Önceki yazı dizimizde ayrıntılı olarak anlattığımız geçen yılki hidroponik deneyimlerimizin en önemli kazancı “İrfan Çayı“nı bulmamız oldu. Bu çay, ister hidroponik, ister bahçede, sebze adasında, ister saksıda veya çuvalda, nerede olursa olsun yetiştirdiğimiz bitkiler için, başka hiç bir girdiye ihtiyaç olmadan bitki besini olarak kullanabileceğimiz, içeriğinden emin olduğumuz, organik ve sürdürülebilir, 4-5 gün gibi kısa bir sürede kullanılabilir hale gelen, çok basit bir şekilde yetiştirdiğimiz bitkiye göre dozunu ayarlayabileceğimiz, ev yapımı organik bir gübre olarak biraz daha üzerinde durulmayı hakkediyor.

İrfan çayı, bitkiler için gerekli olan, kökler tarafından alınmaya hazır zengin ve tam mineral içeriğinin yanısıra, organik mikrofloranın gerektirdiği zengin aktif biyolojik yaşama da sahip. Üstelik  yapım sürecinin doğal bir sonucu olarak, olabilecek en yüksek oranda çözünmüş oksijen içeriyor olması, İrfan çayının, nerede yetiştirilirse yetiştirilsin tüm bitkilerin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu, çok önemli başka bir gereksinimi daha karşılayabildiği anlamına geliyor. Çayın oksijen içeriği, aynı zamanda sadece oksijen seven (aerobik) mikroorganizma yaşamını içermesini de garantilemiş oluyor.

Erken ilkbahardan geç sonbahara kadar bahçelerde, kırlarda kendiliğinden yetişen, çoğu zaman dert olarak gördüğümüz yabani otların büyük bölümü artık canımızı sıkmayacak. Bu otlar o kadar hızlı büyüyorlar ve her türlü mevsim şartına o kadar dirençliler ki hayret etmemek mümkün değil. Söz gelimi, amaranthaceae ailesinden kırmızı köklü tilki kuyruk (amaranthus retroflexus) neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar önceki yıl döktüğü tohumlardan çimlenip yarım metre boya ulaşıveriyor. Aslında yenebilir olmasına rağmen işgalci olmalarından dolayı çiftçilerin pek sevmediği bu hızlı büyüyen ot, başka bir çok yabani ot gibi bitkilerimiz için önemli bir besin kaynağı olmaya aday.

Bahçemizde kendiliğinden yetişen yabani otlar toprağımız ve iklim şartlarımız ile tam bir uyum içerisindeler, topraktaki besin elementlerini mükemmel verimlilikte kullanıyorlar, yerel mikroorganizmalar ile işbirliği içindeler. Bunun sonucu olarak aslında kendi bölgemizde yabani olarak yetişmeyen kültür çeşidi sebzelere göre daha güçlüler, hızlı gelişiyorlar, hiç bir şeyin eksikliğini çekmiyorlar ve havadan, sudan, topraktan aldıkları her şeyi bünyelerinde depoluyorlar.

Bizlerin yapması gereken ise, başedemediğimiz bu yabani otların toprağımızdan aldıklarının bir kısmını onlardan geri alarak yemelik olarak yetiştirdiğimiz sebzeleri beslemede kullanmak, geri alamadıklarımızı ise havadan alınan karbon ile zenginleşmiş olarak yine toprağımıza iade edilmesini sağlamaktan ibaret.

Yabani otları kazanıma çevirmenin en bilinen yolu kompost karışımında kullanmak, bir başka yolu ise biçerek toprağa karıştırmak. Bir diğer yolu ise İrfan Çayı yapmak. İrfan Çayının diğer kullanımlara göre üstünlüğü çok kısa sürede ve iz elementler de dahil tüm mineral kompozisyonuna sahip, tek başına yeterli bir bitki besinine çevrilebiliyor oluşu.

İrfan çayı yaparken, elde ettiğimiz çayın dengeli bir mineral kompozisyonuna sahip olması için tek çeşit bitkiden değil, en az iki çeşit bitkiden yapılması çok isabetli olur. Nitekim, geçen yılki hidroponik denemelerinde çok zengin mineral içeriğe sahip olduğu bilinen karakafesotu (comfrey) yapraklarını tek çeşit olarak kullanarak yaptığımız çayda mineral kompozisyonunun yeterli gelmediği izlenimini edinmiştik. Karakafesotu yapraklarına dev kadife yaprak ve dallarını eklediğimizde elde ettiğimiz çay ise son derece tatmin edici olmuştu.

İrfan çayı yaparken kullabileceğimiz yabani otları seçerken potasyumca zengin otlarla azotca zengin otları birlikte kullanmayı prensip edinmenin yararlı olacağını düşünüyoruz. Karakafesotu gibi bazı bitkiler oldukça geniş mineral içerik çeşitliliğine sahipken, bazı bitkiler daha az çeşitlilikte mineral içeriğe sahip olabiliyorlar. Bunun için kaynaklar elverdiğince yöremizde yetişen veya kolayca bulabileceğimiz yabani bitkileri tanıyıp, içerikleri hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor.

Hangi bitkiler:

Bu hayli geniş ve zaman içinde araştırılması gereken bir konu olmakla birlikte, mevcut kaynaklara göre başlangıçta yararlanabileceğimiz epey bir bilgi var.

comfreySıralamaya başlarken, listenin en başına karakafesotu‘nu (comfrey) koymak çok yanlış olmaz. Karakafesotu yaprakları tüm mineralleri ve iz elementleri içermekle beraber potasyumca çok zengin. Kurutulmuş (Russian comfrey- bocking 14 – Symphytum X uplandicum) karakafesotu yaprakları analiz edildiğinde NPK oranları sırasıyla 1.8-0.5-5.3 olarak çıkmış. Bu değerler deniz yosunu gübresinden epey daha yüksek. Aynı çeşit karakafesotu mineral içeriğinin, ahır gübresininkinden de hayli yüksek olduğunu belirten kaynaklar var. Karakafesotu, çeşitli metodlarda organik gübre yapımında çok bilinen ve hakkında en çok kaynak ve deneyim bulunan bir bitki.

