O rganik prensiplerde tarım yaparken zararlılardan az zarar görerek sebze, meyve yetiştirebilmek en çok düşünülmesi gereken konulardan biri oluyor.


Organik prensiplerde tarım, zararlılarla mücadelede üretilen ürünlere bulaşacak, toprağı kirletecek şekilde zehirli ilaç kullanımına yer vermez. Bunun yerine ya organik olarak tescil edilmiş zararlı mücadele ürünleri, ya zararlıların etkilerini en aza inderecek başka metodlar, ya da her ikisi birden kullanılır.

Geçen yıl, zararlı mücadelesinde Neemazal T/S isimli, organik tescilli, zehirsiz bir ilaç kullanmıştık. Bu üründen çeşitli yazılamızda söz etmiş, bir bakıma epey de reklamını yapmıştık. Baharın gelmekte oluşu sebebiyle ihtiyaç duyacağımız ürünü temin etmek için firmayı aradığımızda verilen fiyat oldukça şaşırtıcıydı. Geçen yıl €36+KDV’ye temin ettiğimiz ilaç bu yıl €46+KDV olmuş. Yaptığımız reklam firmanın işine epey yaramış diye düşündük ister istemez.

Elbette serbest ticaret var. İsteyen istediği fiyata ürününü satabilir. Piyasa ekonomisinin işleyişinde, satılan ürünün alternatifsiz olduğu düşünülüyorsa ürünün maliyeti ile satış fiyatı arasındaki marj hemen açılma eğilimi gösterir. Ancak aynı ekonomik kurallar insanların sağlıklı beslenebilmesi için gereken organik girdilerde de çalışınca insan ister istemez biraz buruluyor.

Konumuz değil ama, organik sertifikası almanın maliyeti ve bunun altından ancak büyük ölçekte üretim yapan işletmelerin kalkabilecek olması, organik tarım girdilerinin anlamsız bir şekilde sürekli artan fiyatları biraz kafa karıştırıyor. Sonuç, kim ne derse desin, organik besin üretmenin desteklendiği anlamını içermiyor ne yazık ki. Olsa olsa, yüksek satınalma gücüne sahip kişilerin, organik ürün tüketiyor olma modası çerçevesinde daha çok para harcayarak tüketim yapmasının teşvik edilmesinden ibaret.

Oysa, tüketilen organik sebze ve meyvenin maliyetinde, ürüne gerçekten katma değeri olanların, yani toprak, su, bitki, emek, üreticinin kendisinin tüketmeyi isteyebileceği sağlıklı ürünleri üreterek geniş tüketici topluluklarına sunmasının dışında gelen maliyetler, ürünle doğrudan ilgili olmayan ama tüketenlerin ödemesi beklenen bir bedel olmaktadır. Bu da, ne yazık ki, organik ürünlerin toplumun ancak marjinal sayılabilecek bir kısmının ulaşmak isteyebileceği şekilde konumlandırılmasına yol açmaktadır.

Elbette bunun kabul edilir bir yanı yok. Umuyoruz, devletin ilgili organları durumu önce algılayıp, sonra da uygun bir politika belirleme ihtiyacı duyarlar.

Sonuçta, Neemazal satan firmaya belki de teşekkür etmeliyim. Sayelerinde, zehir kullanmadan zararlıları atlatma yöntemleri konusunda çok yoğun bir araştırmaya girmeme sebep oldular. Kendilerine bir kez daha teşekkür etmeliyim ki, o hızla bir sürü yöntem buldum. Üstelik de maliyetleri pek yüksek değil. Kontolü ele almaktan dolayı daha eğlenceli olduğunu da söylemeliyim. Çok az Neemazal kullanarak etkin bir zararlı mücadelesi yapabileceğim.

Zararlı mücadelesinde, bahçedeki bitkilerin neler olduğu, bu bitkilere musallat olan önemli zararlılar, iklim, mevsim, bölge, etrafta neler olduğuna varıncaya kadar pek çok parametre var.

Meyvelitepe’de zararlılardan korumaya çalıştığımız hakim bitki tabii ki zeytinler. Henüz ikinci yılında olan diğer meyve fidanlarımızın vejetatif gelişmeleri önemli. Yani bu yıl onlardan meyve beklemiyoruz, fakat kuvvetli ve hastalıksız gelişmeleri, güzel sürgünler vermeleri gerekiyor. Bunların yanısıra sebzelerimiz olacak. Sebzeler tamamen ayrı bir bahis olacağından bu yazıda pek söz etmeyeceğiz. Çiçeklerimiz ve diğer peyzaj bitkilerimizi ise kontrol etmekte pek zorlanmayacağımızı düşünüyoruz.

Dolayısıyla araştırmalarda öncelikli olarak bahçemizde bizi en çok uğraştıracak zeytin zararlılarına odaklandık. İlk rastladığımız tagem’in zeytin bahçelerinde entegre mücadele ile ilgili yazısı oldu. Yazı oldukça kapsamlı. Türkçedeki başka kaynaklar genelde buradan kes-yapıştır şeklinde olmuş (ne yazık ki, ülkemizde bilginin üretilmesi genelde böyle oluyor).

Yabancı kaynakları araştırdığımda oldukça heyecan verici bilgi, deney, istatistik, ürün ve karşılaştırmalara ulaştım. Özellikle, zeytin yetiştiriciliğinde öne çıkmaya başlayan California bölgesi kaynaklı çok detaylı araştırmalar buldum. Buduklarımı Tagem’in dökümanlarıyla karşılaştırdığımda ülke dışında pek çok yeni ve etkili yöntemin kullanılmakta olduğunu anladım.

