D oğal beslenme ve doğayı koruma bizi en çok ilgilendiren konular arasına gireli beri sirke de hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Blogumuzda “Birkaç Damla Sirke” ve “1001 derde deva elma sirkesi” başlıklı yazılarımızda, sirkenin öğrendiğimiz yararlarına ve kullanım alanlarına dair bilgileri paylaşmıştık. O zamandan bugüne, gerek sirke yapımı gerekse kullanımı konusunda epey deneyim edindik, pek çok gözlem yaptık, bu nedenle sirke konusunda bir güncelleme yazısı için zamanın geldiğini düşündük.

sirke şişeleri1

Bize sirke tarifi soran pek çok kişi oldu, fakat belli bir standardı tutturmadan, ayrıntıları belirlemeden tarif paylaşmak çok anlamlı gelmedi. Denemeler, denemeler, derken nihayet bu yıl tarif edilebilir aşamaya gelen bir ev yapımı sirkemiz var. Tarif öyle kolay ki, bu durumda içinde ne olduğu veya hangi şartlarda yapıldığı bilinmeyen ürünleri kullanmak yerine, sirkeyi evde yapıvermek en iyisi.

Biz sirkelerimizi bahçemizdeki meyvelerden yapıyoruz, ancak bu imkanı olmayanların mümkün olduğunca pestisit kullanılmadan, doğal yollarla yetiştirilmiş ürünleri tercih etmeleri daha sağlıklı ve şifalı sirkeler yapılmasını sağlayacaktır. Bu yıl denediğimiz yöntemle sirkelerimiz kolayca hazırlandı, çok daha kısa sürede olgunlaştı ve daha lezzetli oldu.

Sözü fazla uzatmayıp tarife geçelim.

Ev yapımı sirke:

Biz sirke yapımında 5 kiloluk cam kavanozlar kullandık, dolayısıyla tarif de bu ölçüye göre.

1. Olgun, çürüğü, küfü olmayan 3-4 kg kadar meyve (elma, armut, hünnap, üzüm, ayva gibi meyvelerden herhangi biri seçilebilir), temiz suyla yıkandıktan sonra, büyükse iri parçalar halinde doğranarak, küçükse bütün olarak temiz bir cam kavanoza yerleştirilir. Tecrübelerimize göre çok küçük parçalanmış veya rendelenmiş meyvelerle yapılan sirkenin süzülmesi çok zor oluyor. Meyve sıkacağı varsa sirke yapımı için doğrudan meyve suyu da kullanılabilir.

2. Bu aşamada maya eklenip eklenmeyeceğine karar vermek gerekiyor. Biz sirke oluşumunu hızlandırmak amacıyla bazı kavanozlara (5 kilogramlık kavanoza 1/2 çay kaşığı ölçüsünde) şarap mayasını ılık suda erittikten sonra ekledik, bazılarına da eklemedik, sonuç çok fazla değişmedi. Şarap mayası yerine aynı işi yapabildiği için bira mayası da kullanılabilir ancak lezzeti nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz, denemedik.

3. Meyvelerin ve mayanın bulunduğu beş kilogramlık kavanoza yarım çay fincanı (1/2 cup) ölçüsünde şeker eklenir. Şekerin zararlarından çok söz edilen bu günlerde bunun yerine pekmez, bal vs. gibi alternatifler kullanmayı düşünenler olacaktır,  ancak eklenen şeker, mayanın yani “Saccharomyces” cinsi fungusların besini olup ilk fermentasyon aşamasında alkol ve karbondioksite dönüştürülüp son ürün olan sirkede çoktan tükenmiş olacağından bu endişe yersizdir.

4. Meyve, maya ve şekerden sonra bir çay fincanının dörtte biri (1/4 cup) kadar da sirke eklenen kavanoz klorsuz içme suyu ile doldurulur. Sirke meyve suyu ile yapılıyorsa su eklenmez. (Sirkeyi daha sonra, fermentasyonun ikinci aşamasında eklemek de mümkün.)

5. Böylece fermentasyonun ilk aşaması başlatılmış olur. Kavanoz ilk 2-3 gün hava alacak, ancak sirke sineklerini önleyecek şekilde ağzı temiz bir tülbentle örtülerek 21-24 C derecelik, oda sıcaklığında muhafaza edilir. Bu aşamada meyve kabuklarında kendiliğinden bulunan veya dışarıdan eklenen maya organizmaları, oksijeni bol ortamda tüm enerjilerini hızla çoğalmaya vereceklerdir. Bunu kavanozumuzdaki sıvının köpürmesinden de anlayabiliyoruz. Biz ağzını açık bırakmak yerine bazı kavanozlara bir alttaki yöntemi bu aşamada uyguladık.

İlk fermentasyon aşamasını gerçekleştiren “Saccharomyces” cinsi funguslar koyu renkli erik, üzüm gibi meyvelerin üzerindeki beyazımsı buğulu tabakada bulunuyor, dolayısıyla mayayı kaybetmemek için bu tür meyveleri çok titizlikle yıkamamak gerekiyor. Ayrıca bu mayaların kış boyunca kraliçe yaban arılarının bedeninde konaklayıp baharda yeni oluşan koloni bireyleri aracılığıyla yeniden çevreye yayılıyor olması da ilginç bir ayrıntı.

6. İlk 2-3 gün sonunda kavanoza hava geçirmeyen bir kapak kapamak gerekiyor, ancak maya gaz çıkarmaya devam edeceği için sık sık biriken havayı tahliye etmek de önemli, aksi halde kapaklar patlayabilir. Bunun için kavanozun ağzına bir lastik eldiven geçirmek hem pratik hem de çok eğlenceli bir çözüm oldu, eldiven sıvıyla temas etmediği için lastik kokusu vs. oluşmadı.

fermentasyon

Gönüllü olup el kaldıran çalışkan mayalar

Fermentasyonun hala ilk aşaması olan bu evrede, havadan oksijen alamayan maya kolonileri içinde bulundukları sıvıdaki meyvenin kendi şekerlerinden ve eklediğimiz şekerden oksijen almaya çalışırken bunları karbondioksit ve alkole dönüştürürler. Bu aşama yaklaşık 1 ila 3 hafta sürer. Alkol hassasiyeti olanlara, sirkede bu alkolden eser kalmayacağını hatırlatalım.

7. Kavanozlarda gaz çıkışının bitişi fermentasyonun ikinci aşamasına geçildiğine işaret etmektedir ki, hemen kavanozun ağzı açılır. Daha önce eklenmediyse 1/4 çay fincanı sirke eklendikten sonra, kavanoz hava girişini önlemeyecek, ancak sirke sineklerini durduracak şekilde örtülür. Biz kavanozları temiz, tek kat penye kumaşla örtüp, etrafına sıkıca bir lastik geçirdik, eski lastik eldivenlerden kesilmiş halkalar bu işi mükemmel yapıyor. Tülbent, gazlı bez ve benzeri büyükçe gözenekli bezler kullanılması ya da örtünün biraz gevşekçe bağlanması sirke sineklerini durduramayacağından emekler boşa gidebilir, aman dikkat!

Fermentasyonun bu aşamasında mayalar görevi sirkeyi sirke yapan asetik asit bakterilerine devreder. Meyveli suyumuzda mayaların dönüştürdüğü şekerin karbondioksit olan kısmı uçmuş, kalan kısmı da tamamen alkole dönüşmüştür. Bu alkollü ortamda besinsiz ve oksijensiz kalan mayalar daha fazla yaşamını sürdüremezken asetik asit bakterileri için de bir ziyafet ortamı hazırlamışlardır. Böylece asetik asit bakterileri alkolü (etanol) fermente ederek sirkeye dönüştürmeye başlar.