Karakafesoboragetu hodangiller ailesinden, dolayısıyla aynı ailedeki diğer bitkilerin de, karakafesotu kadar olmasa da, zengin mineral içeriğe sahip olacağını tahmin etmek güç değil. Bahçemizde hodan (yerel ismiyle kaldirik – borago officinalis), hayli yayılmış çok yıllık bir bitki. El değmemiş yerler tamamıyla hodan yapraklarıyla kaplanmış halde. Karakafesotu gibi kökleri çok derinlere giden bu bitkinin başka bitkilerin ulaşamayacağı derinliklerden başta potasyum olmak üzere, bir çok minerali alıp yapraklarında depolaması şaşırtıcı değil. Zaten bir çok bitki için iyi bir kardeş bitki olan hodan, fazla yapraklarıyla çayımızın içine girdiğinde potasyum zengini bir içerik olarak mükemmel iş görecektir.

Hodangiller gibi derin kök yapısına sahip yabani bitkilerin çoğunun bir çok mineralin yanı sıra potasyumca çok zengin olduğunu aklımızda tutmamızda fayda var.

stinging-nettleYine çok bilinen ve kullanılan diğer bir bitki ısırgan (stinging nettle – Urtica dioica) içerdiği azot ve diğer minerallerin yanısıra zengin iz element içeriği ile, bulabildiğimiz sürece, hazırlayacağımız çayın içinde yer almayı fazlasıyla hakkediyor.

pigweedKırmızı köklü tilki kuyruk (pig weed red root – amaranthus retroflexus) çok hızlı gelişen bir bitki, kalsiyum, magnezyum ve iz elementlerce zengin, yapraklarındaki azot, nitrat formunda olduğu için çayımızdaki azot etkisi de hızlı olacaktır. Büyükbaş hayvanların severek yediği besleyici bir bitki olduğundan hayvan gübresinde bulunan tohumlarla yayılır. Çoğu zaman başbelası olarak gördüğümüz bol yapraklı bu bitki  çayımızın müdavimi olabilir ve onun rekabetçi köklerinin topladıklarını isteğimiz doğrultusunda sebzelerimize sunabiliriz.

lambs quarterAynı zamanda yenebilen bir bitki olan sirken otu (lamb’s quarter – Chenopodium album) başta azot olmak üzere tüm mineralleri içeriyor. Labada olarak bilinen (curly dock, curled dock,  yellow dock – Rumex crispus) ailesi bahçelerimizde yer yer, bol yapraklı öbekler halinde görünürler. Bunların da mineral zengini yaprakları çayımızda yer alabilir.

chickweedKuşotu‘nun (chickweed – Stellaria media) ayrı bir önemi var. Serin mevsimlerde, hatta kışın bile bolca bulunan ve yenebilen bu ot, mevsim sebebiyle diğer otları bulamadığımız dönemde bize fazlasıyla yardımcı olabilir. Tüm mineralleri içermekle beraber daha ziyade potasyum, fosfor, mangan bakımından zengin olduğu bildiriliyor.

dandelionBenzer şekilde hindiba (Cichorium Intybus) ve karahindiba (Taraxacum officinale) yine çayımızda kullanabileceğimiz mineral zengini bitkilerden. Dev kadifeleri geçen yıl başarıyla kullanmıştık. Bundan sonra da devam edeceğiz.

tagetesYapraklarından çay yapılacak bitkilerle ilgili çok önemli bir uyarı: bu bitkilerde herhangi bir şekilde pestisit kalıntısı, ot öldürücü ilaç, bakırlı ilaç veya başka bir sentetik pestisit bulaşığı olmamalıdır. Bundan emin olunmalı.

Listeyi daha da uzatmak mümkün, ancak şimdilik sadece bahçemizde olan yabani otların bazılarından söz etmiş olduk. Farklı bölgelerde daha farklı otlar vardır. Bitkiler büyüyüp yaşayabilmek için topraktan birincil (N,P,K), ikincil (Ca, Mg, S) mineralleri ve en az 6 iz elementi (Fe, Cu, Mn, Zn, B, Mo) almak zorundadır. Dolayısıyla çay yapacağımız yapraklar farklı oranlarda da olsa bu minerallerin tümünü içerir. Burada akılda tutulması gereken, yapılacak çayda farklı özelliklerde en az iki bitkinin kullanılması gerektiği olmalı. Örneğin, potasyum zengini olduğunu bildiğimiz bir bitkinin yanında, en az bir çeşit çok hızlı büyüyen bir bitki daha olmalı ki, çayımızda bitkilerin en çok kullandığı azot ve potasyum yeterince bulunsun.

Bu yöntemle elde edeceğimiz sıvı, kuşkusuz organik bir gübredir ve başka hiç bir ticari gübrede bulamayacağımız şeklide tüm minerallere sahip olmasının yanısıra, minerallerin biribirlerine oranları yetiştirdiğimiz bitkilerin istediği oranlara uygun veya çok yakın olacaktır, çünkü zaten bunları yaşamakta olan bitkilerden ve herhangi bir kayıp olmadan alıyoruz.

Söz konusu gübrenin tek içeriği yeterli mineral kompozisyonu değil elbette. Zira bu çayla, aynı zamanda çözünmüş oksijen oranı yüksek ve patojen içerme olasılığı çok düşük zengin bir mikroorganizma florası da hazırlamış oluyoruz. Bu mikroorganizma popülasyonu, yetiştirdiğimiz bitkilerin beslenmesinde aynı zamanda depo görevi görecek ve yaşam döngüleri devam ettikçe bitkilerimizi beslemeye devam edecektir.

Doğru şekilde hazırlayacağımız İrfan Çayı, dışarıdan satın alınacak her hangi bir bitki besleme ürününe gerek duyulmaksızın, sadece bahçemizde, çevremizde kolayca bulabileceğimiz yabani otlar, su ve havalandırma için de çok az miktardaki enerji kullanılarak hazırlanabilecek bir bitki besleyici ve toprak zenginleştiricidir.

