G üz mevsiminin en güzel yanlarından biri de arayıcılar için define bulma mevsimi olması. Bugünlerde yürüyüş sırasında atıştırmalık ceviz, kestane, böğürtlen ve çeşitli meyvelerden göz hakkımızı almadan döndüğümüz pek vaki değil. Ancak bu mevsimin hoş sürprizleri bununla da kalmıyor.

Geçen yıl bugünlerde, daha doğrusu ilk güz yağmurlarının hemen ardından, komşularımız perişan kıyafetleri, lakin dikkat çekecek kadar mutlu yüz ifadeleriyle uğrayıp, köyde yıllardır bilinen ve yenen yabani mantarlardan getirdiklerinde pek sevinmiştik. Mantar arama işinin ne kadar zevkli olduğunu öyle bir coşkuyla anlatmışlardı ki çok özenmiş, ilk fırsatta gitmek istediğimizi söylemiş, söz almıştık. O tarihten bir yıl sonra biz de sabreden dervişler misali muradımıza erdik.  Cumartesi gecesi az da olsa yağmur yağınca beklediğimiz haber geldi: “Yarın mantara gidiyoruz!”

Pazar sabahı erkenden kalkıp, hazırlandık. Komşularımız geldikten sonra sepetlerimizi alıp, hep birlikte arabaya atladık, 300 metrelik rakımda bulunan Meyvelitepe’den güneye, Samanlı dağlarına doğru topu topu 15 dakikalık bir sürüşle 800-900 metrelik rakıma bir çırpıda çıkıverdik.

Alçaktan dolaşan bir iki bulutun içinden de geçtikten sonra bugünkü arayıcılık bölgemize ulaşıyoruz.


Yüksek ağaçlı alanlar yağmurdan sonra mantarların gelişebilmesi için henüz yeterince güneş alamadıklarından yukarıdaki nisbeten açıklık, geniş bir alanı amaca uygun olarak seçiyoruz.

Arazi bel seviyesinde eğreltiler, yer yer böğürtlen çalıları, bodur bitkilerle kaplı. Zemin yılların çürüntüleriyle kaplı. Üzerlerimizde yağmurluklarımız, ayaklarımızda çizmelerimiz var, ama ıslak bitkilerden dolayı pantalonlarımız tamamen ıslanıyor.


Bir elimizde sepet, diğer elimizde uzunca bir dal, çalıların, ağaçların diplerini pür dikkat tarıyoruz.


İşte bir mantar, hem de tam aradığımız türden. Köyde buna keklik mantarı diyorlar ama literatürdeki adı şemsiye mantarı. Yenebilir, etli ve gayet lezzetli bir tür.


İşte bir tane daha, şemsiyesi neredeyse büyücek bir tabak kadar var.


Ve bir tane daha. Öncekinden de büyük. Mantar arayıcılığı başka bir şey. Öyle etrafa bakınca görünmüyorlar, görmeye odaklanarak aramak gerekiyor. Balık tutmak gibi bir şey müthiş zevkli ve balıkta olduğu gibi eli boş dönmek de mümkün, neyse ki bu defa şanslıyız. Nitekim, Michael Pollan, “Bir mantarı görmek ne kadar zorsa-ki en görülebilir ve anlaşılabilir kısmı mantar olan kısmıdır!-bütün organizmayı görebilmek neredeyse imkansızdır” diyor ve mantarların yeraltında bazen dönümlerce yer kaplayabilen bir organizmanın meyveleri olduğunu yazıyordu “Etobur-Otobur İkilemi” adlı kitabında.


Mantar ararken karşımıza çıkan başka buluntuları da es geçmiyoruz tabii. Bu yabani ekşi elmalar Macahel’li bir dostun, deneme aşamasında olduğumuz, atadan kalma turşu tarifinin olmazsa olmazlarından.

Kuzeyden epey kararmış, yağmur yüklü bir bulutun gelmekte olduğunu görüyoruz. Zaten yeterince mantar topladık, açgözlülük etmeyip, diğer arayıcıların da haklarını düşünmek gerek. Dağın tepesinde ve arazide sağanak içinde kalma riskine karşı dönüşe geçiyoruz. Gerçekten kısa bir süre sonra sıkı bir yağmur bastırıveriyor. Meyvelitepe’ye döndükten sonra da bir saat kadar hızlı, hızlı yağmaya devam ediyor.


