H angimizin başı yabani otlarla derde girmiyor ki? Lakin, deneme, yanılma, gözlem derken doğadan dersimizi alıyoruz. Yabani otların bir kısmının sandığımız kadar zararlı olmadığını gördüğümüz gibi, yayılıcı yararlı bitkilerle de yabani otların bir kısmının baskılanabildiğini gözlemliyoruz. Doğayla doğanın diliyle konuşunca bakın neler oluyor.

Daha önce de söz ettiğimiz gibi, bahçede meyve fidanlarının bulunduğu bölümleri tamamen bakla tarlası haline getirmiştik. Beklenmedik yerlerde kendi kendine çıkan baklalar da oldu, zamanla bu sevimli korsanların daha da çoğalmasını umuyoruz.

Zeytinlerin bulunduğu bölüme bakla tohumları yetmeyince sadece kök bölgelerinin üzerine gelecek kadar ekebildik. Bu yıl zeytinlere de başka gübre yok, baklaların verdiği azot ile yetinecekler.

Naşilerin bulunduğu alandaki baklalar da çiçeklendi. Çiçeklerinin hemen dibinden onları da budayarak, köklerinde biriktirdikleri azotla kendilerine ziyafet çekmelerini geciktirip, biraz daha azot fikslemeye devam etmelerini sağlayacağız. Yeniden dal budak verip çiçeklenmeye başladıklarında ise dipten keseceğiz. Böylece tam istediğimiz gibi azot toprakta kalarak ağaçları besleyebilecek.

İşte bir başka sevimli korsan, roka. Kendi tohum topunu kendisi yapıp fırlatmış anlaşılan. Hatta çiçeklerine bakılırsa yeni bir istilaya daha hazırlanıyor. Haliyle, böyle korsana can kurban diyoruz.

Bu da yine alakasız bir yerde gezintiye çıkmış kalıcı ıspanak ve kendiliğinden biten yabani pırasalar.

Her çeşit otun arasında başka bir yabani pırasa. Yabani dediğimize bakmayın, kültür pırasalarından aşağı kalır bir tarafları yok, yetiştirmesi de, yemesi de bedava, üstelik bu pırasalar her yerde.

Geçen yaz yardımcımız özenle topladığım kalıcı ıspanak ve kırmızı pancar tohumlarını aynı sanıp bir güzel karıştırmıştı. Büyüklük ve görünümleri aynı olduğu için ayırmak da mümkün olmamıştı. Biz de sonbaharda bu karışık tohumları oraya buraya serpiştirmiştik. Tohum topu filan da yapmadık ama, neyse ki bir çoğu çimlenip yaprak vermiş. Renginden dolayı pancarlar hemen belli oluyor, kalıcı ıspanaklar için daha dikkatli bakmak gerekiyor.

Bu da başka bir roka, üstelik de ceviz ağacının altında. Artık belli bir yere roka ekmemize gerek kalmadı. Salataya lazım olduğunda armudun dibindeki roka, ya da cevizin altındaki roka diyerek birbirimize tarif ediyoruz.

Bahçe gitgide her yerinde, her mevsim yenecek bir şeylerin bulunduğu bir yere dönüşüyor. Yiyecek ormanı ile kastedilen böyle bir şey olmalı. Limon ve zeytinyağı sosuyla lezzetinden vazgeçemeyeceğimiz kırmızı pancarları yok etmeyi göze alamayacağımız için mecburen sürme ve çapalamayı adım adım kaldırıyoruz galiba. Zaten kendi kendine yetişebilen yenebilir otlar sayesinde yabani otlar da sorun olmaktan çıkacak gibi görünüyor.

Tags: , , , ,

9 Responses to “Çiftçinin rüyası: Yeşil Korsanlar” Subscribe

  1. Murat UYSAL 07/04/2011 at 01:39 #

    Ooo şanslısınız desenize. Elinizin altında her daim yeşillikler hazır. Sofralardan hiç eksik olmamalı.
    Ben burdan şunu da anlıyorum ki sen toprağı ne kadar seversen o da seni o kadar seviyor ve sana hediyelerini her zaman sunmaya çalışyor.

  2. Berceste 07/04/2011 at 01:43 #

    Ooooo sizin de bir permakultur araziniz olacak anlasilan 🙂
    Bakla’da ne kadar buyutmek gerekiyor azotu toprakta birakabilmek icin?

  3. melike 07/04/2011 at 09:54 #

    :)) çok güzel tüm bunları esınız dısında yardimcisiz mı yapıyorsunuz?

  4. Pinar 07/04/2011 at 21:34 #

    Fukuoka, Panos ve yenilerde de bazi bilimsel verilere gore, kendiliginden cikan, yari yabani sebzelerin kultur bitkilerine gore icerdigi besin degeri cok daha fazla. Ah o kirmizi pancarlara topragi surmenizi engelledigi icin ilerde nasil tesekkur edeceksiniz!:)

  5. Meyvelitepe 08/04/2011 at 01:41 #

    Doğal seleksiyon açısından bakılınca kendiliğinden çıkanlar belki de türlerinin en güçlü ve en uyum sağlamış olanlarıdır. Evet, evet her bakımdan minettar olacağız kırmızı pancarlara, bizim karmakültür de permakültüre doğru kayıyor gibi:)

  6. Meyvelitepe 08/04/2011 at 01:43 #

    Melike hanım sürekli olmasa da bir yardımcımız var, ama bahçe düzenini buldukça başlangıçta çok fazla olan yorucu işler de yerini daha farklı işlere bırakıyor.

  7. Meyvelitepe 08/04/2011 at 01:49 #

    Öyle gibi:)
    Baklalar çiçek açtıktan sonra meyvelerini vermeye hazırlanıyor. Bakla vermeye başladığında ise topladığı azotu tüketmeye başlıyor. O yüzden çiçekler meyveye dönmeden budanınca havadan aldıkları azotu köklerde depolamaya devam ediyor.

  8. Meyvelitepe 08/04/2011 at 01:51 #

    Çok şükür ki öyle! Haklısınız, zaten bu kural hemen her şeyde geçerli değil midir?

  9. alihallac 15/04/2011 at 21:40 #

    Sayon Meyvelitepe,
    Fukuoka okumadan önce ben de başlamıştım bütün bahçeye tohum saçmaya.Yabancı otları böyle baskılacağıma inanmıştım.Bu yıl ot biçme işine de son verdim.Ağaçlara gelebilecek zararlılara kır çiçeklerinin konukçuluk yapacağını duymuştum.Şimdi bahçemin her yeriden pazı,kişniş,roka,turp çeşitleri,siyah ve sarı hardal,kuzu ve yabanı ıspanak fışkırıyor.Bu yıl şalgam da saçtım.Havuç çeşitleri de saçacağım ve otları biçmeyeceğim.Bakalım ne olacak.sizle paylaşacağım.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]