Tavuk Gübresinin Solucan Maması Olarak Kullanılması

Hemen her küçük çiftçi gibi bizim de bir kümesimiz var. Tavuklar çok besin tüketen ve buna bağlı olarak da sürekli dışkı bırakan canlılar. Bu nedenle kümeslerde, dışkının kümes tabanında fermente edilmesi sağlansa bile, yine de sık sık temizlik yapmak gerekir. Biriken kümes çıktıları, kümes hayvanı yetiştirenlerin çok iyi bildiği gibi, C/N oranı çok düşük bir yapıda olduğundan doğrudan doğruya ne bitkilere ne de solucanlara besin olarak verilebilmektedir. Biz Meyvelitepede bol bol kümes temizleyen çiftçiler olarak, solucan gübresi araştırmalarımızda kümes çıktısıyla solucan maması yapmanın koşullarını da araştırdık. Aşağıda paylaştığımız araştırma sayesinde pek çok sorumuza yanıt bulduk.

Söz konusu araştırma “Vermicomposting of Poultry Litter” başlıklı, Arbad Asad Khan tarafından Oklahoma Üniversitesinde hazırlanan bir tezde yer alıyor.

Tavuk gübresinin solucan maması olarak kullanılması konusuna girmeden önce, araştırmada da olduğu gibi solucan yetiştirmenin optimum koşullarını bir daha hatırlamakta yarar var.

Solucanlara optimum koşulları yaratmak için ilkin 15-20 C derecelik, karanlık (ışık almayan) bir ortam sağlamak gerekiyor. Solucanların içinde yaşadığı besin karşımındaki karbon/ azot (nitrojen) (C/N) oranı ise hayati öneme sahip.

Solucan gübresi sistemlerinde ortamdaki amonyak miktarı da solucanlar açısından hayati önem taşıyor. Şöyle ki, solucan mamasında gaz formundaki serbest amonyak (NH3) solucan deri hücrelerindeki NH3 konsantrasyonundan fazla olduğunda, ortam solucanlar için son derece toksik hale geliyor ve toplu solucan kaçışlarına veya ölümlerine yol açıyor. Bu yüzden, solucan mamasında tavsiye edilen toplam amonyak miktarı 500 mg/kg veya daha az. Öte yandan amonyağın suda çözünebilir bir formu olan “NH4” ortamda iyonize şekilde bulunuyor ve fazlalığı halinde solucanların derilerinden atılabildiği İçin diğer formu kadar büyük bir tehlike arzetmiyor.

Nitekim, solucan maması olarak kullanılmadan önce hayvan gübrelerine ön kompost uygulanmasının ana amaçlarından biri de gübredeki bu toksik amonyak konsantrasyonunu azaltabilmektir. Örneğin 3 haftalık bir ön kompost sonrası toksik “ammoniacal-N” konsantrasyonu 15.9 mg/kg’dan 5.4 mg/kg’ye düşmektedir. Ayrıca ön kompost işlemi mamanın kendiliğinden ısınma problemini de ortadan kaldırmaktadır. Ancak tavuk gübresini diğer gübrelerden ayıran en önemli özelliklerden biri, tavuk gübresindeki amonyak oranının mikrobiyal ön kompost sonunda dahi kabul edilebilir değerlere inmeyecek kadar yüksek olmasıdır.

Solucan gübresi yapılırken ortamın optimum pH oranı 5-8 olarak belirlenmiştir. pH’ın bu orandan daha düşük veya yüksek olması halinde %100 oranında solucan ölümleri görülmektedir.

Solucanların beslenme sıklığı ve belli bir alan başına düşen solucan sayısı da iyi bir gübre oluşumunu önemli ölçüde etkilemektedir.

Solucan gübresi yapılırken dolgu malzemesi olarak kıyılmış kağıt, saman, iyice ayrışmış öğütülmüş dal gibi karbon ağırlıklı malzemeler kullanılmaktadır. Bu tip dolgu malzemeleriyle karıştırılan mama ile beslenen solucanlarda büyüme oranlarının daha yüksek olduğu gözlenmiştir, (Dominguez ve ark. 2000).

