G eçmişi çok eskilere giden hidroponik tekniklerle bitki yetiştirmenin avantaj ve dezavantajlarını özetleyecek olursak;

Avantajları:

  • Bitki yetiştirmek için uygun toprağın bulunmadığı çöller, kayalık alanlar vb. yerlerde uygulanabilir.
  • Balkon, teras vb. küçük ve normalde saksı dışında bitki yetiştirilemeyen mekanlarda önemli miktarlarda taze sebze yetiştirilebilmesine imkan verir.
  • Toprak işleme, yabani ot problemi vb. emek gerektiren işler azalır veya ortadan kalkar. Sistemin besin ve diğer işletme masrafları çok düşük
  • Maksimum ölçüde ürün alabilmek mümkün
  • Su ve besin kaynakları kullanımı minimuma iner. Suya ve toprağa kimyasal gübrelerin karışması ve tarım sebebiyle çevreye doğrudan müdahale minimuma iner.
  • Toprak kaynaklı hastalık ve zararlı kavramı minimize edilir. Rotasyon kısıtlamaları ortadan kalkar. Zararlı ve hastalık mücadele gereksinimi azalır.
  • Bitki gelişimi ve beslenmesi yetiştiricinin tam kontrolü altında.

Dezavantajları:

  • İlk sistem kurulum maliyeti nisbeten yüksek.
  • Biraz bitki fizyolojisi, temel de olsa kimya vb. teknik bilgi gerektirir
  • Bitkilerin besin içeren solusyonlara telöransı çok düşüktür. Herhangi bir hata, eksiklik ya da fazlalık bitkiler üzerinde hemen kendisini gösterir.

Böylelikle hayli ilginç bir noktaya gelmiş oluyoruz.

Bir an için hidroponik tekniklerde bugün yaygın bitki besleme yöntemi olan inorganik mineral tuzlarının belirli kombinasyonlarda suda çözülerek bitkilerin beslendiğini düşünelim. Bir yanda dev bir toprak eko sisteminin beslediği bir kıvırcık, diğer yanda içinde hiç bir mikroorganizma faaliyetinin olmadığı, bitkinin hemen alabileceği forma sokulmuş nihai besin elementleriyle beslenen kıvırcıklar. Görebildiğimiz ve duyumsayabildiğimiz kadarı ile aynı sonuçları veriyorlar.

Açıkçası tersini beklemiyorduk zaten. Toprak ekosisteminin bizim için yaptığı şey de yavaş ama kararlı çalışan canlı bir döngü ile depoladığı besinlerle kıvırcıkları beslemesi.

Bu durumda toprak ekosisteminde yetiştirilmiş bir ürün ile hidroponik sistemlerde doğrudan inorganik minerallerle beslenerek yetiştirilmiş bir ürün verimlilik, içerdiği vitamin ve diğer besinler bakımından tamamen aynıdır diyebilir miyiz?

Bu soruya yanıt vermek kolay değil, çünkü soru doğru değil.  Bu soruya hangi ürünün hem verimlilik hem de besleyicik bakımından daha üstün olduğunu ya da eşit olup olmadığını, bunu belirleyen esas faktörleri göz ardı ederek yanıt vermek tek kelimeyle yanıltıcı olur.

İlk yazıdaki, bitkilerin kökleri ve yaprakları vasıtasıyla doğrudan aldığı besinler listesinde bulunan ilk dört gruptaki elementler bitkinin yaşaması, büyümesi, çiçek açıp meyvesini vermesi için nasıl bir yöntem kullanılırsa kullanılsın gereklidir. Bunlar toprakta az veya bitkiye sağlanamıyor ise bitki gelişiminde bir şeyler yanlış gidecektir. Benzer şekilde hidroponik sistemde sağlanan solüsyonda bir yanlışlık varsa yine bir şeyler ters gidecektir. Bir farkla ki, toprak büyük depolama kapasitesi, yavaş ama kararlı işleyen döngüsü sebebiyle daha toleranslı olacak, olası olumsuz etkiler daha geç görünür olacaktır. Buna karşın hidroponik sistemde olası olumsuzluklar 2-3 gün gibi çok kısa sürede görünür olacaktır.

