M ayıs sonunda duyurduğumuz hidroponik uygulamalarında yaz boyu bir çok yeni deneme yaptık. İnorganik beslemenin paralelinde solucan gübresi ile başlamak üzere yapacağımız organik çaylar ile bitki beslemeyi planladığımızı yazmıştık.

P1040446

Hidroponikte organik bitki besleme deneyimimize geçmeden önce klasik hidroponik diyebileceğimiz, katı ortam olarak coco-peat kullandığımız ve otomatik olarak inorganik besin eriyiği ile beslediğimiz deneyimden de biraz bahsetmeliyim. Erken ilkbaharda hidroponik kıvırcıklar bizi fazlasıyla memnun etti.

P1040487

Domatesler hızla büyüdüler ve Haziran başında hidroponik domateslerden hasata başlayabildik. Bu yaz iklim koşullarının alışılmadık olması, onbeş günde bir sert yağmurlar yağması açıktaki sebzeleri fasulyeler hariç fazlasıyla etkiledi. Hem hasat çok geç geldi hem de ikide bir ıslanan yapraklar sebebiyle her türlü fungus kökenli hastalığın saldırısına uğradık. Hidroponik denemelerimiz olmasaymış Temmuz sonuna kadar bahçeden domates yiyemiyecekmişiz.

P1040823

Hidroponik sisteme erken ekmemiz sebebiyle kırmızı kaliforniya biberlerimiz de fazla gecikmeden, Haziran sonuna doğru hasata gelmeye başladı. Kaliforniya biberi gibi hasata gelme süresi uzun, göreceli olarak yüksek değerlerde besin isteyen bitkinin hidroponikteki performansından oldukça memnun kaldık.

Kıvırcıkları söküp yerlerine farklı besleme yöntemi uygulaması yapacağımız kapya biberleri diktik. Fakat arka sıradaki domatesler o kadar büyüdü ki, biberlerin ışığını kesmeye başladı.

Buna rağmen hepsi hidroponikte olmak üzere organik, organik+inorganik ve inorganik bitki besleme deneyimizde en iyi sonuçları organik ve inorganik bitki beslemede aldık. Organik+inorganik bitki besleme seçeneği iyi sonuç vermedi. Bitkiler gelişemedi, verim de olmadı. Fakat sadece organik beslediklerimiz ve sadece inorganik beslediğimiz bitkiler iyi gelişti, verimleri de iyi oldu.

Kapya biberler arka sıradaki domateslerin seranın tavanına yükselip öne doğru gelmeleriyle yeterince ışık alamadılar. Bu yüzden biz de sisteme sadece organik beslenen üç kök patlıcan ekledik.Patlıcanlar gayet güzel geliştiler, yine ışık problemi sebebiyle az verim verdiler ama organik çay ile besleme gelişimlerinde ve çiçek açıp meyve vermelerinde olumsuz bir etki yapmadı.

Kısa bir süre sonra da iki yarım çuvala az miktarda perlit eklenmiş coco-peat doldurup, birer tane kırmızı kaliforniya biberi diktik, çuvalları serada biribirine çok benzer ve ışık alan konumlara yerleştirdik. Bitkilerden birini sadece inorganik besin eriyiği, diğerini ise sadece organik çay ile beslemeye başladık. Her ikisine günde bir kere, aynı anda ve aynı hacimde eriyik ve çay verdik.

Hidroponik katı ortamda organik ve inorganik bitki besleme yöntemlerini karşılaştırmalı olarak en iyi ortaya koyan da bu biber denemesi oldu.

inorganik

İnorganik besin eriyiği ile beslenen biberin Ekim ayındaki durumu böyle idi. Bitki beklendiği gibi gayet güzel gelişti. Bir çok biber verdi ve biberlerini sırasıyla olgunlaştırdı.

organik

Organik çay ile beslediğimiz biberin aynı günkü durumuda böyle. Bu bitki de gayet güzel gelişti, bir çok biber verdi ve biberlerini sırasıyla olgunlaştırdı.