Meyvelitepe’de bize sorun olan iki zeytin zararlısıyla karşılaşıyoruz.

Ve işte savaş planımız:

Zeytin güvesi (Prays Oleae)
Yılda üç nesil veren zeytin güvesinin en zararlı dönemi meyve dölü denen nesli. Meyvelerin mercimek büyüklüğüne geldiği zamandan itibaren, meyve sapının hemen yanından meyvelere giriyor. Elbette bu nesli kontrol altına alabilmek için, önceki çiçek nesli ve yaprak nesli adı verilen dönemlerde saldırıya geçmek gerekiyor. Özellikle kışı pupa olarak geçiren zararlı, bu günlerde ergin olarak uçmaya başlıyor ve çiçek neslini oluşturmak üzere çiçek tomurcuklarına yumurta bırakacaklar. Zeytin çiçekleri açmak üzereyken yumurtadan çıkan larvalar tomurcuklara saldıracaklar.

Meyve neslinin risk oluşturmasını engellemek, çiçeklere verebileceği zararın da önemini azaltmak için bu zararlıyı tam bu aşamada durdurmak önemli.

Zeytin güvesindeki popülasyonu takip etmek için uygun feromon tuzakları kullanmaya karar verdim. Bu sayede erginlerin uçmaya başladıklarını ve yoğunluklarını anlayarak tedbir almaya çalışacağız. Larvaların çıkış zamanının hemen öncesinden başlayarak yoğun bir biyolojik savaşa başlıyoruz.

Tagem söz etmemiş ama yurt dışı kaynaklı araştırmalarda zeytin güvesi larvalarına karşı Bacillus Thuringiensis isimli bakterinin etkili olduğu saptanmış. Bu bakteriyi biraz daha araştırdığımda ise kelebek tırtıllarının tümüne etkili olduğu sonucu çıkıyor. Öyle ki, sadece zeytin güvesi larvaları değil, sebzelere zarar veren tırtıllar da bakterinin etki alanı içinde. Bu bakterinin insan, memeli hayvanlar, kuşlar, arılar, yararlı böcek ve avcılara, balıklara herhangi bir olumsuz etkisine rastlanmamış. Sadece ipek böceği yetiştirilen yerlerde önerilmiyor (ipek böceği de bir tırtıl olduğundan). Hatta, Yunanistan kaynaklı bir araştırmada zeytin sineği larvaları üzerinde de belirleyici olmasa da olumlu etkisi ölçülmüş.

Ülkemizde de organik sertifikalı olarak bu bakteriyi içeren ilaç bulmak mümkün. Dolayısıyla zeytin güvesindeki esas silahımız Bacillus Thuringiensis olacak. Elbette, zamanlama ve iyi takip çok önemli.

Zeytin Sineği (Bactrocera oleae)


Zeytine en çok zarar veren, geçen yıl Neemazal’a rağmen bizi de etkileyen esas zararlı zeytin sineği. Anlıyoruz ki, tüm dünyada zeytine en çok zarar, zeytin sineği tarafından veriliyor ve zehir kullanmadan baş etmesi de bir o kadar zor.

Zeytin sineği kışı toprakta bir kaç santim derinlikte pupa olarak geçirdiğinden, yere dökülmüş zeytin bırakılmaması ve hasat sonrası toprağın yeterli derinlikte sürülerek, varsa pupaların toprağın derinliğine gömülmesi mücadelenin en etkili yöntemi olarak öneriliyor. Biz de öyle yapmıştık zaten. Yerde tek bir zeytin tanesi bile bırakmadık ve hasat sonrası bahçe en az 25 cm derinliğindeki pullukla sürüldü.

Tagem zeytin sineği ile mücadelede, popülasyon takibi için feromon tuzakları, McPhail tipi tuzakları ise kitlesel tuzak olarak öneriyor. Popülasyonun belli bir oranın üzerine çıkması durumunda zehirli yem kısmi ilaçlama yöntemini adresliyor. Zehirli yem kısmi ilaçlama, tüm ağaçların zehirli bir ilaçla kaplama yapılarak ilaçlanması şeklinde değil. İçinde cezbedici bir koku da bulunan zeytin sineklerine zehirli bir ilacın, iri damlalar halinde ağaçların küçük bir yerine (söz gelimi en fazla çeyrek metrekarelik bir bölümüne), muhtemelen meyvelere de değmeyecek şekilde atılması yöntemi. Hem ülkemizde, hem de Avrupa ve Amerikada organik tarımda izin verilen bir yöntem. Bu yöntemi yedekte tutacağız. Uygulayacağımız diğer yöntemlere rağmen ihtiyaç duyarsak kullanacağız.


Yurt dışında uygulanan yöntemlerde heyecan verici iki uygulamaya rastladım. Biri kitlesel tuzaklarla ilgili. Oldukça pahalı olan McPhail tuzakların yerine İspanyol köylülerinin icat ettiği ucuz tuzakların başarısı zeytin literatürüne girmeye yetmiş. OLIPE adı verilen tuzaklar, 1.5 litrelik pet şişelerin üst kısımlarına 5 mm çapında çepeçevre 6-7 delik delinmesi, şişeye yarıya kadar su doldurup içine 3-4 torula mayası tableti atıp, şişeleri ağaçlara asmaktan ibaret. Maliyeti çok ucuz ve uygulaması çok pratik. Yöntemler karşılaştırmasında pahalı McPhail tuzaklardan aşağı kalmamış. Sorun şu ki, Türkiyede torula mayası yok. Bir miktar yurt dışından getirtmeye çalışacağım. Bu tuzak tipine Tariş’in bir dökümanında da rastladım. Ancak torula mayası yerine her şişeye bir avuç dap gübresi atmayı öneriyordu.

