İrfan Çayı

Önceki yazı dizimizde ayrıntılı olarak anlattığımız geçen yılki hidroponik deneyimlerimizin en önemli kazancı “İrfan Çayı“nı bulmamız oldu. Bu çay, ister hidroponik, ister bahçede, sebze adasında, ister saksıda veya çuvalda, nerede olursa olsun yetiştirdiğimiz bitkiler için, başka hiç bir girdiye ihtiyaç olmadan bitki besini olarak kullanabileceğimiz, içeriğinden emin olduğumuz, organik ve sürdürülebilir, 4-5 gün gibi kısa bir sürede kullanılabilir hale gelen, çok basit bir şekilde yetiştirdiğimiz bitkiye göre dozunu ayarlayabileceğimiz, ev yapımı organik bir gübre olarak biraz daha üzerinde durulmayı hakkediyor.

İrfan çayı, bitkiler için gerekli olan, kökler tarafından alınmaya hazır zengin ve tam mineral içeriğinin yanısıra, organik mikrofloranın gerektirdiği zengin aktif biyolojik yaşama da sahip. Üstelik  yapım sürecinin doğal bir sonucu olarak, olabilecek en yüksek oranda çözünmüş oksijen içeriyor olması, İrfan çayının, nerede yetiştirilirse yetiştirilsin tüm bitkilerin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu, çok önemli başka bir gereksinimi daha karşılayabildiği anlamına geliyor. Çayın oksijen içeriği, aynı zamanda sadece oksijen seven (aerobik) mikroorganizma yaşamını içermesini de garantilemiş oluyor.

Erken ilkbahardan geç sonbahara kadar bahçelerde, kırlarda kendiliğinden yetişen, çoğu zaman dert olarak gördüğümüz yabani otların büyük bölümü artık canımızı sıkmayacak. Bu otlar o kadar hızlı büyüyorlar ve her türlü mevsim şartına o kadar dirençliler ki hayret etmemek mümkün değil. Söz gelimi, amaranthaceae ailesinden kırmızı köklü tilki kuyruk (amaranthus retroflexus) neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar önceki yıl döktüğü tohumlardan çimlenip yarım metre boya ulaşıveriyor. Aslında yenebilir olmasına rağmen işgalci olmalarından dolayı çiftçilerin pek sevmediği bu hızlı büyüyen ot, başka bir çok yabani ot gibi bitkilerimiz için önemli bir besin kaynağı olmaya aday.

Bahçemizde kendiliğinden yetişen yabani otlar toprağımız ve iklim şartlarımız ile tam bir uyum içerisindeler, topraktaki besin elementlerini mükemmel verimlilikte kullanıyorlar, yerel mikroorganizmalar ile işbirliği içindeler. Bunun sonucu olarak aslında kendi bölgemizde yabani olarak yetişmeyen kültür çeşidi sebzelere göre daha güçlüler, hızlı gelişiyorlar, hiç bir şeyin eksikliğini çekmiyorlar ve havadan, sudan, topraktan aldıkları her şeyi bünyelerinde depoluyorlar.

Bizlerin yapması gereken ise, başedemediğimiz bu yabani otların toprağımızdan aldıklarının bir kısmını onlardan geri alarak yemelik olarak yetiştirdiğimiz sebzeleri beslemede kullanmak, geri alamadıklarımızı ise havadan alınan karbon ile zenginleşmiş olarak yine toprağımıza iade edilmesini sağlamaktan ibaret.

Yabani otları kazanıma çevirmenin en bilinen yolu kompost karışımında kullanmak, bir başka yolu ise biçerek toprağa karıştırmak. Bir diğer yolu ise İrfan Çayı yapmak. İrfan Çayının diğer kullanımlara göre üstünlüğü çok kısa sürede ve iz elementler de dahil tüm mineral kompozisyonuna sahip, tek başına yeterli bir bitki besinine çevrilebiliyor oluşu.

İrfan çayı yaparken, elde ettiğimiz çayın dengeli bir mineral kompozisyonuna sahip olması için tek çeşit bitkiden değil, en az iki çeşit bitkiden yapılması çok isabetli olur. Nitekim, geçen yılki hidroponik denemelerinde çok zengin mineral içeriğe sahip olduğu bilinen karakafesotu (comfrey) yapraklarını tek çeşit olarak kullanarak yaptığımız çayda mineral kompozisyonunun yeterli gelmediği izlenimini edinmiştik. Karakafesotu yapraklarına dev kadife yaprak ve dallarını eklediğimizde elde ettiğimiz çay ise son derece tatmin edici olmuştu.

İrfan çayı yaparken kullabileceğimiz yabani otları seçerken potasyumca zengin otlarla azotca zengin otları birlikte kullanmayı prensip edinmenin yararlı olacağını düşünüyoruz. Karakafesotu gibi bazı bitkiler oldukça geniş mineral içerik çeşitliliğine sahipken, bazı bitkiler daha az çeşitlilikte mineral içeriğe sahip olabiliyorlar. Bunun için kaynaklar elverdiğince yöremizde yetişen veya kolayca bulabileceğimiz yabani bitkileri tanıyıp, içerikleri hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor.

Hangi bitkiler:

Bu hayli geniş ve zaman içinde araştırılması gereken bir konu olmakla birlikte, mevcut kaynaklara göre başlangıçta yararlanabileceğimiz epey bir bilgi var.

comfreySıralamaya başlarken, listenin en başına karakafesotu‘nu (comfrey) koymak çok yanlış olmaz. Karakafesotu yaprakları tüm mineralleri ve iz elementleri içermekle beraber potasyumca çok zengin. Kurutulmuş (Russian comfrey- bocking 14 – Symphytum X uplandicum) karakafesotu yaprakları analiz edildiğinde NPK oranları sırasıyla 1.8-0.5-5.3 olarak çıkmış. Bu değerler deniz yosunu gübresinden epey daha yüksek. Aynı çeşit karakafesotu mineral içeriğinin, ahır gübresininkinden de hayli yüksek olduğunu belirten kaynaklar var. Karakafesotu, çeşitli metodlarda organik gübre yapımında çok bilinen ve hakkında en çok kaynak ve deneyim bulunan bir bitki.

Karakafesoboragetu hodangiller ailesinden, dolayısıyla aynı ailedeki diğer bitkilerin de, karakafesotu kadar olmasa da, zengin mineral içeriğe sahip olacağını tahmin etmek güç değil. Bahçemizde hodan (yerel ismiyle kaldirik – borago officinalis), hayli yayılmış çok yıllık bir bitki. El değmemiş yerler tamamıyla hodan yapraklarıyla kaplanmış halde. Karakafesotu gibi kökleri çok derinlere giden bu bitkinin başka bitkilerin ulaşamayacağı derinliklerden başta potasyum olmak üzere, bir çok minerali alıp yapraklarında depolaması şaşırtıcı değil. Zaten bir çok bitki için iyi bir kardeş bitki olan hodan, fazla yapraklarıyla çayımızın içine girdiğinde potasyum zengini bir içerik olarak mükemmel iş görecektir.

Hodangiller gibi derin kök yapısına sahip yabani bitkilerin çoğunun bir çok mineralin yanı sıra potasyumca çok zengin olduğunu aklımızda tutmamızda fayda var.

stinging-nettleYine çok bilinen ve kullanılan diğer bir bitki ısırgan (stinging nettle – Urtica dioica) içerdiği azot ve diğer minerallerin yanısıra zengin iz element içeriği ile, bulabildiğimiz sürece, hazırlayacağımız çayın içinde yer almayı fazlasıyla hakkediyor.

pigweedKırmızı köklü tilki kuyruk (pig weed red root – amaranthus retroflexus) çok hızlı gelişen bir bitki, kalsiyum, magnezyum ve iz elementlerce zengin, yapraklarındaki azot, nitrat formunda olduğu için çayımızdaki azot etkisi de hızlı olacaktır. Büyükbaş hayvanların severek yediği besleyici bir bitki olduğundan hayvan gübresinde bulunan tohumlarla yayılır. Çoğu zaman başbelası olarak gördüğümüz bol yapraklı bu bitki  çayımızın müdavimi olabilir ve onun rekabetçi köklerinin topladıklarını isteğimiz doğrultusunda sebzelerimize sunabiliriz.

lambs quarterAynı zamanda yenebilen bir bitki olan sirken otu (lamb’s quarter – Chenopodium album) başta azot olmak üzere tüm mineralleri içeriyor. Labada olarak bilinen (curly dock, curled dock,  yellow dock – Rumex crispus) ailesi bahçelerimizde yer yer, bol yapraklı öbekler halinde görünürler. Bunların da mineral zengini yaprakları çayımızda yer alabilir.

chickweedKuşotu‘nun (chickweed – Stellaria media) ayrı bir önemi var. Serin mevsimlerde, hatta kışın bile bolca bulunan ve yenebilen bu ot, mevsim sebebiyle diğer otları bulamadığımız dönemde bize fazlasıyla yardımcı olabilir. Tüm mineralleri içermekle beraber daha ziyade potasyum, fosfor, mangan bakımından zengin olduğu bildiriliyor.

dandelionBenzer şekilde hindiba (Cichorium Intybus) ve karahindiba (Taraxacum officinale) yine çayımızda kullanabileceğimiz mineral zengini bitkilerden. Dev kadifeleri geçen yıl başarıyla kullanmıştık. Bundan sonra da devam edeceğiz.

tagetesYapraklarından çay yapılacak bitkilerle ilgili çok önemli bir uyarı: bu bitkilerde herhangi bir şekilde pestisit kalıntısı, ot öldürücü ilaç, bakırlı ilaç veya başka bir sentetik pestisit bulaşığı olmamalıdır. Bundan emin olunmalı.