İki bitki arasında gövde çapı, yükseklik, yapraklanma, yaprak büyüklüğü ve rengi, meyve sayısı, meyve büyüklüğü ve et kalınlıkları arasında ölçülebilir bir fark gözlemlenmedi. Sadece organik beslenen bitki meyvelerini inorganik beslelene göre 5-6 gün daha önce olgunlaştırmaya başladı. Ancak bunun sebebi bu bitkinin batıdan gelen akşamüstü güneşini biraz daha uzun süre alabiliyor olması olabilir. Sonuç olarak organik çay ile inorganik besin eriyiği arasında bitkiyi, gelişimini ve verimini etikeyen kayda değer bir fark gözlemlenemedi, ikisi de tatmin edici gelişim ve verimlilik gösterdiler.

Dolayısı ile, dışarıdan inorganik gübre hammaddeleri satın alıp belirli formülasyona göre besin eriyiği hazırlamak yerine, bahçemizde zaten bulunan doğal kaynaklardan yararlanarak hazırlayacağımız organik besinler ile hidroponikte katı ortam uygulaması yapmak, en az inorganik besin eriyikleri ile yetiştirilenler kadar verimlilik elde etmek mümkün. Bunu denedik ve elle tutulur sonuçlarını gördük.

Yukarıda organik beslemeden bahsederken hep “organik çay” ibaresini kullandık.  Çıkış noktamız önceki yazılarda da söz ettiğimiz Dr.Ingham’ın kompost çayı idi. Biz de aynen Dr.Ingham’ın kitabında tarif edildiği üzere çay demlemek için solucan gübresi kullandık. Solucan gübresini bir torbaya doldurarak su dolu bir bidona doldurduk, sürekli hava vererek çayda aerobik mikroorganizma yaşamının hakim olmasını ve maksimum ölçüde çözünmüş oksijen bulunmasını sağladık.



Çaydaki biyolojik yaşama biraz yakından baktığımızda tam istediğimiz gibi çeşitli ve yoğun bir mikro organizma yaşamı olduğunu gördük. Bu çayı ilk parti denemelerimizde, organik besleme deneklerimizde kullandık. O esnada henüz fide olan kapya biberlerin yaprakları bir hafta içinde koyu yeşilden sarıya dönmeye başladı. Çayın EC seviyesi iyi görünmesine rağmen kimyasal kompozisyonunun gerekli tüm mineralleri olması gerektiği seviyede içermediğini, özellikle de azot seviyesinin olması gerekenden hayli az olduğunu anladık.

Dr.Ingham’ın kompost çayı da solucan gübresinden yapılıyordu ama çayın kimyasal kompozisyonu solucanlara yedirilen mamanın içeriğine doğrudan bağlı. Solucan gübresinin üstün mikrobiyal içeriği yeterli mineral içeriğin bulunmadığı durumda eksik kalıyor. Solucan gübresinin bir standardı da olmadığından başka bir solucan gübresi bulup onunla çay yapsak ve başarılı olsa dahi istikrarlı bir çözüm olamayacağından, hidroponik için solucan gübresi ve diğer kompostlarla kompost çayı yapmayı şimdilik bir kenara bıraktık, hem başarılı sonuç verecek, hem de başarıyı sürekli ve istikrarlı olarak sağlayacak başka bir çözüm arayışına giriştik.

P1040875

Biberlerin yapraklarındaki sararmayı hissettiğimiz anda aklımıza karakafes otu (comfrey) yapraklarından çay yaparak bitkileri beslemek geldi. Permakültürün önemli  bitkilerinden olan karakafes otu yapraklarının gübre, kompost yapımında çok olumlu sonuçlar verdiği zaten bilinir. Biz de bir süredir bahçemizde bol bol karakafes otu yetiştiriyoruz. Bu yıl miktarını da yeterince çoğaltmıştık.

Karakafes otu çayını da biraz farklı yapmayı denedik. Yaprakları suya koyup 15 gün beklemek yerine, olabildiğince kıyılmış yaprakları yoğun havalandırarak yapraklardaki minerallerin suya hızla geçmesini ve hızlı dekompoze olmalarını sağlamak istedik. Öyle de oldu, dördüncü günde çayın EC seviyesi 1.8’e gelince yaprak ekstresinin suya yeterince geçtiğini düşünerek yaprakları sararmakta olan biberlere vermeye başladık. Ve bingo! Renkleri sararmakta olan yapraklar 2-3 günde kendine geldi.