İçeriği diamonyum sülfat olan dap gübresi, olipe literatürüne göre gerçekten de cezbedici olarak kullanılabiliyor. Fakat uygulamaları karşılaştıran rastladığım bir analize göre torula mayası kadar başarılı değil. Torula mayası buluncaya kadar dap gübresiyle idare edeceğiz mecburen.

Yine Tagem’in dökümanlarında sözü edilmeyen bir başka ve çok etkili yöntem ise, ağaçların sulandırılmış kaolin kili püskürtülerek kaplanması. Açıkçası bu yönteme ait araştırma ve deney sonuçlarını inceleyince heyecana kapılmamak mümkün değil.


Ülkemizde de kaolin kili kullanarak kaplama yapılması uygulamaları az da olsa var. Fakat ilginç olan, bu uygulamaların ana nedeni ürün ve ağaçları zararlılardan korumak değil, daha çok sert güneş ışığından ve yüksek ısıdan korumak.

Kaolin kili uygulamasının pek çok yararı var. Gerçekten de bitkilerde her türlü güneş yanığına ve yüksek ısının yol açtığı zararlara karşı etkili. Fazla ışığın yansıtılması yoluyla olsa gerek, bitkinin içlerinin de güneş almasını sağlıyor ve fotosentez için de olumlu olduğu söyleniyor.

Türkçe dökümanlarda kaolin kiilinin bu özellikleri öne çıkıyor. Oysa, Kaliforniya bazlı araştırma ve deneylerde, kaolin kilinin pek çok meyve zararlısına, en çok da zeytin sineğine karşı ana önlem olarak çok etkili olduğu belirtiliyor.


Bir araştırmada, hiç bir önlem kullanılmayan kontrol ağacında %70 zeytin sineği tahribatı saptanmışken kaolin kili ile kaplanmış ağaçlarda zarar düzeyi %2.3 seviyesine iniyor. Bu düzey, %2.5’luk zehirli yem kısmi ilaçlama yönteminden bile daha iyi.

İşin güzel tarafı, kaolin kili sadece zeytin sineğine karşı değil, ağaçların meyve tutumundan sonra ortaya çıkabilen her türlü meyve zararlısına karşı etkili. Etkisinin çevrecilik açısından da şampiyon olması su götürmez. Zira tek yaptığı zararlılar ile ağaç ve meyvelerin alakasını kesmek. Kaolin kili kullanımı sebebiyle sinekler bile ölmüyor. Ne bir toksik madde söz konusu, ne toprağın ya da başka bir şeyin kirlenmesi söz konusu. Tabii, uygulama yaparken üstünüze bulaşacak tebeşir tozu gibi beyazlığı saymazsak.

Hoş bir tarafı da ağaçlarınız yaz ortasında kar yağmış gibi görünecekler.

Tags: , , , , ,

44 Responses to “Organik Bahçe – Nasıl Yapmalı -1” Subscribe

  1. Ümit Suna 06/04/2009 at 22:48 #

    Emek dolu, faydalı ve dopdolu bir yazı olmuş. Kim bilir kaç saat uğraştınız bu yazıyı derlemek için.
    Ellerinize sağlık.

  2. Pinar 07/04/2009 at 21:11 #

    Sevgili Meyvelitepe, gercekten de ellerinize saglik. Cok onemli bir organik tarim kaynaginin ilk sayisini okumus oldugumu hissettim. Neemazal onerinizden sonra bir miktar arastirma yapmistim. Ozellikle bahcemizde ugur bocekleri gibi yararli boceklere zarari olup olmadigini ogrenmek icin. BT spray’e o zaman rastlamistim. Asmadan tutun da zeytine ve tirtildan tutun da zeytin guvesi/sinegi icin oneriliyordu. Ama dedigim gibi hala bir zehirden bahsediyoruz ve esim de ben de bu durumdan cok rahatsiziz. O yuzden kaolin kili cozumu cok hosuma gitti. Hemen arastirmaya baslayip nereden elde edebiliriz bakacagim.
    Yazinizin devamini merakla bekliyor olacagim. Tekrar cok tesekkurler.

  3. Meyvelitepe 07/04/2009 at 23:03 #

    Ümit bey,
    Teşekkürler. Evet epey döküman karıştırdık. Hala da devam ediyoruz. Ama sonuçta işimize yarayacak.
    Sevgili Pınar,
    Teşekkürler. BT konusunda tereddüt etmenize gerek yok. Tırtıllar dışında hiç bir şeye zararı yok. Bir bakteri neticede. Tırtılları da 24 saat içinde hasta ediyormuş.
    Kaolin kili gerçekten heyecan verici. Fakat ağaçların tozlaşma döneminde kullanmamak lazım. Tozlaşmada olumsuz etkisi olabiliyormuş. Önerilen, çiçek taç yaprakları döküldükten sonra.