Nasıl yapacağız:

İrfan çayı, havalandırmalı bir bitki çayıdır, dolayısıyla hazırlanırken yeterince büyük bir kap, söz gelimi geniş ağızlı bir bidon, bir varil ya da daha büyük bir depo kullanılabilir. Sebze yetiştirme sezonu boyunca sebzelerimizi besleyebilmek için sürekli tazelenen çay üretimimiz olması gerektiğinden ve bu arada bir kesinti olmaması için en az iki, tercihan üç ayrı kapta çay hazırlanmalıdır.

takvimYukarıdaki çay hazırlama ve kullanma planı örneği, çayın üç ayrı kapta, üçer gün ara ile hazırlanması ve bir kaptaki çayın üç günde bitirileceği varsayımına göre yapılmıştır. Her bir kaptaki çay için, ilk altı gün olgunlaşma süresi olarak kabul edilmiştir. Bir kaptaki çayın kullanım süresinin daha uzun veya daha kısa olması durumuna göre farklı farklı planlar hazırlanabilir.

Hazırlık sırasında dikkat edilecek hususlar:

İçinde olgunlaşmakta olan çay bulunan kaplar direk güneş ışığına maruz kalmamalı, kapların cidarları, içerdeki suya ışık geçirmeyecek renkte olmalıdır. Şayet beyaz veya yarı şeffaf kaplar kullanılacak ise dışları siyaha boyanabilir ya da büyük siyah poşetlerin içine yerleştirilebilirler. Çayın olgunlaşması için gereken ısı aralığı 15-25 derece santigrad aralığıdır ve ideal olarak 20 derece en uygunudur. Isı arttıkça çayın olgunlaşma süresi kısalacaktır. 25 derecenin üzerine çıkan ısıda çayın mineral kompozisyonu çok etkilenmeyecektir, ancak çaydaki yararlı mikroorganizmaların sıcaktan olumsuz etkilenmesi muhtemeldir.

Bu çayı hazırlarken, klorlu su mikroorganizmalar için engelleyici olacağından, klorlu olmayan ya da kloru uçurulmuş suya ihtiyaç vardır. Şayet klorsuz su bulma imkanı yoksa, çay hazırlanacak kaba doldurulan su 24 saat hava pompası ile havalandırılarak kloru uçurulmalıdır. Böyle bir ihtiyaç olması durumunda plan da ona göre hazırlanmalıdır.

irfan cayi2

Çay yapımında kullanacağımız taze yapraklar gevşek olarak kabın 2/3’ünü dolduracak miktarda olmalıdır. Yapraklar bütün olarak değil, 1 – 1,5 santim genişliğinde, enine kesilerek parçalanmış olmalıdır. Böylece yaprakların dekompozisyonu/ayrışması hızlanacak ve minerallerin suya geçmesi kolaylaşacaktır. Bunu bir budama makasıyla dahi kolayca ve çabucak yapmak mümkün. Başka herhangi bir alet ile de yapılabilir.

irfan cayi

Çayı kullanırken damlama borusu ile bitkilerimize aktaracaksak, çayın içinde partikül olmaması önemlidir. Bunun için parçalanmış yaprakları, yeterli büyüklükte, gözenekli bir torba içinde kaba koymak süzme işlemini kolaylaştıracaktır. Ayrıca damlama hortumunun girişinde de mutlaka bir filtre olmalıdır.

Çayın bir damlasının çok küçük bir kısmına mikroskop altında baktığımızda yoğun bakteri popülasyonu içinde ava çıkmış bir “protozayı” görüyoruz.

Çayda oksijen sever bir mikroorganizma popülasyonu oluşturabilmek için çayın başlangıçtan itibaren sürekli havalandırılıyor olması gerekiyor. Süreki havalandırma, oksijen çözünümünün yanısıra, normalde 3 hafta sürecek dekompoze süresini 4-5 güne kadar indirmeyi de sağlıyor. Bunun için kaplarımızın büyüklüğü ile orantılı ve tüm kapları aynı anda güçlü bir şekilde havandırabilecek yetenekte bir akvaryum hava pompasına ihtiyacımız var. 4W – 8W gücündeki pompaların yetmeyeceğini belirtmeliyim. 20W’dan başlamak üzere ihtiyaç duyulan hacme göre 50-60W gücüne kadar bir pompaya gerek olacaktır. Hava hortumlarının ucundaki hava taşları kabın en dibine yerleştirilmiş olmalı ve her partide mutlaka temizlenmelidir.

Bir kaptaki çay kullanıldıktan sonra geride kalan dekompoze olmuş yapraklar da kıymetli malzemelerdir. Onları bahçenizde açtığınız küçük bir çukura gömüp üzerine 4-5 santim kalınlığında toprak atabilirsiniz.

Nasıl kullanacağız:

İrfan çayını bahçelerimizde, sebze adalarında, saksıda yetiştirdiğimiz bitkilerde, evdeki çiçeklerimizde, coco-peat/perlit/saman/talaş vb. katı ortam su kültürlerinde (katı ortam hidroponik) rahatlıkla kullanabiliriz. Ancak durgun su ve akan su tipi hidroponik sistemlerdeki davranışını bilemiyoruz. İrfan çayının biyolojik olarak aktif oluşu sebebiyle çaydaki mikroorganizma yaşamının uzun sürede nasıl bir değişim göstereceğini kestirmek zor.

Çayımızı yaptık, birinci kabımızdaki çay olgunlaştı, ikinci kabımızda çay hazırlamaya başladığımız gün ilk kabımızdaki çayı da bitkilerimizde kullanmaya başlayacağız, ama nasıl?

Bunun için bir kaç değişkenimiz var, bunlar: “Hangi ortamda ne tür bitkiler yetiştiriyoruz?” ” Sulama sıklığımız nedir?” ve “Çayımızın mineral yoğunluğu nedir?” şeklinde ifade edilebilir.