Bu aşamada sirke 15-25 C derecelik bir ortamda ve loş ışıkta muhafaza edilmelidir. Kavanozu kraft kağıdıyla veya bir havluyla sarmak pratik bir çözümdür. 15 dereceden serin ortamda sirke olmaz ve meyve ziyan olur, 25 dereceden daha yüksek sıcaklıkta ise sirke anası oluşmayabilir. 3-4 hafta süren bu aşamada artık sirke kokusu belirgin biçimde hissedilir. Sirke anası oluşumu da kavanozun ağız kısmında gözle görülür hale gelir. Sirke anası aslında sirke bakterilerinin ürettiği, havuç, kereviz gibi sebzelerde de bulunan bir tür selülözdür ve zararsızdır, ancak sirkenin havayla temasını kesmemesi için kavanozdaki sıvının ara sıra karıştırılması daha iyi olur.

sirke şişeleri2

Süzülüp şişelelen sirkelerin önündeki tabakta kavanoz ağzı çapında, yaklaşık yarım santim kalınlıktaki sirke anaları 

8. Kokusuyla kendini belli eden bu son aşamada, damak tadına uygun keskinlik sağlanınca fermentasyonu durdurmak üzere ara ara tadına bakılan sirke, istenen lezzete kavuşunca temiz bir tülbent veya birkaç kat steril gazlıbez serilmiş süzgeçten süzülerek şişelere alınır ve lezzetini koruması için serin bir ortamda muhafaza edilir. Bu yöntemle yaptığımız sirkelerin PH’ı yaklaşık 3.4 oldu.

Kalan posayı da çöpe atmak yerine değerlendirmek mümkün, örneğin biz bu posaları asitli toprak seven açelya, ortanca veya likapa gibi bitkilerin dibine gömüyoruz.

Sirke çeşitleri insanın hayal gücüyle sınırlı gibi görünüyor. Hemen her ülkenin kendine özgü meyveleriyle yapılan sirkeleri var: örneğin uzak doğunun trabzon hurması, tropik ülkelerin ananas kabuğu sirkeleri gibi.

Buna ilaveten hazırlanan sirkelere yeni aromalar katmak üzere infüzyonlar yapmak mümkün. İnfüzyon yapmak için biz de hazırda bulunan elma sirkemizin içine ayva ve biraz şeker ekleyip, ağzını bir bezle örterek diğer sirkeler oluncaya kadar beklettik, hafif ayva aromalı güzel bir sirke oldu. Bazı kaynaklarda çamların iğne yapraklarıyla, taze biberiye, taze kekik gibi otlarla da böyle infüzyonlar hazırlanabileceğini okuduk.

Zehirsiz temizlikte sirke ve yeni deneyimler:

Taze meyvelerle, doğal bir biçimde yapılan sirkeyi temizlik işlerinde kullanmaya kıymak pek kolay değil. Yabancı kaynaklarda sık sık temizlik için kullanılması tavsiye edilen beyaz sirke (renksiz ve nispeten kokusuz) ya da yerli ismiyle sirke ruhu ülkemizde marketlerde satılmıyor. Doğal yöntemlerle yaptığımız sirke %5 civarında asetik asit ve çeşitli faydalı vitamin ve mineraller içeren bir meyve özüyken, sirke ruhu sadece asetik asit ve su içeriyor. Biz evimizde temizlik için çok miktarda kullandığımız sirke ruhunu hammade olarak satın aldığımız asetik asiti %5 oranında su (yani 950 mililitre suyu + 50 mililitre asetik asit) ile karıştırarak elde ediyoruz.  Bu beyaz sirkeyi (yaklaşık PH 2,7) bulaşıkta yağ çözücü, çamaşırda yumuşatıcı, bulaşık makinesinde parlatıcı, küvet ve lavabolarda kireç çözücü, sebze ve meyve yıkamada ve yüzey temizliğinde dezenfektan yerine kullanıyoruz.

Ayrıca sıkılmış limon kabuklarıyla infüzyon yapılan sirke en güçlü temizlik maddelerinden biri haline geliyor.

Bir de limon kabuklarının en az 3-4 gün sade suda bekletilmesiyle oluşan sıvı var ki, çamaşır temizliğinde bile epey etkili, yalnız sapsarı olup çamaşırı boyamaması için çamaşır sodası veya karbonatla bir araya getirmekten kaçınmak gerekiyor.

Tags:

59 Responses to “Sirke yapmamak olmaz!” Subscribe

  1. Özlem 25/02/2015 at 12:34 #

    Her zamanki gibi net ve detaylı anlatımınızla kaynak oluşturacak bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık.

  2. Hamit Kandilci 26/02/2015 at 00:49 #

    Çok faydalı bilgiler vermişsiniz, yüreğinize sağlık.
    7. maddeye kadar ev şarabı yapımı süreciyle aynen örtüşüyor. Anladığım kadarıyla, benim şarap yaparken kullandığım hava kilitleri, sizin sirke tarifinizde de kullanılabilir.
    Başarılarınızın devamını dilerim.

    • meyvelitepe 26/02/2015 at 01:06 #

      Hamit bey, teşekkürler. Evet şarap yapımında kullanılan hava kilitleri lastik eldivenlerin yerine kullanılabilir.

  3. saime akçura 27/02/2015 at 15:42 #

    merhaba meyvelitepe,

    ben ve eşim izmir karaburun’da yaşıyoruz 1.5 senedir. istanbul’dan feryat figan kaçarak geldik buraya. uzun yıllardır düşünü kurduğumuz hayatın içindeyiz işte şimdi.
    ve kendimize kadar küçük bahçemde bir şeyler yapıyorum. atalık tohumlar kullanarak toprağıma hiçbir kimyasal ilaç sokmayarak, toprak ne verdiyse börtü böcekle paylaşarak, doğal yollardan yaptığım ilaçları kullanarak…
    sizi de yakından takip ediyorum. çok değerli şeyler yapıyorsunuz, yol gösteriyorsunuz. aaa evet ya bu da böyle oluyormuş işte diye diye keyifle okuyorum yazılarınızı.
    size daha önce de yazmıştım kargo ile tohum göndermediğiniz biliyorum ama son kere daha sormak istiyorum. başka bir yerde bulamayacağım için size soruyorum, ne olur ve lütfen bana bir cevap verin.
    italyan domates
    kaliforniya biberi
    siyah domates*****
    santini domates
    jalopone biber tohumu yollar mısınız bana, posta ile olur, kargo ile olur nasıl isterseniz. bunun sizin için ekstra bir iş olduğunu biliyorum… ya da bana bu tohumları şurdan bulursun diye bir bilgi verir misiniz acaba

    saime akçura
    sevgiler

  4. nalan Güler 27/02/2015 at 19:26 #

    Merhaba ben de 4 yıldır elma sirkemi kendim yapıyorum. Tarif de örtüşüyor. Elinize,gönlünüze,klavyenize 🙂 sağlık olsun.
    Lütfen asetik asidi nerden alabileceğimizi de paylaşırsanız bu da işimize çok yarayacak.Sevgilerim ve bir gün komşu olmak hayalimin devam ettiğini bildiririm.

    • Meyvelitepe 01/03/2015 at 23:53 #

      Nalan hanım, çok teşekkürler. Asetik asit için mail adresimizden iletişim kurarsanız, linki paylaşırız:)

  5. yıldırım 28/02/2015 at 23:10 #

    Sayın Meyvelitepe , sitenize eklediğiniz şeker hastalarına çok yararlı olacak bu araştırmayı http://www.apple-cider-vinegar-benefits.com/vinegar-and-diabetes.html tercüme ederek özet bir bilgiyi bizimle paylaşırsanız çok memnun oluruz ,saygılarımla yıldırım

  6. H.Metin Kacargil 01/03/2015 at 00:16 #

    size her yönüyle, özellikle de beyninize ve ellerinize sağlık, teşekkürler.

