B ayramdan bir önce hava günlük güneşlik ve çok sakindi. Galiba meyvelitepe leyleklerin göç yolları üzerinde. Bahçede çalışırken birden bire üzerimizde beliren yeni bir kafileyi farkettik.

Binlerce leylek kanatlarını hemen hemen hiç kımıldatmadan üzerimizde dönüyorlardı. İki hafta kadar önce geçen başka bir kafileyi hatırlayarak endişelendim, yine alçalırlar mı diye. O kafile, batıdan başlayıp bizim bahçede son bulan vadiden alçaktan uçarak gelmişlerdi. Bu muhteşem hayvanlardan yüzlercesini beş-on metre ötemizde uçarken görünce önce çok sevinmiş, sonra da ikisinin yoldaki elektrik direğine konarak çarpılmasına çok üzülmüştük. Neyseki bu kafile öyle bir şey yapmadı. Yakınlardaki bir leylek ailesinin bilemediğimiz bir yerden çıkıp sürüye katılmasıyla sürü yavaşça, hiç telaşsız güneydeki tepelerin üzerinden kayboldu.

Bayram günü başlayan sert poyraz üç gün boyunca hızını hiç kesmeden esti, gürledi, vınladı, ıslık çaldı, bitişiğimizdeki çoktan ormanlaşmış arazide tuhaf sesler çıkardı. Doğru dürüst bir iş yapmadığımız halde fırtınadan yorulduk adeta. Aşağılarda pek hissedilmeyen fırtına, uzakta, kuzeydeki tepelerin üzerinden doğrudan bizi vurdu.

Pazar günü de hiç bir şey olmamış gibi, hafif bir yağmur çiselemesiyle birden duruverdi. Hemen hasar tesbiti yaptık. Dalından düşen üç elma, bir ayva, biraz hırpalanan sebzeler ve kök boğazından kırılan bir goji fidanı dışında bir hasar yoktu.

Durumunu takip etmek isteyen okuyucumuz için Bhut Jolokia’nın son resmi.

Bunları ne yapacağımıza henüz karar vermedik. Fakat habanero’ların bir kısmı acı sos oldu bile. Kalanını da böcek ilacı yapıyoruz. Bize bir sene bol bol yeter. Thai’leri de yedekte tutuyoruz zaten. Brüksel lahanalarına dadanmaya başlayan lahana bitleri üzerinde denediğimiz organik ilaçlar içinde en etkili ve iş bitirici olanı bizim ev yapımı ilaç çıktı. Bundan başka bir yazıda söz edeceğim.

Geçen yıl amatörce goji yetiştirmeyi denemek istemiştik. Önce, o sıralar İzmirde goji fidanı yetiştiren bir yere iki fidan sipariş etmiş, sonra da edindiğimiz tohumlardan çimlendirerek fide yapmıştık. Fidelerimiz 3 ay içinde fidan olmuş, tohumdan itibaren 4.5 ayda da meyvesini yemiştik. Goji Berry Yetiştiriyoruz ve Mutluluk Yemişi Goji berry yazılarımızda deneyimimizi anlatmıştık.

Bu yazılarımızda söz ettiğimiz 60 kadar fidan bu yıl Haziran ayında tekrar meyve vermeye başladılar ve hala devam ediyorlar.


Aradan geçen sürede bu bitki hakkında başka gözlemlerimiz de oldu. İletişimde olduğumuz pek çok kişi goji bitkisi yetiştirdi. Bizden önce ve çok daha fazla sayıda fidan yetiştirenler de var, fakat meyve alabilen pek yok.

İşin ilginç yanı, geçen yıl fidan olarak getirttiğimiz iki gojiden bizim de alabildiğimiz meyve sayısı on adedi geçmez. Bu da, tesadüfen de olsa bize ulaşan goji tohumlarının çok verimli bir çeşide ait olduğunu akla getiriyor.


