M evsim itibarıyle bir çoğumuz ağaçlarımıza yaz ortasında kar yağdırıyoruz. Amacımız, ağaçlarımızın daha sağlıklı, meyvelerimizin daha güzel olması, ve tabii ki zehirli pestisitler kullanmadan kurtsuz, güzel gelişmiş ürünlere sahip olmak. Bunu yaparken sağlığımızın yanı sıra çevreye de zarar vermek istemiyoruz.

Büyük bir heyecanla yaptığımız uygulamaları paylaşıyoruz, uygulama problemlerini, yapraklar kaplandı, yağmurda yıkandı, yıkanmadı vs. yazıyoruz.

Peki, bu beyaz kaplamaları ağaçlarımıza uyguladığımızda gerçekte neler oluyor, biraz daha yakından bakmaya çalışalım.

Parçacık Film Teknolojisi araştırmaları ilk kez 1994 yılında parçacıklara silikon kaplamak suretiyle hidrofobik hale getirilmiş kaolin parçacıkların meyve ağaçlarındaki hastalıkları önleme girişimleriyle başladı. O güne kadar pek çok bilim adamı ve araştırmacı tarafından çeşitli mineral veya diğer maddeler kullanılarak yapılmış deneyler ve bunlara ait raporların hepsi kullanıldı, bazı deneyler tekrar ve karşılaştırmalı olarak yapılarak, bitki koruma, hastalık ve zararlılara karşı önlem ve tabii ki daha verimli ve kaliteli meyve üretimi için en iyi yöntem geliştirilmeye çalışıldı.

Parçacık Film Teknolojisinin bitkiler üzerindeki etkilerini;

  1. Güneşten korumak,
  2. Zararlılardan korumak
  3. Hastalıklardan korumak

Şeklinde basite indirgeyebiliriz.

Peki, bitkiler üzerine film gibi kaplanan her toz bize bu üç etkide umduğumuz faydaları sağlıyor mu? “Güneşten korumak” derken tam olarak neyi kastediyoruz, zararlı ve hastalıklardan bitkiyi ve meyvelerini nasıl korumuş oluyoruz? Bu yüzden, bitki üzerinde oluşturulan bir mineral filmin bitki üzerinde ters bir etkisinin olmaması son derece hayatidir.[1]

Önce “Güneşten Korumak” dediğimiz etkilere bir göz atalım. Bitkileri güneşten neden koruyoruz? Güneş ışınları bitkiler dahil tüm canlılar için elzem bir gereksinim değil mi? Fazlasından mı koruyacağız?

Bunu anlamak için çok detaya girmeden güneş ışınlarını biraz hatırlamaya çalışalım.
Güneş ışınları, 0,001nm (nanometre)’den 1 milyar nm’ye kadar dalga boyunda olabiliyor. Bilim, dalga boyu aralıklarını genel özelliklerine göre sınıflandırarak isim vermiş. Genel kural olarak dalga boyu düştükçe ışının enerjisi artıyor.

Yerkürenin dengeleri, bildiğimiz yaşam türlerinin dünya üzerinde oluşmasına izin vermiş. Bunda, güneşten dünyaya ulaşabilen ışınların dalga boyları çok önemli bir yer tutuyor.

0.0001nm – 40 nm dalga boyu aralığı sırasıyla gamma ve X ışınları olarak adlandırılıyor. Dünyamız ve etrafındaki atmosfer bu ölümcül ışınların bize kadar ulaşmasına izin vermiyor.

40nm – 400nm arası dalga boyundaki ışınlar ise ultaviyole (UV) olarak adlandırılıyor. UV ışınları da kendi aralarında yine dalga boyu aralıklarına göre sınıflandırılmış. 40nm – 290 nm dalga boyu arasındaki UV ışınları da yine atmosfer, özellikle de ozon tabakası tarafından tutuluyor. 290nm-320nm arasındaki UV ışınlarına UVB, 320nm-400nm arasındakilere de UVA deniyor. UVB ışınlarının bir kısmı ozon tabakası tarafından tutulsa da dünyaya kadar ulaşıyor. UVB ışınları canlılarda D vitamininin sentezini sağlamakla birlikte canlı hücrelerde DNA değişikliğine de sebep oluyor. Çok yoğun bir şekilde maruz kalınmadığında hücrelerdeki bir tür protein ile hücreler kendi kendini tamir ediyor ancak bir çok cilt kanserinin, güneş yanığının sebebi de UVB ışınları.