Listeyi daha da uzatmak mümkün, ancak şimdilik sadece bahçemizde olan yabani otların bazılarından söz etmiş olduk. Farklı bölgelerde daha farklı otlar vardır. Bitkiler büyüyüp yaşayabilmek için topraktan birincil (N,P,K), ikincil (Ca, Mg, S) mineralleri ve en az 6 iz elementi (Fe, Cu, Mn, Zn, B, Mo) almak zorundadır. Dolayısıyla çay yapacağımız yapraklar farklı oranlarda da olsa bu minerallerin tümünü içerir. Burada akılda tutulması gereken, yapılacak çayda farklı özelliklerde en az iki bitkinin kullanılması gerektiği olmalı. Örneğin, potasyum zengini olduğunu bildiğimiz bir bitkinin yanında, en az bir çeşit çok hızlı büyüyen bir bitki daha olmalı ki, çayımızda bitkilerin en çok kullandığı azot ve potasyum yeterince bulunsun.

Bu yöntemle elde edeceğimiz sıvı, kuşkusuz organik bir gübredir ve başka hiç bir ticari gübrede bulamayacağımız şeklide tüm minerallere sahip olmasının yanısıra, minerallerin biribirlerine oranları yetiştirdiğimiz bitkilerin istediği oranlara uygun veya çok yakın olacaktır, çünkü zaten bunları yaşamakta olan bitkilerden ve herhangi bir kayıp olmadan alıyoruz.

Söz konusu gübrenin tek içeriği yeterli mineral kompozisyonu değil elbette. Zira bu çayla, aynı zamanda çözünmüş oksijen oranı yüksek ve patojen içerme olasılığı çok düşük zengin bir mikroorganizma florası da hazırlamış oluyoruz. Bu mikroorganizma popülasyonu, yetiştirdiğimiz bitkilerin beslenmesinde aynı zamanda depo görevi görecek ve yaşam döngüleri devam ettikçe bitkilerimizi beslemeye devam edecektir.

Doğru şekilde hazırlayacağımız İrfan Çayı, dışarıdan satın alınacak her hangi bir bitki besleme ürününe gerek duyulmaksızın, sadece bahçemizde, çevremizde kolayca bulabileceğimiz yabani otlar, su ve havalandırma için de çok az miktardaki enerji kullanılarak hazırlanabilecek bir bitki besleyici ve toprak zenginleştiricidir.

Nasıl yapacağız:

İrfan çayı, havalandırmalı bir bitki çayıdır, dolayısıyla hazırlanırken yeterince büyük bir kap, söz gelimi geniş ağızlı bir bidon, bir varil ya da daha büyük bir depo kullanılabilir. Sebze yetiştirme sezonu boyunca sebzelerimizi besleyebilmek için sürekli tazelenen çay üretimimiz olması gerektiğinden ve bu arada bir kesinti olmaması için en az iki, tercihan üç ayrı kapta çay hazırlanmalıdır.

takvimYukarıdaki çay hazırlama ve kullanma planı örneği, çayın üç ayrı kapta, üçer gün ara ile hazırlanması ve bir kaptaki çayın üç günde bitirileceği varsayımına göre yapılmıştır. Her bir kaptaki çay için, ilk altı gün olgunlaşma süresi olarak kabul edilmiştir. Bir kaptaki çayın kullanım süresinin daha uzun veya daha kısa olması durumuna göre farklı farklı planlar hazırlanabilir.

Hazırlık sırasında dikkat edilecek hususlar:

İçinde olgunlaşmakta olan çay bulunan kaplar direk güneş ışığına maruz kalmamalı, kapların cidarları, içerdeki suya ışık geçirmeyecek renkte olmalıdır. Şayet beyaz veya yarı şeffaf kaplar kullanılacak ise dışları siyaha boyanabilir ya da büyük siyah poşetlerin içine yerleştirilebilirler. Çayın olgunlaşması için gereken ısı aralığı 15-25 derece santigrad aralığıdır ve ideal olarak 20 derece en uygunudur. Isı arttıkça çayın olgunlaşma süresi kısalacaktır. 25 derecenin üzerine çıkan ısıda çayın mineral kompozisyonu çok etkilenmeyecektir, ancak çaydaki yararlı mikroorganizmaların sıcaktan olumsuz etkilenmesi muhtemeldir.

Bu çayı hazırlarken, klorlu su mikroorganizmalar için engelleyici olacağından, klorlu olmayan ya da kloru uçurulmuş suya ihtiyaç vardır. Şayet klorsuz su bulma imkanı yoksa, çay hazırlanacak kaba doldurulan su 24 saat hava pompası ile havalandırılarak kloru uçurulmalıdır. Böyle bir ihtiyaç olması durumunda plan da ona göre hazırlanmalıdır.

irfan cayi2

Çay yapımında kullanacağımız taze yapraklar gevşek olarak kabın 2/3’ünü dolduracak miktarda olmalıdır. Yapraklar bütün olarak değil, 1 – 1,5 santim genişliğinde, enine kesilerek parçalanmış olmalıdır. Böylece yaprakların dekompozisyonu/ayrışması hızlanacak ve minerallerin suya geçmesi kolaylaşacaktır. Bunu bir budama makasıyla dahi kolayca ve çabucak yapmak mümkün. Başka herhangi bir alet ile de yapılabilir.

irfan cayi

Çayı kullanırken damlama borusu ile bitkilerimize aktaracaksak, çayın içinde partikül olmaması önemlidir. Bunun için parçalanmış yaprakları, yeterli büyüklükte, gözenekli bir torba içinde kaba koymak süzme işlemini kolaylaştıracaktır. Ayrıca damlama hortumunun girişinde de mutlaka bir filtre olmalıdır.

Çayın bir damlasının çok küçük bir kısmına mikroskop altında baktığımızda yoğun bakteri popülasyonu içinde ava çıkmış bir “protozayı” görüyoruz.

Çayda oksijen sever bir mikroorganizma popülasyonu oluşturabilmek için çayın başlangıçtan itibaren sürekli havalandırılıyor olması gerekiyor. Süreki havalandırma, oksijen çözünümünün yanısıra, normalde 3 hafta sürecek dekompoze süresini 4-5 güne kadar indirmeyi de sağlıyor. Bunun için kaplarımızın büyüklüğü ile orantılı ve tüm kapları aynı anda güçlü bir şekilde havandırabilecek yetenekte bir akvaryum hava pompasına ihtiyacımız var. 4W – 8W gücündeki pompaların yetmeyeceğini belirtmeliyim. 20W’dan başlamak üzere ihtiyaç duyulan hacme göre 50-60W gücüne kadar bir pompaya gerek olacaktır. Hava hortumlarının ucundaki hava taşları kabın en dibine yerleştirilmiş olmalı ve her partide mutlaka temizlenmelidir.

Bir kaptaki çay kullanıldıktan sonra geride kalan dekompoze olmuş yapraklar da kıymetli malzemelerdir. Onları bahçenizde açtığınız küçük bir çukura gömüp üzerine 4-5 santim kalınlığında toprak atabilirsiniz.

Nasıl kullanacağız:

İrfan çayını bahçelerimizde, sebze adalarında, saksıda yetiştirdiğimiz bitkilerde, evdeki çiçeklerimizde, coco-peat/perlit/saman/talaş vb. katı ortam su kültürlerinde (katı ortam hidroponik) rahatlıkla kullanabiliriz. Ancak durgun su ve akan su tipi hidroponik sistemlerdeki davranışını bilemiyoruz. İrfan çayının biyolojik olarak aktif oluşu sebebiyle çaydaki mikroorganizma yaşamının uzun sürede nasıl bir değişim göstereceğini kestirmek zor.