P1040885

Takip eden günlerde, tam hızla büyüme evresinde olan fidelerin vegetatif gelişimlerini gözledik. Karakafes otu çayının fideleri düzeltmiş olmasına rağmen inorganik beslenen fidelerle aynı gelişimi gösteremediğini, daha yavaş geliştiklerini gözledik. Karakafes otu çayı ile solucan gübresi çayına göre büyük aşama kaydetmemize rağmen inorganik besin eriyiği ile yetişenleri nasıl yakalayabiliriz diye düşündüğümüzde, bahçede çok hızlı büyüyen bitkileri, hatta yabani otları gözden geçirdik. Devleşme becerisi gösteren, budadığımızda çok kısa bir süre içinde sanki hiç budamamışız gibi tekrar büyüyen, bu sebeple diğer sebzelerin yanlarına ektiğimiz için pişman olduğumuz dev kadife çiçekleri hemen gözümüze çarptı. Bu bitkinin bu kadar hızlı büyümesine, hemen onlarca, yüzlerce çiçek açmasına sebep olan her neyse yapraklarında bolca bulunuyor olması gerektiğinden hemen hem karakafesotu hem de dev kadife yaprak ve çiçekleri içeren yeni bir çay yapmaya koyulduk.

Dördüncü gün yine EC seviyesi 1.8 civarına gelince, hidroponikte organik beslemeye çalıştığımız bitkileri bu çayla beslemeye başladık. Çayı havalandırmayı hiç kesmedik. Ortalama dördüncü günden 11. güne kadar aynı çayı kullandık. Dördüncü günden sonrasında geçen her gün EC seviyesinin biraz daha yükselmekte olduğunu gördük. Bunun sebebi suda çözünen yaprak içeriklerinin günden güne artmasıydı. Dokuzuncu, onuncu günlere geldiğimizde EC seviyesi 2,5 – 3 aralığına kadar geliyordu. Bitkilere olabildiğince standart EC seviyesinde çay verebilmek için dördüncü günden sonraki günlerde sulamak için aldığımız çaya biraz su ilavesi yaparak EC seviyesini yine 1.8 civarına getirerek suladık.

Bu çay, deneme altındaki bitkilerimizi en az inorganik besin eriyiği kadar iyi besledi. Çayın içeriğinde nasıl bir mineral kompozisyonu olduğunu o esnada bilmiyorduk fakat bitkinin hiç itiraz etmediği, hiç bir mineral eksikliği belirtisi göstermediğinden hareketle gereken her şeyin yeterli olduğu sonucuna varabiliyorduk. Çayın kimyasal kompozisyonunda bulunan elementlerin yanı sıra, kırmızıya çalan kahverengi renginden önemli miktarda fulvik asit, amino asitlerin de yapraklardan çaya geçtiğini tahmin ediyoruz. Aynı zamanda çok zengin bir aerobik mikro organizma popülasyonuna da sahip olduğunu biliyoruz ki, bunlar inorganik besin eriyiğinde olmayan şeyler.

Kullandığımız çayın EC seviyesi 1,8 seviyesinde iken, 2,5 EC seviyesindeki biber formüllerindeki besin eriyikleriyle aynı sonucu veriyor olmasını da bu fazlalıklara bağlıyoruz. Fulvik asitler, amino asitler mineralleri şelatlayarak bitkilerin alımını kolaylaştırıyorlar. Mikroorganizma faaliyeti katı ortam hidroponikte kullandığımız organik katı ortam malzemesine tutunarak yaşamaya devam ediyor ve toprakta olan biten şeylerin hepsi olmasa da çoğu, özellikle de fazla minerallerin bu organizmaların biyokütlelerinde depolanması, malzemeye tutunmaları ve sonunda tekrar bitki köklerine teslim edilmesi süreçlerini hidroponikte de yaratmış oluyoruz. Bu yüzden de daha düşük EC seviyesinde ve hatta asitik besin eriyiklerine göre yüksek sayılacak nötr civarındaki PH seviyesinde bitki başarıyla beslenebiliyor.

Karşılaştırmalı yetiştirdiğimiz bu iki bitkinin kök durumlarını henüz karşılaştırmadık, çünkü bitkiler hala ayakta ve üzerleri biber dolu. Bittiğinde köklerini sökerek detaylı olarak karşılaştırmaya çalışacağız.