Yabancı kaynaklardan goji yetiştiriciliği hakkında detaylı bilgi edinmeye çalıştık. Binlerce İngilizce kaynak varolmasına var ama, yazılı olanlar hemen hemen biribirinin aynı ve bizim bir yılda edindiğimiz deneyimle pek uyuşmuyor. Özellikle de bitkinin gereksinimleri hakkında hemen hemen hiç bilgi yok.

Goji konusunda deneyimimiz arttıkça muhtemelen başka bulgularımız da olacaktır. Dikkate değer olduğunu düşündüğüm bir kaç noktayı paylaşmak istiyorum.

Tohumdan çimlendirme:

Goji tohumlarını çimlendirmek için en uygun zaman Mayıs ortaları. Havanın iyice ısınması, gündüzlerin bol ışıklı olması çimlenen tohumların hızla büyüyüp fide haline gelmesi için önemli. Bu dönemde çimler bol ışıklı bir ortamda bulunmalı ama direk güneşe maruz kalmamalı. Viyollere doldurulan alelade torf ile iyi sonuç alınıyor. Azar azar ama her gün sulanmalı. Viyollerin altında delik olduğu için drenaj problemi olmayacaktır.

Şaşırtma:

Viyollerde 10-15 santime ulaşan bitkiler, çapları 10 santimlik saksılara alınabilirler. Saksı harcı olarak torf, kompost (keçi gübresi ve çim kırpıntısı ile yapılmış) karışımı iyi sonuç veriyor.

Sulama:

Bitkilerin çimlenmesinden itibaren 1:1000 oranında sulandırılmış EMA ile sulamanın kök gelişiminde fark yarattığını denedik. EMA kullanmak ille de şart değil ama, buradan çıkartacağımız sonuç, topraktaki zengin ve çeşitli mikroorganizma varlığı pek çok bitkide olduğu gibi iyi sonuç veriyor. Gojiler ise bu durumdan çok mutlu olup hemen tepki veriyorlar.

Toprağa alınan fidanlarda sulamada çok aşırıya kaçılmamalı.

Fidelerin toprağa alınması:

Saksılarda 30-50 santime ulaşan fidelerin normalde bahçeye, kalıcı yerlerine alınma zamanı gelmiştir. Bundan emin olmak için saksıların altına bakılmalı. Delikleri zorlayan kökler görüldüğünde mevsim ne olursa olsun gojiler toprağa alınmalı.

Fidan çukuru ve toprak istekleri:

Goji fidanlarını dikeceğiniz toprak derin, drenajı iyi, taban suyu düşük olmalı. Toprağın organik maddesi bol olmalı, biraz killi olabilir. Fidan çukurları en az 60-70 santim derin olmalı. Çukur çapı da en az 50 cm olmalı. Fidanların kök boğazları saksıdaki durumuyla aynı seviyede olmalı. Çukuru doldururken su tutucu bir malzeme (söz gelimi wesoorb veya klinoptilolit) kullanımı kesinlikle iyi sonuç veriyor. Wesoorb kullanırsanız sadece çukurun en dibine ve doldurdukça kenarlara aşırıya kaçmadan serpmelisiniz. Bu malzeme mevcut köklerin epey altında uzağında bulunmalı ki, tutulan nem ile kökleri büyümeye teşvik etsin. Çukuru doldururken toprağı aşırı sıkıştırmamalı. Bu şekilde dikilmiş fidanlarda 15 günde bir sulama gayet yeterli.

Sağlıklı bir gojinin neredeyse boyu kadar derine kök yapma eğiliminde olduğu akılda tutulmalı.

Fidanın yeri:

Fidanlar yapraklı dönemde günde en az 6-7 saat güneş alan, yeterli hava akımına sahip bir yere dikilmeli. Goji, havasız ve basık yerlerden hoşlanmayan, rüzgar ve güneş seven bir yayla bitkisi.

