Steve Allen Photography

“Soran dağları aşmış, sormayan düz yolda şaşmış” derler ya, dağları aşamasak da bizim burada yaptığımız da böyle bir şey, araştırmak, sormak, gözlemlemek, denemek, öğrenmek. Lakin, her ne kadar sağa sola sorarak bölük pörçük topladığımız bilgilere kendi deneyimlerimizi eklesek de sonuç her zaman beklediğimiz kadar başarılı olmayabiliyor. Böyle durumlarda ister istemez insanların işin püf noktasını ya bilmedikleri ya da paylaşmayı unuttukları geliyor akla. Neyse ki internet var, üstelik bugünlerde “wikileaks” sayesinde bilginin artık ne denli kabına sığamaz olduğunu iyice anladık. Bu deryada, arayan için her türlü püf noktası mevcut. Sadede gelecek olursak, bu defa aradığımız küçük ama önemli ayrıntılar yoğurt ve tereyağı yapımıyla ilgiliydi.

Malum haftada bir, komşularımızın birinden özenle baktığı ve sadece doğal besinlerle beslediği ineğinin çiğ, taze ve hatta ılık olarak gelen sütünü alıyoruz. Bir haftalık sütün tamamını içemeyeceğimizden farklı biçimlerde değerlendirme yollarını bulmak ve fırsattan istifade diğer süt ürünlerini de evde hazırlamaya çalışmak bu yaşam tarzının doğasında var. Dolayısıyla sütümüzün bir kısmıyla yoğurt, bir kısmıyla tereyağı ve benzeri şeyler yapıyoruz, ya da yapmaya çalışıyoruz diyelim. Önce yoğurttan başlayalım. Yoğurdu yapıyoruz yapmasına da bir türlü sevdiğimiz gibi pürüzsüz ve kalıp gibi olmuyor. Sora sora öğrendiğimiz tüm yöntemleri deniyoruz, hatta bu iş için bir süt derecesi bile edindik, en doğalından mayalık yoğurdumuz İstanbul’dan, sevgili Münevver hanımdan geldi. Ama olmuyor, olmuyor derken, bir deney her şeyi değiştirdi. Newton’un başına düşen elma misali, sanıyoruz ki tesadüfen bir püf noktası keşfetmiş olduk. Keşfimiz yerçekimi kadar önemli olmasa da, hatta belki yalnızca Amerikayı yeniden keşfetmiş olsak da, sonuç öyle iyi ki paylaşmaya değer.

Keşif şöyle gelişti, hazırda bulunan yoğurdu bir tülbentin içinde süzülmeye bırakmıştık. Yoğurt suyu, çok yararlı olduğundan daha da önemlisi laktik asit içerdiğinden ve bu suyu da zeytin salamurasında kullandığımızdan, süzülmekte olan yoğurdun altında da bir kap vardı haliyle. Yoğurt suyuna bir çay kaşığı toz şeker eklersek laktik asit bakterilerinin daha hızlı çoğalacağını bildiğimizden gerekli ilave de yapılmıştı. Yoğurt oda sıcaklığında süzülürken suyu da aynı ortamda ve aynı sıcaklıkta gün boyunca beklemişti. Aynı gün, süt günü olduğundan yoğurt yapımı için kaplar hazırlandı, derece kullanmanın ilave bir faydasını görmediğimizden süt, büyüklerin deyişiyle “serçe parmağı ısıracak” sıcaklıkta ayarlandı. Biri hariç, diğer kaplar bildiğimiz usulde normal yoğurtla mayalandı, merak bu ya kalan kaba da şekerli yoğurt suyundan bir çorba kaşığı ilave edilerek her zamanki gibi dört beş saat battaniyeye sarılıp bekletildi. Sonuç diğer kaplarda hafif sulanmış, üzeri biraz engebeli yoğurtlar, deneme kabında ise pürüzsüz, muhteşem bir yoğurt oldu. Artık tüm yoğurtları bu şekilde yapıyoruz ve sonuç hep başarılı.

