“Fonda karanlık vardı, simsiyah giysileri ve ateş saçan gözleriyle karşımda duran rakibime şaşkınlıkla baktım. Elimde ışıldayan kılıcı farkettiğimde yapılacak tek şeyin karşı koymak olduğunu hissetim. İçimde dev bir dalga gibi yükselen güç soluk alışlarımı sıklaştırıyordu. Daha önce hiç kılıç kullanmamıştım ama, her nasılsa kadim bir kılıç ustası gibi harekete geçtim, Tanrım ustaydım, çok usta. Dövüşmeye başladık, kara kılıçla ışıldayan kılıç havada çarpıştıkça, kapkara siluetli rakibimden yansıyan saf kötülüğü içimi acıtacak kadar derinlerde hissediyordum. Uzun ve yorucu bir dövüştü. Henüz kazanan yoktu. Havada asılı olan huzursuzluk içime işlerken, ter içinde uyandım. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Yatağın içinde bir süre dona kaldım, zorlukla nefes alıyordum. Bir süre sonra kendime geldiğimde bunun o çok önceden beri bilinen, yüreğimizin ve beynimizin derinliklerinde, varoluşumuzdan bu yana hazırlıkları sürdürülen büyük savaşın başlangıcı olduğunu hissettim. Armageddon başlamıştı, iyi ile kötünün mutlak savaşı. Uyuyan güçlere çağrı gönderilmişti. Hepimiz farklı yerlerde, farklı işlerle, farklı bir yaşam biçimi içinde sürüklenip giderken, zihnimizin derinliklerine saklanmış kutu açılmıştı. Harekete geçmek zamanıydı. Yolumuzu içimizden gelen sesi dinleyerek bulacak, belli bir noktada birleşip uyuyan güçlerin büyük beyaz birliğini oluşturacaktık. Bu savaşta görevimiz iyilerin işini kolaylaştırmak, bitaraflar grubunu da iyiler tarafına çekerek kötülere üstünlük sağlamaktı. Belli ki kötüler de uyuyan güçlerini göreve çağırmıştı. Amansız ve çok uzun sürecek bu savaşta taraf olmayan kalmayacaktı. Mutlak iyi mi, yoksa mutlak kötü mü? O hangisini seçecekti?”
Eğer bugün kızım hala küçük bir çocuk olsaydı, uydurduğum bu fantastik öyküyü muhtemelen ona anlatacak ve bir taraf seçmesini isteyecektim. Çocuğum dehşete kapılır mıydı? Sanmam, ne de olsa onu zaten ben büyüttüm ve bu hezeyanlara alıştı, masal ve fantezi edebiyat aşığı haline gelmesi biraz da bundan galiba. Her neyse, iki bokashi kovasının beni böyle çılgın hayallere sürükleyebileceğini bilemezdim elbet. Çıplak gözle bakamayan insanlar grubundayım sanırım, hiç bir şeyi olduğu gibi göremiyorum, baktığım şeyleri hayal gücümün fonunda görebiliyorum ancak. Sevgili babacığımın bir hediyesi bu, onun fantastik öyküleri ve uçsuz bucaksız hayal gücüyle yoğurulan zihinlerimiz hayatı zenginleştirmeden, süslemeden duramıyor. Aslına bakacak olursanız gerçek bazen en çılgın fantezilerden bile daha ilginç ve şaşırtıcı olabiliyor.
Etkin mikroorganizmalarla yakın ilişkilere gireli beri, hayata bakış açım değişti demek pek abartılı olmaz. Bu aşırı heyecan ve coşkuyu bir başka yazıya bırakıp sadede gelecek olursam, söze bokashi kovalarından başlamam gerekecek. Bu kovaları fiziksel olarak diğer çöp kovalarından ayıran özellikleri içerde tabana yakın bir süzgeç, altta kalan boş kabine bağlanmış küçük bir musluk ve hava geçirmeyecek biçimde kapanan kapak. Daha önce bahçede kompost kapları hazırladığımızdan söz etmiştik, ancak organik mutfak atıklarını bu kaplara taşımak için biriktirmeye kalkıştığımızda bir süre bekleyen bu atıkların kullanılamayacak kadar pis kokulu, işe yaramaz bir çöp yığınına dönüşmesi planları bozmuştu. Ayrıca bunları taşınabilir bir kompost kabı içinde biriktirmek ise atıkların gübreye dönüşmesi çok yavaş olduğundan pratik bir çözüm olmamıştı. Bu durumda çöpler konusunda yeniden kullanılabilir kuru çöpleri ayırmaktan başka bir seçeneğimiz kalmamıştı. Ta ki, Japonya’da, Amerika’da ve bir çok ülkede yıllardır kullanılan bokashi kovalarının çevre bilinci gelişmiş ve bu savaşta taraf olmuş kişiler tarafından artık ülkemizde de üretilip (doğru duydunuz ithal değil) pazarlandığını öğreninceye kadar.