Çayımızı yaptık, birinci kabımızdaki çay olgunlaştı, ikinci kabımızda çay hazırlamaya başladığımız gün ilk kabımızdaki çayı da bitkilerimizde kullanmaya başlayacağız, ama nasıl?

Bunun için bir kaç değişkenimiz var, bunlar: “Hangi ortamda ne tür bitkiler yetiştiriyoruz?” ” Sulama sıklığımız nedir?” ve “Çayımızın mineral yoğunluğu nedir?” şeklinde ifade edilebilir.

Çayımızı doğru kullanabilmenin yolu öncelikle hazırladığımız çaydaki mineral yoğunluğunu bilmekten geçiyor. Çayın mineral yoğunluğu, kullandığımız yaprak miktarına, yaprakların türlerine, olgunlaşma süresine, hava ısısına, vb. gibi bir çok faktöre göre değişkendir. Oysa bitkilerimizi beslerken her öğün aynı miktarda besin vermemiz gerekiyor. Aksi halde bitkilerimizi kötü beslemiş oluruz, bir öğün aç bırakırken diğer öğün tüketemiyeceği miktarda besin vermiş olabiliriz ve buna mutlaka bir çözüm bulmamız gerekir.

Çayımızın mineral yoğunluğunu öğrenebilmek için bir “EC ölçere” ihtiyacımız var. EC ölçer (electrical conductivity meter) ölçüm yaptığımız bir sıvının iletkenlik değerini verir. EC değeri iletkenlik miktarı yoluyla sıvıda çözünmüş mineral tuzlarının seviyesini gösterir ve çoğunlukla mS/cm (mili siemens / santimetre) birimi ile gösterilir. Piyasada bulunan cep tipi, kalem tipi EC ölçerlerin çoğu işimizi görecektir.

Çayımızın EC değerinin 1 mS/cm ile en fazla 4 mS/cm arasında bir yerde olmasını beklemeliyiz. Altı günlük olgunlaşma süresi sonunda, şayet çayımızda yeterli yaprak kullanılmış ve iyi havalandırılmışsa EC değeri büyük ihtimal 1,8 mS/cm ila 2,2 mS/cm civarında olacaktır. Kullanma süresi içinde çayın EC değeri sabit kalmayıp her gün biraz daha artacaktır. Bu, her gün biraz daha fazla mineralin çözünmüş olarak yapraklardan suya geçtiğinin göstergesidir.

Çayımızı kullanırken, önce kullanacağımız kadarını başka bir kaba aktarmalı, bitkilerimize vereceğimiz nihai sıvının EC’sini, bu ayırdığımız sıvıya su ilavesi yaparak ayarlamalı ve ancak ondan sonra sulandırılmış bu çay ile bitkilerimizi sulamalıyız.

Geçen yılki deneyimizde iki kaliforniya biberi bitkisi kullanmıştık. Kendinden hiç besin içermeyen katı ortamda (coco-peat) yetişen birinci kaliforniya biberini, EC’si 1,8 mS/cm değerindeki çayımız, inorganik beslenen karşılaştırma bitkisine eş oranda beslemeye yetmişti. İnorganik beslemede kaliforniya biberinin 2,5 – 3 mS/cm EC değerindeki çözünmüş mineral tuzlarıyla beslendiği biliniyor. Biz de inorganik beslediğimiz karşılaştırma bitkisi olan ikinci kaliforniya biberine bu mertebede besin eriyiği vermiştik. Fakat organik ve mikroorganizma içeren çayımız daha düşük EC değeri ile deneme bitkimizi mükemmel beslemişti. Aradaki farkı İrfan Çayındaki zengin ve çeşitli mikroorganizmaların yarattığı aktif biyolojik yaşam ile açıklayabiliriz. Mikroorganizmaların biyo-kütlelerinde depolanan ve EC değerine yansımayan besinler bitkilerimiz için ek bir tolerans yaratıyor.

Bu yüzden hazırladığımız İrfan Çayını kullanırken en fazla 1,8 mS/cm EC değerinde olmasına dikkat edeceğiz. Çayımızın EC değeri daha yüksek ise, sulamada kullanacağımız bölümü başka bir kaba aktardıktan sonra su ilave ederek 1,8 değerine düşüreceğiz. Tabii ki bu, hiç besin içermeyen katı ortamda yetiştirdiğimiz domates, biber, patlıcan gibi yüksek oranda besin isteyen bitkiler için geçerli. Kendinden besin içermeyen bir ortamda marul gibi daha az besin maddesi isteyen bitkiler yetiştiriyorsak EC seviyesini 1,2’ye kadar düşürmeliyiz.

Şayet organik maddesi bol ve killi yapıdaki toprakta sebze yetiştiriyor isek, çayımızı sulandırma oranımızın daha da artması gerekiyor, çünkü toprak zaten bir çok besin maddesi içeriyor ve bu durumda sulandırılmış çay ile sadece besin takviyesi yapmakla yetinmeliyiz. Böyle bir ortamda her gün sulama yapıyorsak EC 0,8 – 1 aralığına düşebilir, iki günde bir sulama yapıyorsak 1-1,2 aralığını geçmemesinde fayda var. EC değerini düşürmenin yolunun sulama amacıyla çay yaptığımız kaptan aktardığımız çaya su ilavesi yapmak olduğunu tekrar hatırlatalım. Yine duruma göre sebzelerimizde bir sulamayı çay ilavesiz yaparken, bir sulamayı da EC değeri ayarlanmış çay ile yapabiliriz.

Bitkiye, toprağa ve iklime göre değişkenlik gösterdiği için bu ölçüleri genel geçer bir reçeteye dönüştürmek mümkün değilse de, bahçelerimizin kaynakları ile, bir gübre olarak hazırlayacağımız İrfan Çayının yetiştirdiğimiz sebzeler için fazlasıyla yeterli olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

 

 

 

 

90 Comments

  1. Elinize sağlık, yine bilgi ve uygulama dolu doyurucu bir yazı olmuş. Bu yaz deneyip sonuçları paylaşacağım.

  2. Mutlaka biliyorsunuzdur ama gene yazmadan duramayacağım. Ben son zamanlarda Elaine Ingham’a takmış vaziyetteyim 🙂 Daha önceden de biliyordum ama vakit bulup videoları izleyememiştim. Şimdi oturup tek tek onları izliyorum.

    • Evet biliyoruz, “Chinampa’ların ışığı” dizisinde 1,4,5,6,8’inci yazıları, özellikle de 6. ve 8. yazıları okuma fırsatı bulursanız Dr.Ingham’ın çalışmalarının bu çalışmada referans olarak kullanıldığını görebilirsiniz. Dr.Ingham’ın tarif ettiği şekliyle kompost çayı ilk denediğimiz yöntemlerden olmuştu ama kullanılan malzemelerden dolayı yeterince başarılı olmadığını görünce İrfan çayı üzerinde yoğunlaştık.

  3. Elinize,bilginize sağlık…Resimlerini koyduğunuz yabani ot ve benzerleri bol bol mevcut bahçemizde…Eksik olan EC ölçer…
    Yazın deneyip sonuçları paylaşacağım..
    Ben tüketilen sebze, meyve artıklarını 5 litrelik pet şişeye 3/2 oranında koyup ılık su ilavesiyle bir çorba kaşığı kuru maya,bir çay bardağı toz şeker veya pekmezi ilave ederek karanlık ortamda 20 gün bekletiyorum..Gaz çıkışı için ağzına lastik eldiven geçiriyorum…100/1 oranında sulandırıp kullanıyorum…Sizler gibi gerekli ölçümleri yapıp analiz etmiyorum ama işe yarıyorlar…
    ”Fırın Kardeşliği” sonrası ”İrfan Çayı ” kardeşliği..:) 🙂 🙂
    Her eve bir Meyvelitepe lazım…:) 🙂 🙂

    • Vicdan hanım, yaptığınız fermentasyon ile yapılan sebze-meyve artığı ekstresi ve Türkiyede “enzim” diye adlandırılıyor. Uzun zamandır biz de enzim yapıyoruz zaten, yapmaya da devam edeceğiz, bazı farklarla o da çok faydalı ve bokashi kompostu yapmaya fırsat bulunamadığında güzel bir alternatif. Enzim genelde sebze, meyve artıklarıyla yapılıyor. Bu yüzden gübre oluşturacak şekilde tüm mineralleri ve yetiştirdiğimiz bitkilerin beklediği oranlarda içermiyor. Sebze meyve artıkları yerine yaşayan yapraklarla yapılsa tüm mineraller enzimde de bulunur.