Yoğurt sorunumuz böylece çözüldükten sonra sıra geldi tereyağına. Önceleri kaynattığımız sütleri soğuttuktan sonra tüm kaymağı alarak birazcık süt ilavesiyle yoğurt yapıyor, tereyağını da bu kaymaktan elde ediyorduk. Ancak edindiğimiz bilgiler doğrudan sütün kaymağından da tereyağ yapılabileceğine işaret edince, daha kolay gelen bu yöntemi kullanmaya karar verdik. Kısık ateşte kaynatılıp soğutulan sütü buzdolabında yaklaşık 24 saat beklettikten sonra kalınlaşan kaymağı süzüp alarak tereyağı yapmaya başladık. Her seferinde sonuçta mutlaka tereyağı oluşsa da, yöntemde farklılıklar oluyordu. Örneğin, kaymak bir müddet çırpıldıktan sonra topaklaşan tereyağının suyu iyice çıksın diye azıcık daha çırpılınca yeniden kremaya dönüşürmüş ve yeniden tereyağına dönüşmesi çok daha fazla zaman alırmış, öğrendik; ya da soğuk kaymağın tereyağına dönüşmesi oda sıcaklığında biraz beklemiş olandan çok daha fazla zaman alırmış, öğrendik; veya kaymak gereğinden fazla ılık olursa yağ toplanıp alınamayacak şekilde sütün içinde erirmiş, öğrendik. Kısacası her durumda bir çare bulunsa da, bir noktada eksik olan bir bilgi olduğu ortadaydı.

Eksik olan tabii ki, bugüne kadar bilmediğimiz püf noktasıymış. Önce, şükür yasağı kaktı dediğimiz “youtube” dan videolu bir evde tereyağı yapımı tarifi bulundu. Videodaki şirin beyefendi tereyağı yapımını göstermekle kalmayıp, işin içyüzünü bilimsel açıdan da açıklıyordu, ki insanın yaptığı işin neden ve nasıl belli bir sonuca ulaştığını bilmesi o işi kolaylaştıracak yollar bulmasına da yardımcı oluyor.  Videoda kremadan tereyağı yapımı tarif ediliyor, dolayısıyla merak edip tereyağı yapmak isteyen, buna karşın süt ya da yoğurt kaymağı bulamayanlar, etiketini dikkatle okuyup en katkısızından seçecekleri bir krema ile evde bu deneyi yapabilirler. Tarife göre hafif ekşimsi ve gerçek tereyağı aroması kazandırmak için krema 12 saat (süt kaymağı 12 saat oda sıcaklığında beklerse ne olur denemedik) oda sıcaklığında bekletiliyor. Bekletilen kutu açıldığında kesinlikle kötü olmayan ama hafif ekşimsi bir koku olması doğal. Böylece işi kolaylaştıracak ve hafif ekşimsi tadı verecek olan laktik asit bakterilerinin kremada ürediği de belli oluyor. 12 saat bekledikten sonra bir cam kavanoza dökülen krema çarpma hareketiyle çalkalanıyor. Bunun nedeni de tıpkı filmdeki içi su dolu yeşil balon gibi olan tereyağı keseciklerinin, laktik asit yardımıyla çözünen dış çeperlerini patlatarak dışarı çıkmalarını sağlamak. Çırpma işini düşük devirli mikser kullanarak yapmak da mümkün, ancak duyduklarımız maç seyretmeyi sevenlerin bir yandan kavanozla çırpma işini kolayca yapabildikleri yönünde. Yalnız kapağı çok sıkı kapatmaya dikkat etmek gerekiyor, aksi halde işin ucunda o heyecanla tereyağı banyosu almak da olabiliyor.

Sonuç çok fazla yormadan kısa sürede tereyağının topaklaşması oluyor. Ayrılan süt benzeri sıvı, bunun pasta çörek yapımında kullanılan “buttermilk” olduğu söyleniyor, süzüldükten sonra kavanoza eklenen soğuk suyla tereyağı yıkanıyor. Suyu alınan tereyağı istenirse tuzlanarak saklanabiliyor, kullanılabiliyor. Bir haftadan fazla duracaksa tuz katmayıp dondurucuda saklamak da mümkün. Yoğurt kaymağıyla biraz ekşimsi, beklememiş süt kaymağıyla ise krema tadında tereyağı elde ediliyor. Köyde edindiğimiz bilgilerden de çiğ sütün oda sıcaklığında 12 saat bekletildikten sonra benzer şekilde çırpılmasıyla çiğ tereyağı elde edilebileceğini öğrendik, ama çiğ tüketilen bir besinde bunu denemeye cesaret edemedik.

