Nasıl istersen öyle dinle, bakın:
Dalların zirvesindeyiz ancak,
Yarı yoldan ziyâde yerden uzak,
Yarı yoldan ziyâde mâha yakın. 

Ahmet Haşim/ Yarı Yol

Tüm çiftlik ve bahçelerde olduğu gibi Meyvelitepede de sezonun tam ortasında, yarı yolda işler epey yoğun. Bir yandan ekilmiş ürünlerin sıkı takibi, bir yandan hasat işleri ve hasat edilenlerin değerlendirilmesi, bir yandan da toprağın, hayvanların bakımı, vs. vs…. Zaten hiç kimse çok kolay olduğunu söylemiyor.  Farkı yaratan insanın mecbur olduğu işi değil de sevdiği işi yapması. Hatta “İnsan daima sevdiği işi yaparsa, hayatında bir gün bile çalışmamış sayılır” diyen  Konfüçyus’a bakılırsa aslında hiç çalışmıyor bile sayılabiliriz.

Lafı çok uzatmadan sadede gelelim. Baharda zeytinlerin olduğu bölüme ektiğimiz karabuğdayları hasat ettik ve tohumlarla beraber gelen yaprak parçalarının kuruması için de bir örtünün üzerine serdik. Bir kaç gün sonra rüzgarda savurarak çeri çöpü ayıracağız. Hasat işini usulüne göre yapmasak da görünüşe göre yine de ektiğimizin çok fazlasını geri aldık.

Karabuğdayların hasat işini hallettikten sonra ise zeytinliği çapalatıp ne kadar karabuğday sapı varsa hepsini parçalayıp toprağa karıştırdık. Zaten toprağa geçen sonbaharda uygulanan “radikal çözüm” epey işe yaradı, organik atıkların da karışmasıyla çapalama sonrası toprak kelimenin gerçek anlamıyla helva gibi olma yolunda.

Zeytin ağaçlarında karabuğdayları çiğnememek adına geciktirdiğimiz kaolin uygulamasını da derhal gerçekleştirdik.  Uzun süreli ve dayanıklı olması için akışkan kontrol katkı maddesinden kullandık.

Bu yıl, geçen sezona oranla zeytin epey seyrek ama bize ziyadesiyle yetecek kadar çok. Geçen yıl zeytinyağı stoklarını iyice sağlamlaştırmamızı sağlayan zeytin ağaçları “bu sene de iri sofralık veriyoruz, geçen yılki yağlara banıp yersiniz” der gibi. Beklenmedik bir şey olmaz da zeytinler sorunsuz olgunlaşırsa meyve seyrek olduğu için daha iri ve etli olabilecekler.

Kaolin kaplaması gayet iyi oldu. Bir sonraki uygulamayı en erken Ağustos ortasında, duruma göre Ağustos sonunda yaparız diye düşünüyoruz. Bu yılı yeni kaolin satın almadan çıkarabileceğimizi hesaplıyoruz. Elimizde hala mevsim başında satın aldığımız Kaokil, geçen yıldan da AT-80, Sunguard ve Surround’umuz var. Neyse ki beklemekle kaolin bozulmuyor, sadece yer sıkıntısından seraya yaptığımız raflara koyduğumuz kaolinlerin torbaları ışımadan dolayı zarar görüyor.

Çapa ve kaolin uygulamalarının ardından sulama sistemini yenileme çalışmamıza zeytinlerle devam ettik. Artık her ağacın etrafında böyle damlama halkaları var. Ağaçtan ağaca geçişlerde yine deliksiz borular kullandık. Her dört ağaç bir grup oldu. Gruplara, grup başına en yakın musluktan 1 saat su verdiğimizde kök bölgesini iyice sulamış oluyoruz. Fazla zahmet çekmeden iki gün içinde tüm zeytinleri kolayca sulayabiliyoruz. Bu arada, dökülen karabuğday tohumları çimlendi bile. Görünüşe göre gayet de sık çıktılar.

Hurma ağacımızı da gruplardan birine aldık, hatta kendisine torpil yapıp bir halka fazladan dolandırdık. Hurma ağacının gölgesinde oturmak insanın ömrüne ömür katar diyorlar, gerçekten de şu sıcak yaz günlerinde onun altı cennet gibi.

