M erhabalar Ben Ankara’dan emekli astsubay İsa. Emekli olduktan sonra Ankara da mütevazi bahçesi olan müstakil bir ev satın aldım. Buraya kadar hayatımda elime hiç kazma-kürek, keser -çivi, boya-fırça almadım desem yalan olmaz ama burayı satın aldıktan sonra her işten anlayan iyi bir usta oldum 🙂 Edindiğim bu ustalık tecrübesiyle bahçemin bir köşesine taş fırın yaptım ve yaptığım bu fırını sizlerle paylaşmak istedim.

Fırın yapma fikri hiç aklımda yokken internette tanıştığım fırın kardeşliği ile bende olmazsa olmaz halini aldı. Fırın Kardeşliğinde fırınların yapılışı ve yaparken duyulan heyecan öyle güzel anlatılmış ki bunları okuyup da heveslenmemek mümkün değil  bu sebeple söz konusu site yöneticilerine ve yaptıkları fırınların anlatımı ile renk katan ve insanları fırın yapmaya sevk eden tüm katılımcılara teşekkür etmek isterim.Bu kadar gevezelikten sonra gelelim benim fırınıma.
Öncelikle tüm örneklerde olduğu gibi en alta bir temel betonu attım ( 140*110 cm ölçülerinde).

Daha sonra ateş tuğlalarını almak için piyasa araştırması yaptım. Yaptığım araştırmada ateş tuğlasının oldukça pahalı olduğunu görünce  alternatif arayışlar içerisine girdim. (Lodos Fırınında eski bir fırının tuğlalarının kullandığı anlatılmakta idi.) Bu sırada bacanağım Dursun eski kalorifer kazanlarının içerisinde ateş tuğlalarının bulunduğunu söylemesi üzerine Ankara Hurdacılar Sitesine giderek eski kalorifer kazanı aradım ve bir yerde 3 adet kalorifer kazanının oksijen tüpü ile kesilerek parçalandığını gördüm. Kazanların sahibi ile görüştüm ve hiç bir ücret  ödemeden  kazanların içerisindeki tuğlaları alabileceğimi söyledi. Böylece fırın yapımında en yüksek maliyeti teşkil eden ateş tuğlalarını bedavaya dolayısı ile  fırını oldukça düşük bir maliyete çıkaracağım kesinleşmiş gibi görünüyordu. Söz konusu tuğlaları kazanların içerisinden sökmek hiçte kolay olmadı ama gerek arkadaşım Süleyman’ın gerekse de orada çalışan işçilerin yardımıyla tuğlaları yerinden çıkardık. Yaklaşık 120 adet  20*10*8 ölçülerinde  ve yaklaşık 90 adet 12*20*12 ölçülerinde oval ateş tuğlası temin etmiş olduk.Şamot olarak da kullanılmak üzere tuğlaları sökerken çıkan döküntüleri kürek ile çuvallara doldurduk.

Daha evvel atmış olduğum temel  betonun üzerine  tuğlaları dizerek fırının nasıl görüneceğine şöyle bir baktım.

Ama tabi ki fırın burada değil bir üst katta olacak. Bunun için yan duvarı örüp yükseltmek için biriket ve tuğla satın aldım. İdeal  yüksekliğe kadar örüp üzerine beton atmak üzere kalıp çaktım.Bu arada komşum Zeki Bey ve arkadaşım Süleyman Bey de bana yardımcı oldu.Kalıbın içerisine önceden yaptığım bir işten artan profil demirlerini  kullandım.Profillerin bir ucunu yanda bulunan beton duvarı delerek içine, diğer ucunu da ördüğümüz duvarın üstüne gelecek şekilde yerleştirdik.Aralarına da eski inşaat demiri kullanarak sağlamlaştırdık.

Daha sonra harcı karıp betonu attık. Kalıbı yaparken ön tara U şeklinde boş kısım bıraktık çünkü o kısmı barbekü olarak kullanmayı düşünüyorum. Benim fırınımın Fırın Kardeşliği sitesindeki örnek fırınlardan tek farkı sanıyorum bu olacak. Gerçi Lodos  Fırını örneğinde de barbekü var ama benimki sabit bir barbekü olacak en azından öyle olmasını planlıyorum.