Diyelim ki ilk dört grup element bakımından hiç bir eksiklik yok, hem toprağımız bitkilerimize bunları mükemmel bir şekilde veriyor, hem de hidroponik sistemimizde her şey doğru ölçülerde. Bu durumda nasıl bir karşılaştırma yapabiliriz?

Bu durumda ürünlerde bilinen vitaminler ve besleyicilik açısından bir farklılık olması beklenmez. Bitki, türünün, hatta çeşitinin genetik özelliklerini göstererek her iki yöntemde de aynı besinleri, vitaminleri sentezleyecektir. Söz gelimi bitkinin genetiğinde C vitamini sentezlemesi varsa toprakta da hidroponik sistemde de aynı miktar C vitamini bulunacaktır. Her iki yöntemde de bitki, yaşam döngüsündeki bugüne kadar hiç bir insan yapımı teknolojinin ulaşamadığı karmaşıklıktaki kimya fabrikasında ürettiği enzimleri kullanarak kimyasal formülü C6H8O6 olan C vitaminini (askorbik asit) havadan gelen karbon, sudan gelen hidrojen, oksijen ve kendi yaptığı onlarca enzimi kullanarak sentezleyecektir.

Hangisi daha iyidir ya da eşit midir sorusunun yanıtı ister toprak ekosisteminde, ister nihai besin elementleriyle beslenmiş olsun, bitkiye sağlanan koşullarla doğrudan ilintilidir, yanıtını vermek kanımca doğru olur.

Bunu da bir örnek ile açıklamaya çalışalım. Goji berry meyvesinin süper yiyeceklerden sayılmasının nedeni yüksek anti-oksidan değeridir. Goji’ye yüksek anti-oksidan sağlayan içeriklerin en önemlilerinden biri de içerdiği yüksek selenyum oranıdır. Öyle ki, selenyum duyarlılığı olan kişilere günde bir avuçtan fazla tüketmesi önerilmez. Peki, hangi koşulda yetişirse yetişsin, goji meyveleri daima selenyum içerir mi? Bu sorunun basit bir yanıtı var. Şayet toprakta selenyum varsa goji meyveleri selenyum içerir, yok ise içermez. Nadir bir element olarak selenyum da her toprakta bulunmaz veya çok az bulunur.

Evrendeki maddenin yapıtaşları olarak elementler yoktan var olmaz, varken yok olmaz (radyoaktif elementleri bir an için dışarda tutalım). Binlerce farklı kombinasyonlarda bileşikler oluştururlar, kimyasal reaksiyonlarla yeni bileşikler oluştururlar, yer değiştirirler, topraktan bitkiye, bitkiden bizlere, bizlerden de yine toprağa dönerler. Bitkiler genetik yapılarının bir özelliği olarak topraktan bazı elementleri (6. grup) alırlar, başka biçimlerde sentezleyerek yapraklarına, meyvelerine taşırlar. Elbette ki köklerin bulunduğu ortamda bu elementler var ise bunu yapabilirler. Başka bir anlatım ile selenyum içermeyen toprakta yetişen goji meyvesi de selenyum içermez. Ancak aynı ortamda hidroponik sistem ile goji yetiştirilir ve iz element olarak selenyum da ilave edilir ise bu defa goji meyveleri selenyum içerir. Elbette toprağa selenyum ilave edilerek de meyvelerin selenyum içermesi sağlanabilir.

Uzun sözün kısası, hidroponik teknikler ile üretilen bitkileri tüketmek yaygın uygulamadaki standart inorganik minerallerle yetiştirilmiş olsa dahi zararlı değildir, aksine önceden tam ihtiyaca göre hesaplanmış saf ve doğrudan alınabilir formdaki mineraller ile beslendiği için büyümesi, gelişmesi, meyvesi, besleyiciliği topraklı tarımda kimyasal gübreler kullanılarak üretilmiş olanlara göre çok daha güvenilir, çevreye ve ekolojiye çok daha uyumlu ve zararsızdır.