 

Erik ağaçları bahçenin çok sık geçmediğimiz dik bölümünde yer alıyor, bir de baktık ki sessiz sedasız bu hale gelmişler. Meyveler göründüğü kadar büyük, her biri şeftali iriliğinde ve çok lezzetli. Biz fidanlarını “angelina” diye almıştık ama erik uzmanı bir komşumuz ısrarla öyle olmadıklarını söylüyor. Eriklerin lezzetine bakılacak olursa “angelina” olsun olmasın doğru seçim yapmışız.

Her şey mükemmel olmuyor, bu yıl da karpuzda hüsran yaşıyoruz. Nerde o ilk yıllarda aldığımız koltuk dolduran karpuzlar, nerde bu portakal kadar karpuzlar. En azından kavunlar idare eder, büyüyüp olgunlaşıyorlar. Bahçeyi ilk kurarken çok derin alt üst olan toprakta peş peşe üç yıl öyle güzel karpuzlar olmuştu ki, dağıta dağıta bitirememiş, üstelik kendimiz de doya doya yemiştik. Oysa son iki yıldır kök başına bir kova keçi gübresine rağmen olmuyor. Geçen yıl toprağı hiç işlememiştik, kazmadık ondan oldu dedik. Bu yıl ise sadece kışlık örtü bitkisini yüzeyden karıştıracak kadar belledik. Karpuz tarlalarında her yıl derin krizma yapıldığını biliyoruz ama bunun başka bir yolu olmalı. Bir yolunu bulursak seneye inşallah.

Yediveren cinsi çilekler tekrar atağa kalktı. İki haftadır epey toplamaya başladık. Reçel stokları dolduğundan sorbe yapıyoruz, böylece hem meyveyi bozulmadan değerlendirebiliyor hem de dağ başında bulamadığımız dondurmanın eksikliğini bu şekilde kapatıyoruz.

Bunlar da bu yılın soğan hasadı. Geçen yıl yetiştirdiklerimiz bugüne kadar yetti ve bir yıldır dışarıdan hiç soğan almak zorunda kalmadık. Kışlık soğanları söküldükten sonra bir süre kurumaya bırakıyor sonra da örgü yapıp havadar ama üzeri kapalı bir yerde asarak muhafaza ediyoruz. Geçen yıl örgümüz acemi işi olmasına rağmen bayağı da dayanıklı oldu. Bu yıl şu tariften de yararlanarak daha şık ve dayanıklı bir örgü yapmaya çalışacağız. Sapı kopmuş ve örülemeyen soğanları ise bir file içerisinde asarak saklamak iyi sonuç verdi.

Seradaki salatalık ve fasulyelerin fotoğrafta görülen geçen haftaki yükseliş dönemi oldukça iyi idi. Ancak gerileme çok hızlı oldu, son üç günde iki benekli kırmızı örümcek tarafından çok fena avlandık. Bugünkü durumda salatalık ve fasulye adalarında çoğunluğu sararmış yapraklar oluşturuyor. Gözlerimizin önünde eriyip giden bitkiciklerimizi kurtarmak için derhal karşı hamle yaptık. Sonuç başarılı, ama yine de bu iki adada ciddi zayiat olacak gibi görünüyor. Şükür ki serada bunlara komşu domates ve kaliforniya biberi adalarında sorun yok.

Aşağı bahçedeki sebze adalarındaki bitkiler iyice büyüdü. Cinsine, çeşitine göre 3-3,5 metre boylananlar oldu.

Sebze parkındaki bu adalarda su zamanlayıcısı kullanmadık ama damlamaları en pratik şekilde kullanabileceğimiz şekilde ayarladık.

Kuşkonmaz kökleri iyice gelişti. Seneye bahara üç yılını doldurmuş oluyor. Umut ediyoruz ki gelecek bahar kuşkonmazlar soframızı ilk süsleyen sebzeler olacaklar.

Domateslere nispet yapan Türk Kırmızısı (Turkish Red) patlıcanlar tüm güzellikleriyle ortaya çıktılar.

