A rada soğuk, yağmurlu ya da rüzgârlı da olsa nihayet bahçede çalışmak için fırsat bulunabiliyor artık.

İlk fırsatta sebze parkının serasının temelini hazırladık. Kalıcı ve sağlam bir konstrüksiyon olmasını istediğimiz için 3m x 12m ebadında betondan bir temel yaptık. Köyün demircisi profilleri aldı, galvanizletti ve verdiğimiz plana göre iskeleti kurdu.

Vakit geçirmeden kaplama malzemesini de temin ederek kaplamaya başladık. Yine kalıcı olması için 6mm kalınlığında şeffaf polikarbon kullandık.

Güney tarafta dört, kuzey tarafa da üç havalandırma penceresi koyduk. Doğu ve batıdaki kapılar da çift kanatlı. Yani komple kapı gibi de açılabiliyor, sadece üst bölümleri pencere gibi de açılabiliyor.

Seranın içindeki dört adanın ısıtma borularını döşedik. Üzerine bir kat klinoptilolit serdik. Onun da üzerine bir kat coco-peat serdikten sonra toprak karşımını hazırlayarak adaları doldurmaya başladık. Adaların derinliği bir hayli fazla olduğu için zahmetli bir iş. Yardımcımız epey uğraştı.

Toprak karışımlarında üçer çuval gübre, bir torba umdemin (klinoptilolit), yarım torba leonardit (agrohum), onaltışar kalıp coco-peat ve bahçe toprağı var. Diğer malzemeleri önümüzdeki günlerde üstten hafifçe karıştırarak vereceğiz.

Isıtma borularının uçlarını, sıcak su kazanını koyacağımız orta yere getirdik. Artık nasıl olsa yaz geliyor. Isıtma sistemini sonbahara hazır etmeye çalışacağız. Zaten amaç kış ortasında zerzevat yetiştirmek değil, mevsimi uzatmak ve erken başlatmak.

Sera ile birlikte başlangıçta hayal ettiğimiz sebze parkı da iyice ortaya çıkmaya başladı. Bir sera, içinde dört ada, devamında 16 ada daha, bir tür kompleks oluyor. İlerleyen günlerde adalar arasındaki yürüme yolları, meyilli yerlerdeki merdivenlere kadar yapacağız.

Bu arada, daha evin inşaatı sırasında karar verip döşeme betonunu attığımız kulübe de sebze parkının olmazsa olmazı. Bu yüzden hızımızı alamayıp ona da başladık.

İskeleti bitirdik. Fena olmadı. Hafta sonu duvar kaplamalarına başlayacağız. Duvarlar çift katlı olacak. Dışına yine evin inşaatı sırasında emprenyeletip bodruma depoladığım lambri tahtalarını kullanacağız. İç duvarlarda ise 15mm’lik kontraplak levhaları kullanacağız.

Kulübeyi özellikle yaz için yapıyoruz. İçinde bir ısıtma tesisatı olmayacak. Fakat, sıcak yaz güneşinin içine işlememesi, sebze parkında çalışırken molaları yukarı eve çıkmadan kulübede alabilmek için çok ciddi ısı izolasyonu yapacağız. İç ve dış duvarlar arası kalın ısı izolasyonu, çatıda ise çift kat izolasyon olacak. Böylelikle kulübenin serin kalmasını umut ediyoruz.

Yukarıdaki küçük serada çimlendirdiğimiz fidelerimiz hızla büyüyorlar.

Erken davranıp fasulye ve salatalıkları da çimlendirdik.

Bunları seraya dikip Temmuz ortasına kadar seradan fasulye ve salatalık aldıktan sonra, pembe domates ile değiştireceğiz. Sıcak sever biberler ise Mayıs ortasında seraya dikilecekler. Böylece, seranın ve ısıtma sisteminin yardımıyla Aralık ortasına kadar domates mevsimini uzatmayı hesap ediyoruz.

Geçen yıl, mavi yemişleri bahçenin etrafına dağıtmakla hata ettiğimizi anlayınca kulübenin arka tarafındaki alana kışın asitli toprak hazırlayıp, hepsi bir araya gelecek şekilde yirmi bitkilik küçük bir mavi yemiş bahçesi yapmıştık. Merakla beklediğimiz zaman geldi. Bitkiler yer değişikliğinden pek problem yaşamamış gibiler. Üzerleri salkım salkım çiçeklendi.

Tags: , ,

7 Responses to “Sebze Parkı 4” Subscribe

  1. ayhandukel 20/04/2010 at 09:42 #

    Sebze parkı 4 uzun zamandır bekledigim bir yazınızdı,
    sera hem çok güzel hemde çok saglam görünüyor, her noktası her adımında derin bir hayal gücü ve planlama oldugu açık,
    Bu sene iki sebze bahçemiz olacak, biri kendi bahçemizde dokunduklarımız digeri sizinki, onları izlemek
    ne deyim harikasınız….

  2. beste 20/04/2010 at 12:49 #

    mevsim ne kadar farkli biz daha yeni patets ve sogan ektik. Domateslerim evde ve ayni boydalar nerdeyse:) Mavi yemislerin cicekleri ne zarif:)

  3. gökhan 20/04/2010 at 22:54 #

    Bu sene bizim için çok iyi deneyimlerle dolu bir yıl olacak tahminimce…Yardımlarınız için çok teşekkür ederiz.

  4. gökhan 20/04/2010 at 23:04 #

    Sitenizi toplamda 1,873,561 kişi ziyaret etmiş.Ama en ilginç olan bu kişilerin %53 ü Türkiye’den.Bu rakamları şunun için veriyorum. Doğru yapılan şeylerin bu ülkede takip edildiğinin bir göstergesidir. Günün birinde 1 milyar olması ümidiyle…

  5. Meyvelitepe 21/04/2010 at 17:04 #

    Mevsim burada bile yer yer farklılıklar gösteriyor. Bahçe tepede olduğu için bir kaç metre aşağıda her şey daha da erken oluyor:)

  6. Pinar 21/04/2010 at 21:26 #

    Bahcenizin cehresi degisiyor!:) Gule gule kullanin.
    Daha ekilecek fasulyeler vardi, onerilerinizden bir kismini deneyebilirim belki.
    Mavi yemisin dag cilegi ya da buralilarin deyisi ile kocayemis ile kesin bir akrabaligi var. Cicekleri, dallarin rengi ve yapraklar cok benziyor.
    Beste, biz patateslerden bir kac koku bu hafta sokup siftahi yaptik!:) Topraktan cikarmasi cok zevkli. Cil cil altin bulmus gibi oluyor insan!:)

  7. Meyvelitepe 22/04/2010 at 11:17 #

    Pınar kocayemiş ile mavi yemişin çiçeklerinin benzerliğine hiç dikkat etmemiştim, doğru çok benziyorlar. Hemen baktım, gerçekten de akrabalar, her ikisi de “ericaceae/fundagiller” ailesindenmiş.
    Ben de çil çil altın bulmak istiyorum:) Size afiyet şeker olsun, darısı başımıza. Geçen senekilerin akibetini anlatmıştım herhalde. Bu yıl ektiklerimde de hiç hareket yok. J.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]