Betonun kurumasının ardından kalıpları söküp kaldığımız yerden işe koyulduk. Betonun üzerine diğer fırın örneklerinde olduğu gibi cam kırıkları ve tuz koymayı planlıyordum ancak elimdeki oval şekildeki ateş tuğlalarının kalın olması sebebiyle buna ihtiyaç kalmayacağı düşündüm ve bu tuğlaları fırının tabanını (90 cm çapında) oluşturacak şekilde betonun üzerine aralarına  şamot harcı kullanarak yerleştirdim.Tabanı oluşturduktan sonra elimdeki diğer tuğlaları dik olarak bir sıra tabanın  kenarından itibaren çepeçevre ördüm.Sıra fırın kapağının yerleştirilmesine geldi.Hurdacılar sitesinden satın aldığım eski kalorifer kazanının kapağının etrafına bir kaynakçıda profilden  çerçeve ,menteşe ,kulp ve sürgü yaptırdım.Profil çerçeveyi yaptırırken kapağı istediğim ayarda yerine oturtturabilmem için  çerçevenin beton içinde kalacak kısmını  biraz uzun bıraktırdım daha sonra yerleştirirken ölçüp fazla kısmı keserek kapağı rahatça açılıp kapanacak şekilde ayarladım.

Artık sıra fırın kubbesinin örülmesine gelmişti ancak bu o kadar kolay görünmüyordu. Kubbe için üst resimde görüldüğü gibi strafordan bir kalıp hazırladım.Elimdeki mevcut tuğlaların ölçüleri büyük olduğundan bunlarla bu şekilde kubbeyi  öremeyeceğimi anlayınca tuğlaları spiral taşlama aleti ile ortadan ikiye keserek halledebileceğime kanaat getirdim ve elimdeki mini taşlama aleti ile işe koyuldum. Çok fazla geçmeden taşlama aletinin  nakavut olduğunu görünce kayınbiladerimden  profesyonel  bir taşlama aleti alıp işe kaldığım yerden devam ettim yaklaşık bir gün boyunca tuğlaları kesmek için uğraştım ve taşlama aletini sağ salim kayınbiladerime teslim ettim.

Artık kubbeyi örebilirim ve başladım. Ne yaptığımı merak eden arkadaşım Süleyman Bey’de gelince beraberce kubbeyi yaklaşık yarım gün içerisinde ördük. Kubbenin en üst kısmında biraz zorlandık ama onu da tavuk vs. asmak için koyduğumuz demirin yardımıyla halletmiş olduk. Kubbeyi örerken üzerimizin pis olması ve işin heyecanından olsa gerek fotoğraf çekemedik.Kubbe işi bittikten sonra baca falan yapılmadan fırının içinde bir ateş yakıp durumu görmek istedim ve ateşi yaktığımda bir iki noktadan küçükte olsa duman kaçağı olduğunu gördüm.Bunun üzerine  fırın kubbesinin tamamını çamur ve saman ile yapılmış harç ile kapatmayı düşündüm .Düşündüm ama çamur kolayda samanı nereden bulacağım?Mahallemizin bakkalının  yumurta sattığı sepetin içinde saman var ama istesem verir mi , verse yeter mi?  falan  diye düşünürken yakınımızdaki bir köyde olabileceği aklıma geldi ve gittim köye.Köyün meydanında 5-6 yaşlı oturmuş sohbet ediyorlar selam verdim ve saman lazım olduğunu söyledim napacan tandır mı yapacan? dediler.Fırın yapacağımı söyledim ve içlerinden biri gel bakalım benim traktörün römorkunda saman yüklü istediğin kadar al dedi yaklaşık bir çuval saman aldım. Borcum ne dedim canının sağlığı dediler teşekkür ederek geldim harcı karmaya başladım. Fırının tamamının üzerini en az 3-4 cm kaplayacak kadar çamurla sıvadım. Çamur işini yaptıktan sonra fırın kubbesini cam yünü ile de kaplama fikrinden de vazgeçtim.

