Mutluluk Yemişi “Goji Berry”

G eleneksel Tibet ve Çin tıbbında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkinin asıl olarak meyvelerinden elde edilen özü tıbbi amaçlarla kullanılmakta.

 Yine Meyvelitepe’de geçirdiğimiz akşamlardan birinde komşularımız ziyaretimize geldi. Domates ve taze fasulye konservesi dolu mutfağımızda konuklarımıza ne ikram edeceğimi düşünürken buldum kendimi. Öyle ezbere, acele bir kek döktürebilsem, ne mümkün. Ezberimde bir kek tarifi yok birincisi, eldeki malzemelerle olsa olsa domatesli ya da fasulyeli kek olur ikincisi. Derken aklıma buzlukta bekleyen acil durum börekleri geldi, dondurularak saklanabilen bu börekler 15-20 dakikada tuzlu ikram sorunumu çözer çözmesine, lakin ya tatlı? O esnada gözüme tezgahın üzerinde bir kase içinde pırıl pırıl parlayan,kıpkırmızı goji yemişleri ilişti.

Sonuç,böreklerin yanında birer avuç goji. İki konuğumuz önce ilk defa tadına bakacakları bu meyvenin minik, acı kırmızı biberler olduğunu düşündüler, dile getirmedikleri düşüncelerini ise tahmin etmek pek zor değil sanırım. Neyse ki, Tibet’te 2500 yıldır tüketilen bu yemişe dair “bir avuç goji yemişi yiyen o günü mutlu geçirir, her gün yiyen ise hep mutlu olur ve her daim gülümsemeden duramaz” söyleminin doğruluğu kanıtlandı, konuklarımızla neşe içinde sohbet ettiğimiz güzel bir akşam geçirdik.

Güveyfeneri ile aynı aileden (Solanaceae/Patlıcangiller) olması sebebiyle uzaktan akraba sayılan; ılıman veya subtropik iklimlerde yetişen, ağacı her dem yeşil, genellikle
dikenli, çalı formunda olan yemişlerden  ikisi “Lycium chinense” ve “Lycium barbarum” yetiştiği yerlerde şifa amacıyla halk arasında yaygın olarak kullanılıyor.Ticari ortamda Tibetliler ve Çinliler arasında büyük bir çekişmeye neden olan “goji berry,” ne ilginçtir ki, ait olduğu türü belirten “Lycium” adını Güney Anadolu’daki antik bölgelerden biri olan “Likya”dan almış. Şimdilik ülkemizde kurt üzümü (wolfberry) olarak da anılan meyve, bakarsınız zamanla “Likya yemişi” olur çıkar.

Kurt üzümlerinin ana vatanı (lycium chinense) kuzey batı Çin, Pekin yakınları ve meyveleri küçük turuncumsu açık kırmızı renkte ve çok çekirdekli. Bu çeşit tek başına tüketilemeyecek kadar ekşi olduğundan sıklıkla yemeklere ilave edilir. Öte yandan, goji yemişinin (lycium barbarum) anavatanı ise Tibet ve Moğolistan’ın iç bölgeleri. Yararları saymakla bitmeyen ve “süper” yemişler grubunda yer aldığı için çok fazla talep gören bu meyve, Tibet ve Çin’in bazı bölgelerinde ticari olarak üretilmektedir. Ancak siyasi anlaşmazlıklarını bu alana da taşıyan her iki ülke orijinal goji yemişinin sadece kendi ülkelerinde üretildiğini iddia ediyor. Üstelik bu kakafoniye, yemişleri batı ülkelerinde pazarlayan kişi ve kuruluşlar da katılınca Google’da yapılan bir “goji berry” araması bugün itibarıyla 842.000 sonuç vermektedir.

Çok sayıda sonuçtan güvenilir olduğunu düşündüğümüz bilgilere göre, bu yemişler Himalaya vadisinde yüzyıllardan beri yetişiyor. Goji yemişleri çok hassas olduklarından elle toplanmıyor, dalları duttan biraz daha nazikçe sallanarak dökülmeleri sağlanıyor. Meyvenin tazesi sadece yetiştirildiği bölgelerde tüketilebiliyor, genellikle meyve suyu ya da kurutulmuş olarak pazarlanıyor. Çin’de yetişen meyvelerin aşırı dozda pestisit (zirai zehir) içerdiği iddialar arasında.