  4. basak_p@hotmail.com 17/04/2009 at 10:47 #

    Sevgili Meyvelitepe;
    Uygun yer burası değil ama bahçe ve bitkiler konusundaki tecrübe ve bilginiz nedeniyle canımı çok sıkan birkonuyu size danışmak istiyorum: Terasımızda ev sahibimizden kalan 4 tane gül var, 3 yıl önce bu eve taşınırken ev sahibine bu güllere nasıl bakacağımı sormuştum. Bana çok fazla bir şey yapmana gerek yok, kışın dışarıda kalsınlar, naylon falan geçirmene de gerek yok, sonra arada gül gübresi at ve gülller soldukça en azla 4-5 parmak alttan buda demişti. zamandan bu zamana dediklerini yaptım, güllerde costukça coşmuştu. Bugünlerde etrafımda gördüğüm tüm güller yapraklandı ama ne yazıkki bizimkiler tamamen kel, adeta kurumuş gibi. Yakından inceleyince, yapraklanmak üzere oluşmuş minicik tomurcukların hepsinin kurumuş (o kadar yağışa rağmen) olduğunu gördüm. Bazı kuru dalları kırdım, içlerinde cansuyu var mı yoksa toptan mı öldüler diye. İçleri hala yeşil, cansuyu var. Ama işte çalı gibiler. diplerini çapaladım, daha çok su verdim. Gözlüyorum tık yok… Onları tamamen kaybetmiş olmaktan korkuyorum. Eğer bir hata ise tek yaptığım, sonbaharda her zamanki gibi onları budayıp, diplerine de biraz gül gübresi koyarak bırakmış olmak… Acaba bu gübre mi yaktı tomurcuk yaprakları? Yağısı da yiyince? Kafam karıştı, canım da sıkıldı. Fikrinizi ve tavsiyenizi almak istedim.
    Şimdiden çok teşekkür ederim.

  5. Meyvelitepe 19/04/2009 at 01:32 #

    Sevgili Başak,
    Görmeden yorum yapmak kolay değil. Ancak, anlattıklarından bahar budamasını yapmadığınızı anlıyorum. Yazın, solan çiçeklerin 4-5 parmak alttan budanması tamam. Ama, mart ayında bir kez derin budama yapılması gerekir. Bu sayede bitki, bir sürü ince daldan kurtulur, ilk baharda yeni ve güçlü sürgünler vererek gençleşir.
    Büyük ihtimal sorun bununla ilgili. Bu konuda Ağaçlar.Net‘de çok detaylı yazışmalar ve uzmanlarından çok değerli bilgiler var.

  6. basak_p@hotmail.com 20/04/2009 at 14:44 #

    Cevap için çok teşekkür ederim, ağaçlar.net’e bakacağım. Gerçi bugüne kadar hiç bahar budaması yapmamıştık, baharda sorunsuz açmışlardı. Fakat dal sayısı, geçen yıl gübreyi de sık kullandığımdan, hakikaten fazlalaşmıştı, o nedenle bu sene böyle bir şey olmuş olabilir.
    Selamlar

  7. Vicdan Karabudak 20/07/2009 at 23:45 #

    Merhaba İsmail Bey
    Paylaştığınız bilgiler için size minnettarız.Bizim için baş vuru kaynağısınız. Bizde 300 ağaç trilya aralarında da damızlık olsun diye eşek zeytini var.Bir türlü iyi randıman alamıyoruz..Bahsettiğiniz Kaolin Kilini nerden temin edebiliriz acaba…Yardımcı olursanız çok sevinicez..Şimdiden teşekkürler..

  8. Meyvelitepe 21/07/2009 at 19:26 #

    Sn. Vicdan karabudak,
    Güzel sözleriniz için teşekkür ederiz. Kaolin kilini Ankaradan Orfe Teknik isimli firmadan getirttik. Sunguard markalı ithal kaolin kili getiriyorlar. İletişim bilgilerini netten bulabilirsiniz. Sahibi Turhan beye bizden selam söyleyin.
    Kaolin kili aslında Türkiye’de çokça bulunan bir maden. Porselen hammaddesi olarak, hatta diş macununda bile kullanılıyor. Fakat tarımda kullanılmaya uygun kaliteli ve çok ince öğütülmüş başka var mıdır bilmiyorum.
    Bölgenizi, ağaçlarınızın ve bahçenizin durumunu bilmediğim için bir yorum yapamıyorum. İnşallah, sağlıklı bol ürünler alırınız.
    Sevgilerimizle

  9. Lale Altıntaş 27/09/2009 at 01:52 #

    Sn meyvelitepe,
    İyi ki Neemazal fiyatını arttırmış demek geldi içimden.Epey emek vermişsiniz ama çok güzel de bir çalışma çıkmış ortaya.Bu çalışmayı hemen zeytinliği olan arkadaşlarıma gönderiyorum.Ayrıca hep takip ettiğim bu güzel deneyim ve bilgilendirme ve araştırma ve.., ve.., ve … bloğu için de teşekkürler…İyi ki varsınız.Keşke sizden birkaç yüz tane klonlansa:)Elinize sağlık ve teşekkürler…
    Lale…

  10. yavuz 28/09/2009 at 16:00 #

    sn. meyvelitepe yazılarınızı ilgi ile izliyorum,ayrıca oldukça da faydalanıyoruz. Arada bir size danışacaklarımız olabilir mi?

  11. Meyvelitepe 28/09/2009 at 19:12 #

    İlginize teşekkür ederiz. Bildiğimiz şeyler için elbette yardımcı oluruz. Buradan veya e-posta ile bize ulaşabilirsiniz.