Bokashi Japonya’da çok eski zamanlardan bu yana kullanılan bir kompost veya gübre üretme yöntemi. Organik atıkların yararlı bakteriler ya da etkin mikrorganizma (EM) içeren malzemeyle karıştırılarak hava geçirmez bir ortamda biriktirilmesi ve fermente olarak gübreye dönüşmesine dayanıyor. Diğer yöntemlerden farklı olarak, bu sistemde ısı yükselmiyor, dolayısıyla etkin mikroorganizmalarla zenginleşen gübre müthiş bir güce dönüşerek toprağın canlı ve yararlı organizmalar bakımından zenginleşmesini ve yeniden yaşayan, canlı, sağlıklı bir ortama dönüşmesini sağlıyor. Başını Laktik asit bakterisi, mayalar ve fototropik bakterilerin çektiği bu organizmalar çoğaldıkları yerde, ya da bizim fanteziye dönecek olursak kötü bakteri türlerine karşı savaşta, üstünlük sağladıklarında toprağı ve hatta bedenimizi hastalık yapan (patojen) bakterilere karşı dirençli hale getiriyor. Taraf olduğumuz iyiler aslında hiç birimize yabancı olmayan, aksine günlük hayatımızda, hatta bedenimizin içinde bize hizmet eden görünmez güçler. Örneğin yoğurt, peynir, kefir, ekmek ve bunun gibi pek çok besini iyi bakterilerin özverili çalışmalarına borçluyuz.
Bu konunun bana en ilginç gelen ve beni fantezilere sürükleyen yanı ise bakteri toplumunun basit tarifi oldu. Bakteri toplumunu yöneten güçler iyiler (beneficial:yararlı) ve kötüler (putrefactive: çürümeye ve kokuşmaya sebep olan) olarak ikiye ayrılıyor. Asıl çoğunluğu ise “opportunist” olarak da tanımlanan tarafsız ya da fırsatçılar oluşturuyor. İyilerin baskın olduğu ortamda iyilerin hizmetinde çalışan bu grup, kötüler baskın olduğunda güçlü olan tarafa hizmet etmekte bir sakınca görmüyor. Güçlenen iyilerin hizmetine giren, mecazi olarak “koyun sürüsü” de diyebileceğimiz, büyük çoğunluk toprağın, suyun mikroflorasını düzenliyor, kötülerin yok edilmesine yardımcı olup her anlamda sağlıklı, temiz ve verimli bir ortam oluşturuyor. Öte yandan tersi gerçekleştiğinde kötü kokular, kirlilik, hastalık ve verimsizlik kara bir bulut gibi her şeyin üzerine çöküyor. Eh bu durumda, gel de taraf olma.
Neyse, tabii ki taraf olduk ve iki adet bokashi kovasında iyilerin çoğalmasına ortam hazırladık. Önce birinci kovayı doldurduk. Bunu yaparken dikkat edilecek en önemli şey, bu ortama bozuk, çürümüş, kokuşmuş herhangi bir malzeme atmamak. Bunun dışında fermentasyonu kolaylaştırmak için sulu atıkların fazla suyunu süzmek, iri parçaları mümkün olduğunca küçültmek ve kabı daima hava almayacak şekilde kapatarak saklamak gerekiyor. Süzgeçli bir kapta biriken taze organik atıklar, her akşam kovaya eklenirken iyice sıkıştırılıp üzerine bokashi karışımı serpiliyor. Sonuç çöp turşusu gibi bir şey oluyor, turşu gibi kokuyor, sinek vs. yapmıyor. İki günde bir kovanın çeşmesinden alınan birikmiş “turşu suyu” sulandırılarak gübre olarak kullanılabiliyor.
İşte, benim gözlerimle görüp, bizzat şahit olduğum mucizeye de bu noktada tanık olunuyor. Sulandırılmış “bokashi suyu” ile suladığım, “artık yaşamaya mecalim yok” diye inleyen minik saksıdaki gül coşup çiçek açıyor. Bütün yaz “buraların havası bana göre değil, beni güneye götürün” diye ağlayıp büyümeyi reddeden kırmızı begonvil geç kalmış çiçekleriyle bizi şaşkına çeviriyor. “Yeterince açtık bu yıl, artık bizden geçti” diyen papatyalar saksıdan sarı beyaz başlarını bir bir uzatmaya başlıyor. Öte yandan bir türlü başa çıkamadığımız ve son derece rahatsız olduğumuz banyo gider deliklerinden çıkan kötü kokular deliğe dökülen “bokashi suyu” sayesinde son buluyor. Bu suyun tuvaletlerde hijyen sağlamak için de kullanılabildiğini öğreniyorum, hatta bu konuda yazılmış bir tez “Em aktif” solusyonu ile kimyasal temizleyicileri karşılaştırıyor. Sonuç geçici bir zafer yerine zehirsiz ve daha uzun soluklu bir başarıya işaret ediyor.
Hazırladığımız çöp turşumuzu Meyvelitepeye götürüp yeni sebze adalarında açtığımız yatay bir çukura gömüyor, üzerini 15-20 cm. toprakla örtüyoruz. Artık fermentasyon orada devam edecek ve çok geçmeden ziyafete koşan solucanların da yardımıyla çöp turşusu son derece verimli ve sağlıklı bir toprağa dönüşecek. Bu karışımı altı kesilerek biraz toprağa gömülmüş bir varil içinde, her kullanımda üzerini toprakla örterek biriktirdikten sonra kompost kaplarındaki karışıma veya doğrudan toprağa eklemek de mümkün.
Dünyada Bokashi hayranları ve uygulayıcılarının fikir alışverişi yaptığı bir çok blog var. Bunlardan birinde şehir ortamında yaşayan ve saksılardan oluşan bahçeleri bulunan Japonların bokashi kovalarında biriktirdikleri atıkları nasıl kullandıkları anlatılıyordu. Boş ve mümkünse derin bir saksının dibine biraz toprak döşeniyor, çöp turşusu ilave edildikten sonra yaklaşık 10 cm. toprakla örtülüyor. Sonra da saksının üst yüzeyi hava geçirmez bir nylon veya streç filmle sıkıca kapatılıyor. Yaklaşık bir ay kadar bir süre sonunda toprak ekime hazır hale geliyor. Bazen ekilmiş bitkileri çıkarıp saksının dibine bu turşuyu ekleyip üzerini toprakla kapatarak çiçeklerini yeniden aynı saksıya diktikleri de oluyormuş. Hatta Japonya’da eskiden nesilden nesile aktarılan bokashi başlatıcıları tıpkı mayalar gibi saklanıp kullanılıyormuş.