Söz konusu araştırma sırasında yapılan deneylerin sonuçlarına göre, tavuk gübresinde yalnız başına pH ayarı yapmak veya amonyak seviyesini düşürmek solucan ölümlerine engel olamamaktadır. Solucanların maması veya beslenme sıklığı ne olursa olsun, tavuk gübresiyle başarılı bir kompost yapmak, yeterli miktarda dolgu malzemesi kullanmakla mümkün olmaktadır. Dolgu malzemesi (kağıt, saman vs.gibi karbon içeren malzemeler) kullanılmadığında veya yetersiz olduğunda tavuk gübresiyle hazırlanan solucan mamasında %100 oranında solucan ölümleri gözlenirken, kırpılmış nemli kağıtla iyice harmanlanarak kullanılan tavuk gübresinde ölüm oranı asla %100’ü bulmamıştır. Başarılı bir sonuç almak için tavuk gübresi mikrobiyal olarak ön kompost yapılmış olmalıdır. Bu şekilde ön kompost yapılmış ve nemli kağıtla hazırlanan dolgu malzemesiyle iyice karıştırılmış mama, minimum 8 hafta içinde solucan gübresine dönüşmektedir.

Solucan mamasında Karbon/Azot (C/N) oranının etkileri de incelenmiş ve karbonun azota oranı 10 veya altına düştüğünde %100 solucan ölümleri görülmüştür. Dolayısıyla tavuk gübresi ister ham ister pH ayarlı veya isterse ön kompost yapılmış olsun, yeterli karbon içerikli dolgu malzemesi eklenmeden, diğer bir deyişle karbonun miktarı azottan daha yüksek hale getirilmeden, ASLA solucan maması olarak kullanılmamalıdır. Mamada, 1 ölçü azota karşılık en az 50 ölçü karbon olacak şekilde karışım kullanılmalı, C/N oranı 50 ve üzeri olacak şekilde ayarlanmalıdır. Yeterli karbonun sağlandığı ortamlarda solucanların hayatta kalma oranının en yüksek sayıya ulaştığı görülmüştür.

Araştırma sırasındaki bir deneyde, mama olarak ham ve mikrobiyal ön kompost yapılmış tavuk gübresi, kontrol amaçlı da at gübresi kullanılmıştır. Sonuçta ham tavuk gübresi dahi C/N oranı 50 ve üzerine çıkarılacak şekilde karbon ağırlıklı dolgu malzemesiyle desteklendikten sonra solucanlara haftada bir besin olarak verildiğinde yüksek karbon oranı sayesinde solucanların hayatta ve aktif olabilecekleri ortam sağlanabilmiştir. Buna karşılık dolgu malzemesi kullanılmayan at gübresinde solucanlar hayatta kalamamışlardır.

Her türlü mamayla, başarılı bir solucan gübresi üretebilmenin en önemli koşullarından birinin karbon ve azotun birbirine oranı olduğunu göstermesi bakımından bu araştırmayı dikkate ve paylaşmaya değer bulduk.

Bu araştırma sayesinde, tavuk gübremizi karbon içeren malzemelerle ön kompost yaptıktan ve C/N oranını 50’nin üzerine çıkardıktan sonra güvenle solucan maması olarak kullanabileceğimizi de öğrenmiş olduk.

Meyvelitepedeki pratik deneyimlerimizde, ortalama her 10-15 günde bir kümes temizliği sırasında topladığımız dışkıları, kümes tabanına sermiş olduğumuz gazete kağıtlarıyla birlikte rulo yaparak çuvala dolduruyoruz. Çuvalı hava ve nem alacak şekilde bahçede açık alanda 4-5 ay kadar muhafaza ediyoruz. Bu süre sonunda gübrede bulunan amonyağın bir kısmı uçmuş, bir kısmı amonyum azotuna dönmüş olduğundan amonyak miktarı önemli ölçüde azalmış oluyor. Ayrıca mikroorganizmalar işlerini yapmış olduğundan gübre kokusunun yerini toprak kokusu alıyor ve içlerine toprak solucanları gelmeye başlıyor. Bu aşamaya gelmiş tavuk gübresine ayrıca kırpılmış, ıslatılmış kağıt veya öğütülmüş, uzun sürede mikroorganizmalar tarafından tamamen torf haline getirilmiş dallardan yapılma kompost karıştırarak solucanlarımıza veriyoruz. Solucanların bu karışımı rahatlıkla sindirim sistemlerinden geçirebildiklerini ve sevdiklerini görüyoruz.