Püf noktası için bilgi deryasında araştırmalar yaparken tereyağı edebiyatı denilebilecek ilginç bilgilere rastladık ki, bu yeni bir yazının konusu. Tereyağı edebiyatında görüşmek üzere…

Güncelleme: İlk kez yaptığımda maya olarak kullandığım yaklaşık 1 litre yoğurt suyuna çok dolu olmayan bir çay kaşığı toz şeker atmıştım. Yoğurt kaplarım yaklaşık 250 – 300 gr süt alıyor, içine bir çorba kaşığı yoğurt suyu ekliyorum. Mayalarken sulanmasın diye üzerini pamuklu bezle örtüyorum ve mayalanır mayalanmaz yani 4-5 saat sonra hemen buzdolabına koyuyorum, aksi halde sulanırmış. Daha sonraki denemelerde çok fazla yoğurt süzmek istemediğimden 200 gr kadar yoğurdu tülbentten süzmüştüm, suya göz kararı azıcık şeker attım. Yoğurt tatlı oluyor, ama şekerli olmuyor. Hatta süzülen yoğurt ekşiyse biraz ekşimsi bile olabiliyor.

Kalan süzülmüş yoğurt da çorbalara krema gibi eklenebiliyor, ayrıca bir arakadaşın tarifiyle süt ile hafifçe inceltilen süzme yoğurdun üzerine biraz tereyağı haşlayarak tüketmek de mümkün.

Yoğurt suyuna şeker yerine bal konmuyor, çünkü laktik asit bakterileri (lactobacillus) glikozu (şekeri) laktik asite dönüştürüyor. Oysa bal antibakteriyel olduğu için laktik asit bakterilerinin üremesine engel olabiliyor.

Tags: ,

36 Responses to “Püf Noktası” Subscribe

  1. beste 12/12/2010 at 00:28 #

    ben sevdim bu edebiyati her seferinde yeni bir kesif/bilgi cikiyor ortaya. yogurda seker katmak cok ilginc mesela, tam kivamini aliyor belliki baktericikler. tereyagi da hos ama birde kaymak yapimini ogrensek hani o katlanmis icinden nerdeyse sut akan:) malum yaban ellerde can cekiyor iste:)

  2. Berceste 12/12/2010 at 01:32 #

    Daha birkac saat once Munevver hanimla kulaklarinizi cinlatmisken, bu yazida O’na denk gelmek guzel oldu 🙂 Ben Ingiltere’de iken yogurt yapimi kitabi demeyeyim ama kitabimsisi yazabilirdim 🙂 Yillarin yogurt uzmani annem bile denedi, illaki uzadi 🙂 Neyi sutun icinden aliyorlar ya da katiyorlar bilmiyorum ama Ingiltere’deki ev yapimi yogurtlar uzuyor! Diger tabiri ile sunuyor!(u larda nokta var)En organigi biraz daha az, digerleri daha cok. Deneyler sonucu eeeeen onemli noktanin maya olduguna kanaat getirdim. Bizim evin bocugune su anda purussuz, cok lezzetli ve guzel gunluk yogurtlar yapmayi basardik. Sutumuz ciftlikten, mayamiz ise sutcumuzun onerdigi hazir bir yogurttan. Size de tavsiye edebilirim. Bir arkadasim da yogurt mayalarken kesme seker atardim demisti ama sekere de cok guvenemedigimiz bir zamanda bocuge verdigim yogurt icin denemedim hic, bir deneyeyim. Bolca bolca elde edip kahvaltida kilolarimiza kilo katan mis gibi kaymaktan da bir tereyagi denemek farz oldu simdi 🙂 Tesekkurler paylastiginiz icin…

  3. Münevver 12/12/2010 at 08:22 #

    Hmm şimdi hatırladım, uzun zamandır yapmıyordum. Yoğur mayalarken bir kaşık kadar da bal koyuyordum. Bazen bal olmuyor evde, bazen de unutuyorum böyle.
    Ben de sütü kaynattıktan sonra hemen soğutup, bir gün dolapta bekletiyorum.Ertesi günü üzerinde kalın bir tabaka kaymak oluyor. Onu sütlü sütlü alıp,bir kasede dolabın en soğuk yerinde (buzlukta değil) bekletiyorum. Üç- dört gunde bıcakla kesilecek kıvamda kaymak oluyor. Omlette ve pilavda da kullanınca pek güzel oluyor. Yoğurt ertesi gün yapılıyor bizde.
    Sormak istediğim, acaba yoğurt suyu dolapta ne kadar etkisini kaybetmeden durabilir? Biz haftada bir süt alıyoruz. Her seferinde süzme yoğurt yapmiyorum. O nedenle sordum. ( Mayalı bir hamura yoğurt suyu konunca da hamur guzel oluyor )
    Evet, evet kulaklarınız çınladı mı?

