B u yıl acı biberler ile tatlı biberleri biribirine uzak diktik. Çapraz tozlaşmayı önlemek için her bir çeşit biberi diğerinden en az 200 metre uzağa dikmek gerekiyor. Buna göre bizim arazinin kilometrelerce uzunlukta olması gerekir ki, bu mümkün görünmüyor. Biz de tatlılarla acılar arasında 80 metre kadar mesafe bırakabildik. tatlılar hala tatlı olduğuna göre önemli bir sorun yok demektir.

Geçen yılki adalarda acıları yetiştiriyoruz. Burada da her çeşiti hiç olmazsa başka bir adaya diktik.

Bunlar Bhut Jolokia. Yeni yeni meyve bağlayıp büyütmeye başladılar. Bilmeyenler için söyleyeyim. Dünyanın en acı biberi şeklinde bir ünü var. 1 milyon scoville acılık değerindeymiş.

İkinci ve üçüncü de yine ikişer kök de olsa bahçede.

Bunlar da 400 bin scoville ile dünya dördüncüsü habanero’lar. Hem turuncu hem de kırmızısından var. Üzerleri salkım salkım biber dolu.

100 binlik thai’ler galiba bunların yanında baklava gibi kalacak.

Sakın bu biberleri ne yapacaksınız diye sormayın. Açıkçası bilmiyorum. Hiç bir şey olmazsa ev yapımı organik zararlı ilacı yaparım. Thai’lerle yaptıklarımız çok etkili olmuştu.

Tatlı biberlerimiz de epey çeşitli. İri, etli kırmızı ve sarı kaliforniya biberleri, yağlık biberler, ince uzun ve çarliston biberler vs. çok ekmişiz. Sebze toplamaya indiğimde fazla zaman alıyor diye çoğu zaman es geçip eşime bırakıyorum 🙂

Üç grup halinde ektiğimiz fasulyelerde ikinci grup bu ara tam verime geçti. Bunlar yavaşladığında üçüncü grup başlayacak. Ayrıca kurufasulye olsun diye İspir fasulyesi de ektik bu yıl.

Karpuzlar on gündür olmaya başladılar.Bu yıl kavun ve karpuzlar da çok çeşitli. Öyle ki, her çeşitten en fazla iki-üç kök dikecek kadar yerimiz var.

Güvey fenerleri çılgın gibi. Sebze adalarında normalin üç misli büyüdüler. Üzerleri meyve dolu. Yeni yeni bazıları kabuk kurutup meyvelerini sarartmaya başladılar.

Bir kaç fidan dışında nashileri topladık. Mükemmel oldular. Tadına bakanlar ne diyeceklerini bilemiyorlar. Çok sulu, kütür kütür gevrek, aromalı ve tatlı. Köyde bazı dostlar naşilik kurmak için planlama yapmaya başladılar.

Bir süredir her gün iki-üç gibi aldığımız patlıcanlar sanırım bir hafta içinde yeni verime geçmekte olan günebakan ve aydın siyahı çeşitleriyle baskın verecekler. Ufukta yine bayram patlıcanı dağıtmak görünüyor.

Haziranda başlayan gojilerde henüz hız kesme emaresi yok. İncecik dallar hemen yeşil meyvelerle dolup bir kaç günde de büyüyüp kızarıyorlar. Bunlar bir gün önce tamamen toplanmışlardı.

Görebildiğimiz kadarıyla bunlardan 15 kadar var. bazıları 50 kilo civarında görünüyor. Herhalde 5-6 tane de sağa sola saklanmış ya da komşunun bahçesine kaçmış çıkar. Bunlarla ne yapacağımızın da bir yolunu bulmak gerek. 50 kiloluk bir kabağı kesip, üç kilosundan tatlı yapıldıktan sonra geriye kalan 47 kilo ne yapılır ki?

Mutfak bir süredir konserve, sos, reçel imalathanesine döndü. Eşim bu durumdan biraz şikayetçi. Sürekli ya fasulye konservesi, ya kışlık pembe domates sosu, ya da çilek reçeli yapılıyor.

Bu arada çilekler normal seyrinde ve sabit bir hızla çilek vermeye devam ediyorlar. Acaba bunlardan hiç şekersiz reçel olur mu diye düşünmeye başladım.

Sonuçta, geçen yıl planlayıp denemesini yaptığımız sebze parkı bu yıl biraz daha gelişti. Yaratılan farkın sebeplerini daha net görmeye başladık. İşin sırrı toprak ve toprağın özelliklerinde. Yapısı, barındırdığı mikroorganizmalar, bitkilerle birlikte birbirini destekleyip tamamlayan yüzlerce bakteri, mantar, maya, küf, solucanlar, bitki kökleri, mikorizalar vb. toprağı yaşayan, canlı bir ortam haline getiriyor. Düşen hemen her tohumu yeşertip besleyecek, büyütecek bir denge kuruluyor ve bu kendi dinamikleriyle sürekli hale geliyor. Bu konudaki bulgularımızı ileride ayrıca çok detaylı paylaşmaya çalışacağız.