  7. Şerafettin Aydoğdu 11/03/2015 at 13:30 #

    Bilgilendirmeleriniz için sağ olun, yürekten teşekkür ediyorum.

  8. Şerafettin Aydoğdu 11/03/2015 at 13:32 #

    Bilgilendirmeleriniz için sağ olun.

  9. yıldırım 29/03/2015 at 09:27 #

    Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz selamlar https://www.youtube.com/watch?v=d3iJhxU-8l0

  10. Havva Peynirci 23/06/2015 at 06:46 #

    merhaba, iyi ki gulizgul.blogspot. sizi bulmuş ve tavsiye etmiş.
    şöyle bir baktım bayıldım,akşama eşle birlikte iştahla gezineceğiz sayfalarınız da sevgiler

  11. Muharrem Yalçın 15/11/2015 at 18:32 #

    Merhabalar, 5-6 aydır farklı meyvelerle sirke yapmaya çalışıyorum. Son aşamayla ilgili birkaç sorum olacak. Yanıtlarsanız sevinirim. 1- Yazın yaklaşık 45-60 günün sonunda sirkemizin süzülerek kullanılabileceği belirtiliyor. Peki daha kaliteli-uzun süreli bir sirke yapacaksak bu 45-60 günün sonunda kavanozun kapağını tam kapatmadan sirkeyi süzüp, içinden de sirke anasını almak gerekir mi? 2- Sirkenin tamamlanma sürecinin gelip gelmediğini, ne kadar su ekleyebileceğimizi pH kağıtları kullanarak ölçebilir miyiz? 3- Olgun sirkenin günlük kullanımıyla ilgili ölçü ne olmalı? Günde bir çay kaşığı öneren de var, yarım çay bardağı öneren de… 4- Sirke anasıyla küfün yada yabani çiçek mantarının (çiçeklenmenin) farkını şansa bırakmadan anlamanın yöntemi var mıdır? Teşekkür ederim.

    • Meyvelitepe 16/11/2015 at 17:16 #

      Merhaba Muharrem bey, tarifte de yazdığımız gibi sirkenin oluşmasını sağlayan alkolü asetik aside çeviren bakterilerdir. Bu bakteriler de kendilerini besleyecek alkol olduğu müddetçe sirke içinde faaliyeti sürdürürler. Tüketecekleri madde bittiğinde bizim açımızdan fermantasyon işlemi de tamamlanmış olur. Dolayısıyla içine yabancı madde girmemesi için sirkemizi süzerek ağzı kapalı şişelerde saklamamız daha doğru olur.
      Sirkeye oluşum aşamasında dışarıdan su ilave edilmiyor. Ancak gerekli asit seviyesine gelip gelmediğini pH kağıtlarıyla ölçebilirsiniz, biz kullanmadık ama hobi amaçlı ev sirkesi üretenlere tavsiye ediliyor. Sirkenin istediğiniz keskinliğe gelip gelmediğine ise tadına bakarak damak tadınıza göre karar verebilirsiniz.
      Sulandırmak istiyorsanız bunu kullanırken yapabilirsiniz, örneğin bir çorba kaşığı sirkeyi bir bardak suya katarak tüketebilirsiniz. Günlük kullanım miktarları konusunda bilgimiz yok. Küf yeterince asidik olmayan ortamda oluşabilir ancak, dolayısıyla pH yükseldikçe küflenme olasılığı vardır, bunu da ölçerek anlayabilirsiniz. Ayrıca sirke anası küfe hiç benzemiyor, kaygan, genelde dağılmayan bir bütün ve tabaka halinde bulunuyor.
      Sirkeyi çok uzun süre saklamak isteyenlere bu işi meşe fıçılarda yapmaları öneriliyor. Biz cam şişelerde sakladığımız için bu konuda tecrübemiz yok, dilerseniz internetten araştırın.

      • Muharrem Yalçın 24/12/2015 at 12:29 #

        İşin kimyasını da katarak blogunuzda ürünleri anlatmanız çok hoşuma gitti. Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum. Cevabınız için çok teşekkür ederim. Karıştırma işlemi ile ilgili iki sorum olacaktı. İlk 2-3 günün sonunda havasız bir ortam yaratmak ve böylece alkol oranını arttırmak için eldiven kullandığımızda, sıvının üstünde kalan meyvelerin küflenmemesi için günde bir kez eldiveni çıkarıp kaşıkla karıştırma mıyız, yoksa eldiveni çıkarmadan, kavanozu çalkalamalı mıyız? Gaz çıkışı bitip artık eldiven yerine tülbent vb. ile kavanozu kapatarak ikinci fermentasyon aşamasına geçtiğimizde, artık karıştırmaya ihtiyaç kalıyor mu? Ve son olarak tecrübelerinize göre şişeleme işlemini yaptıktan sonra ara ara şişeyi açıp havasını almak gerekir mi, yoksa kaya tuzu ilavesiyle fermantasyonu tamamen durdurmak mı gerekir?

        • Meyvelitepe 26/12/2015 at 17:01 #

          Amacımız şarap değil de sirke yapmak olunca açıp karıştırmakta bir sakınca olmaz herhalde. Havalandırmalı aşamada da sıvının dışında kalan meyveler varsa sık sık karıştırmak iyi olur, böylece küflenip bütün sirkeyi bozmaları önlenmiş olur, veya belki onların üzerine çıkacak kadar, azıcık kaynamış soğumuş su ilavesi yapılabilir. Biz şişeledikten sonra bir daha havalandırma ihtiyacı duymadık, kapaklar da atmadı, tuz da hiç eklemedik. Fermentasyonu durdurmak için sirke pastörize edilerek saklanıyor, ama o zaman da canlılığını yitirmiş olacağı için tercih etmiyoruz.

          • Muharrem Yalçın 27/12/2015 at 00:35 #

            Tekrar teşekkür ederim. Bakalım nar, elma ve üzüm sirkelerim oldu. Sirke anaları tarif ettiğiniz gibi oluştu. Biraz daha olgunlaştırıp şişelemeye başlayacağım. Darısı kivi ve hurmanın başına 🙂

  12. Alfarabi 22/11/2015 at 12:13 #

    Merhaba,
    Su ana kadar okudugum en guzel Turkce sirke tarifi. Elinizi, dilinize saglik. Ingilizce bircok kaynak ta Apple Cider Vinegar (ela sarabi sirkesi) tarfini okudum sizin tarifiniz tam bize gore.
    Kendimize ait elma bahcemizden 150kg elma toplayip sirke yaptik. Keske sizin tarifi daha once gorseydim. Kismetse gelecek sene 5 ton kadar yapacagim. Bu sirkeyle kendi yetistirdigimiz organik sebzelerden tursu kuruyoruz. Herkes cok begeniyor.
    Sormak istedigim sunlar:
    1) Elma suyu ile dilim elma arasinda hangisi daha iyi sirke olur? Apple cider Vinegar elma suyundan yapilir?
    2) Sampanya veya Beyaz sarap mayasi tavsiye eder msiniz (ilk asamada).

    3)Amerikalilar sarap mayasi katmadan once elma syunu steril hale getirmek icin Campden Tablet (Sodyum Metabisulfit) kullaniyorlar. Tavsiye eder misiniz?

    4) Sirkemizi tursu icin daha zengin ve aromali yapmak icin ne tavsiye edersiniz? Cam ignesi, cok ilgimi cekti, baska neler var? Tursumuzun cok ozel olmasini istiyorum.