Budama:

Goji, dipten pek çok ince sürgün çıkartıp ince uzun büyüme eğiliminde bir bitki. Gojinin kalıcı bir ağaççık olmasını sağlamak için planlı bir budama programı uygulamak gerekiyor. İlk yılda fazla yüksek olmayan (en fazla 130 santim) fakat mümkün mertebe güçlü ve kalın tek gövde yaptırabilmek sonrası için çok önemli. Bitki toprağa alındığında veya takip eden 2 ay içinde en kuvvetli sürgün ana gövde olarak belirlenmeli, diğer sürgünler dipten kesilmeli. Tepesi de yine ana gövdeyi oluşturacak şekilde uzamaya meydan verilmeden budanmalı.

Kış sonunda ise mutlaka derin bir budamadan geçirilmeli. İlk yıl, ana gövdede yerden 60-70 santim yüksekte bir kademe ve gövdenin üst seviyesinde de bir kademe daha dal bırakıp diğer tüm dalları da kesmeli. Bırakılan dalları da gövdenin etrafına yayılacak şekilde, her seviyede en fazla üç dal kalacak şekilde bir karıştan kesilmeli.

Goji hiç bir zaman bir önceki yıldan kalan dallardan meyve vermiyor. Her bahar, yaptığınız budamaya göre yeni ince dallar veriyor ve bunları meyve ile donatıyor. Bunu göz önünde bulundurmak son derece önemli.

Gübreleme:

Yılda en az iki kere takviye edilen, mikroorganizması bol çiftlik gübresi ve kompost iyi sonuç veriyor. Meyve veren fidanlara kıştan organik potasyum verilmesini özellikle tavsiye ediyorum.


Bu fidanlar Hazirandan bu yana sürekli toplandığı halde böyle. Bu kadar uzun süre ve sürekli meyve veren başka bir ağaç hatırlamıyorum. Bu da gübrenin, özellikle potasyum ve kısmen fosforun diğer iz elementlerle birlikte goji için fazlasıyla önemli olduğunu gösteriyor. Hiç bir kaynakta bu detay yok ama, gojinin topraktan çok fazla potasyum kaldırdığından eminim.


Ve, evet. Bu resimdeki geçen yılın 4.5 ayda meyve rekorunu da kırdı. Bu gojiyi Haziran ayında kuru dal olarak çelikleyip köklendirdim, Temmuz ayında kalıcı yerine diktim, 12 Eylüldeki durumu yukarıda. Böylece köksüz çelikten itibaren 3.5 ayda meyve görmek mümkün oldu.

Tags: ,

23 Responses to “Leylekler, Poyraz ve Gojilerin Sırrı” Subscribe

  1. denizakvaryumu 14/09/2010 at 14:16 #

    Bilgi ve tecrübeler için teşekkürler.
    Bu yazının benim için asıl önemli yanı; İzmir’den aldığınız iki gojinin, tohumdan yetiştirdiğiniz gojiler gibi meyve vermemesini belirtmeniz oldu.
    Çünkü pek çok kişi tüm gojilerin aynı olduğunu yazıyor, belirtiyordu… yine “NQ 1” kültür gojisinin bir aldatmaca dahi olabileceği belirtiliyordu.
    Aynı şartlarda yetiştirilen gojilerde belirttiğiniz bu fark çok önemli ve üstünde önemle durulması gereken bir konu.Özellikle ticari goji yetiştirmek isteyenler bu konuda çok iyi araştırma yapmamalılar.

  2. Nariçi 14/09/2010 at 22:17 #

    Çok güzel elinizesağlık. afiyet olsun.
    Bu durumda bunların meyvesinden göndermelisiniz ki tohumlarından ekelim de bakalım bizdekilerle fark yapacak mı?