  4. Emel KIZILCIK 12/12/2010 at 10:36 #

    Merhaba,
    Birçok kez yoğurt yaptım ancak tereyağına henüz sıra gelmedi. Her ikisi için de önerilerinizi hevesle uygulayacağım.
    Yıllar önce ayurvedik beslenme kitaplarından birinden Ghee yapımını öğrenmiştim. Hintlilerin tereyağını pişirerek elde ettikleri daha saf bir yağ. Bizde de ‘sade yağ’ olarak çok eskiden beri kullanılırmış. Sade yağ yapımı için farklı yöntemler buldum, zahmetli geldi denemedim.
    Ghee için uyguladığım yöntemde, tereyağını bir tencerede orta ateşte ısıtıyorsunuz, bir süre sonra üzerinde köpükler birikiyor. Köpükleri kaşıkla alıyorsunuz. Yağ giderek şeffaflaşıyor (sadeleşiyor mu demeli) hazır olduğunu buradan anlıyorsunuz. Altın sarısı bir yağ, dibinde de fındık rengi kavrulmuş tortular kalıyor sonunda. Tortuları süzüp bir kavanoza koyunca aylarca dayanıyor.
    Ghee’den söz açmamın nedeni çiğ tereyağını kullanmak için bir seçenek oluşturur mu diye düşünmem.
    Sevgiyle,

  5. Aerial 12/12/2010 at 11:22 #

    bu yazı benim için çok faydalı oldu. tam da yarın ilk defa almaya başlayacağım haftalık özel sütü ne yapsam nasıl saklasam diye düşünürken bir de baktım posta kutumda bu yazı 🙂 krem peynir yapımı biliyor musunuz?

  6. Gülçin 12/12/2010 at 13:39 #

    Merhabalar,
    paylaşımlarınızı keyifle okuyorum. Pürüzsüz yoğurt keşfiniz beni çok heyecanlandırdı 🙂 Ufak bir noktayı anlamadım. Yoğurda normal mayayı koyup ek olarak şekerli yoğurt suyu mu eklediniz, yoksa sadece şekerli yoğurt suyu mu? Bir de ne kadar süte ne kadar su şeklinde ölçü verebilirseniz çok sevinirim. Çok teşekkürler.

  7. Mehmet Erkal 12/12/2010 at 15:31 #

    Sayın Meyvelitepe, yazınız çok güzel.Bende Gülçin hanımın sorularını sormak istiyorum. Birde şunu sormak isterim. Ne kadar yoğurt suyuna bir çay kaşığı şeker atıyorsunuz teşekkürler.
    .Mehmet Erkal

  8. agozce 12/12/2010 at 18:52 #

    Bir süre kayseride kalmıştım. Orada sütü toprak kaplara mayalıyorlar. Sonrada toprağa gömüyorlar.Bunu baharda yapıyorlar, kışın yiyorlar. Bir kaç ay sonra çıkardıkları zaman yogurt bıçakla dilim dilim kesiliyor. Harika bir tadı oluyordu.
    Bire o taze kaymağı, balla kreme kıvamına kadar karıştır buz dolabına koyarsanız,kahvatıda çok güzel olur. Ben köyde yapıp dondurucuda saklıyorum. Bütün kış yeniyor.

