T üm Fırın Kardeşliğini takip eden arkadaşlara selamlar.

Fırın Kardeşliği sitesini takip eden ve fırın yapmayı düşünen okuyuculara, nasıl bir yol izleyerek fırın yaptığımı anlatacağım. Değerli emeklerinize, ben de ufak bir ışık tutabilirsem ne mutlu.

İzmir/ Karaburun bölgesinde bulunan yazlığımızın arka bahçesinde, Taş Fırın yapmaya karar verdiğimde nasıl yapılacağı hakkında hiçbir bilgim yoktu. Köydeki sokak fırınlarını inceledim köy fırınları bacasızdı, arkadaşım bacalı fırının kullanışlı olacağını söyledi, bende internette araştırmaya başladım ve Fırın Kardeşliği sitesine rastladım ve incelemeye başladım ama bu arada madem bacalı bir fırın yapacaktım, mangal olarak ta kullanabilmeliydim. Mangalı gece de kullandığımda bana ışık verecek lamba düzeneği iyi olacaktı. Bahçe duvarı yapıldığı sırada, duvar harçlarını, fırını yapmayı düşündüğüm köşede karılmasını istedim ki, toprak otursun ve bahçenin diğer bölümleri harçtan zarar görmesin dedim.

Üst tabla boyutları 140×130 cm olarak hesapladım ve temel atıldı, ustamız Ömer zeminde çökme olabilir diye temeli sağlam attı.



Sıra, fırın altı duvarlarına geldi, alt odası çok büyük olursa bana göre kullanışlı olmayacak ve dip bölümleri kullanamayacaktım, iki bölüm olarak düşündüm ve denge bozulmasın diye odaları birkaç değişik şekil düşündükten sonra yukarıdaki gibi karar verdim ve duvar çıkmaya başladı. Hatta birkaç kişi niye bahçe duvarına yapıştırmadığımı merak ettiler, duvar içinden bahçe sulaması boruları ve aydınlatma direklerinin kabloları geçiyordu, Fırını duvara yapıştırırsam ilerde su ve elektrik tesisatındaki sorunu çözemezdim.

Sıra üst tablaya geldi, benim için en karmaşık yeri bu bölümdü. Hem fırın ağzındaki mangalı nasıl yerleştireceğim, hem de mangalı gece kullanabileceğim zaman, aydınlanma ışığını nereye yerleştireceğimi tam bilemiyordum. Fırının tablasının yüksekliği, kullanışı kolay olsun diye yerden 120 cm yüksekte olacaktı. Fırın taban beton kalınlığı 5 cm olarak döküldü, bu arada ağızdaki mangal için boşluk bıraktım, daha sonra buradaki boşluğa mangal külü için sürgü koyacağım. Son kat betondan evvel mangalın ateş demirlerini yerleştirdim, demirler resimdeki gibi betonun içinde kaldı. Sürgüyü çektiğimde mangalın ateşini yakacağım yer olarak 10’luk nervürlü inşaat demirlerini, aralarında kibrit çöpü kalınlığı kadar boşluk olacak şekilde (kül dökülsün ama kor düşmesin diye) yerleştirdim. Fırın iç çapını 90 cm düşündükten sonra, straforu yuvarlak kesip fırın ağzındaki koridoru da düşünerek yerleştirdim ve etrafına yaklaşık 5 cm kalınlığında bir beton daha döküldü.



Straforu çıkardığımda oluşan boşluğa cam kırıkları, vermikulit ve şamot harcını sırasıyla yerleştirdim ve ıslatarak sıkıştırdım, 2 gün kuruduktan sonra 6 cm kalınlıktaki ateş tuğlalarını döşemeye başladım, bu arada mangalı sürgülü kapak şeklinde yapacaktım. Bunun için “T profil” alüminyumu perçinleyerek ve tuğlaların altına uzantılar gelecek şekilde sabitledim, bu sürgünün gidip-geleceği kasa olacaktı. Mangal için hareketli parça, rahat çalışsın diye, eski sürgülü dolabın çelik tekerleklerini kullandım, bu hareketli parça çok ağır olmasın diye ince beton döküp, üzerine tuğlalarını yerleştirdiğimde fırın zemin taşı ile hiza olacak şekilde (tuğlaları) incelttirdim.

Aydınlatma için tabandan gelen elektrik borularını eski bakır borulardan kullandım. Aydınlatma için gelecek kabloları Şişhane piyasasında elektrikli fırın malzemesini satan yerlerden silikonlu kablo aldım ki ateşe bile tutsanız yanmıyor.

Nihayet fırın duvarları çıkmaya başladım. Cam kırıklarını koyduğum boşlukta kullandığım straforu şimdi taban için yerleştirdiğim tuğlaların üzerine yerleştirdim. Etrafına ateş tuğlalarını dik olarak yerleştirdim. Fırın kubbesini taşıyabilsin diye


 

dışına harman tuğlalarını yatay olarak yerleştirip duvarı kalınlaştırdım ve fırın yükselmeye başlamıştı. Fırının iç ağzına kalıp hazırlayıp kubbeyi çıkmaya başladım.