  3. tijen 15/09/2010 at 10:38 #

    Goji’yi Maya’ya alıyor bizimkiler, üyesi oldukları kooperatiften. Maya çok seviyor. Tam bir Amerikan aksanıyla şöyle diyor ona: “goci baewiii” O kadar hoşuma gidiyor ki söyleyişi, tekrarlatıyorum arada. Şimdi bende de var biraz, Maya’cığımdan kalan. Baktıkça onu anımsıyorum. Anlatmadan geçemedim… (Poyrazın çok hasar vermemesine sevindim, geçmiş olsun!)

  4. Meyvelitepe 15/09/2010 at 11:44 #

    Teşekkürler, Maya ağzının tadını biliyormuş doğrusu:) Maya ile yine güzel kavuşmalar diliyorum size.

  5. Meyvelitepe 15/09/2010 at 11:46 #

    Teşekkürler, meyve göndermek bizim için zor, ama imkan olur da uğrarsanız seve seve ikram ederiz.

  6. Meyvelitepe 15/09/2010 at 11:47 #

    Tecrübeler paylaşıldıkça çoğalıyor, teşekkürler Denizakvaryumu.

  7. Pinar 15/09/2010 at 12:37 #

    Bu yaziyi okurken burada goji olabilecegine aklim yatti. Buranin sicagi ve ruzgari pek cok bitkiyi yoruyor. Tohumdan (yagmur altinda toplayip verdiginiz 3 meyveden hala biraz tohum var basarisizlik durumunda kullanilmak uzere bekleyen. Bu sene kulaklarinizi epey cinlatmis olmaliyiz!:) Tekrar tesekkurler.) cimlendirmede problem yasamadik, ve biraz gec kalmakla birlikte yerlerine diktik yenilerde. O asiri sicaklarda dikmek istemedik. Umarim bizi utandirmayacaklar.
    Leylekleri gorebilmeyi cok isterdim. Buralara yollari dusmuyor ne yazik ki.

  8. beste 15/09/2010 at 18:33 #

    Paris uzakdogu pazarindan aldigim kuru gojiler tabiki cimlenmedi, sanirim kimyasal islem gormus. Gojilerin sirri demissiniz sevgi bence gosterdiginiz ozel sevgi:)selamlar

  9. Yusuf ARABACI 16/09/2010 at 15:52 #

    Çocukluğumda bizim de leyleklerimiz vardı. Şöyle ki köyümüzdeki evin bahçesinde yaklaşın 6- 7 metrelek ağaçların karşılıklı olarak birbirine bağlanması ve üzerlerinin yine agaç dalları, daha sonra da dövülmuş buğday sapı ile örtülerek oluşturulmuş sap samanlığımız vardı.Buğday sapları her kış yağmur ve kardan etkilendiğinden ertesi sonbahar da değiştirilirdi. Atlas dergisinin bir sayısında bu tip yapıların incelendiğini görmüştüm. Bu samanlığın üst köşesinde bir leylek yuvası vardı. Samanlığın bitişiğinde yüksekçe kuru karağaçlar vardı. Leyleklerimiz her ilkbaharda gelir önce yuvalarını tazelerler sonra da yavru çıkarırlardı. Uçuştan gelince samanlığa bitişik kuru karaağaçta dinlenirlerdi. Yavrular kıra sürede serpilip gelişirdi. Çenelerini biri birine vurarak ağaç kaşık vuruşuna benzer sesler çıkarır biri birlerine sevgilerini gösterirlerdi. O zamanlar sanki ailemizin bir parçası gibiydiler. Gelişlerini her ilkbahar merakla beklerdik. İki bazen üç yavruları olurdu. Üç yavru olduğunda bir süre sonra yavrulardan zayıf olan yuvadan atılırdı. Bu da ayrı bir hüzünlü öyküydü. Ne kadar bakıp beslemeye çalışsak başaramazdık. Sonunda ölürdü. Diğer yavrular büyür yuva kenarında yapılan uçuş denemeleri ile uçmayı öğrenirlerdi. Sonra anne baba ile birlikte uçmaya başlarlardı. Sonbahar geldiğinde geçen sürülere katılarak yuvayı ve bizi bırakırlardı. Derken leyleklerimiz bir yıl gelmedi. Üzüldük. Ertesi yıl da gelmediler. Sonra biz de sap samanlığı yıkıp yerine briketten kiremit çatılı samanlık yaptık. Daha sonra Köyde uzun süre leylek olmadı. Ama birkaç yıl önce köyün içindeki bir elektrik direğinin üstüne yine yuva yaptıklarını gördüm. Eski bir dosta kavuşmuş gibi sevindim. Bu yaz yine oradaydılar. İnşallah önümüzdeki yıl yine gelirler.
    Goji ve diğer yetiştiricilik yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Bazı konularda ilgili amatörlerin uzmanlardan daha bilgili olduklarını düşünüyorum. Sizin yazılarınızda bu düşüncemi destekler nitelikte. Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum. Selamlar.