  9. Meyvelitepe 12/12/2010 at 23:35 #

    Katkılar için çok teşekkürler. Gülçin hanım, Mehmet bey ölçüler konusunu yazının sonuna güncelleme olarak ekliyorum.
    Beste, kaymak yapımını bilmiyorum doğrusu, yalnız tüm kaymağı (5 kg sütten), biraz sütle tek bir kapta mayalayınca epey kalın bir kaymak oluyor, o kaymağı rulo yapıp belki geçici olarak özlem giderebilirsin:)Şöyle bir bakınca meşhur Afyon kaymağının manda sütünden yapıldığını öğrendim (link: http://www.main-board.eu/afyonkarahisar/149581-afyon-kaymaginin-sirri.html)
    Dilek, yoğurdun uzama sebebini biliyorum. Bir keresinde Danone ile bir mayalama denemesi yapmıştık, yoğurt sakız gibi olunca, bu yoğurtta ne var da sonuç böyle oluyor diye sormuştuk. Yanıt hemen geldi, maya olarak laktik asit bakterileri dışında farklı probiyotik bakteriler de kullanıyorlarmış. O nedenle bazı hazır yoğurtları maya olarak kullanınca sonuç uzayan yoğurt oluyormuş. Zararlı değil sanırım, ama güzel olmuyor.
    Münevver hanım, mayalık için tekrar teşekkür ediyorum, gönül rahatlığıyla kullanıyorum sayenizde. Kaymağı farklı değerlendirme yöntemleri için teşekkürler, tereyağını çok fazla tüketemediğimiz için evde tereyağı enflasyonu oldu, yakınlarıma dağıtıyorum ama bu kaymak fikrini de değerlendirebilirim.
    Emel hanım,”ghee”den bir dahaki yazıda söz edecektim, henüz denemedim ama anladığım kadarıyla tereyağını saklamak için iyi bir yöntem. Tarifinizle deneyeceğim en kısa zamanda, çok teşekkürler.
    Aerial, şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun. Krem peynir benzerini Fikir sahibi damakların kefir mayalı peyniri tarifiylr yapmıştım. 1 kg süte 1 su bardağı kefir (ben bulabildiğim en katkısız hazır kefirle yapmıştım) ekleniyor, kaynamaya başladığında süt kesiliyor, yani su ve topaklaşan kısmı ayrışıyor. Kesildikten sonra altını kapatıp yarım saat dinlendirdikten sonra bir süzgeç üzerine serilen tülbentten süzülüyor. Tülbent içindeki ile birlikte torba gibi toplanıyor, üzerine ağırlık koyup iyice süzülmeye bırakılıyor, 1-2 saat içinde lor gibi, ama daha lezzetli krema tadında bir peynir oluşuyor. Aynı şeyi süte limon damlatarak veya bir iki damla incir sütü damlatarak da yapıyorlarmış, lezzet buna göre değişiyor sanırım.
    Sayın agozce merak ettim şimdi, bu iş için bir toprak kap edinip denemeli bu yoğurdu. Kaymak ve bal ikilisi de çok iyi bir fikirmiş, üstelik dondurucuda saklanması daha da iyi, çok teşekkürler.

  10. F.Feyza 13/12/2010 at 02:07 #

    Sevgili Meyvelitepe…yazılarınızı büyük ilgiyle okuyorum ve de hergün baktığım sayfanızda yeni birşeyler bulamadığımda doğrusu biraz üzülüyorum…
    Bu yazınızı okuduğumda ortaokul yıllarımda, yaylada, babannem ve epey kalabalık komşu babannelerle birlikte yaydığım yayıklar geldi hatırıma.
    Yoğurt külek dediğimiz incecik dışarıya sızıntısı olmayan tahta kaplara mayalanırdı.Yaylada elektrik yoktu( hala yok) sanırım serin de tutuyordu bu kaplar.10-15 günde yayık yayılırdı (yine tahtadan olan ve iki kişinin ancak taşıdığı yada iple sırtta çanta taşır gibi taşınan bir yayık)
    yoğurtları boşalttıktan sonra uzun yayma işlemi boyunca ara ara sıcak su konur, yağ oluştuktan sonra soğuk su konup biraraya toplanması sağlanırdı sonrası malumunuz..(taze tuzlu tereyağı güzinede pişmiş ekmek)
    Ben de yoğurdu evde yapıyorum. Haftada iki gün, salı ve cuma günleri süt geliyor.Salı günü gelen sütü dolaba koyuyorum.salıgününden kalan süte cuma günkünden ilave yapıyorum ve yoğurt oldukça katı ve pürüzsüz oluyor..taze sütle yapınca daha sulu oluyordu.sanıyorum içindeki bakteri miktarının artmasından dolayı bu sonucu elde ettim..Benim ki de tamamen bir tesadüf eseri bulunmuş keşif….yoğurt suyunu ilk fırsatta ben de deneyeceğim…
    Saygılar….

  11. Meyvelitepe 13/12/2010 at 02:08 #

    Münevver hanım, son sorunuzu atlamışım, yoğurt kadar durabilir gibi geliyor mantıken, ama tam olarak bilemiyorum. Yalnız dışarıda bir hafta beklemiş ve bozulmamış yoğurt suyu ile de küçük bir kapta yoğurt mayalamayı denemiştim, yoğurt tutmadı, süt olarak kaldı. Süzme yapmak istemiyorsanız, yoğurdun sulandığı yerden bir iki kaşık suyunu alıp oda sıcaklığında bekletirseniz aynı işi görür gibi geliyor bana. Sonuçta maya için de çok fazla su kullanılmıyor zaten.