Tags: , ,

23 Responses to “Yaz Halleri – 3 (Diğerlerinin bazıları)” Subscribe

  1. Berceste 11/08/2010 at 02:10 #

    Pumpkin pie yapilir bir kismi ile… Borek yapilir tatli kabagiyla da… Aklima hemencik geliverenler. Bereketiniz bol olsun!

  2. beste 11/08/2010 at 08:30 #

    kabakla corba yapilir, hatta recel bile yapilir. Cilekleri uzum yada elma suyu ile pisiriseniz sekersiz receliniz olur! aci biberlere bittim. Aciyi uyusturucu ile karsilastiran bir yaziyi cevirmistim blogda. Aman o acilari gozunuze surmeyin ozellikle yazmislardi, eldivenle kesin vsvs diye

  3. nalan cantav 11/08/2010 at 10:01 #

    şekersiz reçeli sinek sekiz denemiş ve yayınlamıştı bloglarında.
    ağzım açık izliyorum siz bahçeyi anlattıkça. ama en son 50 kg kabakta takıldım kaldım! dehşet 🙂

  4. Şefika 11/08/2010 at 11:26 #

    Çocukluğumda anneannemlerin Kandıra’da kabak bostanı vardı. Kabağın bir bölümüyle bir çeşit kabak kurusu yaparlardı. İnce ince dilimleyip tepsilere dizer, gerekirse toz şeker ekleyerek fırına atarlardı. Balkabaklı börek ve pide gibi bunun da tadını çok severdim.
    Şekersiz reçel (ve öteki geleneksel/organik besin saklama yöntemleri) konusunda geçen yıl Zeytinburnu tıbbi bitkiler bahçesinde bir eğitim verilmişti. Orada dile getirildiğine göre (belki biliyorsunuz) çilekte reçelin yoğunlaşmasını sağlamak için pektin gerekiyor. Bu pektin de Beste’nin yazdığı gibi elma suyunda var. Dolayısıyla elma suyuyla birlikte kaynatılıyor.
    Bahçenizin bereketi daim olsun.

  5. kangallar 11/08/2010 at 11:27 #

    Merhaba bhut jolokia tohumu arıyorum yardımcı olurmusunuz.

  6. Meyvelitepe 11/08/2010 at 13:57 #

    Bu kurutma ilginç, keşke biraz daha ayrıntılı tarif alabilsek sizden.
    Çileğin pektin sorunu ilk reçel denememizde kendini gösterince ikinci partiyi ön araştırmalı ve az şekerli yaptık:) Lakin şekersiz henüz denemedik.
    Bereket hepimize.

  7. Meyvelitepe 11/08/2010 at 13:59 #

    Teşekkürler, ama bütün bu dedikleriniz tek bir kabaktan da olur:)

  8. Meyvelitepe 11/08/2010 at 14:08 #

    Sevgili Beste bir kaç yıl sadece kabak yesek yeter de artar bu kabaklar herhalde:)
    Acılardan daha önce yandık epey, artık dersimizi almışızdır umarım. En acı biberin insanları hastanelik edebileceğini okumuştuk, o yüzden ekilmesini istemedim tehlikeli olur diye, çünkü insanlar burada gurur meselesi yapıyor, yemeyin desek bile “bana vız gelir” diyorlar. Merakımıza yenilip ektik sonunda, umarım kimseler zarar görmez.

  9. Meyvelitepe 11/08/2010 at 14:14 #

    Teşekkürler Sinek sekize hemen bir uğramalı:)
    Dev kabak nasıl olur görmek istedi eşim, ama bir tanesi yeterdi bence ya neyse. Sonuçta bahçenin yan etkisi ben külkedisine döndüm:) Kimbilir, belki bir bakarsınız binmişim yılbaşında kabaktan bir faytona…:)

  10. Smyrna . 11/08/2010 at 17:07 #

    Bu ne berekettir. Derin dondurucu sayısını arttırmak için acil sponsor lazım size. 🙂

  11. kalifornia 11/08/2010 at 20:09 #

    merhaba,
    sekersiz recel icin bu tarife bir bakin bakalim:
    http://realjam-recipes.net/jam-and-jelly/jam-recipes/jam-without-sugar/
    yaparsaniz bana da haber verin:))

  12. evren 12/08/2010 at 09:45 #

    Son fotografa takildim. Biz orada olsaydik oglum recel kavanozuna degil, kozalaklara atilirdi sanirim. Bu aralar kozalaklar ilgi alaninda 🙂

  13. agozce 12/08/2010 at 16:31 #

    Merhaba, ürününz bol ve daimi olsun. Biz köyde, herkesin fazlası ile meyve sebzesi olduğundan dağıtamazdık. Dedem de yakındaki jandarma karakoluna gönderirdi. Aslında yetiştirme yurtarına ve öğrenci yurtlarına da verilebilir(mi)? Kabak hayvanlar için kışın harika br yiyecektir. Süt ile takas edebilirsiniz …:)

  14. Meyvelitepe 15/08/2010 at 13:43 #

    Hiç duymadık bunu!