Çamurun kurumasının ardından bacanın , barbekünün yapılması ve fırının dışının kapatılması işleri kaldı.Bacayı yapmak için bacanın tutunacağı zemini hazırlamak üzere iki adet profil kestim ve fırın kapağının çıkış kısmının üstünden bir ucunu  duvara diğer ucunu da ördüğüm tuğlaların üzerine gelecek şekilde yerleştirdim.Böylece baca tuğlaları ile onun önüne kemer gibi gelecek olan tuğlaları rahatlıkla yerleştirebildim.Baca işini de hallettikten sonra sıra barbekü olacak yerin yapılmasına gelmişti bunun için öncelikle fırının kapak kısmının alt tarafına boydan boya bir kalıp yapıp beton atarak  barbekünün zeminini  oluşturdum.

Eşim Ayşe Hanım da mala ile benim attığım betonu düzelterek çorbaya tuzunu katmış oldu.

Barbekü zemin betonunun kurumasının ardından kalıbı söktüm ve barbekü nün açık kalan arka kısmını tuğla ile örerek kapattım. Kül ızgarasını sanayide bir sac kesim büküm atölyesinde yaptırdım. Sıra geldi barbekünün ön kısmının nasıl olacağına bunları kafamda planlamıştım ama iş pratiğe gelince zorlanıyor insan. Yapmak istediğim şey en altta betonun üstünü boydan boya kapatacak şekilde metal bir kül ızgarası onun üstünde ateşin yanacağı delikli ızgara onun üstünde ise pişirme bölümü(yani sıradan mangal mantığı)Onun için kül ızgarası ile ateş ızgarasını birbirinden ayırmam gerekecek bu sebeple ön tarafa kül ızgarasının girip çıkacağı kadar bir boşluk bıraktıktan sonra bir sıra tuğla örmem lazım bunun içinde tuğlalara dayanak olması için yine bir profil demir kesip bir ucunu soldaki duvara diğer ucunu da sağdaki tuğlaların içine soktum, üzerine tuğlaları sıralayarak bol çimentolu harç ile sabitleştirdim ama sağlamlığından endişeliydim. Ertesi gün baktım kaya gibi sağlam olmuş, rahatladım.Daha sonra önceden hurdacılar sitesinden satın almış olduğum ateş ızgarasını yerine oturtmak için ön ve arka kısma tuğlaların üzerine gelecek şekilde bir profil tutturdum. Bu profilden ön taraftaki tuğlaları tutan profile üç yerden lama demir kaynatarak ızgarayı üzerine oturtturdum. Pişirme yeri içinde sol ve sağ taraflara profil demir karşıya ise lama demir kaynatarak  U şeklinde bir rampa oluşturdu.Bunun üzerine isteğe ve ihtiyaca göre tel ızgara şiş veya oluklu ızgara rahatlıkla konulabilmektedir.Buradaki kaynak işlerinde sitemizin görevlisi Hüseyin Bey bana yardımcı oldu.

Barbekü de artık tamamlandığına göre sıra şimdi fırınımızın dış cephesinin kaplanmasına geldi. Düşüncem soldaki duvardan itibaren sundurma şeklinde bir çatı ve etrafında evimin dış cephe kaplamasından artan fibercement ile kaplanması. (bknz.  http://www.hekimyapi.com/fibercement-nedir.html)  Bunun için öncelikle fırının dış kısmının ve çatısının karkasını komşumuz Zeki Bey ve Site görevlimiz Hüseyin Bey ile yaptık.Çatı kısmında eski gardrop kapaklarını kullandık.Karkas işi bittikten sonra  fibercementleri komple fırının etrafına ve çatısına vidaladım.