  12. Münevver 13/12/2010 at 07:47 #

    Yoğurt mayasına bir tatlı kaşığı bal koyuyordum ben. Onu da unutmazsam. Mayalanmada bir problem olmuyordu bana göre. Bundan böyle hiç kullanmamalı. Zaten yoğurt suyu ile deneyeceğime göre, zaten bala gerek yok. Deneyimimi yazarım.
    Bilgiler için teşekkürler. Ne güzel. Her seferinde sizden yeni bir şey öğreniyorum.
    Sevgiler.

  13. Pinar 13/12/2010 at 13:18 #

    Super faydali bir yazi olmus benim gibi yogurt delisi icin. Gecen ilkbahar boyunca ben de yogurt yapmistim komsumuzdan aldigimiz sut ile. Fena degildi kivami ama yemeye baslayinca bir miktar sulanma oluyordu. Ilk firsatta deneyecegim tarifinizi. Tereyagi da yapmak yerine, yogurdun kaymagini dolapta bekletiyorduk. Kahvaltida, poacada ve pilavda cok guzel oluyordu.
    Cok tesekkurler. Ghee’yi merakla bekliyorum.

  14. Meyvelitepe 13/12/2010 at 13:52 #

    Pinar, kaymak yerken ne kadar yağ yediğimizi farkedemeyince ölçü kaçabiliyordu, o yüzden tereyağına çeviriyorum bütün kaymakları:) Nitekim beş kilo sütten yaklaşık, en az bir tenis topu büyüklüğünde tereyağı oluyor, bazen ineğin menüsüne göre yağ oranı artabiliyor.
    Ghee aynı aşağıda Emel hanımın anlattığı gibi, beklemeye hacet yok:)

  15. Süheyla 14/12/2010 at 14:19 #

    Meyvelitepe benim için masal diyarı kadar güzel ve bir o kadar da inanılmaz…
    Her yazınız için teker teker söylüyorum; İyi ki varsınız…:)

  16. denizakvaryumu 14/12/2010 at 16:51 #

    Süt ürünleri içinde faydasına göre bir piramit yapsak en tepeye kesinlikle KEFİR oturur.
    Sn.MeyveliTepe
    sütün bir kısmını da kefir olarak tüketin derim.
    Yoğurt prebiyotik kefir ise probiyotiktir.
    Prof.Ahmet Aydın’ın yazdığı linke bir göz atın derim.
    Sağlıcakla

  17. evren 15/12/2010 at 12:27 #

    Himm, bu yazidan bana da deneyecek bir sürü sey cikti 🙂 Kremadan tereyag yaparken ben de degisik deneyimler yasiyorum. Plastik kap kesinlikle ise yaramiyor, mutlaka cam olmali. Ayrilan tereyag toparlanmak yerine ic ceperine yapisiyor yoksa kabin. Oda sicakligiyla ilgili sorunu ben de farketmistim. Buzdolabindan cikardigim kremayla yapip bekledigim sonucu alamayinca da sasirmistim 🙂 Giderek büyüyor karsilikli geribildirimlerle tecrübeler, ne güzel 🙂 Yalniz bir soru: Hazir yas maya ile hamur hazirlarken mayanin aktiflesmesi icin eklenen bir küp seker yerine bir tatli kasigi bal koyarim ben hep. Daima aktiflesir maya, hic sorun yasamadim. Orada da bakteriler sözkonusu degil mi?

  18. Meyvelitepe 15/12/2010 at 17:19 #

    Evren, balın antibakteriyel özelliği olduğuna dair bilgiler var ama denemiş değilim. Bu durumda sen de yeni bir keşif yapmış olabilirsin, belki seçici bir antibakteriyel özelliktir baldaki. Yoğurt suyunu bir de bal ile deneyelim, bakalım ne olacak.
    Ayrıca dün akşam normal yoğurdun içinde biriken suyla yoğurt mayalama denemesi yaptım. O da pürüzsüz ve başarılı bir yoğurt oldu. Yani ille şekerle beslemesek de iş görüyor bakteriler:)

  19. Meyvelitepe 15/12/2010 at 17:20 #

    Teşekkürler sayın Denizakvaryumu, kefirin yararları çok, ama galiba içebilmek her damağın harcı değil:)