  10. duran bozkurt 17/09/2010 at 18:44 #

    Merhaba ismail bey Demin yazdım size post dedim ama gitmemiş her nedense, mektubun ucunu yakmadık sanırım.Ofiste arkadaşlarım söyledi gojileri umarım bizede düşer,ıstanbula gelirken o taraftan gelirim sizinde zamanınız olursa tabi,hem bana tattırmayı düşündüğünüz zeytınleri,hemde gojilerin tadına bakarız.Ayrıca WESOORB dan yaymışşınız Gerçekten MEYVELITEPE ürünümüzün deneme üssü oldu.İnsanların ticari bir kaygısı olmayınca ve sizingibi de sevince toprağı hemen o da dost elini uzattı ve MEYVELİTEPE doğdu,bu arada Jale hanım ında payının büyük olduğunu söylemem gerekli.23-26 eylülde izmir tarım fuarındayız 2 Hol 209 stanttayız olurda buralara yolunuz düşerse diye yazdım.Sizinle tanıştığımı arkadaşlarıma,dostlarıma anlatıtorum.Bu keyifi yaşattığınız içinde ayrıca teşekkür ederim.Kalın sağlıcalıkla. Duran Bozkurt

  11. Meyvelitepe 17/09/2010 at 23:42 #

    Umarız gelecek yıl goji yemişlerini yerken de kulaklarımızı çınlatırsınız:)
    Sevgi ve selamlar

  12. Meyvelitepe 17/09/2010 at 23:45 #

    Biz de ilk tohumları kurutulmuş gojilerden almıştık, şansımız varmış demek. Biz mi onları sevdik, yoksa onlar mı bizi bilmem artık:)

  13. Meyvelitepe 17/09/2010 at 23:47 #

    Ne hoş bir anı, paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. İnşallah gelecek yıl yeniden kavuşursunuz eski dostlara. Deneyimlerimiz yararlı oluyorsa ne mutlu bize.
    Sevgi ve selamlar…

  14. Meyvelitepe 17/09/2010 at 23:56 #

    Duran Bey dileriz sizin için hareketli ve bereketli bir fuar dönemi olur. Dönüşte bekleriz. Sevgi ve selamlar…

  15. Sadık Yalabık 20/09/2010 at 13:18 #

    Goji yetiştiriciliği için yazdığınız yazı çok güzel olmuş.Teşekkür ederim bizimle paylaştığınız için.Sizin baharda çeliklediklerinizden istiyorum.Tabiiki ücreti mukabilinde.Hasadınız bereketli olsun.Ciğerci kedisi gibi bakıyoruz.İsmail abi bir iki fidanda ben istiyorum.Göz hakkı diye bir şey var biliyorsunuz.Arifeyi gösteriyorsunuz bayramıda yaşatın bize.Sizi seviyoruz.Selamlar sevgiler.