  12. Meyvelitepe 28/09/2009 at 19:16 #

    Lale hanım,
    Teşekkür ederiz. Bizimkisi denizde bir damla. Fakat, olumlu düşünmenin, küçük adımların bile faydalı olduğunu düşünüyoruz. Özellikle de sizler gibi duyarlı insanların varlığı bizi teşvik ediyor.
    Saygılarımızla

  13. yavuz 29/09/2009 at 17:04 #

    Tekrar merhaba, geçen aylarda ısı pompası-ısı çukuru ile ilgili yazınızı takip etmiştim.
    Bu konuda fransa ve almanya da benzer cihazları incelemiş,ticari yönünü düşünmüş sonradan vazgeçmiştim.
    Sanıyorum siz eviniz de uyguladınız,sistem çalışıyor mu m

  14. Meyvelitepe 29/09/2009 at 17:38 #

    Evet, beklediğimiz verimlilikte çalışıyor.
    Saygılarımla

  15. Yusuf Kenan 07/12/2009 at 03:07 #

    Öncelikle araştırmanız için çok teşekkür ediyorum.. Benimde derdim zeytin sineğinden yana.. Adana’da 350 adet kadar bi zeytin bahçem var. Ve fidanlar 3 yaşında ama tarlaya ekileli 1 sene oldu. ama bu zeytin sineğinden kurtaramıyorum fidanları. nasıl uygulucaz bu kaolini.. Nasıl yapıcaz. Kışın faydası olurmu ? bilgilendirirseniz çok sevinirim.

  16. Meyvelitepe 12/12/2009 at 21:03 #

    Yusuf bey,
    Sanırım ağaçlar.net’de de sordunuz. Orada, bu yaz bizimle birlikte kaolin uygulayan bir arkadaş yanıtladığı için ayrıca yazmamıştım. Burada çok özet yanıt vermeye çalışayım.
    Kaolin kilini (%95 saf kaolin ve 2 mikron tane boyutunda olmalı), zeytin ve diğer meyvelerin taç yaprakları dökümünden itibaren uyguluyorsunuz. Doğal reçine esaslı bir yayıcı yapıştırıcı ile uygulandığında tüm mevsim boyunca 3, en fazla dört uygulama ile tamamlamanız yeterili olacaktır. Kaolin ile birlikte başka biyolojik gübre/ilaçlar uygulamak da mümkün. Söz gelimi EM ve Delfin gibi.
    Bu şekilde hem sıfır zehirli ürünleriniz olur, hem de zararlılara karşı mücadelede zehirlerle yapılanlardan bile çok daha iyi sonuçlar elde edersiniz.

  17. ihsan kaya 23/01/2010 at 17:48 #

    sayın meyvelitepe,bu araştırmalarınız ve yazılarınız için çok teşekkür ederiz. bilgi paylaştıkça çoğalır.Bilgi ve tecrübelerinizi bizlerle paylaşmanız çok mutlu verici,teşekkürler. bende manisa demircide doktorum. mümkün olduğuca organik meyveler yetiştirmek istiyorum.(zeytin,badem,ceviz,kiraz,elma,hünnap baçeleri mevcut)size danışacağım birkaç konu var yardımcı olursanız sevinirim
    kaolin kilini başka hangi zararlılar iin kullanabiliriz.( kiraz sineği,ceviz iç kurdu,elma iç kurdu,badem iç kurdunda kullanılabilirmi? etkileri olurmu ?)
    kaolin kilini toz şeklinde kükürt gibimi atılacak ? hangi sıklıkda atılabilir.
    meyve ağaçlrının topraktan daha iyi faydalanması için hangi mikrozimal gübre kullanmamı önerirsiniz(sizin yazılarınızda em bionem kullandığınız okudum) şimdiye kadar sadece hayvan gubresi kullandım. ağaçlarım 1 ile 6 yaş arasındalar.
    trabzon hurma kurutmalarınızı gördükden sonra 20 adet fidan siparişi verdim havalar düzeldiğinde dikeceğim
    saygılarımla

  18. Sühendan Mengüc 07/05/2010 at 18:44 #

    Sevgili Meyvelitepe,
    Uzun zamandir sayfanizi hayranlikla izliyorum. Sizler gibi insanlarin olmasi icime umut veriyor. Dogaya ve tarima önemli katkilariniz icin sonsuz sükran doluyum sizlere.
    Benim Almanya da, orman kenarinda yasamam ve dogayi sevmekten baska sizler gibi dogayla bir kaynasmam yok. Sadece (severek)izleyiciyim. Ancak Türkiye de zeytincilik yapan akrabalarim var. Anneannemden kalan bir de kücük zeytinlik var. Simdilik biz ilgilenemiyoruz. Akrabalar her türlü isi görüp bize de 1 yil yetecek zeytin ve zeytinyagi veriyorlar.
    Bu isin cok masrafli oldugunu cocuklugumdan beri bilirim. Zeytinlikler Iznik Gölünün cevresindeler. Ben cocuklugumun tüm yaz tatillerini burada gecirdim. Muhtesem bir zenginlikti o tatiller.Doganin renkliligi,muthesem renkli kelebeklerin, böceklerin, ciceklerin cesitliligi anlatilmaz güzellikteydi. Göl gercek anlamiyla balik kaynardi. Biz 7-8 yasindaki cocuklar kepce ile sahilden kilolarla balik yakalardik. Derken 1965-66 yillarinda zirai ilaclama basladi. Artik cocuklugumda olan o harika renkli kelebekler, agustos böcekleri, yesil-türkuaz renkli scaraby böcekleri yok. Gölde balik yok. DSI nin yaptigi tathlillerde gölün dibinde biriken yogun tarim zehiri balik yumurtalarini yok etmis. Iznik gölü canak gibidir. Cevredeki daglardan gelen yagmur sulari tüm ziraat zehirini göle tasiyor.
    Buradaki insanlar gecimlerini zeytincilikten sagliyor. ancak heryil zirai ilac, gübre ve sulama icin okadar cok para harciyorlar ki, kalanla gecinmeleri mucize oluyor. Sizin bahsettiginiz kaolin kili bu harcamalari azaltacagi gibi cevreye de cok önemli katkilar saglar kanisindayim. Hayal güzel ama belki cocuklugumun dogasini geri getirir.
    Sorum sudur; Buradaki binlerce dönüm arazi kaolinle ilaclanir mi?
    Yeterli miktarda Türkiye de bulunuyor mu?
    Size böyle bir yük yüklemek istemem ama kendimizden baslayarak kücük alanlarda deneme yaparak bu ise baslasak mi?
    Size yasaminizda kolaylik, saglik ve güc diliyorum. Zaten mutluluk da arkadan geliyor…
    Sevgi ve saygilarimla
    Sühendan Mengüc

