G erek e-posta, gerek yorumlarla yapılan tahminlerin hepsi için çok teşekkür ediyor ve  yanıtların açıklıyoruz. Her iki soruyu da farklı bir kişi tam olarak bildi.

Önce ilkinden başlayalım.

Sevgili Smyrna bu domatesin çeşidini tam olarak bildi. Bu bir Santini. Ya da British Santini. Geçen yıl İngilterede lezzet şampiyonu olan bir çeşit. Bu gördükleriniz üçüncü jenerasyon. Bize geliş hikayesi de hayli ilginç.

Santini tohumlarını hiç bir yerde bulamazsınız, çünkü satılmaz. Domates olarak da sadece bir yerde satılır. İngiltere M & S mağazalarının yiyecek bölümünde. Lezzeti ve tüketim şekilleriyle çok rağbet görür. Eşim bir İngiltere seyahatinde, organik reyondan bu domateslerden alıyor. O kadar beğeniyor ki, yediği bir domatesin iki-üç çekirdeğini bir peçete arasında getirdi.

Ticari olarak satılan bir tohum olmadığı için çeşit hakkında bilgi çok az. Hibrid olup olmadığını bile bilmiyoruz o sıra. Neye niyet kime kısmet deyip çekirdekleri çimlendirdik. Hibrid ise aynı meyveyi alamayız, açınım gösterir. Değil ise aynını elde ederiz.

Geçen yıl bu fideleri büyüttük. Aynı domatesleri çok da iyi bir verimle elde ettik. Bu çok hoşumuza gitti. Yine de tedbirli olup bir jenerasyon daha görelim istedik. Bu sefer kendi yetiştirdiklerimizden tohum alıp bu yıl tekrar çimlendirdik. Evet, yine aynısı. Aynı boyut ve şekil, aynı renk, aynı kabuk kalınlığı, aynı meyve eti ve yapısı, aynı aroma vs. “baby Plum’ olarak sınıflandırılıyor. Plum domatesler gibi hafif uzun, üzüm tanesini andırıyor. Bir limonun yarısı büyüklüğünde ve “cherry” tarzı, uzun salkımlarda sağlı sollu pek çok meyve veriyor. Bir özelliği de, ilk ve son olgunlaşanlardan. Yani erken başlıyor ve havalar iyice soğuyuncaya kadar sürekli yeni salkım ve yeni domates veriyor. Rengi hafif pembe, kabuğu çok ince, meyve eti oldukça sert, çekirdeği az, meyve içinde hiç boşluk yok, çok aromalı ve erik misali kütür kütür yenebilen bir domates.

Şimdi gelelim ikinci soruya. Bu soru hem tuzaklıydı, hem de ip ucu vardı.

Tuzaklıydı, çünkü domates ile ilgili bir yazıda, domates bitkilerinin arasında, rengi turuncuya çalan kırmızı yuvarlak meyveler vardı. İp uçları ise Domates yapraklarının arasından yapraklarının şekli ayırt edilebilirdi. Bir de resmin adı “Turkish_Red.jpg” idi.

Sevgili Yeliz, Eggplant ‘Turkish Orange’ olarak doğru tahmin yaptı. Evet, bu bir domates değil, patlıcan. İsmi “Turkish Red” (Türk Kırmızısı). Aynı çeşidi bazı tohumcular “Turkish Orange” olarak da isimlendirmişler. Organik bir tohum. Tohumlarını Garden Organic‘den temin etmiştik.  

Sevgili Smyrna ve Yeliz bize e-posta ile adreslerini bildirirlerse, tohum alma işleri bitince söz verdiğimiz tohumları göndermek isteriz.

Bu soru cevap işi çok hoş oldu. Mümkün olduğunda yine böyle sorular hazırlamaya çalışacağım.