-Bitti-

Önceki Yazı: Solucanlar, Solucan Gübresi ve Yaşam Üzerine… Bölüm VII

Tags:

6 Responses to “Solucanlar, Solucan Gübresi ve Yaşam Üzerine… Bölüm VIII” Subscribe

  1. Hayal Ayaz 07/04/2018 at 12:47 #

    Tüm yazı dizisini keyifle takip ettim. Bahçesini yeni alanların bile sadece sizin ayak izlerinize basarak ilerlemesi mümkün. Emeğinize yüreğinize sağlık. Çok teşekkür ederim.

  2. Mehmet Tutar 14/04/2018 at 21:44 #

    Sayın Meyvelitepe;
    Yıllardır sizi büyük hayranlık ve ilgi ile izliyorum. Ne söylesem yetersiz kalır emeğinize, üretkenliğinize, araştırmacılığınıza, sabrınıza, fikritakibinize, paylaşımcılığınıza. Kaleminize, yüreğinize, zihninize sağlık.
    Merakım şudur: Olgunlaşmış solucan gübresini hangi koşullarda ve ne kadar saklayabiliriz? Ayrıca çay yapmak için ne kadar beklemiş olanından yararlanabiliriz? Zira hemen kullanamayacağımız dönemler olacaktır. Hem mikrobiyolojik aktivitenin korunması, hem de azot içeriğinin stabilizasyonu açısından görüşlerinizi almak isterim.
    Saygılarımla;
    Mehmet Tutar

  3. Veysel Bağcı 03/08/2018 at 05:30 #

    Kültüre almada toprak temaslı yı yaparsanız solucanlara toprağa kaçış imkanı sunarsınız.

    Yemi verirken yada küçük /büyük baş , kanatlı hayvan yada herhangi işlem görmemiş yem en fazla,1karışı yüksekliği geçmemeli.

  4. Gökhan 03/09/2018 at 14:35 #

    Yazılarınız beğenerek okuyorum. Forumdan takip ediyorum sizi. Bende deneysel bir miktar solucan sipariş verdim bahçemde daha önceden hazırladığım dal, yaprak vs. Kompostunu bu solucanlar üzerinde deneyeceğim. Aslında bahçe solucanları ile denemeye başlamıştım ama yeteri kadar verimli değiller. Kendi bahçem için veya sadece saksıdaki bitkilerim için gübre üretebilirsem benim için yeterlidir. Yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

  5. Emrah Türkay 26/11/2018 at 16:22 #

    Sayın meyvelitepe;
    Solucanlara ilgili yazılarını büyük bir heyecan ve zevkle okudum. Vermiş olduğunuz bilgiler için çok teşekkür ederim. Benim size bir sorum olacak. Havalandırma yöntemi ile solucan gübre çayı demleyerek serada kullanmak istiyoruz. Seramız 300 M2, şuan içersinde marul ekili. 2.5 kg solucan gübresiden %20 konsantrasyona sahip 10 lt çay elde ettik. Bu çayı sulama sistemine ekleyerek seraya versem yeterli olurmu. Yoksa diyelim ki seraya bir sulamada 200 lt su veriyoruz. 50 kg gübreden elde edilen % 20 konsantrasyona sahip 200 lt caymı vermemiz gerekiyor. Bu konuda bikgilendirirseniz çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
    Emrah Türkay

  6. muhammet kartal 05/12/2018 at 00:31 #

    Sayın meyvelitepe; Tavuk gübresinin bu şekilde faydalı hale dönüştürülmesi gerçekten fevkalade. Bununla birlikte bir sorum olacak, gazete kağıdına sardığınızı söylemişsiniz gazete kağıdında kullanılan mürekkeplerde ağır metaller olduğunu duymuştum, bu şekilde bir kullanımda bu ağır metallerin gübre üzerinden bitkilere oradan da insana aktarılma durumu var mıdır, bununla ilgili bir çalışma yaptınız mı? Teşekkürler

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]