G ünler biraz bunalımlı geçiyor çünkü hiç bir şeye zaman kalmıyor. Bu yazıyı üç gündür yazacağım ama bir türlü olmadı. Aslında aktarmak istediğimiz daha pek çok şey ve yeni denemeler var. Fırsat buldukça, olmazsa kışın işler bitince dönüp anlatmaya çalışırız.

Bulmacalı yazımızda tahminde bulunan herkese o tohumlardan gönderme kararı aldık. Çok keyifliydi, çok teşekkür ediyoruz. Adreslerinizi meyvelitepe@gmail.com adresine gönderirseniz tohum hazırlama işleri bitince posta ile göndereceğiz.

Sanırım yaptığımız şeylerden bazıları köyde ilgi uyandırmaya başladı. Geçen yıl kaolin kiliyle çok başarılı sonuç elde edince köye kooperatif vasıtasıyla epey bir kaolin kili aldık. Genelde zeytinlere atıyorlar.

Büyük bir elma bahçesi olan bir komşumuz bu yaz elmalarına sadece kaolin attı. Kaolinin güneş ışınlarına ve fotosenteze olumlu etkilerinden dolayı çok memnun. Az seyreltmesine rağmen gayet iri, sulu ve lezzetli elmalar oldu. Kurtlu oranı da çok az. Aslında içinde Bacilus Thurigensis olan Delfin isimli biyolojik organik ilacı yetiştirebilseydik o da olmayacaktı.

Komşuya, satılmayacak durumdaki elmalardan biraz ver de sirke yapalım dedik. O da tamam deyip bunları gönderdi.

Ortalama kırkar kilodan 240 kilo eder. Ne yapacağımızı şaşırdık. Mutfak zaten konserve fabrikasına döndü. Bir de bunlar gelince eşim biraz fena oldu.

Sonra, korkunun ecele faydası yok deyip bir ucundan işe girişildi.

Yaklaşık bir buçuk saat sonra sirke yapacağımız kaplardan ilkindeki durum şöyleydi.

Görüldüğü gibi gayet umutsuz bir durum. Bu hızla gidersek, günde 10 saat elma doğrarsak bir haftada filan bitiyor.

Kaplar da ayrı hikaye. Elmalar böyle baskın gibi gelmeseydi doğru dürüst meşe fıçılar bulmaktı niyetimiz. Sonunda plastik de olsa gıda tüzüğüne uygun sirke asitinden etkilenmeyecek bu kaplara razı olduk.

İnsan zor durumda daha mı yaratıcı oluyor nedir. Bir çare bulduk ve
toplam iki saatte 240 kilo elma halledilip her biri 45 litrelik altı
kaba dolduruldu. Bu işi nasıl halletik diye yeni bir bulmaca sorsam haksızlık olur, kırk yıl düşünülse bulunulacak gibi değil.

Bizim dal öğütme makinası bozulmuştu. Tamiriyle uğraşmaktansa yeni bir tane alalım dedik. Eskisini de tamir ettirip yedekte tutarız diye düşünmüştük. Makine geldi. İyi tasarlanmış, bıçakları paslanmazdan, diğer aksamı düzgün yüzeyli plastik. Henüz hiç kullanmadık. Söküp iyice temizledik, gereken her yerini dezenfekte ettikten sonra önce 8-10 elma ile denedik, mükemmel. Ne olur ne olmaz diye o elmaları kompost yığınına atıp seri imalata geçtik. İki saatin içinde hepsi bitmişti. O da daha çok elmaları yıkamak ve taşımakla geçen süre.

Üstlerine biraz su, biraz da geçen seneden sirke anası ilave edip ağızlarına hava geçiren ama başka bir şey geçirmeyen çok sık dokulu bezleri gerdirip bağladık.

Şimdi bodruma girip çıktıkça her gün biraz daha fazla sirke kokusu ile karşılaşıyoruz. Sirkeleşme işlemi bitince bu sefer koyu renkli şişe ve mantar peşine düşeceğiz.

