F ırın Kardeşliğinin yeni üyesi Malatya Doğanşehir‘den.

Ali Rıza bey, Doğanşehiri tanıtırken çok kısa olarak şunları söylüyor: “Tarihi ve mesire yerleri itibariyle zengin olan Doğanşehir’imiz bir meyve cennetidir. Kayısı ve elma başta olmak üzere ilçemizde sebzecilikte de önemli gelişmeler olmuştur. Bizans döneminden kalan sur kalıntıları ise önemli tarihi zenginliğimizdir.

Doğanşehir, tabii ki;

kayısısı,

Ve elmasıyla da ünlü.

Sözü Ali Rıza Beye bırakıyoruz;

Ali Rıza Beyin Fırını

Doğanşehir’imizi öz olarak tanıttıktan sonra fırınımıza geçelim.

Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde ikamet etmekte ve Muammer Şahin Zafer İlköğretim Okulu’nda idareci olarak görev yapmaktayım.

Haziran 2010’da bahçeli bir ev yapıp taşındım. Köy fırını yapmaya karar verdim. Gerçi bulunduğumuz yerde böyle bir fırın bildiğim kadarıyla yok. Tabi eve taşındıktan sonra bunu planladım. Başlangıçta hiçbir bilgiye sahip olmadığım bu alanda başarılı olup olamayacağım beni endişelendirmişti.

Zaman problemi yaşadığım için pek bu işi yapabileceğimi tahmin etmiyordum. Yine de bu hobimi fırsat buldukça gerçekleştirmeye karar verdim. Bunu etrafımdakilerle paylaştığımda hele bir yap görelim diyen çok oldu.

Bu konuya ilgi duyan ama bilgi sahibi olmayan bazı arkadaşlarım da “Hocam fırını yaparken bize haber verin biz de öğrenip bahçemizde yapalım” dediler. Gerçi ne zaman boş vaktim olacağını bilemediğim için meraklı arkadaşlarımla uygun zamanlarda bir araya gelemedik. Tabi fırın bittikten sonra epeyce de ziyaretçisi oldu. Çok güzel tepkiler aldım.

Fırını yaparken evin önünden geçen komşularımız olsun diğer oradan geçen şahıslar olsun hep birbirlerine şöyle diyorlardı. Tepkilerini merak ettiğim için kulak misafiri de oluyordum. “Acaba hoca ne yapıyor gidip sorsak mı?” Tabi buralarda köy fırını olmadığı için ne olduğunu tahmin edemiyorlardı. Fırın dediğimde “Hocam böyle şeyleri nereden buluyorsunuz”diyorlardı.

Nasıl yapacağım konusunda ilk ipuçlarını okulumuzda asker öğretmen olarak görev yapan Mustafa KÖSEM’DEN aldım. Daha sonra internetten araştırdım ve Meyvelitepe sitesinden bu konuda çok faydalandım.

Tabiki fırını yaparken ilk defa bir fırın yaptığım için ölçülerde hata yapabilirim endişesi vardı. Meyvelitepe’deki örnekleri inceledim. Okuldaki öğretmeninden memuruna kadar hepbirlikte fırın inşaatını projelendirdik. Yapım sırasında arkadaşlarla birlikte ileriki aşamalarda neler yapabileceğimizi konuştuk. Fırın tamamlandığında iş teklifi bile aldım diyebilirim. Birkaç arkadaşım kendileri için de fırın yapmamı istediler. Doğanşehir için çok güzel oldu. Yakın zamanda benzer örneklerin çoğalacağını düşünüyorum. Bunu da hak ediyor.

Eşimin fırının yapımında pek yardımı olduğu söylenemez. Ama fırın bittikten sonra yemeklerin tadı ve lezzeti eşimi şaşırttı. Ne zaman boş bir vakit olsa “Ali Rıza fırını yakıp ekmek ve bir yemek yapalım, misafirlerimiz var” diyor.

Fırını ilk denediğimizde yaklaşık 10 ekmek yaptık ama bir iki ekmek bize nasip oldu. Dostlarımız ekmeğin tadını çok beğendikleri için onlarla paylaştık.

İşçiliği tamamen bana ait olan fırın için pek fazla para harcadığım söylenemez. Yeni ev inşaatını bitirdiğim için malzemelerin çoğu benim inşaatımdan artan malzemeler, sadece ateş tuğlası, şamot ve taş yününü Malatya’dan satın aldım. Kubbe için kullandığım harman tuğlalarını ise Nimet Ekmek fırınından temin ettim.

Fırın yapımında kullandığım malzemeler:
• Yarım metreküp kadar kum
• 4 boy 8’lik demir
• 3 torba çimento
• Yarım torba kadar fayans yapıştırıcısı
• 1 torba kireç
• 1 torba şamot
• 50 adet ateş tuğlası
• 250 kadar harman tuğlası
• Kırık cam ve tuz
• 4 tabaka taş yünü

Fırın yapım aşamalarını ise şöyle sıralamak istiyorum:

Fırını yapacağım yeri tespit ettikten sonra taban betonunu yaptım. Taban betonunda 8’lik demir de kullandım.

Fırını üzerine yapacağım 160 x140 cm boyutlarındaki demir ayaklı beton sehpayı yaptım. Sehbanın üstü düz olsun diye ters yaptık. Çevirmek biraz meşakkatli oldu ama memur ve öğretmen arkadaşlarımız bu konuda bana yardımcı oldular.