  15. Meyvelitepe 15/08/2010 at 13:44 #

    Derin dondurucu değilse de buzdolabı sponsoru fena olmazdı hani:)

  16. Meyvelitepe 15/08/2010 at 13:48 #

    Reçel denendi, içine pektin için bir kaç güveyfeneri ekledim, oldu ama biraz ekşi, tadı reçel gibi değil de marmelat gibi, o yüzden içine iki çay kaşığı bal ekledim. Şekerliler gibi uzun süre durmaz herhalde, buzdolabında saklamak lazım sanırım.

  17. Meyvelitepe 15/08/2010 at 13:49 #

    Evren bir arayıcı yedisinde neyse yetmişinde de o oluyor anlaşılan:) Selamlar küçük arayıcı sincaba…

  18. Meyvelitepe 15/08/2010 at 13:52 #

    Yetiştirme yurtları çok seçici öyle her şeyi almıyorlar artık, ama hayvanlar için önerinizi hemen değerlendirdim, takas yapamasak da sütümüze katkı olacak, kurdun kuşun hakkı da yerini bulacak. Çok teşekkürler:)

  19. kangal 23/08/2010 at 22:28 #

    selam bhut jolokia biberlerinin gelişimini takip etmek istiyorum yeni resimlerini koyabilirmisiniz.

  20. Melike 09/02/2011 at 17:16 #

    Slm gene ben 2 gün oldu burayı keşfedeli ayrılamıyorum..Şekersiz reçel için bir link bırakıyoruz size.(http://www.balanne.com/index.php?option=com_content&view=article&id=243:recel&catid=39:hkoksal&Itemid=73)
    O mis kokulu güzelim domateslerin tohumlarından nasıl edinebilirim?

  21. Rocoto 27/02/2011 at 15:40 #

    Merhaba, bloğunuzu hayranlıkla takip ediyorum.Bhut jolokia dahil değişik Capsicum türlerini deniyorsunuz.İzleyebildiğim kadarı ile yetiştirdiğiniz türler ülkemiz koşullarında ancak sıcak mevsimde hayatta kalabiliyor ve kışı atlatamıyor.Capsicum pubescens nispeten soğuğa dayanıklı ve uzun ömürlü bir tür.Bu türle ilgili çalışmanız oldu mu ?

  22. Meyvelitepe 27/02/2011 at 16:27 #

    Merhaba, yorumunuz için teşekkür ediyorum.
    Evet, muhtelif biber çeşitlerini imkanlar ölçüsünde yetiştirip denemeya çalışıyoruz. Capsicum Pubescens henüz yetişirmedik. Manzano biberi de denen bu çeşit, yerleşik olduğu And dağlarından dolayı soğuğa dayanıklı ve çok yıllık. Bir gün tohum bulursak bu çeşiti de yetiştirmeyi düşünürüz.
    Biliyorsunuz, biber yetiştirmek uzun mesafe çapraz tozlaşma sorunu sebebiyle epey dertli bir şey. Çok özel önlemler almak gerekiyor. O da her zaman pratik olmuyor.
    Acılık seviyesi bakımından ilk uğraştıklarımız thai biberleri idi. Bunun da ilginç bir hikayesi vardır. Aslında bir hibrid olan Thai Dragon’dan seneden seneye açınımları yöneterek Thai’ye ulaştık. Bunun yanı sıra acı çeşitlerden habanero, red savina, bhut jolokia’ya kadar epey çeşit denedik. Hepsi de oldu. Bunlardan Thai’ler ve habanero’lar en verimli ve şartlara en dayanıklı çıkanlardı.

  23. Rocoto 27/02/2011 at 17:05 #

    Capsicum pubescens diğer ‘domesticated’ türlerden farklı olarak çapraz tozlaşma yapmıyor.Diğer türler ile birlikte mesafe problemi olmadan rahatlıkla yetiştirmek mümkündür.Orta ve Güney Amerika’da sınırlı olarak ekiliyor ve çok yıllık olduğu için küçük bir ağaç çalı görünümünü alıyor.Denemeye değer bir tür.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]