Çayımızı doğru kullanabilmenin yolu öncelikle hazırladığımız çaydaki mineral yoğunluğunu bilmekten geçiyor. Çayın mineral yoğunluğu, kullandığımız yaprak miktarına, yaprakların türlerine, olgunlaşma süresine, hava ısısına, vb. gibi bir çok faktöre göre değişkendir. Oysa bitkilerimizi beslerken her öğün aynı miktarda besin vermemiz gerekiyor. Aksi halde bitkilerimizi kötü beslemiş oluruz, bir öğün aç bırakırken diğer öğün tüketemiyeceği miktarda besin vermiş olabiliriz ve buna mutlaka bir çözüm bulmamız gerekir.

Çayımızın mineral yoğunluğunu öğrenebilmek için bir “EC ölçere” ihtiyacımız var. EC ölçer (electrical conductivity meter) ölçüm yaptığımız bir sıvının iletkenlik değerini verir. EC değeri iletkenlik miktarı yoluyla sıvıda çözünmüş mineral tuzlarının seviyesini gösterir ve çoğunlukla mS/cm (mili siemens / santimetre) birimi ile gösterilir. Piyasada bulunan cep tipi, kalem tipi EC ölçerlerin çoğu işimizi görecektir.

Çayımızın EC değerinin 1 mS/cm ile en fazla 4 mS/cm arasında bir yerde olmasını beklemeliyiz. Altı günlük olgunlaşma süresi sonunda, şayet çayımızda yeterli yaprak kullanılmış ve iyi havalandırılmışsa EC değeri büyük ihtimal 1,8 mS/cm ila 2,2 mS/cm civarında olacaktır. Kullanma süresi içinde çayın EC değeri sabit kalmayıp her gün biraz daha artacaktır. Bu, her gün biraz daha fazla mineralin çözünmüş olarak yapraklardan suya geçtiğinin göstergesidir.

Çayımızı kullanırken, önce kullanacağımız kadarını başka bir kaba aktarmalı, bitkilerimize vereceğimiz nihai sıvının EC’sini, bu ayırdığımız sıvıya su ilavesi yaparak ayarlamalı ve ancak ondan sonra sulandırılmış bu çay ile bitkilerimizi sulamalıyız.

Geçen yılki deneyimizde iki kaliforniya biberi bitkisi kullanmıştık. Kendinden hiç besin içermeyen katı ortamda (coco-peat) yetişen birinci kaliforniya biberini, EC’si 1,8 mS/cm değerindeki çayımız, inorganik beslenen karşılaştırma bitkisine eş oranda beslemeye yetmişti. İnorganik beslemede kaliforniya biberinin 2,5 – 3 mS/cm EC değerindeki çözünmüş mineral tuzlarıyla beslendiği biliniyor. Biz de inorganik beslediğimiz karşılaştırma bitkisi olan ikinci kaliforniya biberine bu mertebede besin eriyiği vermiştik. Fakat organik ve mikroorganizma içeren çayımız daha düşük EC değeri ile deneme bitkimizi mükemmel beslemişti. Aradaki farkı İrfan Çayındaki zengin ve çeşitli mikroorganizmaların yarattığı aktif biyolojik yaşam ile açıklayabiliriz. Mikroorganizmaların biyo-kütlelerinde depolanan ve EC değerine yansımayan besinler bitkilerimiz için ek bir tolerans yaratıyor.

Bu yüzden hazırladığımız İrfan Çayını kullanırken en fazla 1,8 mS/cm EC değerinde olmasına dikkat edeceğiz. Çayımızın EC değeri daha yüksek ise, sulamada kullanacağımız bölümü başka bir kaba aktardıktan sonra su ilave ederek 1,8 değerine düşüreceğiz. Tabii ki bu, hiç besin içermeyen katı ortamda yetiştirdiğimiz domates, biber, patlıcan gibi yüksek oranda besin isteyen bitkiler için geçerli. Kendinden besin içermeyen bir ortamda marul gibi daha az besin maddesi isteyen bitkiler yetiştiriyorsak EC seviyesini 1,2’ye kadar düşürmeliyiz.

Şayet organik maddesi bol ve killi yapıdaki toprakta sebze yetiştiriyor isek, çayımızı sulandırma oranımızın daha da artması gerekiyor, çünkü toprak zaten bir çok besin maddesi içeriyor ve bu durumda sulandırılmış çay ile sadece besin takviyesi yapmakla yetinmeliyiz. Böyle bir ortamda her gün sulama yapıyorsak EC 0,8 – 1 aralığına düşebilir, iki günde bir sulama yapıyorsak 1-1,2 aralığını geçmemesinde fayda var. EC değerini düşürmenin yolunun sulama amacıyla çay yaptığımız kaptan aktardığımız çaya su ilavesi yapmak olduğunu tekrar hatırlatalım. Yine duruma göre sebzelerimizde bir sulamayı çay ilavesiz yaparken, bir sulamayı da EC değeri ayarlanmış çay ile yapabiliriz.

Bitkiye, toprağa ve iklime göre değişkenlik gösterdiği için bu ölçüleri genel geçer bir reçeteye dönüştürmek mümkün değilse de, bahçelerimizin kaynakları ile, bir gübre olarak hazırlayacağımız İrfan Çayının yetiştirdiğimiz sebzeler için fazlasıyla yeterli olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

 

 

 

 

Tags:

43 Responses to “İrfan Çayı” Subscribe

  1. Fikret 02/02/2015 at 18:01 #

    Elinize sağlık, yine bilgi ve uygulama dolu doyurucu bir yazı olmuş. Bu yaz deneyip sonuçları paylaşacağım.

  2. Berceste 02/02/2015 at 20:16 #

    Mutlaka biliyorsunuzdur ama gene yazmadan duramayacağım. Ben son zamanlarda Elaine Ingham’a takmış vaziyetteyim 🙂 Daha önceden de biliyordum ama vakit bulup videoları izleyememiştim. Şimdi oturup tek tek onları izliyorum.