İki saatlik arayıcılığın ödülü koca bir sepet dolusu taptaze ve enfes mantar.

Ormanda geçirilen iki saat bile iştihamızı açıyor. Islak giysilerimizi değiştirir değiştirmez sepettekilerin üçte birini tüketmek üzere hemen mutfak harekatını başlatıyoruz.


Tepeleme dolu tabaklarımızı keyifle boşaltırken hava tekrar değişiyor. Mavi gökyüzü, bulutlar ve güneş seyri güzel oyunlar oynuyor.


Bu kadar mantar bitecek gibi değil. Şemsiye mantarıyla ilgili hızlı bir araştırma sonucu kurutulabilir bir tür olduğunu öğrenince hemen bir kısım mantarı kurutmak için iplere dizip asıyoruz. Kuruduktan sonra suda bekletilerek tüketilebileceği gibi toz haline getirip yemeklere lezzet katmak için de kullanılabiliyormuş. Bakalım nasıl olacak?

Bu akşamki pilavımız da mantarlı oldu, çok da güzel oldu.

Artık tadını aldık ya, önümüzdeki iki hafta içinde yeni bir mantar avı seferi için gözümüz havada. Yağmur, arkasından bir, iki gün güneş olursa, ertesi gün bilin ki mantardayız.

Tags: , , , ,

14 Responses to “Mantardayız” Subscribe

  1. alis 04/10/2010 at 23:42 #

    Country Living’deki “foraging” yazısını yazan adam bunu okusa sizi kıskanabilirdi 🙂

  2. Meyvelitepe 04/10/2010 at 23:56 #

    Gelirken lastik çizmelerini giy de gel yavrucuğum, bakarsın şans senin de yüzüne güler.)

  3. Aerial 05/10/2010 at 00:54 #

    ne güzel bir yerde yaşıyorsunuz 🙂 harika!

  4. süt dilimi 05/10/2010 at 07:08 #

    “Keşke orada olabilseydim.” dedirttiniz! Biraz meşakkatli olsa da çok keyifli olduğu belli;imrendim doğrusu…Tadını az-çok tahayyül edebiliyor insan; afiyet olsun.

  5. Dinçer Köse 05/10/2010 at 09:55 #

    Gerçekten çok zevkli bir iş. Ve mantara bu kadar yakın olabilmek de ayrı bir zevk. Ben de yeni öğrenmeye başladım. Öğrendiğim kadarı ile de mantar miselleri toprağın altında olup sabit olduklarından, hep aynı yerde çıkıyormuş. Hep aynı çalıların altını kontrol etmekte fayda var 🙂
    Ayrıca kendisine çok benzeyen zehirli türlerle karıştırmamak için çok dikkat edin lütfen. Bazen yaşlıların yenebilir dediği mantarlar zehirli olup, aylar yıllar sonra böbrek ve karaciğer çürümelerine yol açabiliyormuş… Size birşey olmasın 🙂

  6. nalan cantav 05/10/2010 at 11:10 #

    bakarken bile insanın ağzının suyu akıyor. ne bereketli gün olmuş, pes 🙂

  7. beste 05/10/2010 at 11:54 #

    bizde dun mantar topladik ama acemi oldugum icin hepsini eczaneye goturup saglamasini yapma imkanim var allahtan yoksa tehlikeli olabilir mantar isi bazen o kadar zor ki ayirt etmek. tecrube ve bol bol gozlem lazim. Cok guzel mantarlar harika bir tecrube yasamissiniz.

  8. Cevat 06/10/2010 at 10:40 #

    Eminin incelemişsinizdir, Şemsiye mantarının iki türü var, birbirine çok benziyor, zehirli olmasa da bazı hafif rahatsızlık yaratabilir. Ben daha önce her iki türüne de rastladım. Saplarındaki farklılıktan ayırt edilebiliyorlar.