32 Responses to “Yaz Halleri -4 (Sirke)” Subscribe

  1. Çiğdem 18/08/2010 at 23:56 #

    4 yıl önce balsamik sirke yapımına başladım. 7 yılda oluyor…. Benim sirkem şaraptan… 2.5 litre şarabı ağzı tülbentli şişede mayıs-kasım arası saklıyorum, kasım mayıs arası da ağzını kapatıyorum. İlla ki içinde sirke anası oldu başlangıçta.
    4. yılın sonunda elimde kalan yaklaşık 1.5 litre, bitince yarım litre kalır mı bilmiyorum. Başladığımda delisin sen 7 yıl beklenir mi demişlerdi bu kasım ayında 5 yıl olacak… kaldı iki yıl.. deneyin bence sabrınız varsa.. teorik olarak üzüm suyu ile de nasıl yapılır biliyorum.. yaptım demek 7 yıl sürüyor ama 🙂
    Benim tohumlarımı ki yanlış tahmin :)… ekin bir kenara olur mu? Kısmetse tanıştığımızda tadına bakarım.
    Sevgiler

  2. Berceste 19/08/2010 at 00:33 #

    Cider da yapsaydiniz keske! Fikir Sahibi Damaklarda tarifi vardi…
    (Yorumlara birisi yazinca haber ver kismini destekler mi sizin blog sablonu, eger destekliyorsa okur ricasi :))

  3. annevebebisi 19/08/2010 at 03:58 #

    Bu sene benim bahce yatti (tam ekim-dikim zamani full time calismak zorunda kalinca) o yuzden sizin ve diger cift cubukla ugrasan arkadaslarin bloglarina, sirfff kiskancliktan girip bakamiyorum 😛 Bu aksam bi cesaret girdim baktim ki, tohum bile hediye etmissiniz :)))
    Her sey cok guzel gorunuyor masallah diyeyim :)))
    Cok gereksiz bir yorum gibi gorunebilir ama ellerinize ve emeginize saglik demek istedim ozunde :))a

  4. evren 19/08/2010 at 08:52 #

    Sirke anasi nereden bulunuyor peki? Herhalde denemeye hic imkanim olmaz ama meraktan soruyorum.

  5. ayhan dukel 19/08/2010 at 09:01 #

    selamlar
    Zaman zaman diger dost sitelerden sirke yapimi hakkinda mesajlar gelirdi de hani nasil olur filan diye dusunurken baktim ustat da yapmis,tamam demim sira bize geldi, Halil beyle yapariz artik, hanimi hic karistirmayim bu ise 🙂
    Sirke anasi tam olarak nedir?
    Tesekkurler
    ayhan

  6. Meyvelitepe 19/08/2010 at 11:21 #

    Sirke yazısına mutfaktan çıkıp bazı ilaveler yapmam gerekiyor sanırım. Öncelikle elmaları öğüttüğümüz makinanın filmlerdeki bazukalara benzediğini söylemeliyim, uzun bir borudan elmaları atıyorsun aşağıdan püskürüyor, yöntemi keşfedinceye kadar altta kap tutmaya çalışan kişi, yani ben bayağı bir elma suyu banyosu yaptım. Tek sakıncası yapış yapış olmak.
    Sirke anası, sirke içinde oluşan denizanasına benzer jölemsi bir grup bakteri.Geçen yıl bir kaç kilo elmayla ve imeceevi tarifiyle yaptığım küçük deneme başarılı olmuştu (zaten bu deliliğe de o yüzden kalkışmış bulunduk) ve bu yıl da işte o sirkede meydana gelen anayı kullandık. Bu yıl daha detaylı tarif veren bir başka siteden yararlandım (http://thehealthyeatingsite.com/apple-cider-vinegar-recipe/). Sirke anasının nesilden nesile miras bırakılabilen bir şey olduğunu okumuştum bir yerlerde, eh artık mirasımıza bir de sirke anası eklemiş olduk.
    “Cider” sanırım elma suyu şırası gibi bir şey, daha önce hiç içmediğimden denemek aklıma gelmedi. İyi ki gelmedi. Zira sirke yapımından artan bir kova elmayla ne işime yarayacağından bile pek emin olamadığım sıvı pektin yaptım. Yetmedi kalanlarla elma püresi(applesauce) yaptım, bir kısmıyla tart içi gibi bir şey hazırlayıp buzluğa attım ve hala elimizde yaklaşık 3-4 kilo elma var. Onlarla da bir şeyler yapacaktım ama araya armutlar ve domatesler girince ne yapacağımı unuttum. Bu arada köyde elma bahçesi olanlar da sirke yapımına girişti (onlarda bizdeki bazukadan var mı bilmem, yoksa vay hallerine), haydi hayırlısı. Buraya uğrayıp yorum bırakan herkese teşekkürler ve Elmanyadan sevgiler.