Tags: ,

21 Responses to “Onun Adı Kırmızı” Subscribe

  1. yaşar 12/08/2010 at 08:52 #

    🙂 yapraklarının domates yaprağı olup olmadığına bakmadan cevap yazdım,”tabii ya, bu yapraklar patlıcan yaprağı” demek için de bilgi şart,neyse gelecek yarışmada daha dikkatli olmak lazım,azmedip birkaç ilginç meyve tohumu kazanacağım inşallah.

  2. köpekler 12/08/2010 at 09:25 #

    Evet domatese çok benziyor böyle bir bahçemiz olsaydı keşke.

  3. Baba Monk 12/08/2010 at 09:30 #

    Sayın meyvelitepe, yine nefis bir yazı dizisi olmuş. Keyifle takip ettim. Uğraşlarınızı merakla ve biraz da imrenerek takip ve taklit etmeye çalışıyorum 🙂
    Bir de bir sorum olacak, sorunuzdaki domates acaba bu linkte satılandan farklı mı? http://urun.gittigidiyor.com/PRINCIPE-BORGHESE-YUMURTA-SEKILLI-KUCUK-DOMATES_W0QQidZZ29622681
    Rengi şekli benziyor ama canlı olarak gören ve yetiştiren sizsiniz. Bu tohumlardan verdiğim adresten almıştım da henüz yetiştirmeye fırsatım olmamıştı.
    Teşekkürler yazılarınız için, tebrikler çalışmalarınız için.
    Baba Monk

  4. Pinar 12/08/2010 at 10:48 #

    Santini oldugunu tahmin etmistim!:) Burada da cok guzel oldu. Sadece nedendir bilemem, meyvelerin hepsinde ya boydan boya, ya da enden ene hafif yarilmalar oluyor. Bu sabah bir tane yariksiz topladim. Hemen tohumunu alacagim. Bu sezon her sabah kulaklarinizi cinlattik, bilmem hissetiniz mi!:)

  5. rasim 12/08/2010 at 13:46 #

    hay allah! ben nasıl kaçırdım bu yarışmayı… bildiğimden değil ama en azında araştırıp bulmaya çalışırdım. gitti güzelim santini tohumları 🙂
    tebrik ederim. yaptıklarınızla, yaptıklarınızı aktarma şeklinizle zaten fark yaratıyordunuz. bunu birde yarışma haline sokup blogunuza ayrı bir hareket ve canlılık getirdiniz. yani yine fark yarattınız.

  6. tijen 12/08/2010 at 17:39 #

    Ne güzeller! Bizim çocuklar da NY’daki kooperatiflerinden sarı organik domatesler almışlar. Ama bizim pembeler büyüklüğünde. Tadı güzel olmalı ki yiyorlar. (Susuz yetişen domatesin tohumunu almak iyi fikir. Sadece susuzluk ve hava da değil, domatesteki hastalık da büyük bir soruna dönüşecekmiş gibi görünüyor değil mi?)

  7. Smyrna . 13/08/2010 at 13:23 #

    O bahçeden böyle özel bir tohum gelecek de ben ona gözüm gibi bakmayayım. Mümkün mü? 🙂 Cinsinin bozulmaması için gelecek yıl çevresinde başka domates olmayacak.
    Bu yıl sebze adaları yöntemiyle düzenlediğim küçük bahçemde, tohumlarını PDA’dan edindiğim pembe domateslerin cinsinin bozulmaması için komşuma baskı yaparak başka cins dikimine izin vermemiştim. Verimi düşük oldu diye hala sızlanıp duruyor:)
    Daha önce dediğim gibi yarışma fikri çok hoş. Herkesi araştırmaya ve bilgilenmeye sevk ediyor.
    Teşekkürler.