      Başka önemli bir fark, enzim anaerobik bir fermentasyon. Yani oksijen sevmeyen bakteriler hakim ve fermentasyonu gerçekleştiren lactobacillus grubu bakteriler sayesinde kısa sürede patojene dönüşmüyor. Fakat enzim bitkilerde kullanıldığında oksijenli ortamda bu bakterilerin de ömürleri çok kısa oluyor ve biyokütlelerinde mineral taşıyarak zaman içinde bunların bitki köklerine sunulması durumu oluşmuyor.

      Bir diğer önemli farklılık ise enzimde çözünmüş oksijen bulunmazken İrfan çayında maksimum miktarda çözünmüş oksijen bulunuyor. İçinde çözünmüş mineral bulunan oksijenli su, kökleriyle oksijen almak zorunda olan bitkiler için ayrıca bir avantaj oluyor.

      Bunlara belki en az 2-3 haftalık fermentasyon süresini de ekleyebiliriz.

  4. Paylaşımlarınızı ilgiyle takip ediyorum. İrfan çayını bu yaz ben de denemek istiyorum. Ec ölçer nereden bulabilirim bilmiyorum.Bir de standart büyüklükte bir varil için kaç w. akvaryum hava pompası kullanmalıyım? Başarılarınızın daim olması dileğiyle.

    • Bir çok on-line satış sitesi EC ölçer satıyor, onlardan birini alabilirsiniz. Biz 35W’lık bir hava kompresörünü iki tane 200 litrelik depo için kullanmıştık. Fazla olmasında bir mahzur yok, siz de aşağı yukarı bu güçte bir cihaz kullanabilirsiniz.

  5. Beyniniz, Gözleriniz ve Elleriniz hep sağlıklı kalsın. Daim olsun. Kolay gelsin. Paylaşımlarınız mutluluk verici. Doğa adına teşekkürler.

  6. Yine çok güzel bilgiler paylaşmışsınız.
    Sizi bilge kendimi ise bahçeye gözlerini yeni açmış ve ne yapacağını nereden başlayacağını bilemeyen
    bir kör cahil olarak görüyorum. Ağaç nasıl budanır, faydalı zararlı bitkiler hangileri, hangi ay neler yapmalıyım …
    Okumaya, araştırmaya benzemiyor elinize bir çapa yada bağ makası alıp bahçeye çıkınca her şey sıfırlanıyor.
    Öylece kala kalıyorsunuz. Doğru mu yapıyorum yanlış dalı mı kestim sıkıntısı. Yazdıklarınız bana ışık oluyor önümü aydınlatıyor. Aylık yapılması gerekenlerle ilgili bir bölüm hazırlasanız çok şey mi istemiş olurum. Çok teknik bilgiler içermeyen basit dille anlatılmış bilgiler.

  7. sayın meyvelitepe
    karakefesotu ve kadife çiçeginin yanında mineral bakımından çok zengin ola aloe vera + söğüt yapragı ve solucan gübresi ya da mikoriza mantarıyla beraber kullanırsak çok büyük bir sıkıntı olmaz herhalde diye düşünüyorum. Doğru mudur?

    • Hem evet, hem hayır. İrfan çayına bitki yaprakları dışında solucan gübresi vs. koyduğunuz takdirde bu malzemedeki mineraller de çaya geçer. Fakat eklediğiniz malzemedeki mineral kompozisyonunun yaşayan yapraklardan farklı olması ve yapraklardaki ideal oranlarda olmaması kuvvetle muhtemel. Bu durumda elde edeceğiniz çayın mineral içeriği bitkilerin istediği oranlardan sapma gösterecek ve yapacağınız EC ölçümü yanıltıcı olacaktır.

      Mikoriza mantarlarını fidelerinizi dikerken sadece bir kez kullanmanız yeterli, ayrıca çaya ilave etmenize gerek yok.

      • Peki şöyle bir uygulama yapılsa nasıl olur:

        Bir kapta İrfan Çayı yapalım. Daha sonra bu çayı tertemiz bir biçimde süzüp, elde ettiğimiz sıvıyı solucan gübresi çayı üretiminde kullanalım.

        Tabi bu arada, İrfan Çayı’nı yaparken EC’yi ölçelim ve daha sonra bu solucan çayı yaparken meydana gelen EC değişimlerine bakalım. Böylece EC’deki değişimleri takip edebilmiş olacağız.

        Eğer sıvı ham maddesi İrfan Çayı olan solucan çayının EC’si çok yüksek çıkarsa, İrfan Çayı’nın seyreltip ondan sonra solucan çayı yapımında kullanabiliriz. Böylece EC’yi kontrol altına almak mümkün olacaktır.

        Bunun bir diğer faydası ise, İrfan Çayı’ndan gelen zengin minerali, solucan çayındaki zengin mikroorganizmaların bünyesine daha fazla oranda hapsetmek imkanının doğmasıdır. Böylece daha yavaş salınımlı ve dengeli gübreleme yapmış olmaz mıyız?

        • Bahsettiğiniz şekilde süreci uzatacak bir işleme gerek yok bence. İrfan çayında çok ciddi bir mikroorganizma popülasyonu zaten var, ancak bu popülasyonu vermikompost içeriğindeki mikroorganizmalarla zenginleştirmek istiyorsanız şöyle de yapabilirsiniz;

          İrfan çayını başlatırken kullanacağınız otların yanısıra ayrıca 1-2 avuç kadar vermikompostu (1 varil İrfan çayı için) süzek bir torba, çorap vb. içinde İrfan çayına sallandırın. 120 litrelik varil için 250 gramı geçmeyecek kadar da melası önceden iyice eriterek çaya ekleyin, 4-5 gün kadar güçlü bir şekilde havalandırın. Sonunda elde edeceğiniz çay mineral bakımdan çok sapma göstermeyecektir ama mikroflora çok daha zengin ve yoğun olacaktır.

  8. Ben sizleri tanımakla çok memnun oldum ayrıca tam inceleyemedim Fakat çok yararlı olacağına inanıyorum çiftçiler köylüler üreticiler bahçeleri olan vatandaşlar mağdur durumda ayrıca iktidarların kota uygulamaları GDO lu ürünler üreticileri zor durumlarda bırakmıştır Doğal ürünler Yeni fikirler yeni projeler getirecektir altarnatif olacaktır bunların yani karasız üreticilere katkınız olacaktır.

  9. Gerekli ısı için kabın altında aza da olsa bir ateş yanması gerekirmi. Yoksa hava sıcaklığına göre havanın sağlayacağı 15-0 derecedeki su da aynı işi görecekmidir?

    • Hayır, ateş yakmaya gerek yok. Bu iş için kullanılan kaplar zaten çoğunlukla plastik veya fiber.

  10. Bizler için çok değerli olan bu bilgi ve deneyimlerinizi yine bizlerle paylaştığınız için minnettarız.Babanıza ithaf ettiğiniz bu çayın nesiller boyunca uygulanacağına ve iletileceğine inanıyorum.Teşekkürler.

  11. İsmail bey, İrfan çayı için verdiğiniz bilgiler çok değerli teşekkürler. İki sorum olacak aklımı kurcalayan.
    1) Her yabani ot (iyi gelişme gösteren) kullanılabiliyormu, yoksa bazılarını kullanmakta sakınca varmı ?
    2) İki uygulama yaptım anlatığınız gibi uygulamada ısırgan kullandım. Bir zaman sonra odada ısırgan kokusu fark ettim. Acaba diyorum kullanılacak (İrfan çayı için) bitki karışımına taze kekik veya fesleğen veya taze nane gibi bitkiler kullanırsak üründe (domates gibi) bu bitkiler yenirken tadını, kokusunu fark edebilirmiyiz? Veya en azından bazı zararlıları uzaklaştırabilirmiyiz?
    Ben domates fidelerini toprağa ekmeye başladım. Domates yenecek bir durumda olsaydıı uygulardım, görürdüm.
    Yeni sezonda başarılar.

    • 1) Aromatik ya da yüksek miktarda uçucu yağ içeren ya da juglans gibi (ceviz yapraklarında bulunur) bitki inhibitörü kimyasal içeren bitkilerde biraz tedbirli olmakta fayda var. Ekstreye geçen uçucu yağların veya juglans’ın beklenmedik etkileri olabilir. Bunun dışında sizin ortamınızda yetişen her türlü yabani otun İrfan çayında kullanılabileceğini düşünüyorum.

