M odern şehirli yaşamın içinde köklerimizden ve geçmişimizden uzaklaşıyoruz. Ya da başka bir ifadeyle geçmiş mücbir sebeplerle form değiştiriyor.

Günümüzde, evlerimizde bulunan fiziksel unsurlar geçmişe nazaran oldukça değişti. Eskilerin yerini yeniler aldı. Ancak son zamanlarda görüyorum ki, imkanı olanlar eskilerin bu güzel, büyülü adetlerini yaşatmak için uğraşlar veriyorlar.

Anadolu köylerinde ya da kentlerinde doğup büyümüş insanlar fırın kültürüne yabancı değildir. Tamamıyla doğal ve yaşanılan çevreden elde edilmiş materyallerle üretilmiş biraz ilkel ancak son derece işlevsel bu fırınlar evlerin, köylerin, mahallelerin merkezinde birleştirici bir misyonla bulunur.

Buralarda doğmamış olanlar ise bazen bir akrabalık ilişkisi ya da bazen büyük batılı şehirlerdeki modern taklitleri sebebiyle bu kültürle karşılaşmaktadırlar.

Ben de, doğduğum Anadolu şehrinde böylesi bir ortamda çocukluğumu geçirdim. Lise yıllarından itibaren ise gurbete çıktım. Uzun yıllar yurt içinde ve dışında bir çok farklı yerde bulundum. Gidip gördüğüm bu yerlerde hem ticari hem de kişisel amaçlarla üretilmiş fırınları inceledim. Yıllar sonra aklımın bir kenarında yatan bu hayalimi gerçekleştirebileceğim imkanı yakaladım.

Kısa araştırmalardan sonra gördüm ki benim gibi düşünen, hisseden bir çok insan var. Hiç vakit kaybetmeden kafamda tasarladığım planı uygulamaya koyuldum.
Temel yapı malzemelerini (kum, briket, çimento) kayınpederim yayla evimizde fırını yapmaya karar verdiğimiz ambarın önüne çoktan getirmişti.

Gerekli olan özel malzemeleri kendi römorkumuzla fırını inşa edeceğimiz Sertavul Yaylasına iki saat mesafede olan Konya’dan getirdim. Bu malzemeleri ve özellikle 110 cm çapında sille taşı’ndan taban taşını Konyalı büyük usta Celalettin Bey hazırladı ve kısa zamanda teslim etti. Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum.

İnternetten ve görüştüğüm ustalardan aldığım farklı bilgileri harmanlayarak işe başladım. Fırını toplam yirmi gün gibi bir sürede kayınpederimle birlikte büyük ölçüde tamamladım. Ancak zamanım kısıtlı olduğu için ambarın üzerinin kapanması ve fırın ön cephesinin kaplaması işini daha sonraya bıraktım.

Saygılarımla, FATİH


Anlatılanlara ek olarak bakınız:
youtube: www.youtube.com/watch?v=NieGx_Ejig0

Tags:

4 Responses to “Fırın Kardeşliği – Sertavul Fırını” Subscribe

  1. İsa DİNÇER 21/10/2013 at 18:23 #

    Fatih bey ellerinize emeğinize sağlık çok güzel görünüyor. Yemeklerin görüntüsüne diyecek bir şey yok zaten. Fatih bey ben 18 inci resmi pek anlayamadım. Orada köy ocağı gibi bir şeyler yapmışsın bunu ne amaçla yaptınız acaba, açıklarsanız sevinirim. Saygılarımla.

  2. fatih 22/10/2013 at 10:36 #

    Teşekkür ederim. Resimde görünen kubbenin üzerinin kapanmadan önceki son hali. Yerçekimine direnmesi için içerden destek koydum.
    Saygılarımla.

  3. İSA 30/11/2013 at 15:46 #

    Harika bir fırın olmuş.Elinize emeğinize sağlık.İyi günlerde kullanın.

  4. Celalettin 03/03/2014 at 12:01 #

    Ellerinize sağlık Fatih bey çok güzel olmuş gerçekten profesyonel bir çalışma olmuş ellerinize sağlık

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]