  8. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:11 #

    Size gönderilen tohumlar güvende demektir bu. Tohum paylaşmanın önemini yıllar önce ektiğimiz Turuncu domates tohumlarımız bayatlayınca anlamıştık. İyi ki tohumları bir yakınımızla paylaşmışız, o ekmeye devam edebildiği için tohumları tazeleyebildik:)
    Yarışmayı biz de çok sevdik, güzel bir iletişim ortamı doğdu.
    Siz gelecek yıl için santinilere yer düşüne durun, biz de tohum çıkarmaya başlayalım. “[email protected]”a adresinizi özelden göndermenizi bekliyoruz. Verdiğimiz tohum sözleri için “söz panosu” hazırladık, adresinizi hemen ekleyelim. İlginiz için biz teşekkür ederiz.
    Sevgi ve selamlar…

  9. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:20 #

    Sarı domateslerin kabuk inceliği, şekilleri, boyutları ve hatta narinliği pembelere çok benziyor, ancak deneyimlerimize göre açık renk domatesler kırmızılara göre biraz daha tatlımsı, salata tabağında ananas gibi duruyorlar. Biz de sevdik, o yüzden gelecek yıla yeniden ekilecekler listesine aldık.
    Kiminde zararlı, kiminde hastalık, kiminde sıcak, bu yıl domateslerin durumundan şikayet etmeyen yok gibi. Gelecek de çok iç açıcı görünmüyor.

  10. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:21 #

    Rasim bey ufukta yeni yarışmalar görünüyor, bekleriz yine:)

  11. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:34 #

    Pınar yarılmalar toprak iyice kuruyunca birden sulanmanın şokuyla olabiliyor. Öte yandan dalında iyice olgunlaşırsa da yarılıyor, o yüzden biz pembeleşince alıyoruz, böylece evde yumuşamadan olgunlaşmaya devam edebiliyorlar. Malum buzdolabı her şeyi almıyor:)
    Kulak çınlatmalar karşılıklı, keşke biraz daha yakın olsaydık, ne deneyler yapardık birlikte.
    Bu arada tavuklar için hazırlıklara başladık, yakında sadece kulak çınlatmakla kalmayabiliriz ve umarım bu işi sebze adasından, sebze parkına dönüşümde olduğu gibi abartmayız:)
    Sevgiler

  12. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:53 #

    Teşekkürler iltifatlar için. Linkteki domates tamamen farklı bir cins, Santini daha çok “cherry” sınıfında ve boyutlarında bir domates.
    Principe Borghese ise bizde salçalık satılan uzun domateslere yakın boyutlarda, bodur bir cins. Şanslısınız çünkü çok verimli bir tür olduğu söyleniyor, üstelik de dalında kurumaya bırakılabiliyormuş. Normal domates gibi tüketilmeye kalkışıldığında kuru ve tatsız bulunuyorlarmış ama güneşte ikiye kesip, tuzlanıp kurutulduğunda ve sos olarak tüketildiğinde üstüne yok diyorlar. Şimdiden afiyet olsun.
    Sevgi ve selamlar

  13. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:54 #

    İnşallah Yaşar bey, bekleriz yine.

  14. Meyvelitepe 13/08/2010 at 15:55 #

    Eh o zaman darısı başınıza diyelim size:)

  15. kalifornia 18/08/2010 at 10:36 #

    merhaba,
    bu link hosunuza gidecek..
    http://www.nytimes.com/2010/08/18/dining/18melons.html?hp

  16. Merkal 19/08/2010 at 10:09 #

    İyi günler, bu sene sizin yazdığınız gibi sebze adaları yaptım. Siz içine ne koyduysanız aynisini koydum. Fakat sizinki gibi güzel domatesler yetiştiremedim.Patlıcanlar, biberler ağaç gibi oldu çiçek var mahsul olmadı söktüm artık. Neemazal kullandım. Bir mantar koymadım, birde ne kadar kadife çiçeği ektimse hepsi soldu. Kaolin kili kullandım, çim kırpıntısı+yanmışkoyun gübresi örtü olarak kullandım. Bir siyah cherry domatesleri oldu oda tek, tek küçük küçük oldu. Sizin santini cherry domateslerine bakıyorumda alakası yok. Pembe domates hiç olmadı (8 adet fidan diktim) Bir Bursa domatesi ektim o oldu.Acaba ektiklerimdemi bir hata var, yoksa sıcaklarmı.Tohumlarımı doğru seçemedim. Bu sene çok sıcak ve nem oldu, Bunları göz önüne getirerekmi tohum bulnmalıyım?Onu sizle paylaşmak istedim.
    Ayrıca zeytine her ay kaolin kili attım 13 ağustos’da bir zeytin ağacını bütün mahsulleri siyah oldu. Çok çok erken, kaolin kilimi yaptı acaba.Teşekkürler.
    Mehmet Erkal