Tekrar tekrar yaptığımız organik çay ile istikrarlı sonuç alıp geçen 3-4 ay içerisinde bitkinin sürekli gelişimini ve inorganik beslenen karşılaştırma deneği ile aynı olduğunu görünce bu çayın kimyasal kompozisyonunu bilmek istedik ve dört günlük çaydan örnek alarak analize gönderdik. Analizde sadece makro ve mikro elementlere bakıldı ve böylece hidroponikte kullanılan formüllerle elementler bakımından da karşılaştırabilme imkanımız oldu.

Analiz sonuçları geldiğinde sonuçlar bizi bile şaşırttı. Aşağıdaki rakamların hidroponik besin eriyikleri hazırlamakta deneyimli okuyucular için tanıdık geleceğini sanıyorum.

  • PH  – 7,11
  • EC  – 1,787
  • N  – %0,01 (N değerini ppm veya me/l olarak ölçememişler. Bu değer azot seviyesinin 100 ppm – 200 ppm aralığında olduğunu gösteriyor)
  • P  – 25,85 ppm
  • K  – 288 ppm
  • Ca  – 146,3 ppm
  • Mg  – 32,7 ppm
  • S  – 61 ppm
  • Fe  – 0,09 ppm
  • Zn  – 0,12 ppm
  • Cu  – 0,02 ppm
  • Mn  – 0,19 ppm
  • B  – 0,41 ppm

Bu değerlerde hidroponik formüllerden biraz sapma gösteren demir biraz az, bor biraz yüksek görünüyor. Ancak buna rağmen bitkide hiç bir demir eksikliği sendromu görmedik. Muhtemelen demirin bitkinin hemen alabileceği formda ve doğal olarak şelatlanmasındandır diye yorumluyoruz.

İnorganik besin eriyiklerinden farklı olarak organik kompost çayında PH seviyesine hiç bir şekilde müdahale etmedik ve bitki izlediğimiz kadarıyla nötr PH seviyesi sebebiyle hiç bir minerali almakta zorlanmadı. Dr.Ingham kitabında bu durumun altını çiziyordu zaten.

İmkanlar elverseydi ve bu çaydan her gün farklı bir numune alıp analiz ettirebilseydik dördüncü günden 11. güne kadar kimyasal kompozisyonun nasıl değiştiğini görebilseydik iyi olurdu. Çünkü dördüncü gündeki 1.78 EC seviyesi 11.günde 3’e kadar çıkıyor. Bu da yapraklardaki minerallerin suya geçme sürecinin devam ettiğini gösteriyor.

Hidroponik uygulamalarda, dışarıdan herhangi bir kimyasal hammadde satın almadan, bahçede zaten büyümekte olan bitkilerden yararlanarak bitki besleyebilecek çaya tek bir sezonun içinde ulaşabilmek hidroponik tekniklerin organik yetiştiricilik ile buluşturulması adına bize büyük bir umut verdi.

Önümüzdeki sezon üzerinde daha fazla yoğunlaşmayı planladığımız hidroponik tekniklerde bolca kullanacağımız bu çaya, ömrünü ülke tarımına adamış olan babamın anısına onun ismini vererek “İrfan Çayı” diyoruz.

Tags:

19 Responses to “Chinampa’ların ışığı – 8 (İrfan Çayı)” Subscribe

  1. beste 04/12/2014 at 09:56 #

    Gozum yasardi 🙂 Irfan çayi hayirli ugurlu olsun. çok heyecan verici bir bulus gibi duruyor 🙂 Bahçemdeki karakafes otu, kadife çiçekleri hemen hasat ediliyor . Sevgi ve muhabbetle…

  2. Faruk 04/12/2014 at 12:30 #

    Amatör topraksız tarımcılar için çok iyi oldu. Konunun devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.

  3. benny 04/12/2014 at 19:53 #

    teşekkürler,bu müthiş deneyimi aktardığınız için.hatta,bir dahakine,ihtiyacınız olursa gönüllü olarak gelip seve seve yardım ederim.hali hazırda bir yıldan fazla bir süredir gönüllük yapıyorum 🙂
    sevgiler,saygılar.

  4. Çamtepe 05/12/2014 at 08:26 #

    Sevgili Meyvelitepe,

    Meyvelitepe Üniversitesi demek de yetmiyor, siz artık ayrı bir boyuta geçtiniz. 🙂

    Lütfen bu azminizi kaybetmeyin..

    Çamtepe

  5. copur09 05/12/2014 at 10:22 #

    Teşekkürler. İlgiyle takip ediyorum.