  20. Meyvelitepe 15/12/2010 at 17:21 #

    Çok teşekkürler, ne güzel sözler bunlar:)

  21. evren 15/12/2010 at 19:24 #

    Belki de yolculuktan zayiflamis bakteriler sekerli suyu görünce canlanip güclendiler, simdi o olmadan da islerini görüyorlar canla basla 🙂

  22. Selim 16/12/2010 at 09:35 #

    merhabalar, yaklaşık 6 aydır bizde eşimle evde yoğurt yapıyoruz. Başlangıçta sulu olan yoğurtlarımız geçen süreç içinde yapılan araştırmalar sonucunda daha kıvamlı ve lezzetli olmaya başladı. Bunda 2 önemli etken var bize göre. ilki sizin pek tutmadığınız süt derecesi yöntemi. buna göre süt 40-70 derece arasında mayalanabiliyor ancak ideal mayalanma derecesi 55 derece. 55 derecede her zaman için harika sonuçlar aldık. 2. etken ise yogurdu mayaladığımız kap. Ablamlar yaptıkları son kapadokya gezisinden dönüşte bize yoğurt güveci getirdiler. bunun özelliği içinin sırlı olmaması, herhangi bir seasoning işlemide yapılmıyor. kesinlikle deterjan veya türevleri temas ettirilmiyor. güveçte yapılan yoğurtlar, güvecin fazla suyu dışarı almasındanmıdır bilmem kalıp gibi oluyor ve gün geçtikçe lezzetine lezzet katıyor.
    Şimdi sizin yönteminizi güzeç ile birleştireceğim. bakalım nasıl bir sonuç olacak.
    Teşekkür ederim.

  23. Meyvelitepe 16/12/2010 at 12:51 #

    Selim bey, genelde mayalama sıcaklığı olarak 43-45 derece önerildiği için hep o derecelerde denemiştik, bir dahaki sefere 55’i denemeliyiz. Bizdeki yoğurt kapları da küçük güveçler şeklinde ama maalesef sırlı, ve sırsız olanlar gibi hem fazla suyu emme hem de nefes alma özelliği olmadığından ancak ısıyı uzun süre muhafaza edebilmesinden yararlanıyoruz. Çok teşekkürler katkılarınız için.

  24. Unal 16/12/2010 at 20:54 #

    Ne kadar güzel… Şekerle karıştırılmış yoğurt suyunu ilk fırsatta deneyeceğim.
    1 bardak sütü ilkbaharda karıncaların yuvalarından çıkarttığı toprakla mayalamayı denemiştim, 3 günün sonunda sonuç şaşırtıcıydı, ne bir bozulma ne de bir koku :). İnce bir tülbent kullanarak topraktan ayırdığım yoğurdu tekrar 1 lt kadar sütle mayalamaya bıraktım. 6-7 saat sonra yoğurt tutmuştu. Derhal dolaba kaldırdım. Yeterli zaman geçtikten sonra büyük bir heyecan içinde tadına baktım; özlediğim yoğurt tadı buydu, kıvamı ve lezzeti annemin yoğurdundan çok daha iyiydi.

  25. Tulin 16/12/2010 at 22:16 #

    Sevgili Meyvelitepe, gercekten deneme yanilma ve tesadufler sonucu yeni bilgiler ogreniyoruz, bende gecen gun yaptigim yogurdu, yogurt suyu ve bir parca da yogurtla yapmistim (tamamen tesaduf yogurt cok azdi ve suyunu ilave edivermistim) gercekten daha once yaptigim yogurtlardan daha sert ve daha lezzetli bir yogurt elde ettim ama ben bunun nedenini sizin yazinizi okumadan anlamamistim. :))
    Sutun kaymaginin yag oraninin, tereyagindan daha az oldugunu bir yerde okmustum dogruluk derecesini bilmiyorum. Bende sutun kaymagini biriktirip kurabiyelerde ve tatlilarda kullaniyorum. Tabi sabah kahvaltisinda kizarmis ekmek uzerindeki balla birlesen nefasetini unutmayalim.:)

  26. kangal çiftliği 17/12/2010 at 22:56 #

    bu yöntem çok hoşuma gitti deneyeceğim.