UVA(320-400nm)  ışınlarının büyük bir çoğunluğu dünyaya ulaşıyor. D vitaminin sentezi için gerekli bu ışınlara “siyah ışık” da deniyor. Esmerleştirici, cilt kızarıklıklarına sebep olan, fazla maruz kalındığında bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen ve katarakt gibi hastalıklara sebep olabilen bir dalga boyu grubu. Kol ve enselerimizdeki reçber yanıklarının sebebi bu ışınlar olsa gerek.

400nm-700nm arası dalga boyuna sahip ışınlar ise gözümüzle görebildiğimiz, dünyamızı aydınlatan ışınlar. Genel spektrum içinde çok dar bir aralık olmasına rağmen yaşam için hayati önem taşıyor. Aynı zamanda PAR (Photosynthetically Active Radiation) da denilen bu dalga boyu aralığı bitkilerin fotosentez yapabilmesi için elzem.

700nm – 1 mm arası oldukça geniş olan dalga boyu aralığı ise IR (Infrared Radiation) olarak isimlendirilmiş. Bu aralık da yakın, kısa, orta, uzun ve uzak IR olarak ayrılıyor. Yakın ve kısa dalga boylu IR radyasyonu muhtelif uzaktan kumandalarda kullanılıyor. Uzun ve uzak dalga boyu ise aynı zamanda termal radyasyon diye de adlandırılıyor. Gözle görülmediği halde dünyamızı ve direkt temas ettiği tüm yüzeyleri ısıtan ışınımlar da bunlar.

Daha uzun dalga boylu ışınımlar mikro dalgalar ve radyo dalgaları olarak devam ediyor. Konumuz dışı olduğu için onlardan söz etmeyeceğiz.

Konumuz bitkiler üzerindeki mineral filmler ve bunlar vasıtasıyla bitkilerin güneşin zarar verici etkilerinden korunması olduğundan, diğer tüm canlılar gibi bitkilerin de UVB ve UVA, yaprak ve meyvelerin yüzey ısınmasına sebep olan IR dalga boyu ışınımlarından korunurken, bitkinin fotosentez yapabilmesinin en önemli gereksinimi olan PAR ışınımlarından olabildiğince yararlanması gerekir. Elbette, PAR ışınımları fotosentez için gerekli olmasına rağmen yeterli değil. Başka şartların da birlikte bulunması gerekiyor. Bu da işi biraz daha karmaşıklaştırıyor.
En basit tarif ile, bitkilerin yeşil yapraklarıyla aldıkları PAR ışınımları, yapraklardaki stoma adı verilen minik ağızlar aracılığıyla havadan aldıkları karbon dioksit, köklerinden aldıkları su ile mükemmel bir kimya fabrikası gibi çalışarak oksijen ve bitkinin yaşaması, meyvelerini üretmesi için gerekli karbonhidratları üretir. Bu bir bakıma dünyadaki yaşam zincirinin de en önemli halkasıdır. Fotosentez olmazsa yaşam da olmaz.

PAR ışınımları, yaprak iç dokusunda (mezofil) bulunan klorofil içeren protoplasmaya ulaşır. Yapraklardaki stoma adı verilen minik ağızlardan havadaki karbon dioksit alınır, köklerden gelen su ve diğer mineral tuzlar, -ki yine stomalardan atılan su buharı sayesinde suyun bitki içinde köklerden yapraklara doğru çekilmesi ve topraktan alınan besinlerin taşınmasını sağlıyor-, yapraktaki kimyasal işlemlerin bir sonucu olarak şeker ve oksijene dönüşüyor. Bitki türlerine göre değişmekle birlikte fotosentez işlemi ideal olarak 25 C de gerçekleşiyor.


Fotoğraflar SciencePhotoLibrary. Zeytin yaprağının üç faklı yakınlıkta görünümü. En sağdaki resimde stoma’lar yakından görünüyor

Dolayısıyla, fotosentezi etkileyen önemli bazı parametrelerden söz etmiş olduk. Bunlar, dış ortam ısısı, PAR ışınlarının varlığı, yaprak stoma’larının durumu, dış ortamdaki karbon dioksit yoğunluğu, bitki bünyesindeki su ve su dolaşımı olarak özetlenebilir.