Uzun lafın kısası aslında girişte anlattığım fantezi çevrenize şöyle bir baktığınızda göreceğiniz gibi uzak bir olasılıktan söz etmiyor. Her yerden kötü kokular yükselirken, topraklarımız zehirlerle canlılığını kaybederken, havamız solunamaz hale gelirken, küresel ısınma Demokles’in kılıcı gibi tepemizde tüm canlı türlerini tehdit ederken, genetiğiyle oynanmış ürünler çok muhtaç olduğumuz çeşitliliği yok ederken dünyamız bizi taraf olmaya, yardıma çağırıyor. Her ne kadar çok daha karmaşık olsa bile, insanlar da bakteri toplumuna benziyor biraz. Farkımız beyinlerimiz, vicdanlarımız ve hepsinden önemlisi seçme şansımız. Her seçimimiz tarafımızı belirliyor, bazılarımız iyi, bazılarımız kötü, bazılarımız ise bilinçsiz taraftarlar. Şimdi asıl soru şu: Ya siz, siz kimsiniz?




İsmail Bey merhaba;
Kompost yapımında bana rehber oldunuz, düzenli olarak kompost yapıyorum artık. Kompost yapımı için yaptığım delikli çöp kovaları taşınabilir, basit ve ucuz bir çözüm oldu. Mutfak artıklarını delikli çöp kovalarında bir miktar kahverengi malzeme ile karıştırıp kolaylıkla ve kokuşmadan biriktirebiliyorum. Kompost yapmak isteyenlere delikli çöp kovalarını tavsiye ederim.
Sayenizde bukashi kovaları hakkında bilgim oldu, ilk fırsatta bir kova edinip, sizin tecrübelerinizi deneyeceğim.
Sağlıcakla Kalın.
Son paragrafınıza da canı gönülden katılıyorum.
Faik bey teşekkür ederiz.
Meyvelitepe’nin kompost araştırmacısı eşimdir. Hem önceki kompost ile ilgili yazılar, hem de bukashi kovaları ile ilgili yazılar eşime aittir.
Etkin Mikroorganizmalar ve kompost ilişkisi, genel olarak da etkin mikroorganizmalar yepyeni bir boyut oluşturuyor. İlerleyen günlerde bu konuda daha yapacağımız çok şey var gibi görünüyor.
Saygılar
pes diyorum ve şapka çıkarıyorum.
başucu kitabı gibisiniz ailece,ve üstelik bu başucu kitabı her gün yaşanmış/başarılmış hikayeler ile zenginleşmekte…
Sizi gec buldum ama kayip etmeyecegim artik hic birseyi atmiuorum sifir atik hayatima tamamen yerlesti. Bahçeye büyük Bir varil koydum Altını deldim onun içine Biraz Toprak biraz evin gıda artıkları yağlı yiyecekler hariç biraz karton yeşillik bahçenin artanları dallar kabuklar koyup ağzını kapatıyorum henüz Toprak elde edemedim 6 aydan beri kapalı duruyor bir kere boşalttım tamamen bir karıştırdım tekrar kapattım şimdi bahçeyi sürdüm Onu açıp üstüne yani yayıp karıştırayım mı bahçe toprağıyla Ne dersiniz
haha 🙂 muazzam bir yazı, merakla ve zevkle takipteyim. selamlarımla.
Yasadigim yerde Fransa “compost”lar her gittigim yerde karsima cikiyor hatta mutfak tipi minikler var sonra gidip bahcedekine ekleniyor. Simdilik cok istedigim bu ayristirma islemine katilamiyorum 🙁 cunku balkonsuz bir apartman dairesindeyiz. Kagitlar, camlar, teneke kutular, plastikleri ayirip ozel coplerine atiyoruz. Kacinamadigimiz plastik torba ve yumurta kutulari pazara geri donuyor ve tekrar tekrar kullaniliyor.Sutumuz yikayip goturdugumuz cam siseyle, krema; peynir; tereyagi ve mumkun olan her sey pazardan aliniyor. Alisverisleri sepetlerle yapiliyoruz. Temizlik karbonat ve sirke ile yapiliyor. Cop uretimi azaltmak icin kafa yoruyorum. Ah birde kompostum olsa tarafim belli olur mu acaba?
Nalan Cantav hanımefendinin ifadelerine aynen katılıyorum. Eşinize de size de Tebrikler…
Teşekkürler Mustafa Bey.
Kompost olmadan da sizin tarafınız belli olmuş zaten:) Plastik torbaları ben de mecburen kullanıyorum ama yıkayıp, kurutup, tekrar tekrar. Kurusun diye astıklarım hışırdayıp duruyor rüzgarda, ayrıca berbat bir görünüm ama ne yapayım, içim elvermiyor atıvermeye.
Hoşgelmişsiniz ve teşekkürler yorum için.
Bizi utandırıyorsunuz, o kadar da değil, öğrenip, deneyip yazıyoruz sadece.