Çatıya şingıl düşünüyordum ama elimde artan fibercementler olunca şingıla da ayrıca para vermek istemedim ve fibercement ile çatıyı kapladım. İyi de yapmışım fena olmadı. Bacayı iki sıra tuğla ile yükseltim. Baca etrafını mineral sıva ile sıvadım.

Depo kapısını ahşaptan yapıp üzerini fibercement ile kapladım.

Geriye bir tek boya işi kaldı,evimin dış cephesi yapılırken ahşap eskitme boyanın nasıl yapıldığını öğrenmiş hatta komple bir cephesini ben boyamıştım. Fırınında dışını ahşap eskitme ile boyadım. Boya yaparken kızım Gülşen ve damadım Şükrü’de bize çorbada tuzu olması hasebiyle yardımcı oldular. Artık fırınımız kullanıma hazır.

 

 

Eee bu kadar emekten sonra insan çok şey yapmak istiyor ama nereden başlamalı?  Biz daha denemeden bir gün Süleyman Arkadaşım geldi ve yakıp bir bakalım biraz hamur yeter dedi. Eşim Ayşe Hanım mayaladı biraz hamur. Yaktık fırını ısınmasını bekledik attık hamurları içine. Acemilik  bu ya aynı Köyden İndim Şehire Filmindeki  Saffet in hamurları gibi oldu bizim ekmekler,yamuk yumuk çıktı bir şeyler.Kalan hamurları hanım tepsiye bastı da telef olmaktan kurtardı. Bu iş böyle olmaz bu kadar emek sonunda hüsran. Öğrenmeliyiz işin  sırrını. Sorun kullandığımız odunda dedim ve gittim meşe odunu satın aldım. Aradan bir hafta falan geçti  kıymalı pide yapmaya karar verdik.Çağırdık baldızı bacanağı kızı damadı.Hazırladık pide içini,hamuru.Yaktık fırını meşe odunuyla bolca kor oldu, yaydık korları fırının dört bir yanına ,fırının içine yaklaşılmıyor ısıdan.Hanım hazırladı pideleri sürdük fırına, fırın cehennem gibi ama pidelerde bir gayret yok durup duruyor bem beyaz.Sonra fikir yürütüyoruz  neden böyle falan derken korun üzerine küçük tahta parçaları atmayı akıl ediyoruz ve bizim pideler tahta parçalarının yanmasıyla birlikte cızırdamaya başlıyor. Manzara mükemmel çıkan pideler harika ve artık hanım pideleri yapmaya bacanak pişirmeye yetişemiyor. Konu komşu gelen geçen herkes sebepleniyor harika pidelerden.

Fırın tamam gelelim barbeküyü denemeye. Barbeküyü yaktığımızda bir hata ile karşılaştığımızı anlıyorum. Baca çıkısını tam fırın kapağı üstüne vermiştim yani barbekünün üst kısmının yarısında baca var yarısında yok. Yükselen dumanın bir kısmı bacadan çıkıp gidiyor ama bir kısmı da kapalı olan tuğlaya çarpıp geri gelerek kendine yol bulmaya çalışıyor ve  soldaki duvarı falan batırıyor. Baca yapılırken bu bölüm komple baca tuğlası ile örülse iyi olurmuş.Neyse artık ya böyle idare etmeye çalışacağım yada baca kısmını  söküp ilave yapacağım bu da bir günümü alır.

Ben fırın yaparken de , sizlerle paylaşırken de büyük keyif aldım.Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.

Not:Bu fırın bana bir mangal fiyatına mal oldu desem yalan olmaz yakıt ücreti de dahil 250 tl para harcadım.

Tags:

10 Responses to “Fırın Kardeşliği – Başçavuşun Fırını” Subscribe

  1. yaşar 02/05/2013 at 08:46 #

    Karşı pideci komşum çırağına ” oğlum, o kalın odunun yanına bir tane ince pırnal (bizim buralarda piynar derler) odunu at!” dedi, sonra da bana dönüp “Yahu usta şuna baksana,koskoca meşe odunu akşama kadar alevlenmeden böyle yavaş yavaş yanar sonra da köz olur oturur.Pırnal odunu daha iyi ve alevli yanar her zaman .”demişti yazınızı okuyunca ben de hafızamın bir kenarına not ettim şimdi.Fırınınız güzel olmuş, elinize sağlık,bereketi içinde olsun…

  2. Ayse Çığdem Yılmazlar 02/05/2013 at 23:28 #

    Emeğinize sağlık , beni de idealim bahçemde böyle bir fırın görmek … İyi günlerde kullanın .