Yaprak yüzeyine kaplanacak bir mineral film, PAR ışınımları, stomalar ve fotosentez için gerekli ısının ayarı bakımlarından bu karmaşık mekanizmaya ister istemez müdahale etmektedir.

Bitkilerimiz için fayda umduğumuz bir film kaplamasının UV ve IR ışınlarını çok yansıtırken, görünür PAR ışınlarını az geri yansıtması, stoma’ları tıkamaması, ısının çok yükseldiği durumlarda ise ısıyı belirli bir oranda düşürerek stomaların daha işlevsel kalmasını sağlaması gerekir.

Bitkiler üzerine uygulanan her film kaplamasının bu şartları sağlamadığını biliyoruz. Geçmişte uygulanan, bitkilere mineral parçacıkları kaplama uygulamalarının bir çoğunun bitkilerde zararlı ve hastalık tahribatını önlemede etkili olduğu ancak bu faydaların bitkiler üzerinde ışık ve fotosentez  azalması gibi ters etkilerin gölgesinde kaldığı biliniyor.[1-19]

Söz gelimi,  kireç-kükürt uygulaması yapıldıktan sonra, uygulamayı takip eden bir kaç gün boyunca fotosentez azalır (Hoffman 1934). Bordo bulamacı, özellikle de içeriğindeki bakır sülfat ise, ışık azalttığı için değil ama kimyasal etkileşim sonucu fizyolojik olarak fotosentezi azaltır (Southwick and Childers 1941). [1-20]

Mevcut tarım kimyasalları, fungusitler ve insektisitler de kısa süreler için fotosentezi olumsuz etkileyebilir. Fakat, fotosentezin geçici ve kısa bir süre için azalması, hastalık ve zararlı kontrolünde elde edilecek diğer faydalara göre kabul edilebilir olabilir. Parçacık Film Teknolojisi de, kimyasal reaksiyona girmeyen inert mineral parçacıkları kullanarak insan sağlığını koruma, yaprak fizyolojisinde istenmeyen etkilerin azaltılması fikri üzerine bina edilmiştir [1-21]

Maden ocakları, yol tozları vb. doğa veya insan aktiviteleri sebebiyle oluşan ince tozların bitki yüzeyine yapışarak 1-10 g/m2’lik bir yoğunluğa ulaştığı durumlarda, ışığın engellenmesi yüzünden fotosentezin azaldığı, yüzey ısınması ile stoma aktivitelerinin olumsuz etkilendiği belirlenmiş  (Thompson et al. 1984; Armbrust 1986; Farmer 1993; Hirano et al. 1995).

Geçmişte “whitewash” (beyaz kaplama) da denilen, yansıtıcı terleme önleyicilerin ısı stresini azaltmak için kullanıldığı bilinir. Yansıtıcı terleme önleyiciler, aynı maksatla kullanılan ancak yaprak stoma’larını tıkıyarak bitki terlemesini önleyen polimer film kaplamalarından farklı olarak IR ışınlarının yansıtılması suretiyle yüzey ısısını düşürüp terlemeyi azaltabilir (Gale and Hagan 1966).

Ebu-Halid ve arkadaşları (Abou-Khaled et al. -1970), minimum seviyede işlenmiş kaolin kullanarak yansıtıcı terleme önleyiciler için fasulye, narenciye ve kauçuk ağaçlarında ilk sistematik değerlendirmeyi yaptılar. Bu denemelerde, IR ışınlarından daha çok, görünür (PAR) ışınlarının geri yansıtıldığı görüldü. Buna rağmen, yaprakların ısısı 5 C kadar düşmüş ve terleme de %20-25 kadar azalmıştı. Düşük ışık yoğunluğunda fotosentez de azalmış, ancak yüksek ışık yoğunluğunda fotosentezin aynı kaldığı veya daha yüksek olduğu saptanmıştı.

Moreshet ve arkadaşları 1979’da rafine kaolini bir tür zamk ile pamuğa uyguladılar. İlk yıl %11 üretim artışı oldu, bir sonraki yıl ise bu artış görülemedi. Ancak her iki yılda da toplam biyokütle aynı idi. Bu uygulamalarda ışınım soğurulması ve stoma’ların tıkanması sebebiyle karbon dioksit alımı %25 azalmıştı. Bu ters etki, su stresini de azaltmıştı.