      2) Aromatik bitkilerden elde edilen çayın yetiştirilen bitkinin aromasına etki edeceğini sanmıyorum çünkü bitkinin kendi aromasını oluştururken kullandığı sistem bambaşka bir şey. Aromatik bitkilerden elde edilen çayın yetiştirdiğiniz bitkilerin köklerinde muhtelif etkileri olabilir. Bu yüzden şayet kullanırsanız dozajın az olmasına dikkat etmekte fayda var. Söz gelimi kekik ekstesinin bazı fungal hastalıklarda etkili olduğu biliniyor ama dozaj yüksek olursa ters bir etki ile de karşılaşılabilir.

    • Ayrık otu kullanmasanız daha iyi. Onun da yeşil yapraklarında mineral bulunur fakat sertleşmiş boğumlarının dekompoze olması biraz güç ve bu boğumlardan hemen kök salmaya meyillidir.

      • belki biraz klişe olacak ama gerçekten verdiğiniz bilgiler ve deneyimleriniz hazine değerinde size minnet duyuyorum.
        zehirsiz olsun ama nasılı sizden ogrendim kaolin siparişi verildi em hazır irfan çayı da cepte ne diyeyim Allah sizlerden razı olsun sizi takibe devam yureklerinize sağlık aynur ve eşi gursel

  12. Bu sene domates yetiştireceğim sebze adalarına daha evvel keçi gübresi verdim. Ayrıca domatesi ekerken Mikoriza kullandım.3 defa’da İrfan Çayı (biraz acemi olarak hazırlanmış diyebilirim). Genelde ısırgan ve yabani otlar kullandım. Bir defasında çayda ilave solucan gübresi kullandım. Bu senede havalar biraz kötü gittiği halde, bu gün bir baktım çeri, beef domatesleri,henüz açmamış ama çiçek vermişler.Bu hava şartlarında beklemiyordum.Son İrfan Çayından sonra gözle fark edilir şekilde domatesler büyümeye başladı.
    Verdiğiniz bilğiler için teşekkür ederim.

    • Mehmet bey elinize sağlık.

      İrfan çayı ile ilgili önemli bir ayrıntıyı tekrar vurgulamak isterim. Solucan gübresi elbette çok faydalı bir malzeme ama İrfan çayında kullanılmasını önermiyorum. Sebebi de çok basit. Bu çayı yaptığımızda çayda çözünen minerallerin bitkiler için ideal kompozisyonda olmasını istiyoruz. Bahçemizde yaşamakta olan bitkilerin yapraklarını çay yaparak dekompoze ettiğimizde ideal oranların suya geçmesini bekliyoruz, çünkü o bitkiler yaşayabilmek için gerekli mineralleri tam olması gereken oranlarda yapraklarında depolamış oluyorlar. Şayet biz bu oranlara sahip olduğunu bilmediğimiz başka malzemeler kullanırsak çayın içeriğindeki kompozisyonu bazı mineraller lehine veya aleyhine bozmuş oluruz.

      İrfan çayına ulaşırken yaptığım ilk denemelerde sadece solucan kompostu kullanmıştım ve bu komposttaki mineraller olması gereken oranlarda olmadığı için bitki tepki vermiş ve tüm yaprakları sararmıştı. Birden fazla türdeki bitkilerin yapraklarını kullanarak İrfan çayı yapmakta kullandığımızda ideal mineral kompozizyonunun varlığını da garantilemiş oluyoruz.

  13. Sayın meyveli tepe..
    Tek adalık sebze bahçem ve çiçeklerim için irfan çayı yapmak istiyorum…Bahsettiğiniz otlardan köyde fazlasıyla var…Ama EC ölçer ve akvaryum havalandırma cihazı almam lazım yaklaşık 100 Tl geliyor…Sizce irfan çayını yapabilirmiyim…Ayrıca sebze adasını yağmurlardan dolayı ekim yapamadım…Önümüzdeki hafta sonu yapacağım..Ama ay yenimi olcak onuda bakmam lazım..Annem çok dikkat ederdi ayın eski yada yeni olmasına…Kesinlikle dikim yapacağında ay eski olmalı derdi. Çok merak ediyorum başarılı olabilecekmiyim…Saygılar…

    • İrfan çayı yapabilirsiniz elbette, çok basit bir şey. İrfan çayı yapacaksanız EC ölçer çok şart değil belki ama hava pompası çok önemli, yeterli güçte bir tane edinmeniz gerekecek. Sebze yetiştirmekte başarılı olmamanız için bir neden yok. Kolay gelsin.

      • Sayın meyveli tepe
        Acaba karakafes otu dediğiniz bizim eşek kulağı dediğimiz otmudur…
        Birde EC ölçerim olmadan irfan çayının olduğunu yda değerin yükseldiğini içine su koyup koymayacağımı nasıl anlarım…Birde irfan çayını her bitki ve çiçeklerde kullanabilirmiyim….Saygılar…

        • Hodangillerden olan karakafes otu (comfrey)’in üç çeşidi var (Symphytum × uplandicum, Symphytum officinale, Symphytum asperum). Eşek kulağı dediğiniz ot, bunlardan biri midir bilmiyorum. Latincesi olmaksızın verilen yerel isimlerde bazen aynı ismin tamamen farklı bitkilere verildiğini gördüm, bu yüzden yerel isimler bitkileri tanımlamakta yanıltıcı olabiliyor.

          Belirttiğiniz üzere hazırladığınız İrfan çayına su ekleyip eklemeyeceğinizi, ya da ne kadar su ekleyeceğinizi tam olarak belirlemek üzere bir EC ölçer edinmenizi kuvvetle tavsiye ederim. Ancak EC ölçer olmadan ne yaparım derseniz, İrfan çayını başlatmanızın üzerinden 6 gün geçtikten sonra hep 1:1 oranında su eklerseniz büyük hata yapmadan bitkilerinizi besleyeceğinizi söyleyebilirim. Bu elbette toprağa dikili veya toprak dolu saksılardaki bitkilerinizi beslemek için geçerli. Şayet İrfan çayını topraksız yetiştiricilikte kullanacaksanız EC ölçer daha bir önem kazanır diyebilirim.

          • 1:1 oran derken ne demek istediniz..Bu konularda çok cahilim..lütfen kusuruma bakmayın …Aslında çiftçi kızıyım ama…eskiden hiç ilgimi çekmiyordu…hep annem babam yapıp biz yiyecez sanmışım malesef :(((

  14. Selamlar yapmış olduğumuz irfan cayın 1-1 incelttikten sonra sebze Adası’nda ekili olan 10 adet domates fidesine kaç lt verebiliriz

  15. Ne demek lazım…Bilgi tecrübe ve paylaşım…Elinize yüreğinize sağlık. Rabbim sizin gibi insanları korusun

  16. Selamlar öncelikle.
    Yukarıda vermiş olduğunuz tarife uygun bir düzenek kurmaya çalıştım ve 48 saat olmasına rağmen sizdeki gibi bir ec değeri artışı olmadı maalesef. Yakşalık 15 lt suya koydum bitkilerimi iyice kesip. 8Watt’lık bir hava motoru aldım çift çıkışlı ve 2×5 lt/dk hava çıkışı kapasitesine sahip. Bidonun etrafını siyah poşetle kapattım ve oda sıcaklığında ayrıca motor aralıksız çalışıyor.Ama ec değerinde ve su renginde sizdeki gibi bir değişiklik gözlemleyemedim ne yazık ki.
    Aklıma gelen olası sebepler:
    –Motorun düşük kapasitesi ancak ona oranla su da az.
    –Suya attığım bitki az olabilir ya da bitkileri neredeyse ıspanak yıkar gibi yıkadım kesmeden önce 🙂 bu da olabilir mi acaba. Nedenini çözemedim açıkçası. sizce nerede yanlış yapmış olabilirim.

  17. Sayın meyveli tepe elimdeki tds cihazı ppm ola
    rak ölçüm yapıyor.irfan çayında kullanacağım suyun tds değeri bile 350 ppm olarak ölçtü. Bu değeri microsiemens e çevirdiğinizde 546 gibi bir değer çıkıyor.irfan çayını yaptığımda çok yüksek rakamlara ulaşacak.ancak siz 1.8 gibi bir değer vermişsin iz. Benmi yanlış hesaplıyorum acaba.bir bilgi verebilirseniz çok sevinirim.

  18. ağaçlar net de sanırım bir sistem sıkıntısı oldu. yoksa orada paylaşacaktım. Paylaşacağım şu: heyecanla irfan çayını denedim. Sonuçlar şaşırtıcı. Etkisini şöyle test ettim: Kütahya Tıbbi bitkiler bahçesinden gelen sekiz fideyi saksılara şaşırttım ve birine çay uyguladım. Kontrol bitkileri erken çiçeğe durdular. Çay verilen bitkiler daha geç çiçeğe durdular ancak yaprakları çok daha canlı yeşildi. Melisa da hastalık vardı ve irfan çayı vermediğim öldü, diğeri hastalığı taşımakla birlikte hala yaşıyor. Son deneme mayıs papatyasında yapıldı: Su stresine tabi tuttuğum bitkilerden çay verdiğim yaşıyor diğeri sizlere ömür. Çay bileşiğinde taze iğde yaprağı, kara hindiba, sirken ve amarantus vardı

  19. Ek olarak şunu söylemeliyim: ec ölçerim yoktu birebir oranda su kattım ph ise çok yüksek çıkmıştı 8,5. Sirke ile yedinin biraz altına düşürdüm.