İsmail bey merhaba, Yazınız çok güzel teşekkürler, romantik ve filozofik.Ben şuna inanmışımdır insan ne yaparsa yapsın (bir şeyi iyi yapmak için) onun felsefesine girmesi lazım. Bir çiçek ekeriz topraga gübre atarız, su veririz budarız vs.çiçek çıkar.Önemli olan bana göre bu çiçeği ektiğimiz zaman toprakta, bitkide neler oluyor doğa neler yapıyor, neyle mücadele veriyor. Kullandığımız maddeler bitkiye ne sıkıntı veriyor. Mesela,hormon veriyorsun güzel, güzel şeyler oluyor ama birde bitkiye sor. Dili olsa anlatsa.
İsmail bey bir arkadaşımın bana gönderdiği çok çok beğendiğim bir mail var. Toprak düzeni hakkında teolojik, filozofik yazılmış, eğer okumadıysanız çok beğeneceğinizi tahmin edeceğim bir mail. İlğilenirseniz, bana gmail adresini verirseniz size göndermek isterim.
Başarılar,
Mehmet Erkal
yurt disinda yasayanlar icin ben de bokashi kovasi arastirdim:)) bana biraz pahali geldi ama daha ucuzlari da vardir belki..para biriktirip alicam..cok iyi fikir..bakarsiniz bizim balkon da kocaman tarlaya donusur..burda (kuzey avrupa) bu soguga ragmen caddelere zeytin agaci ektiler..sasirdim biraz ama belki tutar:))
http://www.bokashiman.com/2007/04/a-diy-bokashi-bucket/
hic boyle birseyden haberim yoktu..bizim yasadigimiz yerde, cam, plastic, kagit ayrimi yapiliyor ayrica..kimyasal urunler (boya, pil) ve eski esyalari gelip evden aliyorlar, ihtiyaci olanlara tamir edip yeniden veriyorlar.cok guzel bir sistem..
Türkiye’de bir şeyler değişiyor, değişmeli.
İnternet sayesinde öncülerin-liderlerin yaptığı-başardığı işlerden artık milyonlarca kişi haberdar oluyor.
Meyvelitepe bloğu da bu bloğu hazırlayanlar da artık yüzlerce kişi tarafından takip ediliyor ve bu sayı katlanarak artıyor.
Bukaşi kovaları vardı, Dünyada binlerce kişi tarafından bu kompost uygulanıyordu ama Türkiye’de bunu duyuracak öncü kişiler yoktu.
İşte Meyvelitepe bunu başardı.
(Satıcıların duyurması veya reklamı malesef bu tür konularda etkili olmuyor)
Şimdi yüzlerce kişi bukaşi kovasından almak ve bu yararlı ve olması gereken uygulamayı evinde-bahçesinde yapacak.
Bu bağlamda MeyveliTepeye teşekkür.
Yine Kayhan Beye bu olayı geç de olsa Türkiye’ye getirdiği için teşekkür.
Artık EM cilerin işi daha da zor.
EM ürünlerinin internetten direk alınabileceği bir web sitesi kurmanın zamanıdır.
Şu kişiye telefon edin, şu yetkiliye mail atın gibi dolaylı işlerin bırakılması gerek.
Sağlıcakla
Sayın kalifornia,
EM ve bukashi kovalarıyla ilgili pek çok ilginç site var. Hatta youtube’da uygulamalı videolar bile mevcut. Bazen ülkemiz bazı konularda geri kaldığı için seviniyoruz, çünkü bu sayede bir çok zarardan da korunmuş oluyoruz, öte yandan bu gibi olumlu ilerlemelerde ise geç kaldığımıza hayıflanıyoruz.
Yorumlarınız sayesinde bu konularda orada neler olup bittiğini de öğreniyoruz, ufkumuz açılıyor. Kaliforniya bölgesinde zeytin yetiştiğini duymuştuk zaten, zira kaolin kili araştırmaları oradaki bahçelerde yapılmıştı.
İlginç gözlemlerinizi paylaşmaya devam ederseniz seviniriz.
Sevgiler…
Sayın deniz akvaryumu, motivasyon yüklü sözleriniz için çok teşekkürler. Biz denediğimiz, yararına gerçekten inandığımız işleri sonuna kadar destekliyoruz. Çorbada birazcık olsun tuzumuz bulunursa ne mutlu bize.
EM dağıtım ve satış konusunun da en kısa zamanda yoluna gireceğine inanıyoruz, çünkü “talep” nelere kadir hepimiz biliriz.
Bizleri bu ürünlerle tanıştıran ve bu işe vicdanıyla baş koyan Kayhan beye hem kendi adımıza hem de bitkilerimiz, toprağımız adına çok teşekkürler.
Sevgiler…
Sn kalifornia daha önceki yazılarınızdan Kaliforniya’da olduğunuzu düşünmüştük, parantezi kaçırmışız. Kuzey Avrupa bambaşka bir konu. Bildiğim kadarıyla zeytine deli oluyorlar, lokal olarak üretmek için her ağacın üzerine bir çadır kurarlarsa şaşmam:) Şaka bir yana çok ilginç, gelişmeleri öğrenmek isteriz doğrusu.