  6. cem 05/12/2014 at 13:26 #

    Üstad yine döktürmüşsünüz,elleriniz dert görmesin. Benim merak ettiğim bir şey oldu. Verim artışını açıkça gözlemlemişsiniz…Peki lezzet konusunda bir fikir verebilir misiniz? Klasik toprakta yetişen ile Hidroponik uygulama sonucu elde edilen ürün lezzet testinin sonucunu merak ediyorum. Kolay gelsin

    • meyvelitepe 05/12/2014 at 13:43 #

      Bitkileri ister toprakta organik yetiştirin, ister hidroponikte inorganik, ister hidroponikte organik yetiştirin, yetiştirilenler aynı çeşit sebze ise lezzet bakımından hiç bir fark olmuyor. Lezzette önemli olan yetiştirilen çeşidin ne olduğu ve hangi olgunlukta hasat edildiği. Buna bir de bitkinin aldığı ışık miktarını ve ısıyı ekleyebiliriz ama bitki besininin kaynağı bir faktör değil.

  7. abdullah kaya 07/12/2014 at 03:16 #

    Her yazınız ile ufkumuzu daha da genişletiyorsunuz. Parayla satın alınamayacak şeyleri bizlerle paylaşıyorsunuz. İyi ki varsınız.

  8. emir r 09/12/2014 at 12:22 #

    uzun zaman sonra yeni deneylerinizi okumak bana büyük bir zevk verdi ellerinize sağlık.

  9. Servet Aydoğan 11/12/2014 at 16:18 #

    Bu harika deney ve paylaşım için teşekkürler.

  10. erkan 09/02/2015 at 11:59 #

    Size nasıl ulaşabilirim.

    Erkan Çelik

    • meyvelitepe 09/02/2015 at 12:34 #

      e-posta yazabilirsiniz, adres anasayfada yazıyor.

  11. Ali Osman 14/03/2015 at 23:44 #

    Hem emek veriyor ve hem de paylaşıyorsunuz. İrfan sahibi bir baba tarafından yetiştirildiğiniz o kadar belli ki. Çayın adı çok güzel olmuş. Paylaşımlarınızı heyecanla takip ediyoruz. Kolay gelsin…

  12. Seda Tarhan 17/04/2015 at 07:02 #

    Merhaba Meyvelitepe,

    Yeni yazılarınız yayınladığınızda yada size yazdığım yazılardan geri dönüş alamıyorum. Acaba benim yazdıklarımmı size ulaşmıyor. Bir şeyi eksik mi yaptım bilemedim. Bloga kayıtta eksik birşey yapmış olabilirim diye düşünmeye başladım. Hatta mail adresinize mail de atmıştım ona da cevap alamadım.
    Mutlaka çok yoğunsunuzdur. Bazen sormak istediğim şeyler oluyor. Yardımcı olursanız sevinirim.
    Seda Tarhan

    • meyvelitepe 17/04/2015 at 13:11 #

      Sizden gelen bir e-posta yok. Bizden yanıt bekleyen bir mesajınıza rastlamadık, şayet hasbelkader atladığımız bir şey varsa lütfen yorum olarak veya e-posta ile tekrar sormanızı rica ederiz.

      • alev 02/05/2015 at 17:32 #

        Merhaba,
        Karakafes otu tohumu nasil bulabilirim?
        Tesekkur ederim

        • meyvelitepe 03/05/2015 at 00:52 #

          Bizdeki tohum vermeyip sadece kök parçaları ile üreyebilen bir çeşit, bu yüzden tohum elde edilemiyor. Tohumdan üreyen başka bir çeşit de var ama bize yok maalesef.

  13. mehmet ilbay 01/01/2016 at 19:59 #

    İrfan çayının kullanımını geniş anlatmamışsınız. Mümkünse yaprak veya kökten verilebilr mi?

    Şimdiden teşekkürler

    • Meyvelitepe 01/01/2016 at 20:35 #

      Mehmet bey, yorumunuz ve yazılarımıza gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz.

      Chinampa’ların ışığı yazımız İrfan çayına nasıl ulaştığımızın hikayesi idi.

      Ayrıca İrfan Çayı ve Tatlı Patates ve Fasulye bereketi yazılarımızı da okuma fırsatı bulabilirseniz sizin için biraz daha açıklayıcı olabilir.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]