  20. Merhaba,
    Yaptığımız İrfan Çayı’nı 1 dönüm alana damlama sulama ile verecek olursak, EC kontrolünü nasıl yapabiliriz?

  21. Actively aerated compost tea olarak biliyorum ben bunu. Teaming with Microbes: The Organic Gardener’s Guide to the Soil Food Web adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Hatta türkçeye çevirmeyi düşünüyorum. Fakat günümüz şartlarını düşününce biraz üşenmiyor da değilim.

    Ec ölçümleriniz başarılı olduğunuzu gösteriyor, fakat bu sadece n-p-k indikatörüdür. Şöyle düşünmek gerekli;

    Suyun içerisindeki mikro alemde bir savaş vardır. Aerobik, anorobik bakteriler, mantar türevleri vs. Biri çoğalırken diğeri azalır. Çünkü birbirlerini yerler. Aerobik (oksijen) bakterileri çoğaltmak için anorobikleri öldürmek gerekir, bunun için de hava pompasını kullanıyoruz. Keza mantarlar için ayrı, enzim bazlı ayrı prosesler uygulamak gerekli. İrfan çayı npk bazlı allrounder bir feeder olarak görebiliriz, anladığım kadarıyla hidroponikte de kullanılabilir (inceltilmesi gerekir). Yani bakteri bazlı istiyorsanız demleme süresi farklı, mantar bazlı istiyorsanız demleme süresi farklı, eşit ağırlıklı bir çay istiyorsanız demleme süresi farklıdır.

    Bir de atladığınız konu bakteriler için besin kaynağı. Bunu her ne kadar bitkilerden alsalar da hızlı bir besin kaynağı eklemeniz çok daha iyi sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Black strap molasses (şeker kamışı melası) kullanılır bu iş için. Melas mikrodünya için fastfood bir yiyecek türüdür, fakat demleme sürenizi 24 saate indirir. Ayrıca doğal şelatördür. Hem bakteriler, hem mantarlar için en iyi yiyecek kaynağıdır. Yoksa esmer şeker kullanılabilir (kaliteli olmalı esmer şeker).

    Son konu da hava pompası. 1 lt / 0,5 watt idealdir. 200 litreye 20 watt falan kullanmayın. 20 wattlık motoru 20 litrelik, hadi olmadı 25 litrelik bir depoda kullanın. Onu 1/2 inceltin. 19C de 24 saat yeterlidir. Solucan gübresi, yarasa gübresi karışımı muhteşem sonuçlar verir.

    Bütçesi olmayanlar tavuk pisliği, tavşan pisliği, n için 4 litreye bir çay kaşığı gelecek kadar idrar bile kullanabilirler. Keza muz kabuğu çok kaliteli bir kaynaktır. 20 litreye bir avuç torf, bir avuç coco peat atılabilir. Unutmayın, kaynaklarınızı ne kadar zenginleştirirseniz, yelpazeniz o kadar geniş olacaktır (abartmadan tabi).

    Sizi tebrik ederim. Çok hoşuma gitti çalışmalarınız. Başarılarınız devamını dilerim.

    • Osman bey, yorumunuz için teşekkür ederiz.

      Bu çay, literatüre “Actively aerated compost tea” olarak geçen çay değil. Yorumunuzdan, bir dizi yazının sonuncusu olan bu yazıdan öncekileri okuma fırsatı bulamadığınızı anlıyorum. İrfan çayı, aylar süren bir çalışma sürecinde elde ettiğimiz bir sonuçtur. En azından bir önceki Chinampaların Işığı-8 (İrfan Çayı) isimli yazımızı okursanız (konuyla ilgili olduğunuzu düşünerek Chinampaların Işığı dizisinin tamamını okumanızı tavsiye ederim) yorumunuzda bahsettiğiniz bir çok şeye karşılık bulabilirsiniz.

      Yazdığınız üzere EC ölçümü npk indikatörüdür. Başka hiç bir besin kaynağının olmadığı durumda en azından belli 9-10 mineral olmadan, bunlar da biribirlerine göre belirli bir dengeye sahip olmadan bitkiler gelişemiyor. Çaydaki EC ölçümü yeterli miktarda mineralin çayda çözünüp çözünmediğinin takibi için gerekli.

      Suyun içindeki mikro alem elbette çok önemli. Bahsettiğim önceki yazılarda uzun uzun bahsetmiştik. Bahsetmekle de kalmayıp yaptığımız denemelerde gözümüzle görmeyi de ihmal etmedik 🙂

      Çaya bakteri besini olarak melas veya şeker eklenmesi atladığımız bir şey değil, özellikle yapmadığımız bir şey. Amacımız 24 saatte bakteri ve sair mikroorganizma nüfusunu arttırıp bununla bitki beslemek değil. Esasında bunun bitki beslemeye yetmediğini gördüğümüz için 24 saat değil, 4 günlük bir sürede, kullandığımız yapraklardaki mineralin büyük ölçüde suya geçmesini ve bu esnada yapraklardaki şekerin tamamının mikroorganizmalarca tüketilip mikroorganizma popülasyonunun oluşmasını hedefliyoruz. Bunun için ilave şeker kullanmamıza gerek olmadı. Konuyu başından itibaren takip etmeyenler yapılış şeklindeki benzerlikten dolayı yaptığımızın Dr.Ingham’ın vermikompost kullanarak yaptığı kompost çayı zannediyorlar, aslında havalandırarak yapılan bir çay olması dışında hiç bir benzerliği yok.

      Bahsettiğiniz tavuk gübresi, muz kabuğu vb. organik malzemenin çaya ilavesi de İrfan çayının yapılma amacı ve elde edilecek çayın kalitesi ile hiç bir ilgisi yok. Bahsettiğiniz içerikler şüphesiz değerlidir. Biz onları genellikle vermicast üretimimiz için kullanıyoruz, zengin içeriklerine rağmen çay yapımında kullanmıyoruz. Çünkü İrfan çayının en önemli özelliği içerdiği minerallerin bitkinin istediği dengede olması, bazı mineraller lehine bozuk bir dengeye dahip olmamasıdır. Elbette bu özellikle hidroponik tekniklerle organik bitki yetiştiriciliğinde çok önemli. Bu yüzden İrfan çayında canlı bitkilerin yapraklarının doğrudan ve taze kullanımı, başka bir ilavenin olmaması çok önemli. Bunun bizce tek istisnası çayın üçüncü gününde bir avuç kaliteli vermicast’in bir çorap veya benzeri geçirgen bir torba içinde çaya ilavesi olabilir. Bir avuç vermicast 100 litrelik çayda mineral dengesini bozmaz ancak vermicast’in zengin mikrobiyal içeriği çaydaki mikroorganizma çeşitliliğini arttırır, solucanlardan gelen enzimlerin de çaya geçmesini sağlar.

      • Merhaba,

        Evet okuma şansım olmadı. Kusuruma bakmayın öyleyse. Aslında sayfanızı da tamamen şans eseri gördüm. Uzmanlık alanım hidroponik uygulamalar ve organik tarım. Oregon Üniversitesi ve eyalet kanunlarına göre süzgeçten geçirmeye çalıştım, fakat aceleye geldi, sizin de söylediğiniz gibi. Oldukça mantıklı bahsettikleriniz. Ben biraz daha sayfanızı okuyayım. Tekrar mazur görün lütfen.

        İyi çalışmalar dilerim.

        • Hem hidroponik hem de organik tarım ile uzmanlık seviyesinde ilgili iseniz Chinampaların Işığı dizisinin tamamını okuduktan sonra görüşlerinizi özellikle almak isteriz.

  22. Emeginize saglik okumaktan gozlerimden yas geldi okudukca okuyasi gelio insanin benim birkac soru m olucak
    1 kiraz bahcem var ben damlamadan degilde yapraktan puskurterek sulasam meyve ciktiktan sonra ise yarar mi ?
    2 yumurta kabugu koysam kalsiyum icerdigi icin birde zeytin yapragi ni insanlarda demleyip iciyor bu karisimin icine katsak faydasi olur mu ?