    • meyvelitepe 02/02/2015 at 20:58 #

      Evet biliyoruz, “Chinampa’ların ışığı” dizisinde 1,4,5,6,8’inci yazıları, özellikle de 6. ve 8. yazıları okuma fırsatı bulursanız Dr.Ingham’ın çalışmalarının bu çalışmada referans olarak kullanıldığını görebilirsiniz. Dr.Ingham’ın tarif ettiği şekliyle kompost çayı ilk denediğimiz yöntemlerden olmuştu ama kullanılan malzemelerden dolayı yeterince başarılı olmadığını görünce İrfan çayı üzerinde yoğunlaştık.

  3. vicdan karabudak 02/02/2015 at 20:59 #

    Elinize,bilginize sağlık…Resimlerini koyduğunuz yabani ot ve benzerleri bol bol mevcut bahçemizde…Eksik olan EC ölçer…
    Yazın deneyip sonuçları paylaşacağım..
    Ben tüketilen sebze, meyve artıklarını 5 litrelik pet şişeye 3/2 oranında koyup ılık su ilavesiyle bir çorba kaşığı kuru maya,bir çay bardağı toz şeker veya pekmezi ilave ederek karanlık ortamda 20 gün bekletiyorum..Gaz çıkışı için ağzına lastik eldiven geçiriyorum…100/1 oranında sulandırıp kullanıyorum…Sizler gibi gerekli ölçümleri yapıp analiz etmiyorum ama işe yarıyorlar…
    ”Fırın Kardeşliği” sonrası ”İrfan Çayı ” kardeşliği..:) 🙂 🙂
    Her eve bir Meyvelitepe lazım…:) 🙂 🙂

    • meyvelitepe 02/02/2015 at 21:21 #

      Vicdan hanım, yaptığınız fermentasyon ile yapılan sebze-meyve artığı ekstresi ve Türkiyede “enzim” diye adlandırılıyor. Uzun zamandır biz de enzim yapıyoruz zaten, yapmaya da devam edeceğiz, bazı farklarla o da çok faydalı ve bokashi kompostu yapmaya fırsat bulunamadığında güzel bir alternatif. Enzim genelde sebze, meyve artıklarıyla yapılıyor. Bu yüzden gübre oluşturacak şekilde tüm mineralleri ve yetiştirdiğimiz bitkilerin beklediği oranlarda içermiyor. Sebze meyve artıkları yerine yaşayan yapraklarla yapılsa tüm mineraller enzimde de bulunur.

      Başka önemli bir fark, enzim anaerobik bir fermentasyon. Yani oksijen sevmeyen bakteriler hakim ve fermentasyonu gerçekleştiren lactobacillus grubu bakteriler sayesinde kısa sürede patojene dönüşmüyor. Fakat enzim bitkilerde kullanıldığında oksijenli ortamda bu bakterilerin de ömürleri çok kısa oluyor ve biyokütlelerinde mineral taşıyarak zaman içinde bunların bitki köklerine sunulması durumu oluşmuyor.

      Bir diğer önemli farklılık ise enzimde çözünmüş oksijen bulunmazken İrfan çayında maksimum miktarda çözünmüş oksijen bulunuyor. İçinde çözünmüş mineral bulunan oksijenli su, kökleriyle oksijen almak zorunda olan bitkiler için ayrıca bir avantaj oluyor.

      Bunlara belki en az 2-3 haftalık fermentasyon süresini de ekleyebiliriz.

  4. Çetin Ergen 03/02/2015 at 00:24 #

    Paylaşımlarınızı ilgiyle takip ediyorum. İrfan çayını bu yaz ben de denemek istiyorum. Ec ölçer nereden bulabilirim bilmiyorum.Bir de standart büyüklükte bir varil için kaç w. akvaryum hava pompası kullanmalıyım? Başarılarınızın daim olması dileğiyle.

    • meyvelitepe 03/02/2015 at 00:49 #

      Bir çok on-line satış sitesi EC ölçer satıyor, onlardan birini alabilirsiniz. Biz 35W’lık bir hava kompresörünü iki tane 200 litrelik depo için kullanmıştık. Fazla olmasında bir mahzur yok, siz de aşağı yukarı bu güçte bir cihaz kullanabilirsiniz.

  5. İsmet Yılmaz 03/02/2015 at 09:59 #

    Beyniniz, Gözleriniz ve Elleriniz hep sağlıklı kalsın. Daim olsun. Kolay gelsin. Paylaşımlarınız mutluluk verici. Doğa adına teşekkürler.

  6. firdevs 07/02/2015 at 10:17 #

    Yine çok güzel bilgiler paylaşmışsınız.
    Sizi bilge kendimi ise bahçeye gözlerini yeni açmış ve ne yapacağını nereden başlayacağını bilemeyen
    bir kör cahil olarak görüyorum. Ağaç nasıl budanır, faydalı zararlı bitkiler hangileri, hangi ay neler yapmalıyım …
    Okumaya, araştırmaya benzemiyor elinize bir çapa yada bağ makası alıp bahçeye çıkınca her şey sıfırlanıyor.
    Öylece kala kalıyorsunuz. Doğru mu yapıyorum yanlış dalı mı kestim sıkıntısı. Yazdıklarınız bana ışık oluyor önümü aydınlatıyor. Aylık yapılması gerekenlerle ilgili bir bölüm hazırlasanız çok şey mi istemiş olurum. Çok teknik bilgiler içermeyen basit dille anlatılmış bilgiler.

  7. haluk saraç 07/02/2015 at 10:40 #

    sayın meyvelitepe
    karakefesotu ve kadife çiçeginin yanında mineral bakımından çok zengin ola aloe vera + söğüt yapragı ve solucan gübresi ya da mikoriza mantarıyla beraber kullanırsak çok büyük bir sıkıntı olmaz herhalde diye düşünüyorum. Doğru mudur?