  17. Meyvelitepe 22/08/2010 at 00:14 #

    Mehmet bey, Sebze adaları tekniği, nisbeten küçük bir alan ve hacimde, yetiştirmek istediğiniz bitkilerin en çok sevdikleri, gelişmeleri ve ürün vermelerini sağlayacak ortamın yaratılması prensibine dayanır.
    Sebze için ideal ortam organik malzemece çok zengin, PH 6-6,5 civarında, doğal azot, fosfor, potasyum ve diğer iz elementleri içeren (özellikle de kalsiyum, magnezyum ve çinko), daha da önemlisi, toprağı canlı bir ortam yapan gerekli mikroorganizmaların dengeli olarak bulunduğu bir ortam olmalıdır.
    Adalara koyduğumuz coco-peat, gevşek organik malzemeyi sağlıyor. Biraz killi bahçe toprağı mikroorganizmaların tutunacağı ortamı, kompost hem mikroorganizmaları hem de organik azotu sağlıyor. Kemik tozu fosfor ve kalsiyumu, odun külü postasyumu, kükürt PH dengeliyor, iz emlementler magnezyum, demir, mangan, çinko vb. sağlıyor. Klinoptilolit toprağın hem su tutma kapasitesini arttırıyor hem de iyon değiştirme özelliği ile toprak kimyasının dengelenmesi, besinlerin akıp gitmesini engelliyor. Tohumları ekerken tabletlerde kullandığımız trichoderma harzanium bitkilerin köklerden mantari hastalık almalarını ömürleri boyunca engellediği gibi, bitki ile simbiyotik ilişkileri sonucu mükemmel kök oluşumunu teşvik ediyorlar. Mikoriza mantarları da ona keza, köklerin gelişmesi, uzun iplikçiklerle her yerden besin taşıyabilmesini sağlıyor.
    Bitkileri dikerken olabildiğince büyük kök yapmalarını sağlayacak şekilde dikilmeleri de önemli bir parametre. Sulama suyuna karıştırdığımız etkin mikroorganizmalar toprakta lazım olan mikroorganizmaların çoğunu takım olarak toprağa sağlıyor.
    neticede bunların hepsi sağlıklı, verimli ve yaşayan bir toprak için gerekli olan şeyler. Buna ilave olarak solucanlar gibi başka toprak canlıları da etraftan koşup geliyorlar. Kadife çiçekleri, kök enzimleri ile toprak kimyasına ve mikroflorasına katıkıda bulunuyor. vs. Bunları daha da uzun uzun anlatmak mümkün.
    Sizin deneyiminizde bir şeylerin ters gittiği belli.Kadifelerin solup ölmesi bir işaret. Toprakta bir yanlışlık var. Çim kırpıntısı ve keçi gübresini kompost yaparak mı kullandınız, öylece mi? Öylece kullandı iseniz durumu biraz açıklıyor.
    Domateste tüm marmarada bu yıl sorun oldu. Haziranda soğuk giden bir hafta ve aşırı yağmur tüm domatesleri bozdu. Biz de bu yıl etkilendik. Fakat komşular gibi domatesleri sökmek zorunda kalmadık. Hepsi toparladı. Şimdilerde verim iyice arttı. Söz gelimi siyah domateslerde her bir salkımda 100-150 domates var. Pembeler 2 metre yükseklikte çiçek açıp domates bağlıyorlar. Kendi adıma, genel problemden dolayı geçen yılki kadar verim yok. Ama yine de fazlasıyla tatmin edici. Bunu sadece sebze adalarına ve adalardaki toprağa bağlıyorum.
    Evet, bazı çeşitler daha gelişmeye açık, dirençli ve verimli olabiliyor. Bazıları daha hassas oluyor. Biz de hem bu açılardan hem de lezzet ve beğeni bakımından her yıl yaptığımız gibi seçmece yapıp seneye neler yetiştireceğimize karar veriyoruz.
    Kaolinin zeytinin erken kararmasına herhangi bir etkisi yoktur. Tam olarak hangi bölgedesiniz bilmiyorum. Bizim zeytinler hazirandan bu yana kaolin ile kaplı. Daha yeni yeni yağlanmaya başladılar. Kararmaları için Ekime kadar vakit var. Fakat hiç bir bölgede normalde Ağustosta zeytin kararmaz. Daha meyveler gelişimlerini tamamlamamışlardır. Zayıf ağaçların meyvelerini erken olgunlaştırıp kurtulma eğilimi vardır. Acaba öyle bir durum mu oldu?
    Patlıcan ve biberlerin çok büyüyüp meyve yapmamasının bir kaç sebebi olabilir. Söz gelimi, ışık yetersiz kalmış olabilir, toprakta dengesiz olarak fazla azot vardır (şayet kompost yapmadan çim örtüsü yaptıysanız bu ihtimali yabana atmamalı), sulama gereğinden fazladır veya fosfor ve potasyum azdır, ya da bunlardan bazıları bir arada olmuştur.