    • Abi merhabalar. Daha önce de sorulmus ama gozden kacmis galiba. Irfan cayinin yapraktan uygulamasi var midir? Varsa oranlarini paylasabilir misiniz?

      Bir diger sorum, gubrenin mikro element ağırlıklı olmasi icin daha cok hangi bitkileri tercih etmeliyiz? Veya su bitki olursa azot ağırlıklı, su bitki olursa fosfor agirlikli gibi bir degerlendirme yapilabilmesi ve bunun tabloya donusturulebilmesi mumkun mu?

      Bu arada bir cesaretle ilk cayi faaliyete gecirdim birkac gun once, kopurmeye basladi, olgunlasmasini bekliyorum. Daha once de laktik asit bakterileri uretmistim yine sayenizde. Referans verdiginiz kisilerden de bir suru sey ogrendim. Ne kadar teşekkür etsem az bu faydali bilgiler icin.

      • Hızlı büyüyen bitkilerin yapraklarında daha çok azot, derin kök yapan bitkilerin yapraklarında da daha çok potasyum olduğunu kabaca varsayarsak ona göre bitki seçimi yapabilirsiniz. Fakat tavsiye ettiğimiz olabildiğince tek bitkiye bağlı kalmayıp birden fazla ve farklı özelliklerdeki bitkileri kullanmanız.

        • Teşekkür ederim cevabınız için. Yalniz sorumun cevabını tam alamadim. Yapraktan uygulamasi var midir, varsa nasil diye sormustum…

          • Biz hiç yapraktan uygulama hiç yapmıyoruz. Yapraktan uygulamanın sadece toprağın sağlıklı olmadığı durumlarda acil önlem için gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ancak yaparsanız çayda çözünmüş minerallerin ve organik asitlerin yapraktan emilimi kuşkusuz olur.

  23. İyi günler; çalışmalarınızı ilgi ile takip ediyorum.Benim mavi yemiş bahçem var ve en fazla masrafım ot temizliginden oluyor.Nihayet bu sene bu otları değerlendirmeye başladım İrfan çayını da yaptım. EC metrem henüz yok 3/4sulandirarak marulda ve yaprak kerevizde kullandım sonuc iyi gibi,size bir sorum olacak ph ölçer ‘le ph 8 üstü çıkıyor asitlendiriciyi ilave ederek kullandım ama bir zararı olurmu?

    • Mavi yemiş çok asitik toprak istediği için İrfan çayının PH seviyesini önceden değil de, tam kullanırken düşürmenizi tavsiye ederim. Hoş, toprağınızın PH seviyesi 5-5,5 mertebesinde ise PH düşürmeden de kullanabilirsiniz. İrfan çayındaki tüm mineraller doğal şelatlı olduğu için besin alımında bir sorun olmuyor. Toprağın kütlesinin büyüklüğü sebebiyle İrfan çayı yüzünden PH yükselmesi olacağını düşünmüyorum.

  24. Merhaba
    Ad32 ec ölçer almışım yanlışlıkla, burada çıkan değerler 3.62 ms, 1.8 ppt. Tekrar ad31 almam gerekirmi yoksa bu idare edermi, hangi değere bakmalıyım acaba? Bahçedi ayrık otları vb ne varsa içine attım. kokan bir ot var dı onu da koydum, şimdi o koku hakim ve keskin.
    Teşekkür ederim katkı ve emeklwriniz için

    • Elinizdeki cihazı kullanmaya devam edebilirsiniz. 3.62 ms cinsinden tuzluluğu gösteriyor. 1.8 ppt de çayın bir litresinde 1800 ppm çözünmüş mineral olduğunu söylüyor. İki değer biribirine bağlıdır zaten. 3.62 ms’lik çayı 1:1 ölçüde sulandırarak kullanabilirsiniz.

      • Teşekkür ederim tekrar cevabınız için, ms takip edilecek genel dil için, ama çarpım tablosu ve sapma da ölçerden. Kaolin kili, sebze adaları birçok şeyden ilham aldık, maddi düşünmediğinizide düşünüp sevinmekteyim, yollarınız açık olsun

  25. İrfan çayı ile ilgili paylaşımlarınız için teşekkür ederim.Oldukça detaylı açıklamalarınız ve sorulan her soruya cevap vermeye çalışmanız büyük sabır istiyor.Allah razı olsun.

  26. Merhabalar sayın Meyvelitepe blogunuzu okudum zaten ağaçlar nettende takip ediyorum. Öncelikle bizleri bilgilendirip , bizlere yeni ufuklar açıp, bilgi birikiminizi bizlerle paylaştıginiz için teşekkür ediyorum. Size birkaç sorum olacak ve cevaplarını kısmen ağaçlar netten almış olsam da takıldığım bazı hususlar var. Daha önce kokopit ortamında kimyasal gübrelerle 50 adet çilek yetistirdim.Bu işi nasıl organik yapabilirim derken sizin emek paylasiminiz olan irfan çayıyla karşılaştım şimdi yeniden doğal olarak bu işi denemek istiyorum.Size sorum
    1- irfan çayında kullanılan bitkileri her zaman gidemedigim köyümden toplayıp gerekli kadarını çay yapıp fazlasını dolapta yada dondurucuda saklayıp lazım oldukça kullanmamız durumunda ne gibi sonuçlar öngörür sünüz.
    2-Çayı anaerobik olarak yapsak gerçi tam çay olmayacak ama bir sefere mahsus 3 hafta bekleyip bol miktarda yaparak bunu lazım oldukça sulandırarak topraksız tarımda kullanabilirmiyiz.
    3-Topraksiz İnorganik beslemede bildiğim kadarıyla bakteriler vs. Bulunmuyor irfan çayında uzun süre bekletmeden kaynaklı bakteri vs kırımı olsa dahi mikro ve makro elementleri
    barındırır ve topraksız tarıma devam edilebilrmi (oluşabilecek kötü koku kabul varsayımı ile) bu konudaki öngörünuzude merak ediyorum. Baharı ve sizden gelecek cevabı da sabırsızlıkla bekliyorum.Bunlarin denemesini insAllah bu baharda yapacağım.Ongoruleriniz bizler için çok önemli tekrar teşekkür ediyorum

    • Sorularınıza yanıt vermeye çalışayım.

      1. İrfan çayında kullanacağınız bitkileri dolapta veya dondurarak saklama konusunda bitkiler çürümediği sürece sorun olacağını sanmıyorum. Fakat dondurma işlemi bazı bitkilerde hücrelerin patlamasına yol açacaktır. Bunun nasıl bir etkisinin olacağını kestiremiyorum. Mineral içerik açısından bir değişim olmayacağını zannediyorum.

      2. Anaerobik olarak yapacağınız çay İrfan çayı değildir. Ancak evet, kullanabilirsiniz. Fakat anaerobik çayı mutlaka lactobacillus serumu ile fermente ederek yapmanızı tavsiye ederim, ki bu çayda patojen bakteriler yerine lactobacillus ailesinden bakteriler bulunsun.

      3. İrfan çayındaki biyolojinin oksijensiz kalıp iyi bakterilerin ölerek yerlerini çürütücü ve patojenlerin alması durumu her ne kadar mineral içeriğinde etkisi olmasa da bitkilerinizin köklerini, dolayısıyla bitkilerinizi negatif etkileyebilir. Böyle bir risk varsa İrfan çayı yerine baştan 2.maddede yazdığım lactobacillus ile fermente ederek anaerobik çay yapın, 1 aya kadar havasız ortamda saklayabilirsiniz. Bunun da dezavantajı oksijen seven organizmaların yokluğu, belki daha önemlisi çayda çözünmüş oksijenin bulunmaması olacaktır, ki hali hazırda inorganik topraksız denemeleriniz olduysa suda çözünmüş oksijenin fonksiyonları hakkında yeterli bilgiye sahipsiniz demektir.

      Kolaylıklar dilerim

  27. Merhabalar uzun süredir yazılarınızı gerek ağaçlar net olsun gerekse blogdan. Enerjinize sabrınıza ve verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.
    İrfan çayını küçük alanlar için yaparken ot bulmak yada bulunan otu küçük parçalara bölmek zor olmayacaktır. Geniş alanlarda kullanmak durumundayım Bu nedenle bahçemde biçmiş oldum çimlerimi de bu çay yapımında kullanabilirmiyiz. Ayrıca yerim dere kenarında burada bulunan sazlıkların yeşil yaprakları veya ayıt ve zakkum gibi çalı grubu bitkilerin yaprakları kullanılabilir mi? Bunları sorarken her türlü bitkiyi denme şansınızın olmadığını biliyorum sadece tecrübelerinizle bir kanaatiniz olabilir mi?
    Birde damlama sulamada zaten gübre tankı içerisinden verileceği için seyreltme EC düşürme gibi işlemlere gerek varmı. Çalışmalarınızada başarılar diliyorum

    • Yumuşak ot yaprakları olabilir. Saz yapraklarının kolay dekompoze olacağını sanmıyorum ama denenebilir. Zakkum benim bildiğim toksik maddeler içeriyor, kullanmasanız daha iyi.