    • meyvelitepe 07/02/2015 at 19:36 #

      Hem evet, hem hayır. İrfan çayına bitki yaprakları dışında solucan gübresi vs. koyduğunuz takdirde bu malzemedeki mineraller de çaya geçer. Fakat eklediğiniz malzemedeki mineral kompozisyonunun yaşayan yapraklardan farklı olması ve yapraklardaki ideal oranlarda olmaması kuvvetle muhtemel. Bu durumda elde edeceğiniz çayın mineral içeriği bitkilerin istediği oranlardan sapma gösterecek ve yapacağınız EC ölçümü yanıltıcı olacaktır.

      Mikoriza mantarlarını fidelerinizi dikerken sadece bir kez kullanmanız yeterli, ayrıca çaya ilave etmenize gerek yok.

      • Savaş Gönen 10/10/2016 at 15:46 #

        Peki şöyle bir uygulama yapılsa nasıl olur:

        Bir kapta İrfan Çayı yapalım. Daha sonra bu çayı tertemiz bir biçimde süzüp, elde ettiğimiz sıvıyı solucan gübresi çayı üretiminde kullanalım.

        Tabi bu arada, İrfan Çayı’nı yaparken EC’yi ölçelim ve daha sonra bu solucan çayı yaparken meydana gelen EC değişimlerine bakalım. Böylece EC’deki değişimleri takip edebilmiş olacağız.

        Eğer sıvı ham maddesi İrfan Çayı olan solucan çayının EC’si çok yüksek çıkarsa, İrfan Çayı’nın seyreltip ondan sonra solucan çayı yapımında kullanabiliriz. Böylece EC’yi kontrol altına almak mümkün olacaktır.

        Bunun bir diğer faydası ise, İrfan Çayı’ndan gelen zengin minerali, solucan çayındaki zengin mikroorganizmaların bünyesine daha fazla oranda hapsetmek imkanının doğmasıdır. Böylece daha yavaş salınımlı ve dengeli gübreleme yapmış olmaz mıyız?

        • Meyvelitepe 11/10/2016 at 19:01 #

          Bahsettiğiniz şekilde süreci uzatacak bir işleme gerek yok bence. İrfan çayında çok ciddi bir mikroorganizma popülasyonu zaten var, ancak bu popülasyonu vermikompost içeriğindeki mikroorganizmalarla zenginleştirmek istiyorsanız şöyle de yapabilirsiniz;

          İrfan çayını başlatırken kullanacağınız otların yanısıra ayrıca 1-2 avuç kadar vermikompostu (1 varil İrfan çayı için) süzek bir torba, çorap vb. içinde İrfan çayına sallandırın. 120 litrelik varil için 250 gramı geçmeyecek kadar da melası önceden iyice eriterek çaya ekleyin, 4-5 gün kadar güçlü bir şekilde havalandırın. Sonunda elde edeceğiniz çay mineral bakımdan çok sapma göstermeyecektir ama mikroflora çok daha zengin ve yoğun olacaktır.

  8. Ayhan tosun 16/02/2015 at 00:19 #

    Ben sizleri tanımakla çok memnun oldum ayrıca tam inceleyemedim Fakat çok yararlı olacağına inanıyorum çiftçiler köylüler üreticiler bahçeleri olan vatandaşlar mağdur durumda ayrıca iktidarların kota uygulamaları GDO lu ürünler üreticileri zor durumlarda bırakmıştır Doğal ürünler Yeni fikirler yeni projeler getirecektir altarnatif olacaktır bunların yani karasız üreticilere katkınız olacaktır.

  9. Halil Balaban 18/02/2015 at 03:48 #

    Gerekli ısı için kabın altında aza da olsa bir ateş yanması gerekirmi. Yoksa hava sıcaklığına göre havanın sağlayacağı 15-0 derecedeki su da aynı işi görecekmidir?

    • meyvelitepe 18/02/2015 at 10:33 #

      Hayır, ateş yakmaya gerek yok. Bu iş için kullanılan kaplar zaten çoğunlukla plastik veya fiber.

  10. mine 27/02/2015 at 13:44 #

    Bizler için çok değerli olan bu bilgi ve deneyimlerinizi yine bizlerle paylaştığınız için minnettarız.Babanıza ithaf ettiğiniz bu çayın nesiller boyunca uygulanacağına ve iletileceğine inanıyorum.Teşekkürler.

  11. merkal 02/04/2015 at 12:11 #

    İsmail bey, İrfan çayı için verdiğiniz bilgiler çok değerli teşekkürler. İki sorum olacak aklımı kurcalayan.
    1) Her yabani ot (iyi gelişme gösteren) kullanılabiliyormu, yoksa bazılarını kullanmakta sakınca varmı ?
    2) İki uygulama yaptım anlatığınız gibi uygulamada ısırgan kullandım. Bir zaman sonra odada ısırgan kokusu fark ettim. Acaba diyorum kullanılacak (İrfan çayı için) bitki karışımına taze kekik veya fesleğen veya taze nane gibi bitkiler kullanırsak üründe (domates gibi) bu bitkiler yenirken tadını, kokusunu fark edebilirmiyiz? Veya en azından bazı zararlıları uzaklaştırabilirmiyiz?
    Ben domates fidelerini toprağa ekmeye başladım. Domates yenecek bir durumda olsaydıı uygulardım, görürdüm.
    Yeni sezonda başarılar.

    • meyvelitepe 02/04/2015 at 21:37 #

      1) Aromatik ya da yüksek miktarda uçucu yağ içeren ya da juglans gibi (ceviz yapraklarında bulunur) bitki inhibitörü kimyasal içeren bitkilerde biraz tedbirli olmakta fayda var. Ekstreye geçen uçucu yağların veya juglans’ın beklenmedik etkileri olabilir. Bunun dışında sizin ortamınızda yetişen her türlü yabani otun İrfan çayında kullanılabileceğini düşünüyorum.