  18. Mehmet Erkal 22/08/2010 at 15:52 #

    İlğiniz için çok teşekkür ederim. Bu kadar iş arasında umarım rahatsız etmiyorumdur.Yazdıklarınızın hemen hepsini uyguladım,belkide en büyük etken havalar çok sıcaktı.Yaşadığım şehir Adana. Bu öğlen hava sıcaklığı ölçülen 47 dereceydi.Bitkiler güneş altındaydı. Bu sıcaklık yaklaşık 15 temmuzdan beri sürüyor.Tarsus da 1 hafta evvel narlar olgunlaştı.Nem çok fazla. Domatesler için Eylülü bekliyorum belki olur.Zeytin ağaçlarıma çok iyi bakıyorum. Tahminim sıcaklar Haziran başı kaolin kili yaptım, her aybaşı yine uyguladım,Delfin wg, EMA, yanmış hayvan gübresi kompost,çinko, bor,neemazal,diğer makro elementler.Burada bir söz vardır ‘zeytine iyi bakarsan küser’belkide budur.Bekliyelim bakalım. Bu yaştan sonra bu işe merak sardım.
    Hoşcakalın. M.Erkal

  19. Yücel 08/10/2010 at 18:47 #

    Sayın meyvelitepe,
    Sitenize, burada yapmış olduğunuz paylaşımlara, bilgilendirmelerinize bayıldım. Birkaç yıl önce pes ettiğim sebze yetiştirme hevesim yeniden depreşti sayenizde. Önümüzdeki bahar sizin sebze adaları tekniğinizi deneyerek yeniden başlayacağım. Verdiğiniz çok yararlı bilgiler için teşekkürler…

  20. Sadık yalabık. 05/08/2013 at 11:00 #

    Sayın meyvelitepe,
    Kırmızı Patlıcan’ı nasıl tüketiyorsunuz?Sizden tohum paylaşımında almıştım.Yetişiyor fakat ne yapacağımı bilmiyorum!Tarif veya bilgi verirseniz çok sevinirim. Teşekkür ederim.

  21. ercan duman 08/02/2016 at 22:00 #

    sayın meyvelitepe, blogunuzu zevkle takip ediyorum, domatesler çok güzel, bende ekme işlerini seviyorum sizden domat tohumu alma şansımız olabilir mi? saygılarımla

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]