Fırın içine gerektiğinde bir şey asabileyim diye yan duvarına bakır boruyu açılı yerleştirdim, fırın bittikten sonra bu borudan çelik tel geçirip, fırın biterken içinde en tepe noktasına koyduğum pirinç makaradan teli geçirecektim. Artık fırın kubbesi bitmişti. Burada yeni fırın yapacak arkadaşlara “keşke yapsaydım” dediğim konuyu söylemeden geçemeyeceğim. Kubbeyi çıkarken düzgün olması için kum veya toprak doldurduklarında kubbe daha düzgün olacaktır, ben biraz uğraştım. Fırın kubbesi iç yüksekliğini 45 cm olarak yaptım. Sıra ağız koridorunu yapmaya geldi. Tam fırın ağzında iç kısma lambaları sağlı-sollu koyacağım odacık ve lambaları koruyacak şekilde kestireceğim şömine camı için, ateş tuğlalarına kanal açtırdım.

Ateş tuğlasını aldığım yerde meğer hazır fırın ağzı varmış. Keşke iki takım alsaydım iç ağza da kullanırdım. Fırın ağzı derinliğini 50 cm olarak düşündüm. Yan duvarları çıktıktan sonra, fırın bacasını oturtacağım “L” demir profilleri yerleştirdim. Bacayı ortalayıp oturttum, fotoğrafta gördüğünüz tekli baca çekiyordu ama ağızdan dışarı da duman veriyordu,

daha sonra bu bacayı kaldırıp yerine “Sifon baca” tabir edilen ikili baca kullandım. Kalan harman tuğlalarını yan duvarda kullandım


Kubbe üst yalıtımını yapmadan evvel fırını hafif şekilde yaktım, başka yerden duman çıkıp çıkmadığını kontrol ettim. Ateşi yakmamdan istifade edip komşularımızla fırın içine bir şeyler attık. Bacaya yakın yerlerde duman kaçan yerleri de tamir ettikten sonra kubbenin yan duvarlarını çıktım. Bu arada fotoğrafta görülen küçük hanım, komşumuzun torunu Ece, arada sırada teftişe gelip bana sorular soruyordu.

Yan duvarlar bitince, kubbenin üzerine ateşte yanmayan 0,5 cm kalınlığında cam elyafından örtü serdim, duvarla aradaki boşluğa vermikulit doldurdum. Sıra kubbenin bitimine geldi, güzelce sıvattım ve boyadım. Yukarıda da söylediğim gibi tekli baca verimli olmayınca, bunu kaldırıp yerine ikili sifon baca koydum. Kaldırdığım baca bütün olarak duruyor, komşuma “barbekü yaparsan bacası benden” dedim:) Sifon bacanın özelliği bir gözü diğerine göre daha geniş(miş). Darlar hep bir hizada olması gerekiyormuş.

Fırının altında yağmur almayan bir yere ikili anahtar koydum, fırının ağzındaki lambaları gerektiğinde buradan yakıyorum. Mangal kısmındaki hareketli parçayı yerine ittiğimde ön kısımda kalan boşluğa ayaklı alüminyum yaptırdım ki fırını kullanırken önümde hiçbir boşluk veya çıkıntı olmuyor. Pidecilerde ateşi nerede yaktıklarına baktım, demirciye fırın içine göre kavisli kullanımı engellemeyecek, ayaklı ve yanan odunların düşmesini engelleyen çıkıntılı demir yaptırdım. Böylece ateş yanarken ve sonrasındaki küller fırın içinde yayılıp yer kaplamıyor, ve odunlar yüksekte olduğu için daha verimli yanıyor.





Fırın yapmayı düşünenlere;

Fırını yapması ne kadar zahmetli olursa olsun, odun ateşinde pişirdiklerimizin tadı bir başka oluyor, herkese kolay gelsin.

 

Tags: , ,

2 Responses to “Fırın Kardeşliği – Cüneyt beyin fırını” Subscribe

  1. seçil dodur çavdar 06/05/2012 at 19:33 #

    Cüneyt amca çok çok tebrik ediyorum 🙂 afiyet bal şeker olsun 🙂 selamlar..

  2. Murat ÖZ 14/09/2012 at 13:55 #

    Tek kelime ile “Harika” bir proje.

    * Yanan odunlar için metal raf.
    * Fırın içi aydınlatması.
    * Sürgü sistemli ve kapaklı mangal düzeneği.

    Çok güzel ayrıntılar gerçekten. Bende evimin balkonunda ki barbekü içine fırın aydınlatması koyayım ilk fırsatta.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]