Fırın kenarı için harman tuğladan bir sıra dik ördüm. Fırın Tabanına 70 kilo cam kırığı serip ince kumla karıştırdım.

Kum ve camın üzerine 40 kilo iri tuz serip tesviye etmeye çalıştım. Fırını yaparken en çok zorlandığım nokta tuzun tesviyesiydi. Yemek ve ekmeğe ayrı bir lezzet veren bu aşamayı tek başıma yapamadım. Fayansçı Hayri ustayı çağırıp tuzun tesviyesini yapıp ateş tuğlalarını döşedik. Kenarlarda kalan boşluklara ölçülere göre hazırladığım şamot harcını döktüm.

Fırın girişi için 40cm genişliğinde sacdan faydalandım. Kubbe için 25cm yukarıdan başlamak üzere bir sıra strafor koydum, üzerine kum koyarak kubbe şeklini verdim, kumun üzerinden yarım kesilmiş harman tuğla ile kubbe işlemini bitirdim. Taş yünü ile yalıtım yapacağım için tuğlaları yarımdan biraz uzun kullandım. Böylece fırın fazlaca büyük olmadı.

Bacayı ördüm. Bacayı biraz daha uzatmak için 8.5’luk tuğla ile bir sıra yükselttim. En sonunda görüldüğü gibi bir de teneke baca ekleyerek baca kısmını bitirdim.

Isı yalıtımı için fırın gövdesinin etrafını taş yünü ile kapladım. Sıvanın iyi tutması için taş yününü ince kümes teli ile sardım. Bu şekilde yalıtım çok mükemmel oldu.

Fırının etrafını fayans yapıştırıcısıyla sıvadım.

Üzerini de beyaz çimento ve toz boya karışımı ile boyadım. Kalın sacdan fırın kapağı yaparak fırın inşaatını bitirdim.İçinde ilk ateşi yaktığımızda bacanın çok mükemmel bir çekiş gücü olduğunu gördüm. Dumanı sağa sola savurmadan tahliye edişi gerçekten bir ustalık ürünü diyebilirim.

İlk ekmek. Şekil olarak benzememiş olabilir ama tadı oldukça doğaldı.

İlk Yemek. Şekil ve tadı eşsizdi.

Evi ve bahçesi müsait olanların köy fırını yapmada büyük haz alacaklarını söylemek istiyorum. Güzel ve zevkli bir uğraşı. Benim gibi köy fırını yapmayı düşünen ve bu konuda bilgi sahibi olmadığı için çekinen insanların kesinlikle denemeleri gerektiğini söylemek istiyorum.

Yapım sırasında ben ve büyük kızım Doğa çok eğlendik. Burada Kızım Doğa’nın katkılarını es geçmek doğru olmaz. Küçük kızım Duru ise sadece işimi yavaşlatmak için çaba harcadı.

En sonunda fırını deneme noktasında epeyce endişelendim. Acaba nasıl oldu? Fırında ilk önce kâğıt yaktık. Bir gün sonra çalı çırpı yaktık. En sonunda kuvvetli yakarak fırını denedik. Şekil itibarıyla ekmeklerde başarılı olamadık ama lezzeti yakalamıştık. Ayrıca közünde de güzel bir yemek pişirdik. Lezzet bir harika.

Ali Rıza bey, sizin ve kızınızın ellerine sağlık. Çok güzel bir iş çıkartmışsınız. Bu arada, ters yapılmış tablayı tepetaklak çevirmede yardım eden öğretmen arkadaşlarınızın da ellerine sağlık. İyiki fırını daha büyük yapmamışsınız, yoksa komşu okul öğretmenlerini de çağırmanız ve bir sürü fırın ekmek yapıp hepsinin gönlünü almanız gerekecekti. Şaka bir yana, tablayı ters yapıp sonradan çevirmek şimdiye kadar yapılan fırınlarda ilk kez gördüğüm bir şey oldu.

O fırında bir şeyler pişerken, etrafa mis gibi kokular yayılırken sevdiklerinizle birlikte geçirdiğiniz zaman, o mutluluk hiç bir para ile satın alınamaz.

Bu arada, öğrencilerinize de belki daha basit, ama kendi başlarına ya da takım olarak yapabilecekleri böyle şeyler yaptırırsınız. Minicik bir tohumdan koca bir bitkinin yetiştirilmesi gibi, böyle bir yapının yapılması da küçük insanların başarma duygularını tatmin eder, kendilerine ve güçlerine güvenen bireyler olarak topluma katılırlar ki, bence toplumumuzda eksikliğini duyduğumuz bir şey.

Tags: , , , ,

One Response to “Fırın Kardeşliği – Ali Rıza Beyin Fırını” Subscribe

  1. Kayısılı Tepe 24/01/2011 at 21:56 #

    Hocam eline sağlık. Malatyada köy fırını kültürü mevcut değildir.Siz Doğanşehir’de ben Eskimalatya(Battalgazi)’da insanlara köy fırınını öğreteceğiz.Fırın Kardeşliğinde Kayısılı Tepe fırını da baya teklif aldı.Şu anda Tunceli Hozat’ta görevde olduğumdan dolayı teklifleri kabul etmedim.Yakında emekli olacam ve fırınımda çok güzel ekmekler ve yemekler yapacağım ailemle.Çok özledim bahçemi ve fırınımı.
    Sizleri yaptığınız güzel fırından dolayı, Meyvelitepe’yi de fırın kardeşliği tesis ettiğinden dolayı kutluyorum.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]