  7. Meyvelitepe 19/08/2010 at 11:26 #

    Üzüldüm bu yıl bahçenize fırsat kalmamasına, ne güzel şeyler yetiştiriyor, zevkine varıyordunuz. Kışa ya da seneye artık.
    Siz de blogger olduğunuza göre bilirsiniz yorumların asla gereksiz sayılmayacağını:)Çok teşekkürler güzel düşünce ve dilekleriniz için.

  8. Meyvelitepe 19/08/2010 at 11:31 #

    Çiğdem hanım araştırmadım ama elma sirkesi meşe fıçılarda beklerse balsamik oluyor diye duymuştum. Şaraptan yapılan da ayrı bir versiyonu diye biliyorum, ama dediğim gibi kulaktan dolma. Bu kadar uzun sürecek bir iş olduğunu bilmiyordum doğrusu. Sizinkinin eli kulağında sayılır artık, umarım enfes bir şey olur ve afiyetle zevkine varırsınız.
    Tamam tohumlarınızı ekiyoruz gelecek yıl, görüşmek üzere o zaman:)
    Sevgiler

  9. nalan cantav 19/08/2010 at 12:18 #

    Defne’yi ekranda elinde gerçek elma sirkesiyle izleyince bayılmıştım. Şimdi burada yüzlerce kilo elme görünce gözlerim döndü :))

  10. nalan güler 19/08/2010 at 14:45 #

    Bu günlerde üstümde bir arsızlık var,utanmadan -çünkü sorulduğu zaman yazınızı okumamıştım,okuduğumda ise önce cevabı okuduğum post yayımlanmıştı-
    acaba çiğdem hanımın tohumlarından iki tane bana yollanabilir mi ?deyip yüzümü kızartıp istedim.
    sevgiler

  11. Çiğdem 20/08/2010 at 11:00 #

    Ben kendi adıma helal ederim 🙂

  12. evren 22/08/2010 at 20:46 #

    Bir kac kilo elma ile mi? Himm, simdi aklim celinir gibi oldu.

  13. Tuba 23/08/2010 at 14:28 #

    merhaba,
    annem yıllardır kendi sirkesini kurar, üzümleri ezip suyunu çıkarır ve üzerine biraz tuz atıp birazda nohut yıkayıp koyar, bu şekilde bir ya da iki sene boyunca bekletir (istediği ekşiliğin derecesine göre). hatta bazen ekşimiş pekmezi sulandırıp yine nohut ve tuzla sirke yapar. sirke olduktan sonra dibinde yoğun bir tortu oluyor, bu acaba sirke anası dediğiniz mi? annem bu tortuyu kullanmaz hiç. ama sirkesi çok güzel olur ve turşularını da hep sadece bu sirkeyi kullanarak yapar, turşusu bozulmaz, elma sirkesi denemememiştik hiç. sanırım bende elma sirkesi yapmayı deneyeceğim.
    ayrıca blogunuzdan çok faydalanıyorum gelecek sene bende güzel sebze adaları ve bahçe, yaptığım konserveleri bir blogda paylaşmayı düşünüyorum:)
    iyi günler:))
    Tubiko

