Yaz Halleri – 2 (Domatesler)

Yazmaya zaman kalmayınca yazacak şeyler de birikiyor. Birikenlerin hepsini bir seferde yazmak da içinden çıkılmaz bir hale geliyor.

Pek çok şey oluyor aslında. Geçen yıl başladığımız sebze adaları serüveni bu yıl sebze parkına dönüşmüş olarak rüştünü bir kez daha ispatladı. Bunun yanında, toprak hazırlığı, kullanılan malzemeler, birlikte dikilen veya dikilmeyen bitkiler, sebze çeşitleri vb. hepsi bir deneyim zinciri oluşturuyor.

Her gün durumu değerlendirip, gelecek yıl neleri nasıl yapacağımız hakkında kararlar alıyoruz (umarım unutmayız). İyi olanlar ve iyi olmayanları ayrıştırıp, nasıl daha da iyi olabilir bulmaya çalışıyoruz.

Sebze parkındaki ve bahçedeki tüm gelişmeleri anlatmanın yanısıra, özellikle toprak hakkında anlatacak çok şey var.

Bugün sadece sebze parkındaki domateslerden söz edip, diğerlerini (umuyorum ki) birer gün ara aktarmaya çalışacağım.Bir blogda, bizim gibi bahçe bloglarıyla dalga geçiliyordu, iki çapa salla, şak bir fotoğraf, ne yalan söyliyeyim doğru. Kan ter içinde bahçeye daldığımda en son aklıma gelen şey fotoğraf makinası oluyor.

Mayıs ortalarında domates fidelerini diktikten sonra havalar bir tuhaf gitti. Peşpeşe günlerce devam eden yağmurlar geldi. Haziranda çok soğuk ve yağmurlu bir hafta geçirdik. Bunun sonunda hemen hemen tüm marmarada tam bir domates felaketi yaşandı. Bize yakın ticari domates üretenler tek bir domates almadan tüm bitkilerini söktüler.

Bundan biz de etkilendik. Başkalarının tersine bizim fideler çok güzel gelişim gösterdiler. Ancak tepe yapraklarında deformasyonlar, meyve tutumunda eksiklik gözlemledik. Fakat, sanıyorum ki, yine sebze adaları sayesinde çok güçlü olan bitkiler olumsuz etkileri Temmuz ortasından itibaren attılar ve kaybettikleri zamanı hızla kazanmaya başladılar.

Bu yıl domateste hepsi evladiyelik çok çeşitimiz var. Öyleki bu kadar fazla çeşit bizim sebze adalarının kapasitesini aştı. Her çeşitten üçer beşer fide dikebildik ki, bu çok sevdiğimiz çeşitlerden yeterince dikemememize sebep oldu.

Bu yüzden gelecek yıl çeşit sayısını azaltacağız. Elbette bunu yaparken bir kaç şeyi göz önüne alacağız. Bunlar, iklime uyum, lezzet ve verimlilik. Bu yılki genel domates problemi de iyi bir deneyim oldu. Çünkü bazı çeşitler çok az ya da hiç etkilenmezken, bazıları daha fazla etkilendiler.

Bu sarı brendywine’lar, gelecek yıl çok aşırıya kaçmadan bulunduracaklarımızın arasında.

Pembeler tabii ki en vazgeçilmezler arasında.

Yirmi yıllık turuncumuz bahçemizin kraliçesi.

Bu çeşidin bizdeki ikinci yılı. Bize gelişi çok maceralı oldu. Bundan sonra da uzun yıllar bizimle olacak inşallah, çünkü o gerçek bir prens. Bugünün birinci sorusu bu çeşit ile ilgili olsun. Görünüş olarak buna benzer çok domates çeşiti var ama bunun çeşitini tam olarak bilene tohumlarından göndereceğiz ve bizi minnetle anacağından eminiz.

Bu yılın ilk olgunlaşan iri pembelerinden biri. 900 gramdan biraz fazla geldi. Bahçede bundan daha iri epey domates var. Bakalım geçen yılın bahçe rekoru 1140 gramı geçebilecek miyiz.

Tepesine neden bir cherry koyduk? Geçenlerde böyle bir domatesi gazete haberi yapmışlar, kiloluk domates diye hayretle manşet atmışlardı. Resimde tepede bir cherry vardı. Latife olsun diye ben de koydum bir tane.

Bu da günün ikinci sorusu olsun. Bunun (kırmızıların) ne olduğunu tam olarak ve çeşiti ile bilene tohumlarından göndereceğiz. İkisini birden bilen olursa fazladan güzel bir çeşit tohum daha.