Montreal’in orta yerinde bir binanın tepesine kurulmuş Lufa Farm, herhangi bir sentetik pestisit kullanmadan hidroponik tekniklerle ürettiği taze sebzeyi hemen yanıbaşındaki abonelerine günlük olarak ulaştırıyor. Genellikle lezzetli geleneksel çeşitleri üretiyorlar.

Hidroponik teknikte inorganik besleme ile üretilmiş ürünleri toprak ekosistemiyle yetiştirilmiş ürünlerle bilinen ve ölçülebilen besleyicilik özellikleri bakımından kıyaslamak gerekirse, toprak ekosisteminde yetişmiş bitkilerden elde edilen ürünlerin kontrollü besin sağlanan hidroponik teknik ile yetiştirilenlerden potansiyel olarak daha üstün olduğunu söyleyebiliriz. Yanlış anlaşılmaması için söz konusu potansiyeli, toprak ekosisteminin bitkiye sağlayabileceği besin ve birlikte yaşama imkanlarının hidroponik teknikte inorganik besleme ile sağlanabilir olanlara göre çok daha zengin ve çeşitli olma imkanının varlığı ile açıklayabiliriz. Ancak her zaman öyle olmayabilir, çünkü toprak ekolojisinin ne kadar sağlıklı, zengin ve çeşitli olabileceği de sabit ve hep aynı olmayıp durumdan duruma değişebilir.

Tags:

7 Responses to “Chinampa’ların ışığı – 3” Subscribe

  1. levent 13/05/2014 at 00:08 #

    merhabalar,
    harika derlemeleriniz için çok teşekkürler. Goji meyvelerinden bahsetmişken, sizin direkt olarak bildiğiniz gözlemlediğiniz faydaları nelerdir? internette bir sürü faydadan bahsediyor ama emin olmak mümkün değil.

  2. M.Yıldırım Erseçgen 13/05/2014 at 14:19 #

    Merhabalar, değerli bilgileriniz için çok teşekkürler emeklerinize sağlık.Hidroponik bitki yetiştirmede, tatile çıkma veya seyahatlerde sistem kendini kaç gün idare edebilir,teşekkürler.

  3. Murat Akhuy 13/05/2014 at 20:56 #

    Hidroponik sistemle yetiştirilen sebzelere ait Brix ölçümleri ile ilgili bilginiz var mı? Bugüne kadar okuduklarım hidroponik sistemlerde üretilen sebzelerin çok düşük Brix değerlerine sahip olduğu yönünde tespitleri aktarıyordu. Bu konudaki deneyimlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

    Marmariç’ten selamlar,
    Murat

  4. Sevgi 09/11/2014 at 21:51 #

    Merhabalar,
    Bloğunuzu,bilgilerinizi çok beğeniyorum. Bende yeni bir bahçe aldım ,bütün düşlerimi istediğim çiçekleri, meyveleri yetiştirmeyi düşünüyorum, hatta goji yi bile ama bugun moralim çok çok bozuldu 1-2 ay önce bahçede büyük siyah yılan görmüştüm günlerim kabus olmuş bahçeye bile giremeyecek hale gelmiştim ki bugün daha fa yıkıldım malzemeleri koyduğum depomda yılanın yavrularını gördüm çıldırdım üzüntümden ağladım ne yapacağım nasıl bir mücadele gerekiyor konunuz değil tabii ki ama belki sizde bahçenizde görmüş olabilirsiniz. Ne yapabilirim bilginiz varda yardımcı olursanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.

    • meyvelitepe 10/11/2014 at 00:14 #

      Evet, bizim bahçemizde de yılan dostlarımız var. Yazın bazen istemeden karşılaştığımız oluyor, hemen biribirimizin yolundan çekiliyoruz. Açıkçası bahçenizdeki yılanlar zehirli değil ise sizin için bir risk oluşturmazlar aksine bir çok faydaları vardır. Deponuzda bulunmaları iyi değil tabii ki, onları oradan alıp başka bir yerde bırakmak yerinde olur.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]