  3. ismail bayraktar 04/05/2013 at 00:18 #

    En güzel fırın bu olmuş.

  4. yasin 09/06/2013 at 16:42 #

    tebrikler güzel bir fırın ! ben hem size hemde diğer bilgili takipçilere bir şey sormak istiyorum bahçesi olmayan, bu tarz bir fırını müstakil bir ev terasında yapabilirmi? bu ne gibi dezavantajlar getirir. zorlukları neler olur bu konuda beni aydınlatırsanız sevinirim…

  5. yılmaz 09/09/2013 at 10:11 #

    güzel bir çalışma elinize emeğinize sağlık.yalnız merak ettğim tbana ısı yalıtımı yapmadınız.tabanın ekmek ve pidede altlarını pişirmesi nasıl?

  6. isa 01/10/2013 at 12:59 #

    Yorum yapan herkese teşekkür ederim.Öncelikle terasta nasıl olur diye soran arkadaşıma cevap vereyim ben işin uzmanı değilim ama herhangi bir sorun olacağını sanmıyorum.Taban yalıtım yapılmamış ekmeklerin altı pişiyor mu diye sormuşlar amatör olarak fırında bir şeyler pişirmek tamamen deneme yanılma usülü ile oluyor bir yapıyorsunuz eksiklerinizi görüyorsunuz,diğer sefere daha iyi oluyor.Tabanda pişirmede bir sorun yok gayet güzel oluyor ancak yinede yalıtım olsa daha iyi olurmuş.

  7. Atila Altunsoy 18/10/2013 at 17:18 #

    İnsan azmederse araştırarak bu öenekte olduğu gibi çok şeyler yapabilir.Ben emekli bir mühendis olarak köy evimi yenilemekteyim inşaatım var ve bende inanın aynı fırını tasarladım.ancak küçük bir farkla dört bir yanı yalıtım düşünüyorum.Ayrıca ,fırının ateş bölümünü yan tarafa ayrı bir kapak açarak ızgaralı biçimde yapıp,odun yüklemesinden sonra kapağı kapatılarak ısı ve dumanın pişirme bölümünün üzerinden bacaya ulaştırmak suretiyle pişirmenin sıkıntısız ve temiz (kül ve közden uzak) bir şekilde yapılabileceğini düşünüyorum.Saygılar

  8. emel 21/10/2013 at 05:47 #

    Tebrik ediyorum sizi isa bey azmin elinden hiçbirşey kurtulmazmış.Eşinizede allay kolaylık versin.Darısı bizimde başımıza inşallah.

  9. Melih 25/10/2013 at 08:20 #

    Benden nacizane küçük bir tavsiye:
    Kullanılmış ateş tuğlası kullanmak isterseniz, özellikle zemine bu kullanılmış tuğlaları döşemeyiniz. Bu tuğlaların belirli bir ömrü vardır. 5-10 sene sonra ısı tutma özelliklerini kaybediyorlar.
    -Benim yaptığım fırında bu başıma gelmişti. Müsade edilirse burada bende fırınımı en kısa zamanda paylaşmak isterim.

  10. SUAVİ SAYIN 12/10/2014 at 04:59 #

    Çalışmalarınızı gördüm çok güzel.
    Bir soru sormak istiyorum. Bahçeye fırın yapmak konusunda yasal bir kriter var mı, komşular buna itiraz etmiyor mu veya böyle bir itiraz hakları var mı. Ben yazlığıma böyle bir fırın yapmak istiyorum ama duvar komşusunun itiraz edeceğini düşünüyorum. Bu konuda bilginiz var mı. Teşekkürler

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]