18 Comments

  1. Babaannem alirdi hep o plum tomato’lardan… Ama adini bilmiyorum 🙁 Uzun domatesti bizdeki adi. Ondan domates suyu yapardi. Cikacagi zamani bilirdi. Simdilerde yok pek onlardan.
    Bahce bloglari ile dalga gecen bilmez ki acemiler icin o her kare ne kadar onemlidir! Siz tepenize bir makina yerlestirin bence…
    Bolluk bereket olsun bahcenizde her daim…

  2. Ankon 🙂
    Antalya konserve’ nin kısaltılmışı… Küçükken içi oyulur, kirece yatırılır, içine badem ve karanfil konulur sonra reçeli bile yapılır. Kabuğu kalın etine dolgundur. Bildiysem tohumlardan bana iki fide lütfen… Yolum düşerse ezine peyniri benden iki tane afiyetle yerim 🙂

  3. Sebze bahçesinin çocuk gibi ilgi istediğini biliyorum. Hele bu cehennemi sıcaklarda bahçede çalışmak bir yana, dışarı çıkmak bile zor. Resimleyip paylaştığınız için teşekkürler.
    Bu ağırlıkta domatesleri o gevrek gövdeye nasıl taşıttınız? Bravo.
    Tohumlarınız farklı türler bir arada oldukları için yozlaşmıyorlar mı bir süre sonra? Tür özelliklerini yitirip birbirine benzemeye başlamıyorlar mı?
    Sevgiler.

  4. nispeten minikce uzun olanlar “roma” cinsi ikincisi “noir crimée” gibi geldi bana:) sarilar ananas cinsimi?

  5. şu gazeteciler bazen pek tuhaf oluyorlar. tamam her şeyi bilmek zorunda değiller ama pembe domateslerin 1 kg ağırlığı rahatlıkla geçtiğini de isteseler bulurlar. hatta tohum almam için lübnan’dan bile pembe domates getirmişlerdi bana. amerika’yı yeniden keşfettiklerini zannede dursun gasteciler 🙂

  6. Valla ben domates cinslerini bilemem ama bunların 500m rakımda çok güzel ve ince kabuklu olarak soylarını devam ettireceğini orada yetişen diğer akrabalarından biliyorum ,yani sözün kısası elinizde fazla tohum olursa 3er-5er tanesine talibim.Öğrenciniz ve takipçiniz Yaşar Uğur

  7. Bu arada internetten araştırdım,siyah olan Black Prince,diğeri ise Mama Leone cisine yakın duruyor 🙂

  8. Domateslerin mis kokusu burnuma geliyor sayfadan:)Meyvelitepe web sayfalarında gezinmek, buranın okuru olmak bana mutluluk veriyor. Başkası ne derse desin.
    Bu arada alttaki bana da Kırım gibi geldi.

  9. Sizi keyifle ve özenerek takip ediyorum.
    Henüz “alternatifini” oluşturamayanlara pek kıymetli bir rehber olan paylaşımlarınız için teşekkür ederim.
    Benim tahminlerim “San Marzano” domates ve “Hachiya” hurma şeklinde.
    Sevgi ve selamlarımla

  10. Bu yarışma-yarıştırma işi pek güzel olmuş. Herkes sizin bahçeden tohum kapma yarışında doğal olarak…
    Bakar bakmaz bilecek kadar bilgim yok ama ben de şansımı deniyorum.
    santini- [mini mini]
    siyah ukrayna- [kırım mı yoksa?]
    aslında benim gözüm şu turuncularda ya neyse hadi tutar umarım
    Bahçenizin ve yaptıklarınızın “Hastasıyız…”

  11. Çooook eskiden küçük bir bahçemiz vardı, babam o domateslerden yetiştirirdi. Tadları çok güzel olurdu. Afiyet olsun

  12. Bırakılan yorumların hepsi için teşekkür ediyoruz. Soruların yanıtlarını yarın açıklayacağız. Dolayısıyla tahminlere bir gün daha devam edilebilir. Şimdilik bir ip ucu vermiyorum 🙂

  13. Size borçluyuz aslında; edindiğiniz tecrübelerle sayfanıza aktardıklarınızın satır aralarında verdiğiniz önemli püf noktaları bizim gibi henüz emekleme safhasında olanlar için eşine az rastlanır bilgiler. Emeğinize sağlık efendim.
    Benim tahminimde Ersin ERMUTLU ile hemen hemen aynı;
    San Marzano Nano
    Hachiya

  14. Takdire şayan çalışmalarınız var. Unutmayın birileri sizi gözetliyor. Her şey gönlünüzce olsun.
    1. resimdeki :Roma
    2. resimdeki :Kırım

  15. Son soru
    Eggplant ‘Turkish Orange’.
    Turk Portakali denilen patlican turu
    Sevgiler
    Yeliz

  16. domates’e yanit “San Marzano” diyecektim. Ancak daha once soyleyen olmus. Bir de ona benzeyen “Sweet Grape” var. Sansimi ondan yana kullaniyorum 🙂
    yeliz

1 Trackback / Pingback

  1. Tohum Postası | Meyvelitepe - Çılgın Kalabalıktan Uzak

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*