      2) Aromatik bitkilerden elde edilen çayın yetiştirilen bitkinin aromasına etki edeceğini sanmıyorum çünkü bitkinin kendi aromasını oluştururken kullandığı sistem bambaşka bir şey. Aromatik bitkilerden elde edilen çayın yetiştirdiğiniz bitkilerin köklerinde muhtelif etkileri olabilir. Bu yüzden şayet kullanırsanız dozajın az olmasına dikkat etmekte fayda var. Söz gelimi kekik ekstesinin bazı fungal hastalıklarda etkili olduğu biliniyor ama dozaj yüksek olursa ters bir etki ile de karşılaşılabilir.

  12. Süha 15/04/2015 at 17:47 #

    Bu iş için ayrık otu da kullanılabilir mi?

    • meyvelitepe 16/04/2015 at 12:53 #

      Ayrık otu kullanmasanız daha iyi. Onun da yeşil yapraklarında mineral bulunur fakat sertleşmiş boğumlarının dekompoze olması biraz güç ve bu boğumlardan hemen kök salmaya meyillidir.

      • aynur 05/03/2016 at 21:33 #

        belki biraz klişe olacak ama gerçekten verdiğiniz bilgiler ve deneyimleriniz hazine değerinde size minnet duyuyorum.
        zehirsiz olsun ama nasılı sizden ogrendim kaolin siparişi verildi em hazır irfan çayı da cepte ne diyeyim Allah sizlerden razı olsun sizi takibe devam yureklerinize sağlık aynur ve eşi gursel

  13. Mehmet 05/05/2015 at 21:26 #

    Bu sene domates yetiştireceğim sebze adalarına daha evvel keçi gübresi verdim. Ayrıca domatesi ekerken Mikoriza kullandım.3 defa’da İrfan Çayı (biraz acemi olarak hazırlanmış diyebilirim). Genelde ısırgan ve yabani otlar kullandım. Bir defasında çayda ilave solucan gübresi kullandım. Bu senede havalar biraz kötü gittiği halde, bu gün bir baktım çeri, beef domatesleri,henüz açmamış ama çiçek vermişler.Bu hava şartlarında beklemiyordum.Son İrfan Çayından sonra gözle fark edilir şekilde domatesler büyümeye başladı.
    Verdiğiniz bilğiler için teşekkür ederim.

    • meyvelitepe 08/05/2015 at 01:57 #

      Mehmet bey elinize sağlık.

      İrfan çayı ile ilgili önemli bir ayrıntıyı tekrar vurgulamak isterim. Solucan gübresi elbette çok faydalı bir malzeme ama İrfan çayında kullanılmasını önermiyorum. Sebebi de çok basit. Bu çayı yaptığımızda çayda çözünen minerallerin bitkiler için ideal kompozisyonda olmasını istiyoruz. Bahçemizde yaşamakta olan bitkilerin yapraklarını çay yaparak dekompoze ettiğimizde ideal oranların suya geçmesini bekliyoruz, çünkü o bitkiler yaşayabilmek için gerekli mineralleri tam olması gereken oranlarda yapraklarında depolamış oluyorlar. Şayet biz bu oranlara sahip olduğunu bilmediğimiz başka malzemeler kullanırsak çayın içeriğindeki kompozisyonu bazı mineraller lehine veya aleyhine bozmuş oluruz.

      İrfan çayına ulaşırken yaptığım ilk denemelerde sadece solucan kompostu kullanmıştım ve bu komposttaki mineraller olması gereken oranlarda olmadığı için bitki tepki vermiş ve tüm yaprakları sararmıştı. Birden fazla türdeki bitkilerin yapraklarını kullanarak İrfan çayı yapmakta kullandığımızda ideal mineral kompozizyonunun varlığını da garantilemiş oluyoruz.

  14. Güliz 12/05/2015 at 00:10 #

    Sayın meyveli tepe..
    Tek adalık sebze bahçem ve çiçeklerim için irfan çayı yapmak istiyorum…Bahsettiğiniz otlardan köyde fazlasıyla var…Ama EC ölçer ve akvaryum havalandırma cihazı almam lazım yaklaşık 100 Tl geliyor…Sizce irfan çayını yapabilirmiyim…Ayrıca sebze adasını yağmurlardan dolayı ekim yapamadım…Önümüzdeki hafta sonu yapacağım..Ama ay yenimi olcak onuda bakmam lazım..Annem çok dikkat ederdi ayın eski yada yeni olmasına…Kesinlikle dikim yapacağında ay eski olmalı derdi. Çok merak ediyorum başarılı olabilecekmiyim…Saygılar…

    • meyvelitepe 12/05/2015 at 00:36 #

      İrfan çayı yapabilirsiniz elbette, çok basit bir şey. İrfan çayı yapacaksanız EC ölçer çok şart değil belki ama hava pompası çok önemli, yeterli güçte bir tane edinmeniz gerekecek. Sebze yetiştirmekte başarılı olmamanız için bir neden yok. Kolay gelsin.

      • Güliz 14/05/2015 at 00:08 #

        Sayın meyveli tepe
        Acaba karakafes otu dediğiniz bizim eşek kulağı dediğimiz otmudur…
        Birde EC ölçerim olmadan irfan çayının olduğunu yda değerin yükseldiğini içine su koyup koymayacağımı nasıl anlarım…Birde irfan çayını her bitki ve çiçeklerde kullanabilirmiyim….Saygılar…

        • meyvelitepe 14/05/2015 at 00:55 #

          Hodangillerden olan karakafes otu (comfrey)’in üç çeşidi var (Symphytum × uplandicum, Symphytum officinale, Symphytum asperum). Eşek kulağı dediğiniz ot, bunlardan biri midir bilmiyorum. Latincesi olmaksızın verilen yerel isimlerde bazen aynı ismin tamamen farklı bitkilere verildiğini gördüm, bu yüzden yerel isimler bitkileri tanımlamakta yanıltıcı olabiliyor.