    Kilay gelsin

    • Meyvelitepe 24/11/2015 at 00:02 #

      Merhaba, sorularınıza bildiğimiz kadarıyla cevap verelim:
      1. Profesyonel olarak doğal sirke yapanların doğrudan elma suyunu kullandıklarını okumuştum, böylece hem sirkede tortu sorunu olmaz hem de içine su katılmadığından çok daha aromalı ve değerli bir sirke olabilir. Bence iki türlüsünü de deneyip aralarındaki farkı gözlemledikten sonra karar vermek en iyisi sanırım, çünkü elde edilecek sirke miktarları epey farklı olabilir.
      2. Biz de ilk aşamada şarap mayası kullanmıştık, bu dedikleriniz de olur herhalde.
      3. Biz herhangi bir kimyasal kullanmadık, zira amacımız piyasadakilerden farklı olarak doğal ve sağlıklı bir sirke yapmaktı. Ayrıca sodyum metabisülfit şarabı berraklaştırmak amacıyla kullanılıyor diye biliyorum, sirkede kullanıldığını duymadım.
      4. Genelde sirkede en çok kullanılan meşe aroması sanırım, sirkeler olduktan sonra meşe fıçılarda saklanıyor. Balsamik sirkelerin meşe fıçılarda yıllandırılarak yapıldığını da okumuştum. Turşuya farklı lezzetler katmak için baharatlar ve kokulu otlar kullanılıyor. En çok hardal ve kişniş tohumu, dereotu, kereviz tohumu veya yaprakları kullanılıyor ama ısırgan, hindiba ve benzeri otlarla da sirke infüzyonları yapılmış. Bunlar arasında kırmızı ahududunun taze filizleri ilginç, yabani böğürtlenlerin baharda toplanan taze filizleri de çok hoş bir aromaya sahip.
      Sanırım size cazip gelen seçenekleri az miktarlarda deneyip turşuda en iyi sonuç vereni bulmak için epeyce deney yapmanız gerekecek. Bu işlere merak ve zevk katan da bu tür deneyler değil mi? Şimdiden kolay gelsin!

  13. leyla 01/12/2015 at 06:19 #

    merhaba

  14. leyla 01/12/2015 at 06:22 #

    Teşekkürler paylaşım için,benim sirkemde on gün sonunda sirke sinekleri olustu ve kayboldu..Ne zaman süzmeliyim bilemedim alkol veya küften korkuyorum meyveler durdukca içinde

    • Meyvelitepe 02/12/2015 at 09:49 #

      Leyla hanım, sirke sinekleri hazırladığınız karışımdaki sıvının sirkeye dönüşmüş olduğuna işaret, fakat içine girdilerse kabın ağzı yeterince sıkı kapanmamış demektir. Hatırlarsanız yazıda sirke sineklerine dikkat çekmiştim, o yüzden kavanozun ağzını kapatmak için tülbent yerine penye kullanıyorum. Sirke sinekleri sirke kabının içine girdilerse mutlaka yumurtlamışlardır, kurtçuklar oluşabilir, o yüzden böyle bir sirkeyi güzelce süzüp temizlik işlerinde kullanmanızı tavsiye ederim.
      Ama sirke sinekleri kabın içine girememiş, sadece etrafta oluştularsa o zaman sirkenizi korumaya devam edin. Hazırladığınız karışım sağlıklı bir sirkeye dönüşmüş ise içinde kesinlikle alkol kalmamış demektir ve küflenme de olmaz, oluyorsa zaten sirkeniz olmamış yani bozulmuş demektir. Meyveler sudan daha fazlaysa, yani sıvının üzerinde kuruya kalan meyve varsa o zaman küflenme riski olabilir, çünkü o meyveler sirkeleşmeden çürür. Alkol konusunda ise endişe etmenize gerek yok, çünkü meyve içindeki şekerler mayalar tarafından alkole dönüştükten sonra havayla temas ettiği anda alkolü sirkeye dönüştüren bakteriler hızla üreyerek o alkolü tüketmeye başlar ve bunu da büyük bir hızla yaparlar. Zaten şarap gibi alkollü içkiler yapılırken havayla en ufak bir temasın olmaması en önemli koşullardan biridir, aksi halde şarap da sirkeye dönüşüverir.

      • leyla 04/12/2015 at 06:43 #

        çok teşekkür ederim faydalı oldu bilgileriniz ..kabin içine girmemişti sinekler …peki elmalarin daha ne kadar durmasını tavsiye edersiniz ,ne zaman suzmeliyım şuan kış diye serin yerde ve 3 haftası bitti

  15. leyla 01/12/2015 at 06:26 #

    elma sirkesi benim sirkem

  16. Deniz 05/12/2015 at 21:53 #

    Merhaba,benimde size iki sorum olacak. Yazdan beri sirke yapmaya çalışıyorum. Üzümü başaramadım sirke tadı yok, elma denedim oda olmadı. En son dolapta kalan az bir üzümü bir kavanoza kapattım ve kombu çayı yapılan mantardan ufak bir parça attım oldu. Aceba bu karışım tadı sirke gibi ama acayip bir şey olmuş mudur yenilebilir mi ne dersiniz? Birde bir ay önce yediğimiz elmaları yazlık evde küçük bir kavanoza kapatmıştım bugün baktım ki sirke olmuş hatta üzerinde ince bir tabaka jelimsi bir madde vardı(sirke anası denilen oluşum galiba). Bende süzdüm kapattım cam bir kavanoza. Jelimsi maddeleride olmayan sirkelere attım denemek için.Yalnız bu olduğunu düşündüğüm elma sirkesi çok keskin bu normal midir? Normal değilse ne yapmalıyım?

    • Meyvelitepe 08/12/2015 at 00:12 #

      Merhaba, anlattıklarınızı okuyarak sirkelerinizin olup olmadığına buradan karar vermek zor.

      Mikroorganizmalarla çalışırken güvenli ve sağlıklı sonuç verecek yöntemleri kullanmak en iyisi. Yukarıdaki yazıda kendi uyguladığımız yöntemi adım adım anlattık, sonuçta gönül rahatlığıyla tüketilebilecek sirkeler elde ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Dolayısıyla yöntem kendini kanıtladı.

      Biz sağlıklı olduğundan emin olmadığımız sirkeleri temizlik işlerinde kullanmıştık.

      • Deniz 09/12/2015 at 10:43 #

        Teşekkür edeirm cevabınız için. Sitenizi yeni buldum. Sizin yönteminiz şimdi deniyorum. Bir kaç sorum daha var size.

        *Şarap mayası olmadığından ve nereden bulunur bilmediğimden koymadım ama doğal elma sirkesi koydum sizce olur mu?
        *Sizin tarifte de tuz varmış gibi geldi çok az kaya tuzu atmıştım sorun olur mu?
        * Eldiven geçirdiğinizde eldivendeki hava bitince mi (şişkinliği inince)ikinci aşamaya geçiyorsunuz?
        *Normal koşullarda yaptığım az bir sirkem var. Tadı baya keskin olmasına rağmen tadı güzel, sirke olmuş gibi (daha önce sirke yapmadığımdan tad olarak değerlendiriyorum). Keskinlik zararlı mıdır su falan mı karıştırmalı veya biraz daha mı bekletilmeli?
        *Sirke sağlıklı mı anlamak için ne yapılır?
        *Ph 3,4 demişsiniz ph en az veya en fazla ne kadar olmalı?

        Kusura bakmayın çok soru sordum . Sirke yapmaya takmış durumdayım ama sağlıksız bir şey üretmekten de korkuyorum. Tekrar teşekkür ederim. Kolay gelsin.

        • Meyvelitepe 09/12/2015 at 16:02 #

          1. Sorunuzun yanıtını tarifin 2. adımında vermiştik zaten, şarap mayası şart değil, olsa da olur olmasa da. Sirke ikinci aşamaya geçildiğinde zaten eklenmesi gereken bir şey, ilk başta veya ikinci aşamaya geçişte eklenebiliyor.