  16. yaşar 02/10/2010 at 15:55 #

    Merhaba,biraz evvel karşı komşum dükkanıma uğradı, sohbet ederken Meyvelitepeyi ona gösterdim,gojileri ,pembeleri,karpuzları ve atlantic giant’ların fotoğraflarını görmek çok hoşuna gitti ve onu uğurlarken bana şöyle dedi”Yaşar ,akşamdan ilaç içmiştim ,buraya geldiğimde çok rahatsızdım ama gösterdiğin site ilaç gibi geldi,kendimi şimdi çok iyi hissediyorum,teşekkür ederim.” Ben de teşekkürün size ait olduğunu düşünerek bu satırları yazıyorum.Ellerinize sağlık.

  17. Meyvelitepe 04/10/2010 at 23:59 #

    Çok teşekkürler. Gojiler konusunda topu İsmail’e atıyorum:)Sevgi ve selamlar.

  18. Meyvelitepe 05/10/2010 at 00:01 #

    Yaşar bey,
    Biliyor musunuz, bu anlattığınız bütün emeklere değdi dedirtti bize. Sevgi ve selamlar hem size hem komşunuza.

  19. Sadık Yalabık 08/10/2010 at 11:19 #

    ayın Meyvelitepe;Çok teşekkür ederim.Goji alabilirsem sizden çok mutlu edersiniz beni.Bodrumdaki fileler harika fikir. Eskiden bizim köyde Kavunlar çivilere ip bağlanarak asılırdı.Ocakta bile kavun yeniliyordu.Sizden örnek alarak hurma diktim.Meyvesi bile var.Goji bende diktim fakat sizin kilerin cinsi ,meyve tutumu çok güzel.Fırsat bulursam bahçenize gelip görmek istiyorum.Bahçenizi ezberledim.Başlanğıçtan beri izledim ve her satırını okudum.Geçen yıl gönderdiğiniz hurma kuruları çok güzeldi. Yani sizden çok şey öğreniyorum.Yazılarınızın çoğunluğunu dosyalıyorum.Selamlar,hürmetler.

  20. Yusuf ARABACI 18/10/2010 at 17:27 #

    Sayın Meyvelitepe,
    Daha önce okumuştum ama yazılarınızı bir şeyler merak ettikçe dönüp tekrar okuyorum. Yararlanacak ipuçları buluyorum. Gojilerin fosfor ve potasyumu sevdiğinden söz etmiştiniz.Bildiğim kadarı ile bunlar kök gelişimi ve üremeyi teşvik eden besin maddeleri. Fosfor ve potasyum kaynağı olarak ne ve hangi miktarda kullanıyorsunuz? Cevaplarsanız beni ve merak edenleri de aydınlatmış olursunuz. Yaz bitti sonbaharı da yarıladık. Meyvelitepe de her halde pekçok şey olmuştur. Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum. Selamlar…

  21. Meyvelitepe 04/11/2010 at 00:09 #

    Yusuf bey, verime yatmış gojilerde meyve verme süresi haziranda başlayıp neredeyse kasım ortasına kadar devam ediyor. Bu da doğal olarak çok yüksek potasyum kullanımını getiriyor.
    Potasyum için vinas ekstresi kullandık. Fosfor ihtiyacı potasyum gibi değil, çok daha az. Onu da Yılda bir tutam kemik tozu ile verebilirsiniz.

  22. emrah 28/06/2011 at 13:12 #

    Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Bizim gojiler 5-6 tane meyve veriyor. Acaba seneye kadar bana tohum gönderebilir misiniz? Sizin tohumlarınızdan alıp büyütmek istiyorum…

  23. Emsila 08/05/2017 at 21:03 #

    Merhabalar goji beri hakkındaki yazınızı okudum daha önce duymuştum ve bi arkadasım taylanddan çayını getırmişti ama yapraklarıydı meyvesi değildi sizden ricam bu meyvesi bende saksıda yetiştirmek istiyorum nereden ulaşabilirim yardım ederseniz sevinirim

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]