“Hala yapılmamış işler olsa bile, herkes sakince oturup yaprakların dönüşümünü seyre zaman ayırmalı” demiş kendisi de bir bahçıvan olan Elizabeth Lawrence sonbahar için. Yaz sonu ve güz başında bahçe ve hasat işlerinin ne kadar yoğun olabileceğini ancak bir bahçıvan ya da çiftçi bilir. Neyse ki bu çalışmanın ödülleri de, kendini göstermeye başlayan sonbaharın tatlı geçişi de insanın tüm yorgunluğunu alıp götürecek kadar güzel.

Karabuğdaylar ikinci baharı da sağ salim bitirdi. Karabuğdayı ilk kez Nisan ayında ekmiş tohumlarını Temmuz ayında, biraz gecikmeli olarak hasat etmiştik. Hasat sırasında dökülen tohumlar Ağustosta yeniden çimlenmişlerdi. Eylülde hızla büyüyüp çiçek açtılar ve yeniden tohum yaptılar. Yağmurun her damlasını değerlendiren, kendi başının çaresine bakan, bizi yormayan bu çalışkan bitkiyi çok sevdik. Üstelik ikinci defasında kendi kendilerini, bizim ilk ektiğimizden de sık ektiler. Yabani otu da tamamen baskıladılar.

Karabuğday mükemmel bir yazlık örtü bitkisi olmasının yanısıra, öğütülerek glutensiz un olarak kullanılan tohumları sebebiyle önemli bir yiyecek bitkisi. Başka hangi tahıl aynı yazda peşpeşe iki kez ekilip ürün alınabilir ki? Üstelik ne ağır toprak işlemesi, gübre ne de su istiyor. Önemli bir permakültür bitkisi olmasına şaşmamak gerekir.

Cevizler, Eylül başında silkelenerek toplandı, yeşil kabukların çürümesine fırsat vermeden sadece biraz gevşemeleri için bir kaç gün bekletildi, ayıklandıktan sonra kurumaya bırakıldı. Ellerimizi ceviz kabuğu kınası yakmaktan eldivenler bile koruyamadı. Neyse ki bu kına üç dört hafta içinde solarak kayboluyor. Ceviz ayıklamaya dayanabilecek güçte, sızdırmaz bir eldiven bilen varsa hemen söylesin.

İncir ve ceviz ne güzel yenir, lakin eski bir şifalı bitkiler kitabında kilo almak isteyenlere önerilen formülün tam da bu ikiliden oluştuğunu bilen biri için değil. Bu yıl incir ağaçlarının dördüncü yılı, önceki yıllarda tadımlık verdiklerini bu yıl telafi ettiler. Verebildiğimiz kadarını verdik, kurttan kuştan da sakınmadık, yine de maşallah dedirttiler.

Marmara bölgesi için hünnap vakti. Meyveleri yavaş yavaş kararmaya başladı, en güzelleri üzerinde hafif kahverengi lekelerin oluşmaya yüz tuttuğu taneler. Bulursanız kaçırmayın,  hem çıtır çıtır yemesi güzel hem de her meyve gibi şifalı.

Kestaneler bu yıl sürpriz yaparak erken olgunlaştılar. Ne mutlu ki toplanmayı beklemeden meyvelerini döküyorlar. Hafifçe aralanmış yeşil kozağın masum görüntüsü yanıltmasın, o yeşil dikenler en delici iğnelere ilham verecek kadar sivri ve sert. O kozaklara el sürmeden kestaneyi toplayabilmenin ne nimet olduğunu ancak o dikenlerden nasibini almış olanlar bilir.

Pazarcılar artık mevsimi geçmekte  olan sebzeleri satarken “son elveda …” derler ya, bunlar da öyle işte, “son elveda pembeler.” Daha doyamamıştık kendilerine, özlenecekler.

Pembeler erken erken terkederken bahçeyi, Pakinolar adeta daha yeni oldular. Meğer bunların marifeti sonradan çıkarmış. Şimdilerde salkımlarında iyice olgunlaşan bu minikler, kabuk inceliğinde olmasa da, şeker gibi tat anlamında santinilere biraz fark bile attılar. Sözün özü bu yıl rüşdünü ispat eden Pakinolar bahçemizin müdavimi olacak gibi.

Bunlar köyün yerli domatesleri, daha onları toplamaya sıra gelmedi. Dayanıklı bir cins olduğundan sona kaldılar. Pembeler, turuncular, morlar yavaş yavaş bahçeyi terkedince nasıl kıymete bineceklerini onlar da biliyor olmalı ki ağırdan alıyorlar.

Kaliforniya dolmalık biberler türdeşlerine göre biraz geç olsa da sonunda donandılar. Çok tatlı, etli yemesi güzel bu biberler yetişirken kaolin dışında hiçbir maddeye maruz kalmadılar.

Yaz adaları yavaş yavaş geçerken, kış adalarında faaliyet yoğun. Enfes kırmızı pancarlar şimdiden ağzımızı sulandırıyor,. Beklerken kendi saplarıyla yaptığımız sosla lezzetlendirdiğimiz yapraklarından oluşan harika salatayla avunuyoruz. Bu pancar cinsi kelimenin tam anlamıyla tepeden tırnağa yenebilen bir bitki.