  9. meyvelitepe 06/10/2010 at 13:23 #

    Cevat bey uyarı için teşekkürler, evet inceledik, diğer mantarda kesilen yerler pembemsi, kırmızımsı oluyormuş ve boyutu da hiç bir zaman şemsiye mantarı kadar olmuyormuş. Yine de kitap bilgileriyle olacak iş değil, burada uzun yıllardır deneyimi olanlara güvenip yiyebildik ancak. Malum deneme yanılma lüksü yok:)
    Beste, siz şanslısınız yakınlarda danışılacak birileri olması çok iyi, size de afiyet olsun. Dediğin gibi harika bir tecrübe, boşuna mantar avı dememişler:)
    Dinçer bey, önerinizi bir dahaki avda dikkate alacağız. Mantar bizim de çok temkinli yaklaştığımız bir şey. Anladığımız kadarıyla bu tür çok bilinen ve Türkiye’de sık tüketilen bir mantar çeşidi. Bilmediklerimize cesaret edemeyiz zaten. Bizi düşünmeniz büyük incelik, çok teşekkür ederiz.
    Süt dilimi, böyle bir macerayı sizin fotoğraflarınızla ve kaleminizden okumak isterdim doğrusu. Fırsatınız olursa kaçırmayın derim:)
    Aerial, gerçekten güzel bir yerde yaşıyoruz ve şansımıza şükrediyoruz. Notunuz için teşekkürler, bu vesileyle güzel blogunuzu da keşfetmiş olduk.

  10. faik murat ünel 11/10/2010 at 21:51 #

    İmrenerek okudum. Afiyet olsun. Kurutulmuş mantarlar ile yapılan yemekleri Home TV de izlemiştim, ılık suda kısa sürede kullanılabilir oluyorlar.
    Beste Hanım’ın yazdığı ilgimi çekti: ben mantarı çok sevmeme rağmen doğal mantardan hep korkmuşumdur. Eczanede mantarı nasıl test edebiliyorlar merak ettim. Öğrenmek isterim.

  11. kenan 12/10/2010 at 23:28 #

    bir hikaye kitabı okur gibi okuyorum, iyiki varsınız…

  12. ÇAĞATAY 25/10/2010 at 10:29 #

    Çok ilgi çekici bir blog oluşturmuşsunuz, epey bir zamanımı aldı incelemem.
    Siz bu işi gerçekten çok güzel ve profesyönelce yapmışsınız, tebrik ediyorum.
    Benim bulunduğum yerdede mantarlar çıkmaya başladı ama bizim mantarlarımız daha değişik.
    Bloğunuzu izlemeye alacaktım ama izleme, izleyiciler butonunu bulamadım.
    Sık kullanılanlara kaydettim yazılarınızı ve resimlerinizi zevkle takip edeceğim. Kolay gelsin.

  13. İnanç Karakaş 30/08/2014 at 23:41 #

    Merhabalar sevgili meyvelitepe sakinleri ve değerli okuyucuları..

    Yazılarınızı büyük bir keyif alarak okuyorum ve her seferinde harika bilgiler ediniyorum.
    Bahçe yapımı, sebze adaları şeklinde başladım ve sayenizde her seferinde derinlemesine bilgiler ediniyorum. En yakın zamanda kendime ait bi bahçe yapmaya başlıyorum.

    Bu yazıyı aramadım, araştırma aklımda yoktu. Ancak mükemmel bir tesadüf eseri karşıma çıktı. İnanır mısınız bugün, yani bu yazı yazıldıktan yaklaşık 4 sene sonra çok tecrübeli bir ekiple muhteşem bir mantar avına gittim. Benim için bir ilkti ancak çok verimli geçti, bir çok şey öğrendim. Bu arada şu anda Rusya’da yaşadığım için buradaki ormanları keşfetmeye çıktık. Onun için farklı tip onlarca mantar görüp tanıdım, taklitçi sahte, muhtemelen zehirli mantarları tanıdım, ayırt eder ve toplar oldum. Yaklaşık 4 saatlik ormanda dolaşmanın sonunda benim de sepetim dolmuştu.

    http://vk.com/photo-74981891_338314925

    Herkese keyifli günler ve verimli hasatlar dilerim.

  14. Cemile Usta 11/08/2016 at 08:15 #

    Şemsiye mantarını, tezgah üstünde elinizle bastırıp iyi ince hale getirdikten sonra, her iki tarafını una bulayıp fazla unu silkeleyin, 1 kaşık zeytinyağı/tereyağı koyduğunuz tavada krep gibi pişirin, muhteşe oluyor.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]