Geleneksel Tibet ve Çin tıbbında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkinin asıl olarak meyvelerinden elde edilen özü (ekstresi) tıbbi amaçlarla kullanılmakta olup, bazen yaprakları da besin olarak tüketilmektedir. Çeşitli kültürlerde gojinin, iltihaplar, ciltteki tahrişler, burun kanamaları, ağrı ve sancı tedavileri dışında yatıştırıcı olarak da kullanıldığı ortaya çıkarılmıştır. Çin’de diğer bazı bitkilerle birarada kullanılmak kaydıyla goji yemişi görme bozuklukları, kansızlık ve öksürük tedavisi için de en sık başvurulan meyvelerden biridir. Gojiden laboratuvar ortamında ayrıştırılan polisakkaritin (kompleks şekerler) anti-kanserojen etkileri olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca henüz sadece fareler üzerinde yapılan bir deneyde gojinin radyasyon tedavisi sırasında tümörlerin yok edilmesini kolaylaştırdığı da saptanmıştır.

Yurt dışında goji yemişi pazarlamacıları,ülkemizde ise bazı basın organları bu meyvenin cinsel gücü artırdığını önemle vurguluyor, kansere dahi çare olabildiğini belirtiyorlar. Bunlar henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış iddialar, kesin olan gerçeklere göre ise bir avuç goji yemişi C vitamini bakımından portakalı, beta karoten bakımından havucu, demir zenginliği bakımından ise bifteği geçerek ipi önde göğüslüyor. Ayrıca B vitaminleri ve antioksidanlar bakımından da zengin olan meyve bağışıklık sisteminin en önemli yardımcılarından biri olan polisakkaritleri bol miktarda içeriyor. 18 çeşit amino asite ilaveten bol bol potasyumu da bünyesinde barındıran gojinin bu sayede kalbi, cildi ve bağışıklık sistemini koruduğu iddia ediliyor. Antioksidan seviyesini ifade eden ORAC değerine bakıldığında 100 gr goji için 25.000 gibi bir rakam görülüyor. Eğer bu değer bilimsel olarak kanıtlanırsa, yaşlanmayı geciktirmek için bol bol goji tüketmeyi düşünenlere günde bir avuç yemişin (10-30 gr.) yeterli olacağını belirtmekte yarar var. Tıp yetkilileri tarafından “Warfarin (coumadin)” kullanan kişilerin aynı zamanda goji tüketmesinin tehlikeli kanamalara yol açtığına önemle dikkat çekiliyor.

Doktor Mehmet Öz’ün Amerika’da ünlü bir televizyon programında goji yemişlerini önerdiği, bir çok tanınmış basketbolcunun goji meyve suyunun enerji veren etkilerinden yararlandığı söyleniyor. Suda yavaş yavaş eriyen yemişler gündelik içme suyuna lezzet ve şifa katabiliyor. Yapraklarından da, meyvelerinden de çay yapılabiliyor. Yemişle ilgili ulaşılabilir bilimsel kaynaklarda yer alan araştırmaların hemen hepsi Çin’li bilim adamları tarafından yapılmış. Örneğin Wuhan Üniversitesinde diyabetli tavşanlar üzerinde test edilen goji ekstresinin iyi kolesterolü yükseltip kan şekeri seviyesini düşürdüğü belirlenmiş. XingJiang Ziraat Üniversitesindeki bir araştırmada ise yaşlı fareler üzerinde goji ile C vitamininin antioksidan etkileri karşılaştırıldığında gojinin yaşlanma geciktirici etkisinin ortaya çıktığı iddia ediliyor.

2008 yılında Kaliforniya Üniversitesi öğretim görevlilerinden birinin de katıldığı ve Çin dışında yapılan ilk araştırmada iki grup oluşturulmuş. Birinci grubun üyelerine 15 gün boyunca  her gün 120 ml goji suyu, ikinci gruba ise “plasebo” yani hiç bir etkisi olmayan bir mayi verilmiş. Sonuçta goji alan grup üyelerinde yükselen enerji düzeyi, artan uyku kalitesi ve konsantrasyon, uyanma kolaylığı, zihinsel faaliyetlerde keskinleşme, sakinlik ve mutluluk hali gözlenirken, diğer grupta sadece mide ekşimesi ve mutluluk görülmüş.