          Yabancı kaynaklarda sirkeye tuz atıldığına hiç rastlamadım, ancak bize yazanlardan çok az tuz atanlar olduğunu duydum, zararı yok sanırım. Biz tuz koymadık.

          Evet, eldiveni şişiren gaz üretimi durduğunda, ikinci aşamaya geçiyoruz.

          Sirkenin keskinliği damak tadınızı ve sanırım sindirim sisteminizi ilgilendiren bir konu, dokunmuyorsa, tadını da beğeniyorsanız sorun olacağını sanmıyorum. Sirkeye su katmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.

          Sirke bozuksa, kokusu sirkeye benzemez, içinde yüzen çok ince, ipliksi beyaz kurtçuklar görülebilir, yüzeyde koyu gri, siyah veya yeşil küflenme olabilir, tadı çok kötü olabilir. Bu tür durumlarda kesinlikle kullanılmaması gerekir.

          Bazı kaynaklar elma sirkelerinde pH ‘ın 5’e kadar olabileceğini belirtiyor. Çok asidik beyaz sirkenin pH’ı 2,2 ancak bu durumda kuvvetinin yüzde 5 olması gerekiyor. Dolayısıyla 3 -5 arası pH tüketilebilir sirke oluyor.

          Biz de bir sürü deneme yanılmadan sonra bu tarifi bulduk, sağlıklı olduğuna inandığımız için de paylaştık. Sonuçta sirke konusunda yaptığımız sirkeler kadar deneyimliyiz, kimyager veya gıda uzmanı da olmadığımız için, daha etraflı bilgi verecek durumda değiliz maalesef.

          • Deniz 12/12/2015 at 16:38 #

            Bozuk olarak anlattıklarınız gibi bir şey görmediğime göre ilk yaptığım sirke olmuş demekki. Ph’ını arkadaşlarıma ölçtüreceğim. Eskiden insanlar kendileri yapıyormuş sirkelerini benim düşündüğüm gibi tuhaf organizmalar üreyecek değil herhalde. Ev ekonomisti birisine rastladım geçen ve sirke konusunu sordum. O da tuz katılmadığını söyledi. Yalnız yapımı ile ilgili söylediklerinde biraz fark var(süzme konusu). Sizin tarifinizi deniyorum şimdi. Çok teşekkür ederim.

  17. Deniz 31/12/2015 at 11:54 #

    Tekrar merhaba,
    Sizin çeşitli meyvelerden de sirke yaptığınızı görünce ayva reçeli yapmıştık kabuklarını denemek istedim. Ayva kabuğundan olur mu aceba sirke? Bir hafta oldu üzerinde örümcek ağı gibi beyaz ince bir tabaka oluşmaya başladı. Bu olmadığının göstergesi midir? Teşekkür ederim verdiğiniz tüm bilgiler için.

    • Meyvelitepe 31/12/2015 at 12:42 #

      Ayva kabuklarından sirke olur, ama en başta içine biraz şeker eklemek şart, çünkü ayvanın kendisi zaten şekeri yoğun bir meyve değil. Biz ayvayı daha önce yaptığımız bir elma veya armut sirkesine atıp infüzyon yapmayı tercih ediyoruz.
      Üstte oluşan tabaka gri veya yeşil olmadıkça, sirkede yüzen iplikçikler görülmedikçe sorun olduğunu sanmıyorum.

      • Deniz 31/12/2015 at 16:20 #

        Bal koymuştum ama çok fazla değil. Üstteki tabakayı takip edeceğim artık rengi değişirse atarım. Ayvanın sirkesinin kendisi gibi güzel kokulu oluyor mu?Teşekkür ederim . Yeni yılınız kutlu olsun.

        • Deniz 19/01/2016 at 22:10 #

          Sayın meyvelitepe fotoğraf ekleme şansım olsa size sormak istediğim daha net anlaşılırdı sanırım. Ayva kabuklarından yapmaya çalıştığım sirke sizin söylediklerinize de baktığımda olmaya başladı gibiydi fakat birden üzerindeki tabaka oluşumu hızlandı.En üstteki sirke anası oluşumu gibi görünen tabaka elmadan ve üzümden farklı. Kabarcık kabarcık araları kadifemsi beyaz krem renkli. Elma sirkesinde daha düz parlak bir tabaka oluşmuştu bu nedenle biraz şüphelendim. Siyah, yeşil küflenme yok. Aceba sirke bozuluyor mu? Siz ne düşünüyorsunuz?
          Bu arada az da olsa üzüm ve elma sirkesi yapmayı başardım sanırım. Ph ları 3,2 ve 3,3 tadları baya iyi. Teşekkür ediyorum tüm yardımlarınız için.

          • Meyvelitepe 23/01/2016 at 00:12 #

            Buradan tarifle fikir yürütmek zor. Bazı sirkelerde jölemsi tabaka yerine daha çok kefereye benzeyen ince bir tabaka oluşabiliyor. Bizde de bir sirkede öyle oldu fakat zamanla o da tabaka halinde aşağıya indi. Kabın ağzının yeterince hava alacak kadar geniş olmaması yüzünden olduğunu düşünmüştüm.

            Olan sirkelerinizi sağlıkla tüketin, yardımımız olabildiyse ne mutlu bize 🙂

  18. Deniz 26/01/2016 at 23:30 #

    Sayın meyvelitepe ince bir tabaka ne demek size yazdığımdan beri kabarcıklar büyüdü öyle hızlı kalınlaştı ki. Pis koku yok (ama değişik tatlımsı bir koku var sirke gibi değil), küf yok renkte tuhaflık yok ama üstteki tabaka bir garip. Ayva kabuklarından olunca belkide olmayacak başka bir oluşum bu üzerindeki. Neyse takip ediyorum bende merak ettim doğrusu olacak mı olmayacak mı veya ne olacak…
    Size bir sürü soru sordum ama bir sorum daha olacak ne olur kusuruma bakmayın. Dün elma sirkesi yapmak için dört küçük kavanoz kullandım. Eğer bunların tümü olursa miktarları az olacağı için birleştirebilir miyim yoksa her sirkeyi ayrı mı şişelemeliyim? Teşekkür ediyorum sabrınız için şimdiden.

  19. zgk 07/05/2016 at 23:54 #

    Methaba
    Ben de elma sirkesi yaptim cok da hijyenik calistim
    Sirkem cok kisa surede 1 iki haftada oldu gayet keskin tadı var
    Ama bulanık bulanik olmasi hosuma gitmemisti bir sitede bulanik olmasinjn da bozulma belirtisi olduğunu işe zararli bakterilerin karistiginin belirtisi oldugunu okudum
    Suzerken cok miktar elde egmek icin sıka sıka süzdüm
    Sirke icine baya pure gecmis bu purelerden mi bozuldu veya bu pureden mi bulanik görünüyor meyve nişastası da olabilir diye okumustum
    Nohut bulandirir diye nohut atmadim ama tuz atmistim
    Bulaniklik kesin bozulmus olmasi mi demek acaba
    Gerci ilk suzmenin ustunden baya gecti sirkeye karisan pureleri almak icin bugun tekrar suzdum genelde olmus sirke tursu zeytin vs ocine el girince mutlaka bozuluyor yani bozuk degildiyse bile artik bozulur 🙂

    • Meyvelitepe 09/05/2016 at 01:54 #

      Elma sirkesinin veya herhangi bir meyve sirkesinin bulanık olmamasını istiyorsanız, katı meyve sıkacağında suyunu sıkıp sirkeyi sadece meyvenin suyuyla yapmayı deneyin. İçinde meyve bulunan sirkenin bulanık olması normal. Biz genelde püreleşen meyve dibe çöktükten sonra mümkün olduğu kadar sarsmadan üstteki sıvı kısmı kepçeyle alıp, tülbentten süzüyoruz. Bu şekilde şişelere konan sirke zaman içinde, tortusu dibe çöktükten sonra berraklaşıyor. Sirke ile turşuyu yapanlar aynı bakteriler değil, dolayısıyla içine bulaşık el sokulmadıktan sonra sirkenin bozulacağını sanmıyorum. Yaptığınız sirkenin lezzetinin güzel olduğunu söylemişsiniz, ev yapımı sağlıklı ve çok şifalı böyle bir sirkeniz varken bulanıklığını dert etmeden gönül rahatlığıyla kullanın derim. Afiyet olsun!