  19. Meyvelitepe 07/05/2010 at 22:41 #

    Sn.Sühendan Mengüc,
    Güzel sözleriniz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederiz.
    İznik gölü ve civarını biliyoruz maalesef. Orada bahçesi ve evi olan bir dostumuz bölgede zehirlerin ne kadar çok kullanıldığını anlatmıştı.
    İznik civarındaki tüm zeytinliklere yetecek kadar kaolin bulunur elbet. Üstelik sadece zeytinler değil, tüm meyve ağaçları ve sebzeler için de kullanılabilir. Bir-iki organik ve zehirsiz malzeme ilavesiyle tüm bölgede zehir kullanımını tamamen yok etmek mümkün. Aslında bu mutlaka yapılması gereken elzem bir şey. Aksi halde göl, civardaki kaynak suları ve doğa tamamen yok olacak.
    Bölgede zehirler yerine kaolin ve biyolojik malzemeler kullanıldığı takdirde hem maliyetler düşer, hem de ürün kalitesi çok yükselir.
    Bizim bu yazıyı yazmamızın üzerinden çok zaman geçti. Yazıyı yazarken sonucun ne olacağını bilmiyorduk. Artık çok net olarak biliyoruz. Bizim zeytinlerde zeytin sineği hasarı sadece yüzde yarım oldu, ki bu sıfıra yakın bir değer. Oysa egede zehirli mücadeleye rağmen zeytin sineği saldırısı zehirlerin koruma eşiğini geçti ve %30 hasar oldu. Ne tuhaf değil mi, hem zehirli hem kurtlu zeytinleri oldu.
    Umuyoruz ki ülkede aklı başında olan herkes zehirsiz ve kimyasalsız metodları öğrenir ve uygular.
    Herşey gönlünüzce olsun. Düşünceniz için elimizden gelen her türlü desteği veririz.
    Saygılar

  20. Hasan ERÇİN 30/06/2010 at 16:46 #

    Sevgili Meyvelitepe,
    Bir süredir yazılarınıza takip ediyorum, bende 4 yıl önce 11 dönüm tarlamı teraslama yaparak zeytin fidanı diktim, çekirge ve akdeniz sineğinden çok zarar gördüm, bir kaç defa ilaçlama yaptım, ama çevredekiler ilaçlama yapmayınca benim ilaçlama yapmam maalesef bir işe yaramıyor. Kaolin kili uygulaması benim durumuma katkı sağlayacağını düşünüyorum. Kaolin kilini nereden temin edebilirim. Zeytin için uygunmudur. teşekkürler

  21. Meyvelitepe 30/06/2010 at 17:43 #

    Hasan bey,
    Kaolin kili, özellikle zeytin sineğinde başka herhangi bir ilaçtan çok daha fazla etkili. Üstelik de zehirsiz bir hasat yapma imkanı bulabilirsiniz. Şu sıralar tam zamanı ve başarılı bir hasat için toplama zamanına kadar tane ve yapraklarda film kaplaması olması gerekir. Uygulama sıklığı duruma bağlıdır. Yağmur ve rüzgarla silinmediği sürece tekrar uygulamaya gerek yok.
    Tarıma uygun kaolin kilini Sunguard markasıyla Orfe Teknik firmasından temin edebilirsiniz.

  22. ekogubreturan@hotmail.com 16/09/2010 at 14:34 #

    sn meyvelitepe ekogübre turan karaoğlu öncelikle çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim konumuz organik tarım girdileri üretimi ve satışı türkiyede 3 yerde üretim yapan fabrikalarımız var ve tamamen organik gübreler üretiyoruz kaolinle ilgili çalışmalarımızı bu yıl başlattık çok yakında türkiye pazarında satışlarımıza başlayacaz bu konuda tavsiyelerinizi paylaşmak isteriz bizde sizlere ürün temini ve demestrasyon yapmak isterseniz yardımcı oluruz amacımız toprak organiklerinin yoğun kullanımı ve üreticimizin ürün kalitesini yükseltmektir mümkün olduğunca kimyasal zehirler yerine organik haşere koruyucuları ve kovucuları kullanarak ülkemize ve üreticimize katkıda bulunmaktır.