Thai biberler, gükyüzünü işaret eden yüzlerce parmak gibi ortaya çıkıverdiler. Çok güzel bir acılığı olan Thailerden yaptığımız bir kaç minik kavanoz acı sosu yıl boyunca gerektikçe kullanabiliyoruz. Öte yandan sekiz kök de Bhut Jolokia ektik, hibridlenmemeleri için izole bir yerde büyük saksılarda.

Kırmızı meksika fasulyeleri, bunlar kabukları kurumaya yüz tutunca toplanarak, kuru fasulye gibi saklanıyor ve ıslatılarak kullanılıyor. Tabii taneler oluştuğunda kabuklar kurumadan ayıklayıp kıpkırmızı fasulye tanelerini barbunya gibi taze olarak pişirmek de mümkün.

Kışlık fasulye stokumuza katılacak ispir fasulyeleri de hızla tane yapmaya başladı. Geçen yıl tohumluk olarak ayırdıklarımızı böceklenerek bir kazaya kurban gitmesinler diye iyice kuruttuktan sonra kilitli torbalarda buzdolabının kapağındaki bir rafta saklamıştık, işe yaradı.

Sırım ya da nam-ı diğer kıl biberler bu yazın en isabetli seçimlerinden biri oldu. Bu yıl da tohumluğumuz bozulmasın ve arada beklenmedik acılar çıkmasın diye geçen yıl olduğu gibi acı biberlerle aralarına ciddi mesafe koyduk. Kahvaltıda, salatada, çıtır çıtır pek güzel gidiyorlar.

Yağlık kapya biberler de epeyce irileşti, zamanında önlem alınmazsa dalları kırılıyor. Kızarana kadar bekliyoruz, bunları salça, kurutma ya da közlenmişiyle konserve dışında saklamanın yöntemini bilenler paylaşırsa seviniriz.

Bu yıl denediğimiz yeni bir cins bal kabağı. Fotoğraf geçen haftadan, bu günkü görünüşleri oldukça değişik. Bu yıl sadece iki çeşit balkabağı ektik. Hibridlenmemeleri için de aralarında bariyer misali barbunya ve mısırlar var.

Altın çilekler meyve tutmaya başladı. Daha önce bir araya diktiğimiz altın çileklerin aşırı sıklaşmalarından dolayı güneş alamamaları ve meyvelerine ulaşma zorluğu yüzünden bu yıl kısmen dağınık diktik. Domates adalarının köşelerinde birer ikişer bitki olarak büyüyen altın çilekler artık daha kolay toplanabilir hale geldi.

Bu, kış boyunca rüyalarımıza bile giren pembe domateslerden bu sezon, ilk kızaran 453 gramlık güzelin fotoğrafıdır.

Evde çok sevildiği için santini domatesler her yerde. Maşallah çok verimliler, hemen her çiçek domates bağlıyor. Her şarta direniyorlar, bitki yapıları biraz değişik. Bir süredir koltuk almıyoruz, her filizden koca bir salkım veriyor.

Bunlar sarı santini’ler. Bizdeki ikinci yılları. Bu yüzden henüz paylaşıma çıkarmadık. Meyve lezzeti, aroması ve bitki performası çok iyi. Seneye belki tohumlarından paylaşmayı düşünürüz.

Çok şükür pembe domatesler çok iyi gidiyorlar. Kışın fiğ ve yulaf örtüsü yapıp baharda toprağına karıştırdığımız adalarda sanırım azot fazla geldi, çok büyüdüler geç verime geçtiler fakat verim çok iyi görünüyor.

Bu yıl elimizdeki yüze yakın domates çeşitinden sadece 18’ini ekebildik.

Hepsi ayrı güzel. Bu “Cherokee Purple” domateslerin meyvelerinin “Russian Black”lerden bir farkı yok, fakat bitkileri daha güçlü ve boylu gibi sanki. Koleksiyonunda 1500 çeşitten fazla domates tohumu bulunan Craig LeHoullier “Cherokee Purple” domatesleri yeniden popüler cinsler arasına katan kişi. 1990 yılında John Green üzerinde küçük bir not bulunan bir zarfla, henüz adı konmamış bu tohumları kendisine göndermiş. Notta tohumların 100 yıl önce Cherokee Yerlileri tarafından bir komşusunun yakınlarına verilmiş olduğunu belirten Green bunları paylaşmak istemiş. Domatesi yetiştirdikten sonra çok şaşıran ve çok beğenen LeHoullier tohumlara nottaki yazıya istinaden “Cherokee Purple / Çeroki Moru” adını vererek yaygınlaştırmış. Böylece 100 yıl önce paylaşılan tohumlar, hayatta tutulup, yolunu bularak taa buralara kadar gelebilmiş. İşte tohum böyle bir şey…

Bunlar da her biri 400-450 gr civarında gelen bir başka güzellik.