    • Eda Şirnevai 10/02/2012 at 19:54 #

      Merhabalar,
      Annenizin tarifini daha detaylı, ölçülü ve yapılış basamakları ile yazabilir misiniz?
      Şimdiden teşekkürler…

  14. Meyvelitepe 23/08/2010 at 21:59 #

    Evren, bir kaç kilo ile ve elmaları doğrayarak yaptığım ilk denemede organik bulamadığım halde rastgele bir elma sirkesini maya olarak kullanmıştım, işe de yaramıştı. Bu defa elmaların rendelenmiş gibi iyice parçalanmış olması işi daha da hızlandıracakmış gibi görünüyor.

  15. Meyvelitepe 23/08/2010 at 22:09 #

    Merhaba, annenizin yöntemi ilginçmiş, fazla üzümümüz olduğunda deneyebiliriz. Dipteki tortu eğer jölemsi bir yapıdaysa muhtemelen sirke anasıdır. Bildiğim kadarıyla sirkeleşme işini hızlandırmaya yarıyor. Bizim geçen sefer yaptığımız elma sirkesi yaklaşık altı ayda olmuştu. O zaman elimizde sirke anası olmadığı için bildiğimiz elma sirkesinden azıcık ilave etmiştik.
    Sebze adası kardeşliği diye bir birlik kursaydık, epey kalabalık olacaktık:) Seneye sizin adaları ve konserve tariflerinizi merakla bekliyor olacağız.
    Sevgiler…

  16. Berceste 27/08/2010 at 02:00 #

    Benim bahsettigim cider bira olan! Ingilizlerle Amerikalilarin farkli kelime yorumu gene 🙁 Amerikalilar sanirim elma sirkesine cider diyorlar. Ingilizler de birasina…

  17. Berceste 27/08/2010 at 02:04 #

    Soyle birsey… http://homepage.ntlworld.com/scrumpy/cider/cider.htm
    http://www.thatcherscider.co.uk/how_we_make_cider.html
    Sarabimsi, tatli hos bir tadi olmakla birlikte adami fena carpmasi gibi bir unu de var 🙂

  18. Meyvelitepe 30/08/2010 at 18:02 #

    Teşekkürler link için. Son kalan bir – iki kilo elmayla denesem mi dedim, ama tarifler gözümü korkuttu, kolay usulde bir tarif de buldum ama bir baktım ki elmalar için iş işten geçmiş. Bu işi seneye erteliyorum artık.

  19. faik murat ünel 02/09/2010 at 23:57 #

    Sirke yazınız ses getirmiş. Alternatif Yaşam Planlamasında da bugünlerde en çok ziyaret edilen iki yazı; sirke ve pekmez yapımı.
    Geçen sene denediğim üzüm sirkesi yapımında jölemsi sirke anasını üretebilmiştim. Üzüm suyunun mayalanması için biraz ekmek, biraz nohut, bir küp şeker ve biraz bulgur kullanmıştım. Bu yolla sirke anası üretilebiliyor, resmini de ağ günlüğüne koymuştum.
    Elinize sağlık.
    Sağlıcakla Kalın.

  20. bilal 10/11/2010 at 23:22 #

    sayın meyveli tepe elmalarınızı sirke haricinde pekmez olarakta degerlendire bilirsiniz bende sapancaya gelince öğrendim ve bu yıl hem armut hemde elma’yı pekmez olarak değerlendirdik bu sene geçti ama seneye pekmezi deneye bilirsiz

  21. MERİH 09/08/2012 at 15:35 #

    BENDE BU SENE KÖYDE ÇIRPTIĞIMIZ DUTLARI SIKIP BİR ŞİŞEYE KOYUP ÜSTÜNE TUZ VE BİRAZDA SU KOYUP AĞZZINI KAPATIP GELDİK BAKALIM NE OLACAK….