  23. yaşar 13/12/2010 at 10:54 #

    12 aralık pazar akşamı mikoriza fungus’larla ilgili NHK tvde bir yayın vardı,mantar-bitki ortak yaşamının köklerde nasıl olumlu gelişme gösterdiğini ve bundan bitki kökünün topraktaki besin elementlerini diğerlerinden daha iyi nasıl aldığını ve gelişmeye etkisini gösteriyordu,bir de ingilizceyi iyi durumda biliyor olsaydım çok iyi olacaktı ama…

  24. özgür efe 03/05/2011 at 12:50 #

    merhabalar;
    bende iznik gölüne yakın AKHAREM köyündenim. dedelerden kalma zeytinlerimiz var. anne ve babamın anlattığına göre sadece hayvan gübresi koyarlarmış ve budama yaparlarmış. her ağaçtan en az 1 küfe zeytin toplarlarmış (zeytin fazla olmasın diye dua ederlermiş:))). şimdi ASİL ÇELİK ve Cargil Fabrikaları var. ilaç atmadan zeytin bile olmuyor. olsada az oluyor. insanlarımız ilaç şişelerini sağa sola atıyorlar. uyardıgım için koyde sevmiyorlar beni:) Sorularım var.
    1-Kaolin kilini nerden temin edebiliriz
    2-fiyatı?
    3-tatbiki nasıl?
    öncelikle bu bilgi paylaşımında bulunan herkese teşekkür ederim
    sorularıma yanıt verirseniz memnun olurum

  25. Yusuf Deniz İNAN 17/06/2011 at 11:59 #

    Merhabalar,
    Yahu sizler düşündüğüm pek çok konuyu hayata geçirmiş ne mübarek insanlarsınız. Sakın yanlış anlamayınız. Şu an yoğun tempo TUBİTAK ta çalışan, ama aklı hep boyle konularda olan biriyim. İlerde tarım konusu insanlığın onune ciddi bir sorun olarak gelecek. Hazırlıklı olmak lazım. Şu an yapabildiğim tek şey denize ve suya yakın arsa ve geçici bir ev alarak çocuklarıma sera kurmak. Teknoloji ve doğayı parelel götürerek onları kaybetmeden farkındalık oluşturmaya çabalıyorum. Sebze ye ilk ekimde tembellik yaratmamak için su verilmemesi bilgisi bütün bildiklerimin gözden geçirilmesi gerektiğini gösterdi. Çok teşekkürler.

  26. Meyvelitepe 23/06/2011 at 21:53 #

    Bu motive edici sözleriniz için biz teşekkür etmeliyiz. Umarız en kısa zamanda gönlünüze göre bir yer bulur, bahçenizi kurarsınız. Sevgi ve selamlar…

    • Yusuf Deniz İNAN 28/04/2014 at 14:19 #

      Sn Meyvelitepe,

      Nihayet Yalova ya yerleşip düşündüklerimi hayata geçirmeye başladım. Birileri bana kötülü yapmak isterken düşündüklerimi hayata geçirme fırsatı tanıdı. Neyse..

      Yaklaşık 7 dönüm arazide 200 kadar rahmetli babamın ekip yetiştirdiği zeytinlere bakma kararı aldım. Budamayı yaptık. Şimdi zararlılarla mücadele aşamasındayız. Büyüklerimiz tarım toplumu gereklerine göre hareket ediyordu. Bizler çapa makinesi ve traktörler sanayi ve hatta biraz daha ileri giderek toprak analizi ve bilimsel yöntemlerle bilim toplumunun birleşimini uygulamaya çabalıyoruz.
      Zeytinle ilgili zararlılara karşı tecrübelerinizi paylaşmanız mümkün müdür? Az olsun, zehirsiz olsun, bizim olsun diyorum.

  27. Meyvelitepe 23/06/2011 at 21:57 #

    Merhaba, kaolin ile ilgili sorularınızın yanıtlarını muhtelif yazılarımızda vermiştik. Ayrıca kaolin ile ilgili daha ayrıntılı araştırmaları da paylaşmaya devam ediyoruz. Örneğin “Kaolin kili” başlıklı yazıya bir göz atabilirsiniz.

  28. Meyvelitepe 23/06/2011 at 22:00 #

    Yaşar bey, mikorizalarla ilgili belki izlediğiniz yayındaki kadar olmasa da bildiklerimizi paylaştığımız bir yazımız var:
    http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/04/denge.html

  29. mehmet ilbay 27/07/2012 at 10:09 #

    Herhangi bir seramik imalatçısından aldığımız kaolini kullanabilirmiyiz. Ayrıca kaolin hangi oranlarda kullanılır. Hrt türlü sebze ve meyvede kullanılabilir mi?

    • meyvelitepe 27/07/2012 at 10:38 #

      Mehmet bey, bu adresteki Kaolin kili – Parçacık Film Teknolojisi altındaki yazıları okumanızı tavsiye ederiz. Kullanılabilir ürünler dahil her türlü bilgi var.

  30. mehmet ilbay 27/07/2012 at 10:20 #

    Bende amatörce tarımla uğraşıyorum. Bayağı araştırmalarım var. Çevremde de organik tarımla özelilkle zeyticilikle uğraşan çok arkadaşım var. Sitenizi bu gün heyecanla hepsine tavsiye edeceğim. Araştırmalarımda compost tea ve Türkiye kömür işletmelerinin HUMAS’ına rastladım. Kullanıyorum. Meyve ağaçlarında çok faydasını gördüm. Compost tea ile ilgili you tube’ta çok geniş uygulamalar var. Eğer bunlarla ilgili araştırmalar yapıp yayınlarsanız çok faydalı birşey yapmış oluruz.

    Bu arada sizi öncelikle tebrik ederim. Çok yararlı bir uğraşa girmişsiniz.
    Selamlar.