Bu da bir Sicilya güzeli. Pachino’nun kardeşi. Durumunu izliyoruz. Bizdeki ilk yılı olmasına rağmen oldukça iyi durumdalar.

“Tepeden tırnağa” yüklenmek böyle oluyor herhalde.

Bunun önünden her geçişte durup seyretmekten kendimi alamıyorum.

Bu artık santini değil, santini sağanağı.

Yukarıdaki bir pembe adası. Boyları çoktan üst destek çıtalarını geçip çıtaların üzerine yanlamasına yatmaya başladı. Boyumuz yüksekliğinde çok iri domates salkımları veriyor.

Domatesde geçen yıl ve önceki yıl zaman zaman dert çıkaran bir şey bu yıl olmadı. Taze sürgünlere gelen kırmızı bir yaprak biti aynı zamanda mozaik virüsünün taşıyıcısı. Sürgünden tek bir emgi yapması virüsü bulaştırması için yeterli oluyor. Salatalıklarda kırmızı örümcek bizi gafil avladı ama bir şekilde bu biti uzak tutmayı başarabildik.

Dün, günlük sepetimiz böyleydi.

Kızaran domateslerden tepsiye sığdırabildiklerimizden bir görünüş.

Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde sema kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam”

(Ahmet Haşim / “Bir Günün Sonunda Arzu” şiirinden)

 

Tags:

36 Responses to “Nasıl istersen öyle dinle” Subscribe

  1. Hakan Gönül 30/07/2012 at 17:23 #

    Sevgili meyvelitepe sakinleri,

    Bu sene etüd alanımız bizim de yüzümüzü güldürdü. Sizinkilerin yanında bizimki minik bir tebessüm tabiiki…Sebze beşiğimizdeki bebeklerden bir iki de olsa ürün aldık, yemeğe kıymaya cesaret edemedik bile ilk başta 🙂

    Geçen yıllarda, sizin pembelerin fotoğraflarından mıdır, sizin anlatışınızdan mıdır ? 2 yıldır semt pazarında pembe domates avcılığındaydık. En azından tadına bakmakla yetindik iki yıldır.

    Bu sene tohumdan yetiştirmeye cesaret edemedik ama seneye kesinlikle deneyeceğiz.

    Organik pembe domateslerin tohumlarını nereden temin etmemizi önerirsiniz ?

    Hasatınız bol, neşeniz daim, akşamlarınız huzur dolu olsun dileklerimizle…

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:51 #

      Hakan bey teşekkür ederiz. Pembe domates gerçekten de başka bir şey. Sonbaharda haberleşelim.

  2. nalan güler 30/07/2012 at 17:37 #

    Komşunuz olmayı,bütün bu işleri yaparken yardım etmeyi ve öğrenmeyi,oralarda yerleşmeyi hayal ediyor ve diliyorum. Bilmenizi istedim.
    Sevgiler.

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:49 #

      Nalan hanım çok teşekkür ederiz. Kimbilir, bakarsınız günün birinde komşumuz oluverirsiniz.

  3. Dogasever 30/07/2012 at 23:49 #

    Sn Meyvelitepe, Hasadınız bol, eviniz huzur ve mutluluk dolu olsun. Erikleriniz, biraz büyük olsa da “damson” eriklerine benziyor.

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:49 #

      Sn.Doğasever, teşekkür ederiz.

  4. Hande 31/07/2012 at 10:57 #

    Sizi izlemek, okumak bir zevk. Yazdiginiz icin tesekkur ederim.

  5. bora 31/07/2012 at 11:27 #

    Maşallah!

  6. denizakvaryumu 31/07/2012 at 11:28 #

    Bahçe herşeyi ile dört dörtlük…

    Bu aralar bal süzme zamanı, onlarda durum nasıl?