    • meyvelitepe 14/08/2012 at 14:59 #

      Dut ve Tuz? Ne olmasını ümit ediyorsunuz bilmiyorum ama lütfen sonuçtan bizi de haberdar edin. Sağlıcakla

  22. kemal berişler 04/11/2013 at 12:01 #

    ltf mail listesine ekleyiniz

  23. gulten 25/04/2015 at 11:34 #

    Merhaba sirke yapımında tuz kullanılır mi tuz sirkenin saraplasmamasi için bir tutam atılır dogrumudur

    • meyvelitepe 25/04/2015 at 13:49 #

      Sirke yapımında tuz kullanıldığına dair hiç bir kaynakta bilgiye rastlamadım, biz de kullanmıyoruz, gerekli de değil. Meyve şekerinin sirkeleşme sürecinde önce şaraplaşması, yani şekerin alkole dönüşmesi gerekli bir şey ki, devamında asetik asit bakterileri alkolü asetik asite dönüştürülebilsin. Alkolleşme olmazsa asetik asit de olmaz, dolayısıyla da keskin bir sirke olmasını sağlayacak bir ortam olmaz. Tuzun bu süreçte herhangi bir etkisinin olduğunu düşünmüyoruz.

  24. gulten 25/04/2015 at 11:37 #

    Sirke yapiminda Sirke anası yerine bir önceki sirke den kullanabilir miyim

    • meyvelitepe 25/04/2015 at 13:43 #

      Evet, o da doğal fermentasyon ile yapılmış bir sirke ise kullanabilirsiniz.

  25. Gulten 27/04/2015 at 09:31 #

    Günaydın elma sırkemı yaptıktan sonra süzüp küçük şişelere dolaba koymuştum önceki günlere göre Asıt ORANI azalmış ağzı sıkıca kapalıydı sebebenı anlayamadım bır sorum daha olacak portakal sırkesını yaptıktan sonra ne kadar sûrede tuketmelıyız şimdıden teşekurler

  26. gulten 10/05/2015 at 23:59 #

    Merhaba soruma hala cevap alamamaktayim

  27. Meyvelitepe 11/05/2015 at 01:28 #

    Gülten hanım, sorularınıza cevap alamadığınız için serzenişte bulunmuşsunuz, ama takdir edersiniz ki bu blogda anlattığımız bütün bu işleri yapmak pek kolay değil:)

    Sorunuzun cevabını ben de bilmiyorum ama google’da aratınca, “sirke şişesini açtığımızda burnumuza gelen koku sirke asidinin buharlaştığına delalettir, dolayısıyla zaman içinde asidin kısmen de olsa azalması normaldir” gibi bir açıklama buldum.
    Portakal sirkesinden kastettiğiniz temizlik malzemesi olarak, sirke içine portakal kabuğu konulup yapılan karışım ise uzunca bir süre kullanılabiliyor.
    Yemelik portakal sirkesiyse, yapmadığımız için bilmiyoruz, ama en azından normal sirkenin durduğu kadar durabilir herhalde.
    Ayrıca bu yazı ilk tecrübelerle yazılmıştı. En son sirke konusunda “sirke yapmamak olmaz” başlıklı yazıyı yazıp bugüne kadar edindiğimiz deneyim ve bilgilere dayanarak yeni bir tarif vermiştim, belki ona da bakmak istersiniz:)

  28. İbrahim 28/02/2016 at 12:46 #

    Merhaba bende 1 yildir amatorce kendi ihtiyacim kadar yapiyorum ve guzel sonuclar elde ettim. Cozemedigim bir nokta balsamik sirke icin bekleme meyveli olarakmi yapilir yani 2,3 ay meyveli bekletip suzdukten sonrami yoksa 2 yil meyve icinde mi bekleyecek. Diger sorum beklerken 2 yil tulbentle mi kapagi ilemi bekleyecek. Tulbentli ve tulbentsiz bekleme sureleri ne kadar olacak. Bir kisi 6 ay tulbentli 6 ay kapakli seklinde donusumlu bekletiyorum demisti. Ozet olarak: meyveli bekleme suresi ne kadar meyvesiz ne kadar, bekleme kapakli ne kadar tulbentli ne kadar. Tesekkurler.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]