Bu güzel blog ve hem MeyveliTepe’nin hem de Denizakvaryumunun övgü dolu sözleri için çok teşekkür ederim. Artık gelişen iletişim teknolojisinin tetiklediği yeni bir çağa giriyoruz. Bu çağ öncekilerden çok farklı olacaktır. Bu çağda, her ne kadar şu anda dünyanın bazı bölgelerinde savaşlar devam ediyor olsa da, akıl, bilim ve insanlık inisiyatifi ele alacak ve askeri güçler baskınlığını, yapıcı, barışçıl, toplumsal güçlere bırakmak zorunda kalacaktır. Bu çağda, oksidasyona (yeryüzünde kargaşa ve ısınmaya (küresel ısınma) yol açan teknolojiler artık yerlerini yavaş yavaş doğa dostu, küresel ısınmaya neden olmayan, daha sağlıklı ürünler üreten, hastalıklara neden olmayan, insanlığa huzur ve barış getiren teknolojilere bırakacaktır. İşte EM Teknolojisi, bu teknolojilerden biridir. EM benzeri teknolojiler arttıkça insanlık, mutluluğa ve refaha ve kardeşçe yaşama biraz daha yaklaşacak; dünyadaki açlık sorunu yenileceği için, dinsel, ırksal ve siyasal savaşlar, çatışmalar sona erecektir. Bu, birlikte varolma ve birlikte zenginleşme çağıdır ve yararlı mikroorganizmalar ve bu teknolojiyi kullanan Sayın MeyveliTepe ve eşi, bu çağı bize biraz daha yaklaştırmaktadır. Sonsuz teşekkürler!
İlgilenenler için, nette rastladığım şöyle birşey de var:
http://www.naturemill.com/index.html
Yine çok şey öğrendim bu yazıdan. Bu sefer bilgi ile beraber bir de güzel fantazi öykü hediye etmişsiniz bize. Teşekkürler.
Merhaba,
Kafanizin karismasi normal:)) hem California’da hem kuzey avrupadayiz..
California’da farmers market diye birsey var..her hafta yerel ureticiler organik urunlerini halka sunuyor..benim orda gordugum bir kac zeytin cesidi var:
http://www.stonehouseoliveoil.com/oliosanto/farmersmarkets.html
ayrica sam fistik
ceviz (http://en.wikipedia.org/wiki/Walnut_Creek,_California), pecan nut agaclari cok..bunlar cesitli sekillerde pazara gelip satiliyor..bizim bildigimiz koylu pazari yani..ama web siteleri filan var
Ben en son kendi urettikleri jojoba bitkilerinin (çölde) yagini cikarip satan bir aile ile tanistim..ilk defa gercek jojoba yagi aldim..anladigim kadariyla cok sicakta yetisen bir bitki…kozmetik amacli kullaniliyor..belki turkiyenin de guneyinde yetisir.
En son olarak beyaz seftali diye bir sey var..
http://www.davewilson.com/homegrown/gardencompass/gc04_sept_oct_01.html
bu seftali turu acaba turkiyede var mi? kendine ozgu aromasi ve tadi olan bir urun…su ana kadar yedigim en lezzetli seftali..new yorkta pahali lokantalarda uzerine hic bir ilave yapilmadan tatli olarak menu sonunda geliyormus..cok kiymetli bir urun yani:))
Kolay gelsin..selamlar,
“İltifat” için teşekkürler.
Katkı için teşekkür ederiz Murat bey. Bu tür çok değişik ürünler var yurtdışında. Yalnız elektrikli olunca katma değeri biraz azalır gibi geliyor bana.
Sayın Kaliforniya, linkler çok ilginç, ilk defa duydum, özellikle “donut” şeftalileri. Beyaz şeftali Türkiye’de de varmış, hatta tüysüz beyaz şeftali Çanakkale’ye özgü eski bir meyve olduğundan yeniden yayılması için çalışmalar yapılıyormuş. “Ağaçlar.net” forumda şeftali başlığı altında söz ediliyor.
Yine de yediğiniz her meyvenin potansiyel bir tohum olduğunu unutmayın derim ben. Yazlık bahçemizde çekirdekten yetişme bir şeftalimiz var, verimine biz bile şaşırıyoruz.
Sevgili Meyvelitepe, gercekten de cok heyecan verici. Denemelerinizin basarili olmasina sevindim. Merak ettigim bir sey var. Bu “bukashi karışımı” dediginiz sey, bir cesit maya gibi mi? Siz uretebiliyor musunuz? Yoksa bittikce almak zorunda misiniz?
Merhaba Pınar, bukashi ile ilgili nette epeyce kaynak var, “youtube” da “bokashi” diye arandığında hem bukashi karışımının nasıl hazırlanacağına hem de oluşan turşunun nasıl kullanılacağına dair videolar var. Oradan anladığım kadarıyla EM Aktif, kepek ve su kullanarak Bukashi karışımını hazırlamak mümkün. Bu şekilde hazırlanan karışım hayvanlar için yem olarak da kullanılabiliyormuş. Sizin cibiler bu işten karlı çıkabilir:)
Bolca faydasını gördüğüm yazınız için teşekkürler. Resimde, kepekli olarak gördüğümüz torba EM aşılayıcının yanısıra, şişelerde duran sıvı tam olarak nedir? O sıvıyı nasıl temin ettiniz ve nasıl kullanıyorsunuz? Bu sıvı, musluklardan elde ettiğiniz sıvı değil sanırım..
Bu arada, ilgilene arkadaşlara duyurulur,
http://www.yesiladim.com/details.asp?ID=26
adresini ziyaret ederlerse, kova ve EM aşılayıcı oldukça uygun fiyatlarla bulabilirler. Ben kullanmaya başladım bile…
Saygılarımla.
Savaş bey teşekkürler.
Şişelerde gördüğünüz su musluklardan elde ettiğimiz üründür. Begonyayı bu mevsimde çiçeklerle donatan da o oldu.
Mehmet bey,
meyvelitepe@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
Şimdiden teşekkür ederiz.