Okuduğum kardeş bitkilerle ilgili bir kitapta yazar, maydanozun gür olarak yetiştiği bahçesini görenlerin her seferinde “burada kimin patron olduğu belli” dediklerini söylüyor; evde kadının patron olduğu yerde maydanozun gür yetiştiği söylentisi sebebiyle sık sık duyduğu bu sözlerden ne kadar bıktığını ifade ederken de “oysa naneden uzağa ve yarı gölgeye eken herkes onu yetiştirebilir” diyor.  Kitaptaki tavsiyeye göre maydanozlar tohuma kalktıklarında çiçekleriyle arıları cezbedip, yaprak bitlerini kaçırdıkları için domates, kuşkonmaz ve güllerin yanına bol bol ekilmeliymiş.

Yaz boyunca hasat edilenler çoğunlukla bu çeşitlerle sınırlıyken, sonbaharla birlikte sepetlerin görüntüsü de içeriği de yavaş yavaş değşiyor.

Elmalar, pancarlar derken…

Ağustos başında ekilen brokoliler de ilk çiçeklerini verdiler bile. Kış sebzelerini Ağustosta yerlerine ekmeyince kış boyu pazara gitmeye mecbur kalacağımızı tecrübeyle öğrendiğimizden beri yazın harala gürelesi içinde kış sebzelerini ekmeyi ihmal etmemeye çalışıyoruz.

Zeytinler geçen yıl aşırı sık meyve vermişler ve hızla buruşup kurumaya yüz tutmuşlardı. O yüzden geçen yıl hem bizde hem de bildiğimiz kadarıyla ülkemizde zeytinyağı üretimi tavan yapmıştı. Geçen yıldan kalan yağlara iyi bakmanın tam zamanı, çünkü bu yıl ağaçlar az miktarda ancak çok iyi kalite sofralık zeytin çıkacağına işaret ediyor. İnşallah her şey yolunda giderse beklenenden erken ve şaşırtıcı derecede yağlanan zeytinler her zamankinden erken hasat edilecekler gibi. İklim değişiminin zararsız bir cilvesi gibi görünen bu ufak tefek değişiklikleri ciddiye almak ve ne gerekiyorsa yapmak için hala zamanımız var. Geridönüşü olmayan noktaya varmamak için canla başla uğraşanlara selam ve bu yolda Tanrı hepimizin yardımcısı olsun.

 

Tags:

19 Responses to “Tatlı geçiş” Subscribe

  1. bahcedenn 22/09/2012 at 23:58 #

    Yazı başka güzel, kışı başka. Baharı başka güzel, güzü başka, bu güzelim MeyveliTepe’nin.

    Bazen çıtırtısını duyalım, alevleri izleyelim diye yaktığınız şöminenin sıcaklığı ile sıcacık yuvanızda sıcacık çayınızı yudumlarken bizler de sizlerle birlikte dışarısını seyrediyoruz.

    Derken leyleklerin gelişi ile baharı sizlerle karşılıyoruz. Leylekleri görür görmez sizlerle beraber çizmeleri giyiniveriyoruz. Nerdeyse 9 ay sürecek olan maratona sanki bizler de başlıyoruz sizlerle. Koca yaz boyunca enerjisi bitmez karıncalar gibi çalışıp didiniyoruz.

    Yaz bereketinden sonra her şeyin doğalı ile domates soslarını, domates ve biber salçalarını, taze fasulye, bezelye, bamya konservelerini, rengarenk çeşit çeşit reçelleri, marmelatları, şişe şişe meyve sularını, kurutulmuş kırmızı biber kolyelerini, patiska torbalarda tarhanayı, köy makarnası, kuskus ve yufka yığınları ile nohut, kuru fasulye torbalarını, boy boy kavanozlarda çeşit çeşit turşuları, güzelce örülmüş soğan ve sarımsak pelikleri ile file file cevizleri raflarda, dolaplarda, askılarda görüyoruz kilerlerde.

    Sayenizde sizin gözünüzden, aynı pencerelerden bakıyoruz dünyaya.
    Teşekkürler MeyveliTepe…

  2. malla 23/09/2012 at 02:34 #

    çook güzeller:) elinize kolunuza sağlık:)

  3. Mehmet Topçu 23/09/2012 at 17:41 #

    Harika paylaşımlarınız için çok çok teşekkürler sevgili Meyvelitepe’liler, zevkle, minnetle izliyorum.

  4. Pinar 24/09/2012 at 06:46 #

    Ne guzel ne guzel! Kestane ve cevizlerinize ozendim bu sefer de!:)

    Incir fazlasi icin pekmez onerebilirim. Gerci beyaz incirle yaptilar ama eminim kara incirle de olur. Oldukca kolay sanirim ve lezzetliydi de!

    Iyi sonbaharlar.

  5. nihal 26/09/2012 at 20:19 #

    Maşallah! Bahçenizi yıllardır takip ediyorum ve hep gülümseyerek okuyorum. Harikasınız!