Hepsini nakletmek bu yazının amacını ve boyutunu biraz aşıyor. Fakat özellikle kaolin kullanılarak bir çok deneme yapıldı. Bunların bir çoğunda PAR ışınımlarının soğurulması, stoma’ların tıkanması sebebiyle fotosentezi olumsuz etkileyen, fakat bunun bir sonucu olarak terleme yoluyla bitkilerin su kaybını azaltan sonuçlar alındı.

Buna rağmen farklı formülasyonlardaki kaolin uygulamalarının hepsi de stoma iletkenliğini azaltmadı. Glenn ve arkadaşları (2001, 2003) saflaştırılmış ve ısı ile işlenmiş hidrofobik ve hidrofilik kaolin kullanarak stoma iletkenliği, terleme ve fotosentezin arttığını gösterdiler.

Mineral kaynakları arasında farklılıklar olmasına rağmen Glenn ve Moreshet’in uygulamaları arasındaki esas fark formülasyonda idi. Glenn’in formulasyonu kolayca dağılan, geçirgen, stomaların açılıp kapanmasına izin veren, parçacıkların stoma’lardan kolayca uzaklaşmasını sağlarken, Moreshet’in kullandığı zamk ajanı stoma’ları tıkamıştı.


Üstteki resim, Surround WP uygulandıktan hemen sonrasının görüldüğü bir elma yaprağı. Alttaki ise üç gün sonrası. Stoma’lar uygun boyut ve diğer fiziksel özelliklere sahip parçacıkları uzaklaştırabilmiş.

Yansıtıcılarla yapılan ilk araştırmalar, bitki yüksek PAR ışınımları altındayken bitkinin maruz kaldığı net radyasyonu azaltmaya çalıştı. Doraiswamy ve Rosenberg (1974), soya fasulyesine uyguladıkları bir kaolin karışımıyla bitkiye ulaşan net radyasyonu %8 azalttılar. Fakat azalan radyasyonun çoğu PAR ışınımları, çok azı da uzun dalga IR ışınımlarıydı.

İşlenerek özel bir parçacık boyutu dağılımına getirilen ve ısı ile kalsine edilen kaolinin fiziksel ve optik özellikleri değişmektedir.

Glenn (1999), Jifon ve Syvertsen (2003)  tarafından kullanılan işlenmiş kaolin formülasyonu, Abou-Khaled (1976)’in kullandığı işlenmemiş kaoline göre daha fazla PAR ışınımını bitkiye geçirebilmişti.Glenn’in formülasyonu hidrofobik, Jifon ve Syvertsen’in formülasyonu hidrofilik olmakla beraber, her iki formülasyon da aynı işlenmiş ve optik özelliklerdeki kaolin parçacıklarıydı (Puterka 2000).


Kaolin UV ışınlarını geri yansıtır fakat formülasyon ve parçacık boyutu dağılımı UV yansıtma derecesini önemli ölçüde etkiler. Yüksek seviyede işlenmiş Surround WP’nin UV yansıtma derecesi kalsiyum karbonat ve işlenmemiş kaoline göre çok daha fazladır.[1]


Sadece içeriğindeki kum (serbest silika kristalleri) uzaklaştırılarak toz haline getirilen az işlenmiş kaolin, kalsiyum karbonat ve saflaştırılmış, kalsine edilerek yapısı değiştirilmiş yüksek seviyede işlenmiş kaolin kullanılan Surround WP arasında ısı transfer oranı (heat flux) bakımından yapılan testte kayda değer farklar bulundu. Buna göre, güneş yanıklarının ana sebebi olan IR ve UV ışınımlarının geri yansıtılmasında kaolin mineralinin uygun bir şekilde işlenmiş olmasının ana etken olduğu belirlendi.[1]


Bundan sonraki bölümde kaolinin zararlı ve hastalık etkilerine bakacağız.

 

[1] Horticultural Reviews, Volume 31, Edited by Jules Janick © 2005 John Wiley & Sons, Inc

Abou-khaled, A., R. M. Hagan, and D. C. Davenport. 1970. Effects of kaolinite as a reflectiveantitranspirant on leaf temperature, transpiration, photosynthesis, and water useefficiency.

Armbrust, D. V. 1986. Effect of particulates (dust) on cotton growth, photosynthesis, andrespiration.

Doraiswamy, P. C., and N. J. Rosenberg. 1974. Reflectant induced modification of soybeancanopy radiation balance. I. Preliminary tests with a kaolinite reflectant.