  20. namık 26/05/2016 at 03:38 #

    merhaba
    tuzun alkolle birleşmesi
    sadece alkolün dışarıya çıkmasını hızlandırır
    şaraptan alkol elde ederken şarabın içine tuz eklendiğinde
    alkolün destilesini yardımcı olmasını sağlıyor

    • Meyvelitepe 28/08/2016 at 13:48 #

      Merhaba, dediğinizi merak edip araştırdım, fakat tuzun sadece damıtarak alkol elde edilirken (o da içine katmak suretiyle değil) kullanıldığını gördüm. Sirke işleminde tuzun herhangi bir katkısı olduğuna dair bir bilgiye rastlamadım. Elinizde bu konuda daha farklı ve ayrıntılı bir bilgi varsa, paylaşırsanız bizler de öğrenmiş oluruz.

  21. hatice 28/08/2016 at 10:17 #

    merhabalar
    Sirkemi kuralı 1 ayı geçti sinek oluşmadı, siyah bir küf tabakası oldu,bu tabakayı attım sirkemeyi karıştırdım.Acaba sirkem bozulmuşmu dökeyimmi
    Cevaplarsanız çok sevinirim teşekkürler

    • Meyvelitepe 28/08/2016 at 13:04 #

      Hatice hanım sirke veya benzeri fermantasyonla yapılan besinlerde siyah veya yeşil küf oluştuğunda bir sorun var demektir. Üzerinde siyah küf oluşmuş sirkeyi, küfü alsanız bile besin olarak tüketmeyin, küfün gözle görülmeyen sporları hala sirke içinde olabilir. Sirke için kullandığınız meyvelerde gözünüzden kaçan bozuk bir kısım veya ilk etapta kabın ağzının iyice kapalı olmaması nedeniyle havadan karışan sporlar gibi küçük ayrıntılar buna sebep olmuş olabilir.

  22. Erkan 14/10/2016 at 18:46 #

    Merhaba sayın Meyvelitepe,internetteki bütün tariflerde kavanozun ağzı hava almayacak şekilde kapanmamalı diyor,sizin tarifte belirli bir süre hava almayacak şekilde kapanması gerektiği yazıyor.Kapanmasının bi açıklaması varmı acaba kapanırsa ne olur kapanmazsa ne olur?

    Kavanozun ağzına taktığınız eldivenlerin uçlarını deliyormusunuz?Enzim yaparken buna benzer bir yol izliyorduk uçlarını deliyorduk patlama riskine karşı,bunda olay nasıl işliyor?
    Teşekkürler iyi akşamlar…

    • Meyvelitepe 14/10/2016 at 21:09 #

      Kapağın neden kapanması gerektiği yazıdaki sirke tarifinin 6.maddesinde yazılı.

      Eldivenlerin uçlarını isterseniz bir iğne ile delebilirsiniz. Gaz çıkışının yoğun olduğu bir kaç gün arada bir eldiveni hafifçe gevşetip gazın boşalmasını sağlamak da mümkün.

      • Erkan 14/10/2016 at 21:40 #

        Demek istediğim kapağı kapatmayanlarda sirke yapıyor,sizin burda kapağı kapatmanız süreci mi kısaltıyor,kapatmasak sirke yinede olur mu?

        Bayadır kafama takılan bir konu var.30 yıldır sağlıklı beslenme ve yaşam koçluğu yapan youtube de videolarını izlediğim bir çift var.Elma sirkesi hakkında,sabahları hakiki elma sirkesi için diyor.Hakiki elma sirkesi alkal’dir diyor özellikle üstüne basarak.Sirke nasıl alkal olabilir anlamadım dizce mümkün mü?Sonuçta hakiki bir sirke var ise sizin tarifini verdiğiniz sirke’dir.Onun’da ph nın 3-5 arasında olması gerektiğini söylediniz yanlış hatırlamıyorsam.Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

        • Meyvelitepe 15/10/2016 at 00:53 #

          Bir çok farklı yöntem ile sirke yapan var, bir şey diyemeyiz. Bizim yaptığımızın bilimsel bir temeli var, muhtemelen de mayaların daha fazla alkol üretmesini, dolayısıyla daha fazla miktarda alkolün asetik asite dönüşmesini sağladığını, Türkçesi daha keskin sirke elde edilmesini sağladığını söyleyebiliriz.

          Sirkeyi sirke yapan şey içindeki asetik asittir. Asetik asit de adı üzerinde bir asittir ve asitiktir. Tuhaf bir asit vurgusu oldu galiba ama %5 civarında asetik asit ve su içeren bir sıvının PH derecesi 3-4 arasında olur. Alkali bir sıvıda asetik asitin varlığından bahsedilemez herhalde. Asetik asit dışındaki sıvı alkali olduğunda asit ile reaksiyona girer ve başka bir bileşiğe dönüşür.

          • Erkan 15/10/2016 at 17:37 #

            Sayın Meyvelitepe öncelikle verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim.Her şey yolunda gitti üzüm ve elma sirkesi yaptık diyelim,bir sonraki yapacağımız sirke için ikisininde sirke anasını saklamalımıyız,yani elmanın sirke anasını illaki sadece elma sirkesi yaparken mi kullanabiliriz yoksa bir çeşit sirke anasını saklamamız yeterli ve bunu hepsinde kullanabilirmiyiz?Aynı soru sirkeyle mayalama içinde geçerli,diyelim elma sirkesi yapacağız evdede üzüm sirkesi var bu durumda üzüm sirkesini,yapacağımız elma sirkesini mayalamada kullanabilirliyiz?

            Son olarak elimizde daha önceden yaptığımız sirkemiz var ve tekrar sirke yapmak istiyorsak,yeni yapacağımız sirkeyi mayalamak için önceden yaptığımız sirkeden katmak ile sirke anası katmak arasında fark varmıdır,yani sirke anasını saklamaya gerek var mı daha mı etkili?Yoksa tamamen yanlış mı anladım hem sirke hem sirke anası mı katılmalı?
            Saygılar…

          • Meyvelitepe 15/10/2016 at 20:14 #

            Elinizdeki doğal sirke olduktan sonra olur. Yani, geçen sene üzümden yaptığınız sirkeyi bu yıl elma sirkesinde mayalama amacıyla kullanabilirsiniz. “Mayalama” lafın gelişi, aslında eski sirkedeki bakteri sporlarını yeni sirke adayına taşıyorsunuz, aşılama demek daha doğru olur herhalde. Aslında bunu yapmasanız bile sirke yapıcı bakteriler havadan geliyor zaten, siz sadece işi biraz hızlandırmış oluyorsunuz. Farklı meyvelerde bakterinin farklı suş(strain)’larının oluştuğuna dair bir veriye rastlamadık (özel olarak aramadık da), bu yüzden farketmez diye var sayıyoruz.

            Biz sirke anasını saklamıyoruz, sadece geçen yılın süzülmüş sirkesinden kullanıyoruz. Bu yüzden geçen seneden sirke anası kullanmak ile doğrudan sirkenin aşılama amacı ile kullanımı arasında bir fark olup olmadığını deneyimlemedik.