  6. Arnavut 30/09/2012 at 00:11 #

    selamlar ,naşilerden kalem rica etsem mümkünmü acaba.

  7. Erkan 30/09/2012 at 11:45 #

    Selamlar paylaşımınız icin sonsuz teşekkürler.

  8. Sadık yalabık 06/10/2012 at 10:24 #

    Sayın Meyvelitepe;Yıl boyunca sürekli sizi takip ediyoruz.Geri dönüşü olmayan yola girilmesin diye verdiğiniz çabayı canı gönülden destekliyoruz.Karınca kararınca bizde sizlerden aldığımız ilhamla uyguluyoruz.Sizin ayak izlerinizi takip ediyoruz.Değerli fikirlerinzden,deneyimlerinizden istifade ediyoruz. İyi’ki meyvelitepe var.İyi’ki sizler varsınız.Meyvelitepe yi Kendi bahçemiz gibi biliyoruz.Seraların yerini,Sebze adalarını, meyve ağaçlarının hangisinin nerede olduğunu.Sizi ziyarete gelsek yabancılık çekmeyeceğimizi düşünüyorum.”Ürününüz bol
    ocağınız bereketli olsun”.Allah kolaylık versin.Selamlar

    • meyvelitepe 12/10/2012 at 22:54 #

      Sadık bey, güzel ve cesaret verici sözleriniz için teşekkür ediyoruz.

  9. cigdem 12/10/2012 at 21:56 #

    Oh gece saat 21,55 ve ben yüzümde bir tebessüm yazınızı okudum.

    Iyiki varsınız, darısı başımıza.

    Kolay gelsin zor iş diyen anne Çiğdem

  10. Meyvelitepe 14/10/2012 at 11:52 #

    Güzel sözler ve iyi dilekler için bilmukabele diyor, çok teşekkür ediyoruz.

  11. karatoprak 19/10/2012 at 19:29 #

    sayın meyvelitepe yeni bir zeytinlik aldım dikiliden zeytinlik 15 dönüm 250 cıvarı zeytin var bu sene baya zeytin var ama uzun süre bakim yapilmamiş. ağaclar:net ve sizleri takip ediyorum yazilari okuyorum bunlara ek olarak sizlerin bana önemle tavsiye edeceginiz hüsüslar varsa başlarken avantajli olmak için tavsiyelerinizi bekliyorum.

    • meyvelitepe 19/10/2012 at 19:58 #

      Hayırlı uğurlu olsun.

      Şimdilik hasatınızı yaparsınız. Bu arada 0-30 ve 30-60 toprak tahlili yaptırırsanız toprak durumunu görmüş olursunuz. Hasat sonrası fazla derin olmayacak şekilde ağaç aralarını sürdürmeniz iyi olur. Kıştan önce %1’lik bordo bulamacı bakteriyel ve mantari hastalıklara karşı iyi bir tedbir olur. Tahlil sonuçlarına göre mineral eksiği varsa toprağı sürerken tamamlamalı. Yine sürme öncesi ağaç taclarının altına yanmış ahır gübresi bulursanız zeytinler kışa çok keyifli girerler. Martta bir bordo bulamacı uygulaması bahar bulaşıklıklarına karşı faydalıdır. Sonra budama geliyor.

      Hasatta toplayacağınız zeytin de çeşide ve tanelerin durumuna göre yağlık, sofralık değerlendirirsiniz.

      Kolay gelsin.

  12. karatoprak 19/10/2012 at 20:03 #

    ilginize teşekkür ederim .

  13. Sarp99 03/11/2012 at 12:10 #

    Sevgili Meyvelitepe,

    Karabuğday tohumunu nereden buldunuz? Bahçemde kullanmak üzere 9-10 kilo kadar tohumuna ihtiyacım var.

  14. baran 04/12/2012 at 18:10 #

    Tabiat ana’nın bize sunduğu bu sayısız mükemmelliklerinin kaçımız farkındayız?

    Kaçımız sofralarımıza konan değişik güzellikte farklı koku, renk ve tadındaki sebze ve meyvelerinin gerçek kaynağının farkında?

    Bize sayısız lezzet ve nimet sunan tüm sıcaklığı ile bizi kucaklamak isteyen tabiat anayı, bizde gelecek kaygısından, beton yığınları arasına sıkışmış hayatımızdan, trafik keşmekeşinden, üstümüze kabus gibi çöken stresten kurtulup kucaklayalım.

    Tüm bu güzel paylaşımlarınız vede çabanız için teşekürler…

  15. Emel 01/01/2013 at 10:39 #

    Sayın Meyvelitepe başarılarınızdan dolayı sizi kutlamaktan hiç bıkmıycam.Çok büyük bir zevkle sizi takip ediyorum.

  16. MEHMET SAVAŞ 22/04/2015 at 13:43 #

    Merhaba Bahçe Sevdalıları ;
    Eldiven için size birkaç adet gönderebilirim.
    Dikenli tel bile tutabilirsiniz .Aslında her işe ayrı bir model kullanmanız gerekiyor .
    Selamlar

    • meyvelitepe 25/04/2015 at 13:41 #

      Teşekkür ederiz.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]