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:48 #

      Bizim kovanlar sabit olduğu için iki kovandan 4,5 kilo kadar bal aldık. Arıyı fazla zorlamak istemedik. Kestane – Fazelya karışımı güzel bir bal oldu. Kestanenin çiçeklendiği günün hemen ertesinde günler süren poyraz fırtınası kötü etkiledi.

  7. Tahir Gürdağ 31/07/2012 at 11:54 #

    Sayın meyvelitepe,
    Kaolin kilini sizden öğrenerek bu sene ilk defa uyguladım. Yapraklar daha iştahlı. Çekirge, tırtıl gibi yaprak yiyen zararlı yok. yeşil ve siyah bitler içinde Nemazal iyi geldi. Yalnız vişneme musallat olan gövde kurduna ne yapacağımı bilmiyorum. 4 sene önce gene aynı zararlı vardı bordo bulamacı yapmıştım onun faydası oldumu bilmiyorum kurtulmuştu bu sene gene musallat oldu. Üzerinde meyveleri ile her hafta bir büyük dal kuruyor. Gövde kurdu için tavsiye edeceğiniz organik bir ilaç varmı?

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:45 #

      Tahir bey, bahsettiğiniz gövde kurdunun tam adı belli ise ona göre bakalım. Genel olarak şunu söyleyebilirim. Bu larvalar dallara açıtıkları galerilerin içinde olduğu için ilaç tesir etmiyor. Dalları kesip yakın diyorlar. Ayrıca erginleri yumurtlatmamak için tuzaklar, yumurtladığında ise larvalar çıkıp dallara girmeden önce BT bakterisi içerikli bir ilaçla (ergini kelebek olan kurtlar için – ki bu çok kısa bir zaman aralığıdır) larvaları öldürmeye çalşmak mümkün olabilir.

  8. Süha 01/08/2012 at 13:17 #

    Sn.Meyvelitepe;
    Kırmızı örümceğe karşı nasıl bir tedbir aldığınızı öğrenebilir miyim? Benim nar ağaçlarıma da musallat oldular. Sıvı kükürt iyi gelir mi?

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:41 #

      Süha bey, biz Neemazal ve %0,5 oranıda lime-sülfür (kireç-kükürt) karışımı uyguladık. Bu karışım ergin, nimf ve larvaları öldürüyor ancak yumurtalara bir şey yapmıyor. Uygulamadan sonra yumurtadan yeni çıkan larvalar için bir kaç günde bir izlemek gerekiyor. Kükürtün kırmzı örümceklere karşı kullanımı var ama sıvı kükürtü bilemiyorum.

  9. sadık yalabık 02/08/2012 at 13:09 #

    Sn.Meyvelitepe;Ürününüz bol,ocağınız esen olsun.Yine her zaman’ki gibi bahçeniz harika.Bereketli olsun.Kolay gelsin.

    • meyvelitepe 02/08/2012 at 13:36 #

      Sadık bey, teşekkür ederiz, bilmukabele.

  10. Faik Murat Ünel 02/08/2012 at 15:22 #

    Elinize sağlık, bol ve lezzetli hasatlar dilerim.

  11. meryem 02/08/2012 at 17:51 #

    gerçekten çok güzelllll. tebrikler.ben daha çok acemiyim ama öğrenmek istiyorum.nereden başlayacağımı bilmiyorum.küçük bir bahçe yaptım, ilk defa .. bir şey bilmediğim için rastgele ektiğim sebzelerden azda olsa ürün almak ve onlara kıyamasakta yemek çok mutluluk verici.seneye sizin uygulamalarınızı yapmak istiyorum fakat siteden okuduğum kadar yapabilir miyim bilmiyorum.bana yardımcı olursanız sevinirim.birde bir sorum olacak.salatalıklar acı bunlar nasıl tatlanacak?sizlere çok teşekkür ederim paylaştıklarınız için.emeğinize sağlık.

    • meyvelitepe 07/08/2012 at 13:15 #

      Meryem hanım teşekkürler. Size Sebze Adalarını özellikle tavsiye ederiz. Salatalıklar su stresine girdiklerinde acılaşmalar olabiliyor.