          • Erkan 29/10/2016 at 19:04 #

            Tekrar merhaba,bu aralar sirke olayına sarmış durumdayım.Cam kavanoz,ilaçsız elma derken tüm çabamız doğal bir sirke elde etmek.Bu aşamada tek doğal olmayan içine aşılamak amacı ile eklediğim hazır sirke(doğalı elimde yok) son mesajınızdan yola çıkarak,sirke katmadan uzunda sürse sirke elde etmek istiyorum,böylelikle ilk doğal sirkemi elde etmiş olacağım.Aşılayıcı sirke eklemeden oluşacak sirkem 3-4 ay gibi bir sürede oluşabilir mi,sirke eklemeden yoluma devam ettiğim için fermentasyonun ikinci aşamasında zararlı bakterilerin bulaşma riski vs olabilirmi,aşılayıcı eklemezsem sadece zamanımı uzar,siz böyle bir deneme yaptımız mı?
            Teşekkürler.

          • Meyvelitepe 29/10/2016 at 21:37 #

            Hazır sirkeyi aşılama için kullanmanın bir anlamı yok, zira o sirkeler fabrikasyon asetik asiti sulandırıp, içine boya ve aroma katılarak yapılıyor. Yoksa gerçek meyveden yapılmış doğal sirkenin şişesinin 1 liraya satılma ihtimali yok. Bu sirkelerin içinde alkolden asetik asit üretecek bakteri sporları da yok. Bu yüzden bir işe yaramazlar.

            Doğal sirke için ille de aşılama yapmak gerekmiyor. Asetik asit bakterileri havada da vardır ve havadan gelirler. Ortam alkollü olduğu için başka bakteriler yaşam ortamı bulamazlar.

            Evet, ilk sirkemizi aşılama yapmadan yapmıştık, gayet de güzel olmuştu.

          • Erkan 30/10/2016 at 11:00 #

            Aşılama konusu tam düşündüğüm gibiymiş,hazır alınan sirkeyi kullanmaktansa kullanmamak daha iyiymiş.On gün önce hazır sirke ile aşılayarak bir kavanoz kurmuştum,onu yinede kullanacağım,tahminimce 2 lt orjinal sirkeye 100 ml fabrikasyon sirke karışmış gibi olacak.Kendileri ilk göz ağrım olacak.

            Doğa gerçekten ne kadar harika yaratılmış hayran olmamak elde değil.Her bakteri ve her canlı doğada hazır olarak bekliyor,zamanı gelince işe koyuluyor.

            Sayın Meyvelitepe diğer bir konu su konusu,turşu tariflerinde olsun,sirke tariflerinde olsun hep aynı şey söyleniyor,musluk suyu kullanmayın,içme suyu kullanın,veya klorsuz su kullanın.İyi ama içme suyundan kasıt hazır aldığımız sular ise onların değerine baktığımızda klor var gözüküyor.Burada çabamız şu mudur,tamamen klorsuz kullanmak zaten mümkün değil biz en az klorlu olanı kullanmalıyız.Musluktan aldığımız suyu 1 gün bekleterek klorunun uçtuğu söyleniyor,bu haldeki su hazır sular ile aynı ayara gelmiş olur mu illede hazır su deniyorsa sorun deil altı üstü 2-3 lt su kullanacağız ama farzedelim ki o bile mevcut değil o yüzden bunu netleştirmek istiyorum.

            Klorlu su ile bitkileri sulamak’ta iyi değil durum böyle iken suyu ne şekilde kullanacağımız büyük önem kazanıyor.
            Bu akşam sirke kurmayı düşünüyorum,bitkilerimi sulamak için 5 lt lik pet şişelerde sürekli musluk suyu dolu vaziyette bulundururum,ağzı açık olarak,şişenin ağzı dar oluyor biliyorsunuz,bu genişlik klorun uçması için yeterli midir?Sirke yapımında bu suyu kullanmayı düşünüyorum.İçine sinek vs kaçsa bunu görürüm onun dışında şişelerin içine göremediğim zararlılar hava yoluyla bulaşıyor olabilir mi,ağzı tülbentli mi muhafaza etmek gerekir,tülbent örtersek klor yine uçabilir mi?

            Bitkiler olsun,sirke yapımı olsun,turşu yapımı olsun,hep bakteriler vasıtasıyla gerçekleşen olaylar zincirinden oluşuyor.Klor bakterileri öldürüyor bildiğim kadarı ile.Burada klor ile kreç karıştırlıyor sanki.Bu konuda şöyle bir soru sorayım,suyun klor’u kaynatılarak uçurulur mu?

            Turşu kurarken turşu suyunun kaynatılmasını söyleyen tariflerde var,burada amaç hijyenik su elde etmek olamaz sanırım.Amaç kireci dibe çöktürmek ise,o zaman kireçte bakteri’leri öldürüyor diyebilirmiyiz?Ayrıca kireç zararlı ve dibe çöktürülmeye çalışılıyor ise neden hiçbir tarifte suyun dibinde kalan kısmı kullanılmamalı demiyor?

            Toparlamam gerekirse
            1.Turşu ve sirke yaparken hazır su mu kloru uçurulmuş musluk suyu mu kullanılmalı?
            2.Musluk suyunun kloru 24 saat bekleyerek ve kaynatarak iki şekilde de uçurulur mu?
            3.Musluk suyu klor uçurmak için dinlendirilirken 5 lt. Pet şişenin ağız genişliği yeterli mi şişenin ağzına bir tülbent örtülmeli mi(içme suyumuzun ağzını kapalı tutuyoruz bu suyu da gıdalarımıza katacağız)
            4.Siz elma sirkesi yaparken balon takılı haldeyken üstte kalan elmaları kaç günde bir karıştırıyorsunuz,veya karıştırıyormusunuz,elmalar her şekilde suyun üstüne çıkıyor küflenirler diye korkuyorum.Aklıma kavanozun ağız kısmına cam çay tabağı koymak gibi bir şey geldi ama hava iletişimini kesermi bilemedim.

            Son olarak sayın Meyvelitepe size çok teşekkür ediyorum.Bu kadar soru sorduğum için bana kızmayın ne olur.Bu sorulara verilen cevaplar,yüzlerce belkide binlerce kişinin kafasındaki soru işaretlerini giderecektir.

          • Meyvelitepe 31/10/2016 at 08:47 #

            Hazır suların klor oranlarının düşürülmüş olduğu var sayılır. Gerçekte öyle midir bilmiyoruz doğrusu. Musluk suyunu kaynatıp soğutmak klordan arındırmak için en garantili yöntem. Bu yapılamıyorsa mümkünse geniş ağızlı bir kapta 1-2 gün bekletilmeli. Sudaki kirecin bakterilere bir etkisi olmaz.

            Biz sirke yaparken üstteki meyveleri karıştırmayı çoğu zaman atlıyoruz, bazen 1-2 kez karıştırdığımız oluyor. Şimdiye kadar bu meyvelerin küflendiğini görmedik, zaten bir müddet sonra elmalar dibe çöküyorlar. Kavanozun üzerine cam tabak koymanın bir faydası yok, aksine havayı kesmesi muhtemel. En iyisi penye gibi bir bezi kapayıp etrafını lastik gibi bir şeyle iyice sıkmak.

  23. ceren 12/11/2016 at 19:32 #

    merhaba ben üzüm sirkesi yapıyorum ilk 2 hafta hergün karıştırdım. Meyveler dibe çökünce karıştırmayı bıraktım. fakat kavanozların ağız kısmında beyaz tortular var . Siz küfü gri siyah ya da yeşil tarif etmiştiniz. Ne yapmalıyım kullanılamaz mı bu sirke şimdi

    • Meyvelitepe 13/11/2016 at 00:23 #

      Beyaz tortular dediğiniz jölemsi bir maddeyse sirke anası olabilir. Bizim sirkelerde de sirke anası oluşuyor, hatta epeyce kalınlaşıyor, yukarıda en alttaki fotoğrafta tabak içindeler. Yok eğer beyaz tortular turşularda oluşan kefere dediğimiz maddeye benziyorsa o da zararsız. Koku önemli, sirkeye ait olmayan veya nahoş kokular yoksa, muhtemelen her şey yolunda demektir..