Farmer, A. M. 1993. The effects of dust on vegetation

Gale, J., and R. M. Hagan. 1966. Plant antitranspirants

Glenn, D. M., G. J. Puterka, T. Van der Zwet, R. E. Byers, and C. Feldhake. 1999. Hydrophobicparticle films: A new paradigm for suppression of arthropod pests and plant diseases.

Glenn, D. M., T. van der Zwet, G. Puterka, P. Gundrum, and E. Brown. 2001b. Efficacy ofkaolin-based particle films to control apple diseases.

Hirano, T., M. Kiyota, and I. Aiga. 1995. Physical effects of dust on leaf physiology ofcucumber and kidney bean plants.

Hoffman, M. B. 1934. Carbon dioxide assimilation by apple leaves as affected by limesulphursprays. II: Field experiments

Jifon, J. L., and J. P. Syvertsen. 2003a. Kaolin particle film applications can increase photosynthesisand water use efficiency of ‘Ruby Red’ grapefruit leaves.

Moreshet, S., Y. Cohen, and M. Fuchs. 1979. Effect of increasing foliage reflectance onyield, growth, and physiological behavior of a dryland cotton crop.

Puterka, G. J., D. M. Glenn, D. G. Sekutowski, T. R. Unruh, and S. K. Jones. 2000b. Progresstoward liquid formulations of particle films for insect and disease control in pear.

Southwick, F. W., and N. F. Childers. 1941. Influence of Bordeaux mixture and its componentparts on transpiration and apparent photosynthesis of apple leaves.

Thompson, J. R., P. W. Mueller, W. Fluckiger, and A. J. Rutter. 1984. The effect of dust onphotosynthesis and its significance for roadside plants.

Tags: , ,

8 Responses to “Parçacık Film Teknolojisi ve Kaolin – Fotosentez ve Güneş Etkileri” Subscribe

  1. Ozi'nin Bahçesi 24/06/2011 at 09:06 #

    Günaydın,
    Abi sabahın bu erken saatinde güzel bir bilgi bombardımanı süper oldu.Emeğine sağlık.
    Görüşmek üzere.

  2. ayşen 24/06/2011 at 15:14 #

    Ders olarak okutulmalı bu bloğa yazdıklarınız, özeninizi farketmemek imkansız…

  3. Rıza ÇAYLI 04/08/2011 at 17:51 #

    Merhabalar efendim…
    Sizi uzun zamandır takip ediyor ve yazılarınızı zevkle okuyorum ve bilgileniyorum.
    Acizane benim yaklaşık 40-50 dekarlık armut ve elma bahçem var ve ağaçlar henüz 3 yaşındalar ve şu an pisilia hastalığı ile uğraşmaktayım.
    Kaolin kili konusunda AVS şirketi ile irtibata geçtim ve temin etmek üzereyim.
    Yalnız kullanım oranları ve miktarları konusunda bilgiye ihtiyacım var.
    Yardımınıza ihtiyacım var..
    Rahatsız ettiğim için kusura bakmayın..
    Paylaşımlarınız için teşekkür eder saygılar sunarım..

    Rıza ÇAYLI
    Denizli
    0 532 307 85 74

    • meyvelitepe 04/08/2011 at 21:08 #

      Rıza bey,

      Kaolin film kaplaması armut psilla zararlısına karşı oldukça etkilidir.

      İdeal olarak 15 gün arayla üç uygulama yapmanız önerilir. İlk uygulamada 100lt suya 5 kg (veya 16,5 litre). Diğer uygulamalarda 100lt suya 2.5 kg (veya 8,5 litre) AT-80 kullanabilirsiniz. Ayrıca 100 suya yayıcı yapıştırıcı olarak 50ml NU-FILM-17 kullanırsanız oluşacak film daha uzun ömürlü olur.