  12. Sibel 03/08/2012 at 15:35 #

    İyi günler sayın meyvelitepe 2009 dan beri sizi takip ediyorum. ziyaretinize gelmeyi çok istiyoruz. ekim gibi ziyaretinize gelsek müsait olurmusunuz. ayrıca bahçenizde devamlı geziyorum. sizin ürünlerinizi gördükçe hep birşeyler yapmak istiyorum gelecek yaz güzel bir bahçe yapacağız fikirlerinizi almak istiyoruz

    • meyvelitepe 07/08/2012 at 13:14 #

      Sibel hanım, teşekkür ederiz. Bize e-posta ile biraz kendinizi tanıtırsanız seviniriz. Bir ziyaret programı da birlikte yapabiliriz belki.

  13. hacı avan 03/08/2012 at 19:41 #

    Hakan bey merhaba, bir süredir meyvelitepeyi takip ediyorum. çok ilgimi çekiyor. Her seferinde yeni bir şeyler öğreniyorum. Resimlere baktığımızda sanki bir ilaç gibi bir şey var üzerinde. Size sorum şu: Bu nasıl bir şey. İlaç mı yoksa kükürt mü. Nasıl kullanılyor. Biraz bilgi verirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Bir de bu ürünler bizim buralarda yok. Tohumlarını İstanbul’dan Yenikapıdaki tohumculardan bulabilir miyim. Saygılar.

    • meyvelitepe 07/08/2012 at 13:12 #

      Hacı bey, bize sormamışsınız ama bizimle ilgili olduğu için yanıt vereyim.

      Sebzelerin üzerinde gördğünüz beyazlıklar Kaolin Kilidir. Kaolin kili hakkında daha fazla bilgiye Organik Bahçecilik sayfamızdaki, Kaolin Parçacık Film Teknolojisi başlığı altındaki otuz küsür yazımızdan ulaşabilirsiniz.

      • UDITGTP 14/08/2012 at 14:45 #

        Sayın meyvelitepe
        Kayısı meyveleri üzerindeki kaolin kili kalıntılarını yıkamakla çıkaramıyoruz. Suda beklettik, yıkadık meyveler ezilmeye başladı ama çıkaramadık. Yapraklara iyi yapışsın diye yayıcı yapıştırıcı karıştırmıştım acaba bunun etkisinden mi çıkmıyor?

        • meyvelitepe 14/08/2012 at 14:55 #

          Hasata yakın, meyveler irileştikten sonra uygulama yaptıysanız ve yayıcı yaypıştırıcı kullandıysanız çıkarmakta güçlük çekmeniz normal. Kayısının üzeri tüylü olduğu için kabuk tarafından tutuluyor.

          Bu yazının üçüncü maddesinde biraz söz etmiştim.

          3. Bitkiler üzerinde mineral film kaplaması sonunda ürün üzerinde mutlaka mineral kalıntısı bırakıyor. Bu muhakkak göz önüne alınmalı.Yaprakları yenen maydanoz, roka, tere, kıvırcık, marul gibi bitkilere mecbur kalınmadıkça uygulanmamalı, uygulanırsa da düşük doz ve su ile temasında tamamen çıkacak şekilde, herhangi bir yapıştırıcı vb. kullanılmadan uygulanmalı.Aynı tavsiyeyi çiçekten hasata olgunlaşma süresi hızlı, soyulmadan yenen ve kuvvetli yıkamaya gelmeyecek çilek, kiraz gibi meyveler için de verebilirim.Buna karşı olgunlaşma süresi çok uzun, kabuğuyla yenmeyen veya hasat sonrası zaten kuvvetli yıkamaya tabi olan (nar, zeytin vb.) meyvelerde kalıcı kaplama olacak şekilde uygulama yapmak beklenen faydalar ve maliyet açısından daha uygun olabilir.
          Elma, armut gibi 3-5 ay arasında olgunlaşma süresi olan meyvelerde ilk uygulama(lar) kalıcı iken hasata yakın uygulamalarda kalıcılık azaltılmalıdır.

          Sebzelerdeki uygulamalar da sebzesine ve duruma göre yapılmalıdır. Sebzelerde çoğunlukla bir sezonda aynı bitkiden sürekli ürün almak söz konusu olduğundan, kaolin ile sebzelerden çok bitkinin korunması söz konusudur. Sık yapılan düşük doz ve kalıcı olmayan uygulamalar daha uygun olabilir. Nitekim sebze uygulamalarında kaolinin bir IPM bileşeni olduğu düşünülmelidir.”