Her gün bir avuç goji yiyebilirsek ne olur bilemem, ancak şimdilik bahçemizdeki gojilerin kıpkırmızı yemişlerle bezenmesi bile bizi çok mutlu etmeye yetiyor. Ağzıma attığım bu pek tatlı yemişi dilimin üzerinde şeker gibi eritirken, gözlerimi kapatıyor ve kendimi Himalaya eteklerinde hayal ediyorum. Gözlerimi açtığımda ise Meyvelitepedeyim. Arayıp
da “Neredesiniz?” diye soranlara “Kaf Dağındayız” diyorum, kendi masal ülkemizde. Anladım ki masallarda anlatılan o dağ ulaşılmaz değilmiş, herkesin bir Kaf Dağı varmış ve nerede olduğunu da yalnızca kişinin kendisi bilebilir, yalnızca kendisi bulabilirmiş.

İnsan yalnız yüreği ile doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.” Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry

Kaynaklar:

http://www.pfaf.org/database/plants.php?Lycium+barbarum
http://recipes.howstuffworks.com/goji-berry7.htm
http://chetday.com/gojijuice.htm       
http://tanaduk.com

 

Not: Goji yemişi ile ilgili soru ve yorumlarınız için lütfen
meyvelitepe@gmail.com adresini kullanınız.

Tags: , , , ,

12 Responses to “Mutluluk Yemişi “Goji Berry”” Subscribe

  1. nalan cantav 05/10/2009 at 16:16 #

    Kaf Dağı çok doğru bir tanımlama 🙂

  2. rasim karavana 07/10/2009 at 19:13 #

    öyle güzel anlatıyorsunuzki.
    ben yüzsüzlük edip tohum istesem kabahatli mi olurum şimdi.bu arada biberleriniz bir felaket anlatılır gibi değil yaşamak lazım. bağımlılık yapıyor. seneye bende yetiştireceğim kısmet olursa. sevgiler selamlar

  3. Faik Murat 11/10/2009 at 22:31 #

    Elinize sağlık. hem yazdıklarınız, hem de yetiştirdiğiniz gojiler için. Yeni bitkileri bizlere tanıştırdığınız için ayrıca teşekkür ederim.

  4. beste 12/10/2009 at 12:21 #

    Goji’yle ilgili yazi hazirliyordum vazgectim sizin yazi cok iyi olmus, ben tarifi koyup bilgi icin sizin bloga gonderme yapabilirmiyim? Likya yemisi adini benimsedim ben:)

  5. Meyvelitepe 12/10/2009 at 21:42 #

    Goji yazısını beğendiğinize sevindim, istediğiniz gibi linkleyebilir ya da alıntı yapabilirsiniz. Hatta siz tarifi yayınlayın, biz de goji yemişi yazısına tarifin linkini ekleyelim. Merakla bekliyoruz, kolay gelsin.
    Sevgiler…

  6. Meyvelitepe 12/10/2009 at 21:43 #

    Biz teşekkür ederiz, uğradığınız ve fikrinizi belirttiğiniz için.

  7. Meyvelitepe 12/10/2009 at 21:46 #

    Teşekkürler Rasim bey, şimdiden bereketli hasatlar diliyoruz.

  8. Meyvelitepe 12/10/2009 at 21:47 #

    Teşekkürler Nalan hanım.

  9. servet 17/12/2009 at 09:08 #

    cok tşk ederim daha öncede duymuştum bu bitkinin cok faydalı olduğunu ama sizde cok güzel anlatmışsınız ist nerede bulabilirim yardımcı olursanız sevinirim

  10. zeynep 11/06/2010 at 13:41 #

    ne güzel bir yazı… keyifle okudum…

  11. Nezahat 16/07/2010 at 00:49 #

    goji-bery-nasil-yetistirilir

  12. Meyvelitepe 16/07/2010 at 12:25 #

    Sitenizin reklamını yapmak için sürekli bu yazıya izinsiz ve linkli yorum bırakmanız hiç ahlaki değil.

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]