      Saygılar
      Meyvelitepe

  4. murat özbağ 01/11/2011 at 12:27 #

    Merhabalar İsmail bey.
    İlk önce müthiş bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.Uzun zamandır sitenizi zevkle takip etmekteyim.Her yazınızı her bilgi paylaşımlarınızı okudukça sitenizin müptelası oldum.Bende bir elma üreticisiyim. Biliyorsunuzdur ki elmanın en büyük derdi kara leke ve bu yüzdendir ki en çok ilaçlama gerektiren hastalığıda budur.Bende sitenizde uzun zamandan beri kaolin kili ile ilgili yazılarınızı takip ediyorum. Size sormak istediğim kaolin kilinin elma kara leke hastalığındaki etkileri nelerdir.uygulama oranları neledir veya kaolin kili uygulaması yapan elma üreticisi arkadaşlarımın düşünceleri nedir bizimle paylaşırsanız çok memnun olurum.
    Araştırma ve tecrübelerinizde başarılar dilerim

    Murat ÖZBAĞ
    Keşan-EDİRNE

    • meyvelitepe 01/11/2011 at 13:09 #

      Murat bey, kaolinin elmada kara leke hastalığına bir etkisi yok maalesef. Kara leke için daha gözler uyanmadan bitkinin doğal savunma mekanizmasını tetiklemek maksadıyla potasyum tuzları içeren bir malzeme ile yıllık koruma programına başlanmalı. Meyvalar ceviz büyüklüğüne ulaşıncaya kadar da devam edilmeli. Çiçek dökümünden sonra meyve tutumuyla birlikte bu uygulamaya kaolin katarak devam etmek mümkün. Böylece kara leke dışında güneş yanıkları ve kaolinin etkileyebildiği başka zararlılara karşı da koruma sağlarsınız.

      Bir alternatif olarak, potasyum tuzları yerine lime-sulfur (kireç ve kükürt kaynatılarak elde edilen bileşik – gülleci bulamacı) de kullanılabilir.

      Meyvalar ceviz iriliğini geçip potasyum tuzları uygulama programı tamamlandıktan sonra ise hasata kadar düşük doz kaolin ile birlikte potasyum bikarbonat + mineral yağ (veya bitkisel) devam ederseniz, zaten hastalanmamış olan ağaçlarınızda başta mildiyo olmak üzere mantari hastalıkları uzak tutabilirsiniz.

  5. yusuf 05/01/2012 at 09:47 #

    Selam ve saygılarımla başlamak istiyorum .Çalışma ve araştırma enerjinize hayran kalmamak elde değil,tebrik ediyorum,benim gibi herkese sizi takip eden örnek oluyorsunuz keşke yakın olsak da yüz yüze görüşüp ürün ve yaptıklarınızı yakından görebilsem ve sizlerle ortak birşeyler yapabilsem.Hayatımda çapa nedir bilmedim taki İzmir /Dikili ilçesine gelip eşimle birlikte güzel bir zeytin bahçesi yapıncaya kadar ,eşim sizin siteye rastlamış ve beni özendirdi.Şimdi ikimiz de sitenizin müdavimi ve yeni yazılarınızı yakip ediyruz .Geçen yıl kaolin kilini deneyeyim dedim ama doğru adres bulamadım.Kesin olarak siz hangi firmadan temin ediyorsunuz bana da yardımcı olurmusunuz.500 civarında yarısı 6 yarısı 3 yaşında .ağaçlarım var.Oranlar konusunda da yardımcı olursanız sevinirim.Yoğun işiniz arasında vakit bilmem ayırabilirmisiniz şimdiden yardımlarınız için saygı ve teşekkürler,başarılar dilerim.Bu taraflara yolunuz düşer mi veya özellikle misafirim olurmusunuz,bahçemi de göstermiş olurum,selamlar.

    • meyvelitepe 05/01/2012 at 10:02 #

      Yusuf bey, mesajınız ve güzel, teşvik edici sözleriniz için teşekkür ediyoruz. Toprakla, bitkiler ve doğa ile buluşan yeni kişileri duydukça çok hoşumuza gidiyor. Tarımda kullanılabilir ve particle film teknolojisi standartlarına uygun ya da çok yakın, piyasadan kolayca elde edilebilir halihazırda üç ürün var. Bahar aylarına geldiğimizde bu sayının artacağını zannediyorum. Bu yıl fazladan, geçen yıl bahçemizde muhtelif içerik ve dozajlarını denediğimiz, kaplamanın daha iyi yapışan, yağmurla yıkanmayan ve daha az kullanılmasını sağlayan formülasyonumuzun da isteyenler tarafından elde edilebilmesini sağlatmaya çalışacağız. Bahar aylarında, bize göre kullanılabilir kaolin markalarını, elimizdeki analiz sonuçlarını, bilinen fiyatlarını ve temin yerlerini yayınlayacağız. Şu ara kaolin kili kullanma ihtiyacı olmadığına göre bir kaç ay beklemekte fayda var.
      Saygılarımızla

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]