  27. ayşen 28/12/2010 at 15:15 #

    sevgili meyveli tepe,bende sizi enbaştan beri takip ediyorum.Sizi takip eden satırlarınızdaki püf noktalarınızın tiryakisi oluyor.Mesele fırın yaparken
    tprağa cam parçaları ilavesi,mesela domates biber arasına dikilen kadife çıçekleri.daha neler neler.Şimdi
    de yoğurt suyu.Evet bende 2 yıldır.Yoğurdumu evde kendim yapıyorum.Fakat bu bilgi kirlisi dünyada herşey
    öyle karışmışki.Bizi de mutsuz ediyorlar.Geçenler de TV de iki prof.tartışıyor.Biri sütü sütçüden alıyor.
    diğeri hayır pastörize diyor.neredeyse yumrukla son olacaktı.Citti kanal prof adamlar!.Ben yine pastörizeye
    döndüm.Maya olarakta yovitanın sadesini kullanıyorum.
    probiyotik diye.Yanlız bazen yoğurtta bir uzama oluyor.
    Bamya salgısı gibi sizce neden?? Ben İzmirde yaşıyorum.
    ve hayalim sizin gibi yaşamak olduğu için sizi hep takip edeceğim.Aktivitem sadece hafta sonları eşimle
    yaptığımız ot toplayıcılığı.
    Uzun yıllar sağlıkla ve huzurla yaşayın.Yeni yıl size
    sağlık ve şas getirsin
    AYŞEN KEZER

  28. Pinar 04/02/2011 at 19:26 #

    Sevgili meyvelitepe, yarin sut aliyorum ve sutun kaymagindan tereyag denemek istiyorum. Bir soru: sutun kaymagini kavanoza biraz sut ya da su ile mi koyuyoruz? Yoksa sadece kaymagi koyup calkalamaya mi basliyoruz?

  29. Meyvelitepe 04/02/2011 at 21:19 #

    Pinar, kaymagi alirken ister istemez biraz sut de geliyor, calkalama sirasinda bu azicik sutun isi kolaylastirdigini dusunuyorum. Yalniz sut kaymagi ile tereyagi yaparken sut ve kaymak karisimi once kremaya, ondan sonra tereyagina donuseceginden videodakinden biraz daha uzun surebilir. Tereyagi topaklari ortaya cikinca icindeki sut suzulerek aliniyor. Bu asamada tereyagina cok soguk su ilave ederek calkalaniyor, o da suzuluyor, bu islemi bir iki kere tekrar edince tereyagi camasir gibi sikilabilir bir kivama geliyor. Fazla su da bu sekilde cikarilinca ekmege surup yemek kaliyor,afiyet olsun:)

  30. Meyvelitepe 04/02/2011 at 21:24 #

    Uzama veya salyalanma maya olarak kullandiginiz yogurttaki farkli bakterilerden kaynaklaniyor, Probiyotik olmayan bir yogurtla mayalamayi deneyin.

  31. Meyvelitepe 04/02/2011 at 21:26 #

    Bu yontemi duymustuk ama denemedik, bazi ciceklerin uzerindeki cig ile de maya yapildigi soyleniyor. Afiyet olsun:)

  32. Meyvelitepe 04/02/2011 at 21:31 #

    Tulin hanim sut kaymagindan elde ettigimiz tereyagi miktarina bakilacak olursa kaymak yerken de temkinli olmakta yarar var. Belki sutle karisik oldugu icin daha az yagli sayabiliriz kaymagi ama o da tereyagina nazaran daha fazla yenebildiginden pek fark etmiyordur her halde:)

  33. Pinar 05/02/2011 at 19:36 #

    Tesekkurler! Buzdolabina yaz bittiginden beri su koymuyorduk. Hemen 2 lt. su koyuyorum. Sut yarin geliyor. Sanirim pazartesi sabahi kahvaltida ev yapimi tereyag olacak. Buyurun bekleriz!:)

  34. Melike 08/02/2011 at 19:32 #

    Ben sütü iyice havalandıra havalandıra kaynatıyorum. Ve mutlaka daha önce yapmış olduğum yoğurdun mayasını kullanıyorum..Biz en çok ayran olarak tüketiyoruz zira yaşadığımız yer özellikle yazın çoook sıcak oluyor..Dehidratasyona birebir.. Sitenize bayıldım..

Trackbacks/Pingbacks

  1. Tereyağı Edebiyatı | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 12/12/2012

    […] da kremanın işe başlarken oda sıcaklığına yakın olmasının işi hızlandıracağından bir önceki yazıda söz etmiştik. Deneyimlerimize göre yaklaşık 48 saat buzdolabında bekletilerek iyice […]

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]