  14. gokhan 05/08/2012 at 23:40 #

    Bu senede herşey sizin dışınızda organik olmayan yollarla mücadele eden herkese nispet gibi.Süpersiniz…

    • meyvelitepe 07/08/2012 at 13:08 #

      Gökhan bey, teşekkürler.

  15. denizakvaryumu 06/08/2012 at 02:04 #

    Sn.Meyvelitepe
    neemle , gülleci bulamacını neden karıştırdınız?

    Tek başına neem etkili olmuyor mu?

    • meyvelitepe 07/08/2012 at 13:08 #

      Neemazal tekbaşına kırmızı örümcek erginleri için etkili. Ancak kireç-kükürt de tarihsel olarak akarlara karşı kullanılıyor. İkisini birlikte kullanarak yumurtalara etkisini de görmek istedik.

  16. ihsankaya45 06/08/2012 at 15:37 #

    Sn meyvelitepe
    sebzelerini çok iyi gelişmiş. domates çeşitlerinizi hayran kaldım.tebrik ederim.
    zeytinlerinizin aralarını sürmüşsünüz. toprak işlemesiz tarım denemelerinizde sonuç alamadınız mı?
    saygılarımla.

    • meyvelitepe 07/08/2012 at 13:06 #

      İhsan bey, toprağımız işlemesiz tarım için fazla killi olduğu için geçen sonbahar bir kaç yıl sürecek bir program başlattık. Bu konudan bu yazımızda söz etmiştik. İlk klinoptilolit ve leonardit uygulamasından sonra yazlık / kışlık örtü bitkisi yetiştirip çapalamak suretiyle toprağa karıştırıyoruz. Bu böyle bir kaç yıl devam edecek ve toprak işlemesini azaltacağız.

  17. limon sever 10/08/2012 at 15:19 #

    “Yağlık kapya biberler de epeyce irileşti, zamanında önlem alınmazsa dalları kırılıyor. Kızarana kadar bekliyoruz, bunları salça, kurutma ya da közlenmişiyle konserve dışında saklamanın yöntemini bilenler paylaşırsa seviniriz.”

    Demişsiniz. Turşusunu yapıp daha sonra kışın biberleri turşudan arındırmak için suda 2-3 kez bekletip yıkıyorsunuz. Tamamen turşudan arındırdığınız biberleri kızartabilirsiniz. Mükemmel bir tat ve tazeymiş gibi tüketiyorsunuz.

  18. Orhan Arnavut 13/08/2012 at 21:25 #

    Sayın Meyvelitepe,
    Evin temelini attığınız zamandan beri , sizin websitenizi büyük bir ilgi ile takip etmekteyim.
    Bitki koruma ve geliştirme konusundaki çalışmalarınızdan istifade etmekteyim.Bu hizmetiniz için teşekkür ederim, muaffakiyetler dilerim.

    Not: Mail atmayı henüz öğrendiğim için , bugune kadar size mail atamadım.

    • meyvelitepe 14/08/2012 at 14:57 #

      Orhan bey, çok teşekkür ediyoruz.

  19. ibrahim bircan 21/08/2012 at 15:03 #

    sayın meyvelitepe
    öncelikle kendimi tanıtayım.adımİBRAHİM BİRCAN ,emekli inşaat mühendisiyim,istanbulda ikamet ediyor, fakat yılın 8ayını erdek,de bahceli evimde geçiriyorum. sizin hayranınızım,bende bahcemde sayenizde fırın yaptım.fırın kardeşliğine resimlerimi göndermek istiyorum, mail adresime mailinizi gönderirseniz memnun olurum.

  20. nurşin 22/08/2012 at 00:15 #

    merhaba Kapya biberlerini, salça, kurutma , konserve (köz) dışında ,kızardıktan sonra, minik minik doğrayıp 2 dk ocakta çevirerek soğutup, kullanılacak parçalara ayırarak derin dondurucuya koyabilirsiniz. Kışın özellikle yeşil mercimek yemeği, kuru fasulye vb içine pişirirken atmak ayrı bir lezzet ,renk ve konu veriyor.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]