  31. ZEKİ TÜRKMEN 18/03/2014 at 16:11 #

    Sayın Meyvelitepe, bugün okuduğum bir madencilik dergisinde Bentonitin özellikle tavukların sindirim sisteminde üreyen bakterileri yok ettiği ve bu amaçla da yem katkısı olarak kullanıldığı dahası eski Mısır’da antiseptik olarak kullandıldığı yazıyordu. Devamında son araştırmalar ışığında Arizona Üniversitesinde yürütülen çalışmalar killerin içerdiği Demir, Bakır, Kobalt, Nikel ve Çinko iyonlarının özellikle E-koli ve MRSA bakterilerini yok ettiğini ortaya koyduğu belirtiliyordu. Sorum şu olacaktı; acaba sizin yükseltilmiş yastıklar için önerdiğiniz toprak karışımına, Bentonit de bu açıklamalar ışığında katılabilir mi, düşünceniz nedir?

    Saygılarımla,

    Zeki Türkmen

    • meyvelitepe 18/03/2014 at 17:51 #

      Bentonit kullanmayı tavsiye edemiyecğim maalesef.

      Bu yıl bir dostum serasında sebze adası mantığı ile hazırlık yaptı. Killi toprak bulamadığı için bentonit (hatta ham, işlenmemiş bentonit) seçeneğini düşündük. Emin olmak için bir miktar numuneyi tahlile gönderdik ve aşırı tuzlu olduğu sonucuna varıldı. Bu sebeple toprak karışımında kullanılmamalı.

  32. ZEKİ TÜRKMEN 19/03/2014 at 10:54 #

    Çok teşekkürler.

    Saygılar,

  33. Yusuf Deniz İNAN 28/04/2014 at 14:21 #

    Merhabalar,
    Yukarda yazım ancak görülmez endişesiyle zeytinle ilgili mücadenizde bana tecrübelerinizi ve zararlılara karşı mücadelelerinizi özellikle kaolin kili tecrübenizi yazrmısınız. Reklam olmaması açısından özelden mail yoluyla yazabilirsiniz.

    Teşekkürler…

    • meyvelitepe 02/05/2014 at 20:19 #

      Yusuf bey, Organik Bahçecilik – Kaolin kili – Parçacık Film Teknolojisi altındaki yazıları okumanızı tavsiye ederiz. Kullanılabilir ürünler dahil her türlü bilgi var.

  34. tenar 24/12/2015 at 22:19 #

    Merhaba, sizi ağaçlar.net’ten biliyorum. Zaman zaman buraya da uğruyordum. Karaburunda zeytinliğim var. Ço fazla olmasa da sayısı ağaçlar çok vaktimizi alyor. Çok şey bildiğini düşündüğüm bir kaç komşuma sorduğumda hastalık galiba dediler ama ne olduğunu bilemediler. Ağaçlarımın gövdelerinde, özellikle genç ağaçlarda ve hatta nar ağacının gövdesinde de gördüğüm beya benekleri merak ediorroum nedir. Bazı yerlerde seyrek bazı yerlerde sık ve aralıksız yerleşmişler. Bıçkının ersiyle kazıdığmda toz olup dokülüyorlar. Kurumuş kalmıilar zlenimi veriyor, aslında bir böceğin yumurtası olabilir mi? Mesela salyangozun. Bazen büyük salyangozler görüyorum, ama ağaçlara zarar verecek kadar çok değiller. Zeytin gövdelerinde görünen bu beyaz noktalar nedir bilginiz var mı acaba? Şimdiden teşekkürler.

    • Meyvelitepe 25/12/2015 at 00:50 #

      Tahmin ettiğim şey ise bir tür kabuklu bit. Beyaz kozaların içinde yumurtalar veya mikroskobik büyüklükte larvalar var. Emin olmak için e-posta adresimize yakın çekim ve net resim gönderebilirseniz yardımcı olmaya çalışırız. Şayet tahmin ettiğim gibi kabuklu bit ise mineral yağ uygulamasıyla kurtulursunuz.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Anonim - 25/11/2012

    […] […]

  2. Organik Bahçe – Nasıl Yapmalı – 4 | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 10/12/2012

    […] “Nasıl Yapmalı – 1” yazısını 5 Nisanda yazmışım. O yazı özellikle zararlılarla mücadele yöntemleri hakkında bir strateji geliştirme ile ilgiliydi. Takip eden günlerde “Sebze Adaları” adını verdiğimiz tekniği planlayarak uyguladık. Yükseltilmiş yastıklar, kardeş bitkiler, zararlılarla doğal mücadele, kaolin kili, kadife çiçekleri, fesleğenler vs. hepsi başlangıçta birer birer düşünceden ibaretti. […]

  3. Organik Bahçe – Mutlu Sonuç -1 | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 10/12/2012

    […] bu yılın zararlılarla mücade stratejisini belirlemiş ve 5 Nisanda yazdığımız “Nasıl Yapmalı – 1” yazımızda ilan […]

  4. Dünden Bugüne – 2 | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 13/12/2012

    […] olmak üzere iki malzemenin birlikte kullanımını kararlaştırarak 5 Nisan 2009 tarihinde 2009 yılı stratejimizi belirlemiş […]

  5. Organik Bahçe – Nasıl Yapmalı -2 | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak - 13/12/2012

    […] u konudaki ilk yazımızda özellikle zeytin zararlıları ile savaş planımızı açıklamıştık. Takip eden Sebze […]

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]