          Belirttiğiniz üzere hazırladığınız İrfan çayına su ekleyip eklemeyeceğinizi, ya da ne kadar su ekleyeceğinizi tam olarak belirlemek üzere bir EC ölçer edinmenizi kuvvetle tavsiye ederim. Ancak EC ölçer olmadan ne yaparım derseniz, İrfan çayını başlatmanızın üzerinden 6 gün geçtikten sonra hep 1:1 oranında su eklerseniz büyük hata yapmadan bitkilerinizi besleyeceğinizi söyleyebilirim. Bu elbette toprağa dikili veya toprak dolu saksılardaki bitkilerinizi beslemek için geçerli. Şayet İrfan çayını topraksız yetiştiricilikte kullanacaksanız EC ölçer daha bir önem kazanır diyebilirim.

          • Güliz 14/05/2015 at 16:18 #

            1:1 oran derken ne demek istediniz..Bu konularda çok cahilim..lütfen kusuruma bakmayın …Aslında çiftçi kızıyım ama…eskiden hiç ilgimi çekmiyordu…hep annem babam yapıp biz yiyecez sanmışım malesef :(((

          • meyvelitepe 14/05/2015 at 20:48 #

            Bir ölçü su, bir ölçü çay.

  15. havalandırma 05/06/2015 at 13:39 #

    Çok güzel bir makale olmuş teşekkür ediyorum. Tarif bir harika 🙂

  16. Cuneyt 20/06/2015 at 09:32 #

    Selamlar yapmış olduğumuz irfan cayın 1-1 incelttikten sonra sebze Adası’nda ekili olan 10 adet domates fidesine kaç lt verebiliriz

  17. idris 21/12/2016 at 00:02 #

    Ne demek lazım…Bilgi tecrübe ve paylaşım…Elinize yüreğinize sağlık. Rabbim sizin gibi insanları korusun

  18. fatih 21/01/2017 at 13:16 #

    Selamlar öncelikle.
    Yukarıda vermiş olduğunuz tarife uygun bir düzenek kurmaya çalıştım ve 48 saat olmasına rağmen sizdeki gibi bir ec değeri artışı olmadı maalesef. Yakşalık 15 lt suya koydum bitkilerimi iyice kesip. 8Watt’lık bir hava motoru aldım çift çıkışlı ve 2×5 lt/dk hava çıkışı kapasitesine sahip. Bidonun etrafını siyah poşetle kapattım ve oda sıcaklığında ayrıca motor aralıksız çalışıyor.Ama ec değerinde ve su renginde sizdeki gibi bir değişiklik gözlemleyemedim ne yazık ki.
    Aklıma gelen olası sebepler:
    –Motorun düşük kapasitesi ancak ona oranla su da az.
    –Suya attığım bitki az olabilir ya da bitkileri neredeyse ıspanak yıkar gibi yıkadım kesmeden önce 🙂 bu da olabilir mi acaba. Nedenini çözemedim açıkçası. sizce nerede yanlış yapmış olabilirim.

    • osmandiler 26/04/2017 at 20:10 #

      merhaba fatih bey hangi bitkilerden koydunuz acaba bende denemek istiyorum

  19. Sefa 28/05/2017 at 00:48 #

    Sayın meyveli tepe elimdeki tds cihazı ppm ola
    rak ölçüm yapıyor.irfan çayında kullanacağım suyun tds değeri bile 350 ppm olarak ölçtü. Bu değeri microsiemens e çevirdiğinizde 546 gibi bir değer çıkıyor.irfan çayını yaptığımda çok yüksek rakamlara ulaşacak.ancak siz 1.8 gibi bir değer vermişsin iz. Benmi yanlış hesaplıyorum acaba.bir bilgi verebilirseniz çok sevinirim.

    • Meyvelitepe 28/05/2017 at 02:08 #

      350 ppm’i EC’ye nasıl çevirdiniz? 350 ppm’in EC karşılığı 0,7 ms/cm civarında olmalı.

      • Sefa 28/05/2017 at 03:34 #

        Bulduğum kaynaklar 1ppm = 1.56 microsiemens/cm olarak almışlar

        • Meyvelitepe 28/05/2017 at 10:04 #

          Kullandığınız TDS ölçerin US veya EU standardında olmasına göre 350 ppm 0,7 veya 0,5 ms/cm2 olacaktır. https://manicbotanix.com/ec-to-ppm-conversion-chart-2/ adresinde detaylı bilgi bulabilirsiniz.

          • Sefa 28/05/2017 at 12:49 #

            İsmail bey verdiğiniz bilgiler çok işime yaradı.yardımınız için çok teşekkür ederim.saygılar.

  20. Tayfun 19/06/2017 at 23:31 #

    ağaçlar net de sanırım bir sistem sıkıntısı oldu. yoksa orada paylaşacaktım. Paylaşacağım şu: heyecanla irfan çayını denedim. Sonuçlar şaşırtıcı. Etkisini şöyle test ettim: Kütahya Tıbbi bitkiler bahçesinden gelen sekiz fideyi saksılara şaşırttım ve birine çay uyguladım. Kontrol bitkileri erken çiçeğe durdular. Çay verilen bitkiler daha geç çiçeğe durdular ancak yaprakları çok daha canlı yeşildi. Melisa da hastalık vardı ve irfan çayı vermediğim öldü, diğeri hastalığı taşımakla birlikte hala yaşıyor. Son deneme mayıs papatyasında yapıldı: Su stresine tabi tuttuğum bitkilerden çay verdiğim yaşıyor diğeri sizlere ömür. Çay bileşiğinde taze iğde yaprağı, kara hindiba, sirken ve amarantus vardı

  21. Tayfun 19/06/2017 at 23:35 #

    Ek olarak şunu söylemeliyim: ec ölçerim yoktu birebir oranda su kattım ph ise çok yüksek çıkmıştı 8,5. Sirke ile yedinin biraz altına düşürdüm.

  22. Ozan 19/11/2017 at 01:55 #

    Merhaba,
    Yaptığımız İrfan Çayı’nı 1 dönüm alana damlama sulama ile verecek olursak, EC kontrolünü nasıl yapabiliriz?

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]