinc veriyor.

  19. Meyvelitepe 07/06/2010 at 14:12 #

    Tülin hanım, salatalıklar haricinde diğer her şeyin yolunda gitmesi çok güzel, zevkini çıkarın, ürünleriniz bereketli olsun.
    Salatalıklar için kuruma ve sararmanın drenaj probleminden, yetersiz güneş veya yaprakları ıslatarak sulamaktan kaynaklanabileceği söyleniyor, tabii eğer bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa. Ayrıca ilk meyvelerin fazla büyümeden ve diğerlerinin de hergün düzenli toplanması gerekiyormuş, aksi halde bitki sezonu tamamladığı kanaatine varıp kurumaya başlıyormuş. Salatalığa en iyi arkadaş da fasulye veya dereotu imiş. Kolay gelsin.

  20. Buminhan Bahar 30/05/2012 at 13:28 #

    Ful çiçeğim 1-2 tane çiçek açıyordu. bu sene yanına tesadüfen kadife çiçeği ekmiştim.şidiye kadar 9-10 kadar çiçek açtı. nedenini merak ediyordum, fakat şimdi nedenini anladım. ful çiçeğimin üzerinde şu an daha bir sürü tomurcuğu mevcut. coştu bu sene çiçeğim. çiçek açması için hazır gübreler almıştım geçen yıl ama nafile. bu kadar basitmiş meğer 🙂

    • meyvelitepe 02/06/2012 at 12:20 #

      Demek kadifeler Ful ile de dostmuş, sayenizde öğrenmiş olduk, paylaştığınız için çok teşekkürler:)

  21. Cihan 06/10/2013 at 10:14 #

    bu mükemmel bilgiler için teşekkür ediyorum, yazdıklarınızı not alıyorum ben ve neslim için…

  22. özgür bozdağ 06/05/2016 at 15:10 #

    selamlar, bende küçük bir hobi bahçesi edindim. sizin söylemiş olduğunuz kardeş bitkileri ekmek istiyorum. bahçeme, ama size bir kaç sorum olacak.
    domatsleri 50 cm ara ile ektim her bir domatesin arasına fesleğen kadife çiçeği ve frenk soğanımı ekmeliyim yoksa 2-3 domates fidesine 1 tane mi . bu konuda yardımlarınızı rica ediyorum

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]