Merhabalar,
Bu gece birden bire sekoyalara merak sarmışken blogunuza rastladım ve saatlerdir buradayım. Harika şeyler paylaşıyorsunuz, teşekkürler.
annem ve babam bahçecilikten anlayan ve yaşlı insanlar. aramızda yarım yüzyıla yakın yaş farkı var. bu nedenle bir çok insanın tahmin edemeyeceği büyük bir şansa sahibim. yaşama dair çok değerli bilgilere, deneyimleriyle sahip olmuşlar.
bana aktardıklarından biri de bukoshi’ye benzer bir yöntem. evde çay, filtre kahve, bitkisel hiçbir atık çöpe gitmez. onları turşu diyemesem de değişik bir karışımla karıştırıp bekletir babam. sanırım karışımın etkili mikroorganizma ihtiyacını da gübreyle karşılıyor.
şehir yaşantısında, evin terasında ölçüp kontrol ederek, haftalardır büyütmeye çalıştığım sarmaşığımı babamın karışımıyla besledim. yanında sürpriz portakal çıkmakla beraber 10 cm’den 50 cm’ye çıktığını gözlemledim. birçok yaprağı oldu ve artık ölçmüyorum 🙂
ben de bunu paylaşmak istedim 🙂
Nazmiye Hanım, iyi ki uğramışsınız. Mail adresinize de yazdım, ama burada bir daha belirteyim, mümkünse babanızın yöntemini ayrıntılarıyla öğrenmek isteriz.
Sevgiler…
merhaba meyvelitepe ailesi;
bizlere verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.
bahçe artıklarımızla (budama dalları,yapraklar,çüüüş meyveler v.b) yapacağımız kompostlarda EM kullanılabilir mi?
İhsan bey kullanılır. Her tür kompost işleminde etkin mikroorganizma kullanımı özellikle tavsiye ediliyor.
slm em ulaşmak istiyorum yardımcı olabilir misiniz meyveli tepe ailesi…
http://www.emturkey.com/index.htm adresine bakabilirsiniz.
Merhaba meyveli tepe;
Yukarıda veriğiniz linkden 2 ay kadar önce EM aşılayıcı almıstım fakat bukashı kovaları ellerınde yokdu geldinde haber verilmek uzere numarımı bırakmıstım ama geri dönen olmadı.Bende bu kovaya alternatif ne olabılır dıye dusunuyorum aklıma su deterjancılarda kullanılan musluklu kovalar geliyor kovanın ustunu kesıp dıp kısmının bıraz uzerıne bır ızgara yerlestırmeyı dusunuyorum ama sorun su kı nasıl havasız sekılde kapatacagımı bılemıyorum.İnternett yogurt kovasıyla olan denemelerı gördum fakat onlar daha küçük çapta acaba aklınıza gelen baska kova modellerı varmı yada bana bukashı kovası bulmamada yardımcı olabılırmısınız?Bu konuda yardımcı olursanız çok sevınırım .
Serap hanım, mesajınız için teşekkür ederiz.
Bukashi kovaları sanırım yeterli talep görmediğinden artık üretilmiyor olmalı. Elinizdeki malzemeleri değerlendirerek benzeri sisteme sahip bir şeyi sizin yapmanız gerekecek. Burada dikkat edilmesi gereken, Kovanın dibinde, musluğun da bulunduğu bölümü içine alan, ızgaralı bir bölüm olmalı, ki, kovaya koyduğunuz malzemelerin suyu buraya süzülsün ve musluk vasıtasıyla bu suyu alabilmelisiniz. Bu su hem sebze meyve kalıntılarından gelen faydalı mineral, enzim ve diğer besinler, hem de faydalı mikroorganizmalar içerecektir. Fazla bekletmeden, 1:500 oranında sulandırarak çiçeklerinizde ve diğer bitkilerinizde kullanabilirsiniz.
Fazla bekletmeden derken ne kadar sureyi kastediyorsunuz? Gece yeni copleri eklerken suyunu alip sabaha kadar bekletmektense, suyunu sabah mi almali?
Öyle yapsanız daha iyi olur. Burada amaç, aldığınız sıvının hava ile temas süresini olabildiğince kısa tutmak gerekir ki başka bakteriler üremesin.
Meyveli tepe merhaba;
Yanıtınıza teşekkür ederim galıba uygun kovayı buldum şu musluklu termoslardan aldım ıcıne ızgarıyı koyduğum zaman hazır olacak kapağı da sıkıca kapanıyo sımdı ev atıklarını bırıktıryorum diğer dediklerinizi uygulayacağım çok sağolun kolay gelsin…
Serap hanım, bukaşi kovasında bir de bukaşi kullanmalısınız. Her yeni mutfak atığını kovaya koyarken aralara ve üzerine bukaşi serpmelisiniz, yoksa patojen bakteriler durumu ele alırlar ve kovadaki malzeme fena kokmaya başlar.
Tekrar merhaba meyveli tepe;
Bahsettiğiniz bukaşi inşallah benim aldığım şeydir.Bukaşi aşılayıcısı olarak almıstım açık kahverengi talaş gibi bir madde dediğiniz gibi uygulamayı düşünüyordum sanırım aynı maddeden bahsediyoruz konuya ilginize çok teşekkür ederim sizden öğreneceğimiz çok sey var iyi çalışmalar.
Sanırım doğru. EM emdirilip kurutulmuş kepek gibi bir şeydir.
Merhaba,
bukashi karışımı nedir ve nerden alınır nasıl kullanılır. aynı şekilde kovalar nerde satılır. bir de kova içinde ne kadar tutmak gerekir. Toprağa gömdükten sonra ne kadar bekleniyor.
teşekkürler,
Tarımın SPARTACUS’u diyebiliriz herhalde size 🙂
Londra’ya taşınan arkadaşımı ziyaret ettim. Mahallerinin büyük bir korusu var. evler bunun etrafında konumlanmış. Korunun içine belli aralıklarla kompost tankı koymuşlar. Herkes organık atıklarını buraya atıyor.