      Gübre tankından verirken zaten seyrelterek veriyorsunuz. Bu durumda ayrıca seyretmeye gerek yok. Sadece, iyice filtre etmeniz gerektiğini hatırlatayım ki, damlamalar tıkanmasın.

  28. Selamlar,
    Çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyor ve paylaşımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.
    Size Trakya’dan yazıyorum. Çevremizde çok bulunan taze asma sürgünleri, ayçiçeğinin körpe hali, ayni şekilde odunsulaşmamış kanola bitkisi ve yeşil iken buğday arpa yulaf bitkilerini İrfan Çayında kullanabilirmiyiz.
    Teşekkürler

  29. Hocam buradaki ve forumdaki bir çok yazıyı okudum. Dekomponizenin hızlanması için bitkileri önce güzelce öğütsek / ezsek, sonra da kısa sureli ısıtma yapsak, sonra yine hava versek nasıl olur?
    Bakteriler ısıtma sırasında ölebilir diyebiliriz ama az miktarda bitki ve birazcık bakteri besini ile yine bakteri kültürü artar.
    Mineral içerinde bir değişme olacağını zannetmiyorum. Sadece azotun azalması mümkün olabilir mi?
    Azot için uygun olmasa da zor ayrışan bitkilerde mesela ayrık otunda bol miktarda potasyum var. En azından azot harici mineraller için öğütme ve ısıtma veya sadece birinin uygulanması nasıl olur?

    • Öğütmek derken sarımsak dövmek gibi öğütmekten bahsediyorsanız gerek yok. Biz eski bir dal öğütücüden geçiriyoruz, gayet güzel oluyor. Isıl işlem uygulamak ise bu çayın özelliklerine tamamen aykırı. Yapraklarda bulunan yüzlerce tür bakteri, maya ve mantarlara da ihtiyacımız var. Ayrık otunu ise hiç kullanmayın, dekompoze olmaz.

  30. Ben şuan tatlı patates filizi yetiştiriyorum. Suya hava verirken bir yandan da irfan çayı yapıyorum. Bir hava ile iki iş yani. Şuan durum iyi. Aşırı köpürmese daha iyi olurdu. Ölçme cihazım yok, suya koydugum bitkiler fazla gelebilir. Ortalama olarak rengine bakacagım artık. Mor ve turunculardan filizlenme oluyor şükür. İç mekanda özel yatakta üreteceğin inşaAllah. Tavsiyeniz olur mu?

    • Şayet güney yarım kürede yaşamıyorsanız bu mevsim tatlı patates filizi yetiştirmenin bir anlamı yok. Önümüz kış ve tatlı patates sıcak mevsim bitkisidir. Kapalı ve ısıtılan bir yerde de olmaz, gün doğumundan gün batımına kadar uzun gün güneşi ister.

      • Hocam ışıklandırma da kullanmayı düşünüyorum. Yemek için değil. Bahara filiz çıkarabilecek kadar yumru oluştursam yeter. Kilosu baya pahalı. Bahara da fiyat artar. En azından 5 -1 0 tane yumru alsam onlardan filiz alabilirim. Bir de aslında bu geliştirme sürecini merak ettim 🙂 660nm ve 440nm dalga boyunda ledler ve bir iki tane de full spektrum led yakmayı deneyeceğim.

        • Uğraşmayın. Yanlış zaman. Güneşin zor yettiği bir bitkiye led ile ışık yetiştiremezsiniz. Keşke yumruları bahara kadar saklasaydınız.

  31. Çayın rengi baya koyulaştı. Normal çay gibi oldu. Fazla olabileceğini düşünerek bitkileri içinden aldım. Miktar olarak fazla geldi galiba. Suda bozulma kokusu yok ama bitkilerin ağır kokusu var. Isırgan, sirken, kuş otu ve bir ot daha vardı. 30 saat falan sürdü. Şimdi de solucan gübresi koydum, motor çalışmaya devam ediyor.

  32. Geçtiğimiz ay bahçeme 25 adet ceviz fidanı diktim. Toprağı ıslah etme adına leonardit kaynaklı humik asit kullanmayı düşünüyorum. Bitkilerin besin ihtiyacı için doğal çözümler ararken blogunuza denk geldim. Cevizin ilk sene N=4,5 kg/da, P=3,6 kg/da ve K=6 kg/da makro besin elementlerine ihtiyaç duyduğunu düşünürsek ( kimyasal gübreler için önerilen hesap) irfan çayı fidanlarımı beslemede tek başına yeterli olur mu veya yeterli olabilmesi için nasıl bir dozlama yapmak gerekir. Ayrıca irfan çayı direk bitkinin alabileceği formda olduğundan sanırım humik asidin göreceği işlevlerden birini de yerine getirmiş oluyor.

  33. Meyveli tepe bahçelerimizde bolca bulunan çayır otu dediğimiz bu otlarla irfan çayı yapabilir miyiz? İçeriği hakkında bir bilginiz var mı acaba?

    • Çayır otu dediğiniz tam olarak nedir bilmiyorum. İrfan çayı yaparken geniş yapraklı otlar daha hızlı dekompoze olduklarından daha uygun diyebiliriz. Ancak ince yapraklı otların sadece yeşil aksamları da olur tabii.

  34. Sayın meyvelitepe: öncelikle bütün bu bildiler için teşekkürler. Soru 1: irfan çayında 1:1 oranında seyreltip verilmesi damlama sulamalarda Gübre tankı ile dekara nasıl bir uygulama yapılabilir. Soru 2: irfan çayını kaçgün ve nasıl saklayabiliriz. Soru 3: hava pompası en az 4 gün sürekli mi yoksa belli aralıklarla çalıştırsak olur mu 🤔 teşekkürler

    • 1. Gübre tankına konacak çayı sulandırmadan damlamaya 1:1 su ve çay verecek şekilde ayar yapılabilir.
      2. İrfan çayını sürekli hava vermek şartıyla 10 güne kadar tutabilirsiniz.
      3. Hava verme işinin kesintisiz olması gerekiyor.

      • Çok teşekkür ederim kendimce taşlar yerine oturdu. ☺️🤙👏👏👏

  35. Sayın meyvelitepe; 26.4.2020 de 100 lt plastik varile 25w hava pompası ile yapmış olduğum irfan çayı bugün bugün 6. Gün ve 80 litrelik gübreden sadece 40 litre kalmış köpük köpük dışına taşıyor ve gübre eksiliyor bir anlam veremedim ve size sormak istedim. 🤔

    • Köpüklenmesi normal ama köpüklendi diye 80 litreden 40 litre kalması normal değil, varilde bir delik filan olmasın.

      • Şöyle diyim çok fazla köpük oluştuğu için sıvı gübre miktarının azalması normal değilmi.🤔

        • Köpüğe dönüşen sıvı nedeniyle 1-2 avuç sıvı kaybı olabilir ama 80 litrenin 40 litresi olmaz ki.

          • Kullanmış olduğum otlar: çalba otu( sığır kuyruğu), deve dikeni, yonca, papatya . 25 w lık 6 tane 4 hava taşı olan bir hava pompası çalıştırdım. Aklıma şu iki etken geldi 1. Etken: su oksijen yönünden doyum noktasına falan mı ulaştı 2. Etken :otlar birbirine karşı oksijene karşı bir tepkime içine mi girdiler. 🤔

          • Oksijenin doyum noktasına ulaşması bir etken değil, kaldı ki çaydaki mikroorganizmalar müthiş bir hızla oksijen tüketiyorlar. Aşırı köpüklenmede kullandığınız otlar bir etken olmuştur herhalde. Yonca, papatya ben de çok kullandım. Belki diğer otlar çok köpüğe sebep olmuştur.

  36. Yaklaşık 70 kadar ceviz fidanim var 50 litre çay yaptım bunu damlamadan nasil vermem gerekiyor bu konuda nasil bir yol izlemeliyim teşekkür ederim

    • Bir gübre tankınız varsa, venturi ayarını tanktan azar azar verecek şekilde ayarlayabilirsiniz. Böyle bir düzenek yoksa bir şekilde fidan diplerine elle taşıyarak veya 50 litre çayı daha büyük bir varilde sulandırıp, içine küçük bir dalgıç pompa sallandırıp, pompaya takılı bir hortumla da verebilirsiniz.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*