  24. Fatma Ümit 28/11/2016 at 11:05 #

    Meyveli Tepe,Selam
    19 Eylül’de bahçemizdeki üzüm(Karadeniz kokulu üzüm)ile toprak sırlı çömlekte sizin yönteminizle sirke kurdum.
    Neredeyse 2 ay boyunca izlenimlerimi siznle paylaştım.ilk defa denedğim için aşamalarını izleyerek gördüm .
    Üstünde oluşan beyazımsı kaygan oluşumu tarif edemediğim ve anlamadığım için hep kepçe ile topladım.Artık ne olursa diye beklemeye başladım.İlk defa geçen hafta evin içinde sirke sinekelerini uçarken gördüm.Ve bu sabah kontrol etmek için üzerine örttüğüm bezi açtığımda çok mutlu oldum.Sirke anası oluşmuş ve o beyaz görüntü tamemen kaybolmuş.
    Paylaşmak istedim çünkü sirke yapımı ile ilgili yazıllanları okuduğumda bana çok yardımcı oldu.
    Katkılarınız ve verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.Sağolun Fatma Ümit. .

  25. Kenan 02/12/2016 at 17:09 #

    havasız ortamda, karbondioksiti dışarı atacak şekilde düzenek kurduk. Bu aşamaya kadar her şeyi yaptık. Gaz kabarcıkları çıkması bitince, kabın ağzına sık bir tülbent kapatıp oksijen almasını sağladık. 4 haftadır bekliyoruz. Tık yok. Sirke kokukusu filan yok. Niye acaba? Maya olarak 7. aşamada, endüstriel sirke koyduk. Ondan mı acaba? Asetik asit bakterileri, bol alkollü bu sıvıya niye gelmiyor? Köylü arkadaşlarıma da bir sürü hava atmıştım. Madara olduk.
    verdiğiniz tarifin 4. aşamasındaki, sirke ekleme olayını biz 7. aşamasında ekledik. o da endüstriel sirke. Köylülerden alacaktım, ancak onlar, elma veya üzüm suyunu şişeye doldurup, içine tuz basıp. kapağını sıkıca kapatıp bekliyorlar. Sirke demek için şahit lazım. Sonra tuz bakteri üremesini engelleyen bir madde. Niye olmadı acaba? Sirke mayası mı eksik? ortam ısısı: 16-21 derece.

    • Meyvelitepe 02/12/2016 at 20:49 #

      Endüstriyel sirkede sirke yapıcı bakteriler bulunmaz. Bu bakteriler havadan da gelir ama mevsim itibarıyla sıcaklık seviyeleri düştü. Yazın 2-3 haftada olan sirke şimdi 2-3 ay alabiliyor.

  26. Erkan 15/01/2017 at 21:41 #

    Merhaba sayın Meyvelitepe,sizinde yardımlarınızla çok güzel sirkeler yaptım,kimisi oldu kimisini azdaha bekleteceğim.Özetleyecek olursam,elma ile yaptım,üzüm ile yaptım,sadece elmanın suyu ile ve sadece üzümün suyu ile yaptım,nar ile yaptım,baya bir çeşit oldu.Şunu belirteyim nar hiç ummadığım bir şekilde üzüme rakip oldu,ayrıca çocukluğumda yediğim salataların tatlarını şimdi neden alamıyorum sorusunun cevabı burada saklıymış.Artık salata yediğimi hissediyorum,evde sirke yapmayan çok büyük zarardadır bence.Sadece elma suyundan yaptığımda renk ve tat olarak müthiş görünüyor.Şu anda sirkelerim 2.5 aylık oldular.
    Yakında sirkelerimi süzüp şişelere alacağım ve buzdolabına koymuyorum,mutfak tezgahının altında muhafaza etmeyi düşünüyorum,sanırım orası uygun olur,kapaklarda patlama felan olmaz sanırım.
    Gelelim sadede,temizlik için limon sirkesinden bahsediliyor,limonda kurmaya karar verdim ve kurdum.2 kg limon ve 1 kg portakalı dörde bölüp kabuklarıyla kavonaza doldurdum biraz ezmeye çalıştım sonra su doldurdum,ev yapımı sirkemden ve şeker ekledim ağzına tülbent koydum,ilk 4 gün böyle kaldı,sonra eldiven taktım.Hergün karıştırıyorum fakat daha köpürme ve eldivende şişme yok,ama suda bir bulanma var,limonun suyu suya karışıyor galba.
    Limon diğer sirkelerime benzemedi,bu limonun zaten asitli oluşundan mı kaynaklanıyor acaba maya bakterileri o ortamda yaşayamıyormu diye aklıma geldi,ama suda ekledik ortam alkalleşti diye düşündüm sonra.Bu bekleyişin sonunda birşey oluşacak ama o oluşan önceki yaptıklarım gibi anası olan keskin bir sirke mi,yoksa limon suyu mu olacak acaba?Bu konuda bir fikriniz varsa vaktiniz olduğunda yazarsanız sevinirim.

  27. Eda 19/03/2017 at 11:30 #

    Merhabalar
    Öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Daha önce birkaç sirke tarifi denedim fakat olmadı. Sizin tarifiniz ile muhteşem sirkelerim oldu.

    Bir sorum olacak. Sirkemi süzdükten sonra sirke anası oluşumu devam ediyor. Hatta 4-5 adet sirke anası oluşup dibe çöktü bir kavanoz içinde. Bu konuda ne yapmalıyım. İçinde beklemelerinin bir sakıncası var mı? Sanki bekledikçe tadını değiştiriyor. ana oluşumunu durdurmak için bişi yapmalımıyız?? İYİ GÜNLER DİLİYORUM.

  28. Mehmet Şerafettin Onurgil 26/06/2017 at 10:37 #

    Merhabalar,

    Tarifinizle ilk defa yaptığım elma sirkesi başarılı oldu ama daha sonra katı meyve presi alınca elma suyu ile denedim.
    Başarısız oldu yani her şey nırmal görünüyor ama sanki hafif bir aseton kokusu var. Bunu döktüm tekrar yaptım ama onda da var sanki tehlikeli bir durum mudur, sebebi ne olabilir yardımcı olabilirseniz sevinirim.

Leave a Reply

Yine Zeytin Lezzeti

Bahçemizdeki Karamürsel-Su çeşiti zeytinleri iyice kararmadan toplayıp kalamata yapmak üzere salamuraya koymuş, Samanlı çeşitini ise iyice olgunlaşıp biraz su kaybetmesi […]

Zeytin Zamanı – 5

Aralık başı itibarıyla tüm zeytinler toplandı. Havalar uygun olsaydı dostlarımızı da davet edip zeytin toplama şenliği düzenlemeyi düşünüyorduk ama olmadı. […]

Hurma Zamanı

Geçen yıl hurma ağacımızdaki meyveleri toplamış, eşe dosta dağıttıktan sonra geriye kalan 150 kg kadar meyveyi ziyan olmasın diye yardımcımıza […]

Hurmayı kurutsakta mı saklasak…

Cevizler, kestaneler, zeytinler, inşaat işleri, bahçe bakımı ile ilgilenirken, hiç bir şey beklemeden sessizce meyvelerini sunan sevgili Hurma ağacımızı hakettiği […]

“Afedersin Kalamata”

22/11/2007 Üvez, kestane derken, hasat sırası gözümüz gibi baktığımız zeytinlere geldi. Köyde hemen herkesin bir zeytin bahçesi ya da bahçesinde […]