Çok hoş bir uygulama. Ne güzel organize olabilmişler.
Çok ilginç bir mevzu. İnsan bu sitedeki yazıları okudukça ne kadar az bilgi sahibi olduğunu anlıyor. Acı ama ne yapalım, en azından biz de birşeyler öğrenmeye çalışıyoruz.
Sayın Meyvelitepe,
EM uygulamalarını zeytin solgunluğu (verticillium dahliae) hastalığının tedavisinde denediniz mi hiç veya bu konu hakkında bir bilgi var mı siz de? Aşağıda ki web günlüğünde denemeler yapılmış ancak tarihi 7 yıl öncesine ait ve o tarihten bu yana hiç güncellenmemiş.
http://em-uygulamalar.blogspot.com.tr/
Saygılarımla.
Sevgili meyvelitepe,
Buradaki EM tarifinin agaclar.net’teki enzim tarifinden ne farkı var ? EM ile enzim aynı şeyler mi? Eğer öyleyse orada anlatılan sistem biraz farklıydı ve başlatıcı değil de şeker atık ve su kullanılıyordu ? Ayrıca çeşmeden haftada bir su almak yerine hazırlanan düzenek 3 ay boyunca fermanteye bırakılıyordu. Sizin haftada bir su süzmenize neden olan düzenek nedir? Teşekkürler şimdiden 🙂
Aynı şeyler değil.
EM içinde farklı gruplarda faydalı bakteriler olan bir bakteri kokteyli ve ismi de ticari bir isim. Enzim olarak yapılan ise sebze meyve atıklarının fermente edilmesi sonucu elde ediliyor. Şayet doğru yapıldı ise içinde sebze ve meyve atıklarından suya geçen mineraller, muhtemelen de lactobacillus ailesinden bakteriler ve bir kısım mayalar var. Suyu alınan şey ile herhalde bokashi kovasını kastediyorsunuz. Bu da bokashi sürecinin bir yan ürünü. İçinde hem bokashi yapılan malzemenin suyunda bulunan mineraller, hem de fermente edici olarak kullanılan EM’nin içeriğindeki farklı gruplardan bakteriler var. İçeriklerde ortaklıklar var. Söz gelimi lactobacillus ailesi bakteriler bu uygulamaların hepsinde var.
Merhabalar..
Bilmiyorum daha önce bahsi geçti mi ama bu bidonları görünce aklıma her Türk milletinin evinde olan, piknikçilerin resmi eşyası mavi su bidonları geldi. Hani altında musluğu var. 20 TL ye filan her yerde satılıyor. Rastgele bir yerden link aldım
http://www.avistanbul.com.tr/asp/product/43445/Toros-Termos-Ikili-Musluklu-Soguk-Su-Termosu
Bence bu iş için süper olur. Hem bulunması kolay.
Bu kovalar dibi musluklu bidondan biraz daha allengirli 🙂 Linkteki musluklu kovanın dibine 10 santim yüksekliğinde sıvıyı alta geçiren katı maddeyi yukarıda tutan süzgeç gibi bir şey monte ederseniz olur tabii.
Haklısınız. Plastik mutfak süzgeçini ters çevirip kocanın dibine koyarsak dediğiniz yüksekliği de elde etmiş oluruz. Bu arada blogunuz için tebrik ederim. Bağ bahçe işlerine bizim gibi yeni başlayan acemiler için yol gösterici pek çok güzel bilgi var.
Merhaba…belki de bu yazıyı uzun yıllar önce yazmam lazımdı… yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum…azminiz bilimsel düşünceye katkınız çok muhteşem…ellerinize yüreğinize kaleminize sağlık..
Bir gün Adapazarı pamukovaya yolunuz düşerse mutlaka bahçemize beklerim..şimdi değil belki ama ilerleyen günlerde sizden öğrendiklerimi hayata geçirebileceğim bir bahçe…
selametle kalın…
Kompost denemeleri yapıyorum. Yazlık bahçesinde toprağı iyileştirmek için bir Kompost köşem var. Sebze meyve alırken soruyorum, nereden geldi bu karpuz kavun vs. diye. Ve sonra Komposta eklerken konuşuyorum onunla, bu kabuklar Adana’dan bunlar Kırkağaçtan diye. Yıllardır çöp kutusuna giden kıymetli malzemeler artık ülkenin her yerinden toplanıp yazlık bahçeme zenginlik katıyor. Ben Komposta 2,5 ay süren bir USA gezdim sonrasında başladım.
Evde bira yapıyorum ve dip tortu sunu da composta eklemeyi planlıyorum.
Müthiş bir yazı. Çok teşekkürler.
Merhaba kompostun içine kabak çekirdeği, aycekirdegi, yer fistigi kabuklari gibi kabuklari atabilir miyiz?
Çok tuzlu değilse atabilirsiniz.
Agziniza emeeginize saglik
Merak ettim em yi neden gazete kepek v.s. ile asilayip bekletiyoruz
Mutfak atiklarinin uzerine em puskurtmekle olmazmi arasindaki isleyis farklari nelerdir
Sormamdaki neden esimin restautanti var ve burdan cikan atiklari gördükçe icim gidiyor acikcasi o atiklara gore kepek hazirlamakta gözümu korkutuyor varmi baska yontemler
Var tabii. Karbon Hasadı, Organik Madde ve Kompost-Bölüm 3, Karbon Hasadı, Organik Madde ve Kompost-Bölüm 4, Solucan Gübresi ile ilgili sekiz yazı, Apartman Dairesinde Kolay Kompost yazılarını okuyabilirsiniz.
Solucanların sindirim sisteminde ayrışarak toprağa karışan dışkıya Solucan Gübresi ya da bilinen diğer adıyla Vermicompost denir. Solucan gübresi tamamen organik olarak gerçekleşen bir süreçtir. Solucan Gübresinin içerisinde yararlı mikroorganizmalar, mikorizal mantarlar, azot, potasyum, kalsiyum, enzimler, fulik asit ve aminoasitler yer alır.
Bu sayede toprağın son derece organik bir yapıda olmasına doğrudan katkıda bulunarak her açıdan toprağın doğal tarım ürünleri yetiştirmesine gerçekten de katkıda bulunmaya devam eder.
Mikroorganizmalar ve enzimler toprağın pH değerini düzenleme etkisine dayanarak solucan gübresi özelliğini bir arada tutuyor. Öte yandan humik asit sayesinde topraktaki fitohormon seviyesini doğrudan doğruya yükselterek her türlü hastalıkların önüne geçmede önem teşkil etmeye devam eder.
iyi akşamlar EM toz halini ssatan bir yer varmı acaba Türkiye’de? EM yerine yaş maya kullanılabilir mi? azı yorumlarda mayada kullanılabilir diye görmüştüm.
Selamlar..Bokaşi şurubu ile yapılan kompost kırmızı Kaliforniya solucanlarına verilebilir mi? Asidik değer 4 civarlarında oluyormuş galiba bir sorun teşkil eder mi?
Kırpılmış kağıt ile karışmış olarak verilebilir. Biz senelerdir öyle yapıyoruz.
tşkkrler
Selamlar..
Dediğiniz gibi komposta başladım hem solucanlar için hem de toprak için ayrı ayrı yapıyorum birde yedekte bekletiyorum..Öncelikle sonsuz teşekkürler.. Bir kaç sorum olacak..
1.Kağıt yerine kalın ağaç talaşı veya İncecik kırpılmış kağıt kullanabilirmiyim veya yulaf kepeği ile hamur yapıp onu içine küçük parçalar halinde koyabilirmiyim?
2.Bokashi solüsyonunu yaptık çoğaltmak için su ve pekmez ekleyim 2 hafta beklememizin amacı nedir..Kullanacağımız zaman su ve pekmez ekleyip hemen kullanmak sakıncalımıdır?
3.Mutfak atıklarımızı koyduktan sonra ne kadar solusyona batırılmış kağıt veya yulaf kepeği kullanmamız gerekiyor? Üstü kapanacak kadar mı , bir A4 boyutu kadar mı? Bu kısımda hep endişeleniyorum kompost bozulacak diye…
4.1 litre bokashi kompost sıvısı için bir litreye 1 çay kaşığı deniyor genelde gerçekten bu oran doğrumu? Çok çok az geliyor bana..
Çok soru soruyorum belki ama inanın çok sağlıklı bilgi alacağımız yerler çok az:.Kopyala yapıştır şeklinde her yerde bir sürü bilgi kirliliği var bilende bilmeyende ahkam kesiyor..
Siteniz için yardımlarınız için sonsuz teşekkürler..
İyiki varsınız..
1. Talaş kullanmayın, neticede odun (lignin) olduğu için ayrışması en az 1 yıl alır. Yumurta kartonu, her türlü kepek kullanabilirsiniz.
2. Lactobacillus serumunda bakteriler yiyeceksiz kalınca sporlaşır. Bu serumdan bir miktarı pekmez ilaveli suda, ılık ortamda bekletince sporlar çimlenerek bakteriye dönüşür, pekmezden beslenerek ürer ve sayıları binlerce kez artar. Kullanacağınız zaman pekmez ve su eklerseniz çimlenip üreme şansları olmaz. Sakıncası yok ama faydası da çok sınırlı olur.
3. Mutfak atıklarınıza lacto serum emdirilmiş kağıt veya kepek ilavesinde ölçü, atıkların miktarıyla orantılı olarak atıklara karıştırılan bakteri kaynağıdır. Söz gelimi, 2 kg.lık bir yoğurt kovası dolusu mutfak artığına 1 avuç solusyon emdirilmiş kağıt veya 2 çorba kaşığı solusyon emdirilmiş kepek kafidir.
Ancak burada, solusyon emdirilmiş malzeme miktarından da daha önemli olan, sonunda atıkların hiç bir hava boşluğu kalmayacak şekilde üzerlerine konan uygun bir mukavva parçası ile iyice sıkıştırılması ve hava almasının olabildiğince önlenmesidir. Malzemenin içinde hava boşluğu kalırsa ilave edilen bakteri emdirilmiş malzeme de işe yaramaz, kokuşma riski oluşur.
4. Evet az. 1 litreye 1 çay bardağı daha uygun olur. Bir litreye 2-3 çay bardağı koysanız da fazla değildir.
Merhaba bokaşi kovası olarak 15 litrelik musluklu termoslar kullanilabilirmi? Ornegin linkteki gibi?
https://www.hepsiburada.com/kale-15-lt-plastik-musluklu-termos-p-HBV00000JHA4B?magaza=Teknik Market
Bu linkteki gbi?
Bence doğru bir malzeme değil. Musluğun altında çok fazla boşluk var, musluktan tüm sıvıyı alamazsınız. Ayrıca kovanın içine de mutfak atıklarını yukarıda tutacak bir ızgara sistemi yapmak gerekiyor.
Cok tesekkurler kendim yapmaya karar verdim. Oncelikle bokasi serumundan baslayacagim olusmasi en uzun suren o sanirim
Em sivisi yerine yogurt kefir kullanilir mi